6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kambiyo senedinde şahsi definin cirantaya ileri sürülememesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3129 E. 2022/8309 K. · · İlk derece: 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Çekte ciranta konumundaki hamile karşı açılan menfi tespit davasında, çekin hile ile alındığını ispat yükü davacıdadır; tapu kaydı veya taşınmazın üçüncü kişice devredilmiş olması gibi dolaylı olgular hile iddiasını ispata yetmez. Satış bedelinin ödenmemesi şahsi def'i niteliğinde olup, ancak cirantanın çeki kötüniyetle iktisap ettiği ispatlanırsa ileri sürülebilir; kambiyo senetlerinin soyutluğu gereği ciranta iktisap sebebini açıklamak zorunda değildir.

Ele alınan sorunlar

Çeklerin hile ile alındığı iddiasına dayalı menfi tespit ve istirdat talebi → ret

İddia: Davacı, iade edilmek üzere aldatılarak alınan çeklerin iade edilmeyip icra takibine konulduğunu, davalıya borcu bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava konusu çeklerde davalı cirantadır ve ciro silsilesinde kopukluk yoktur. İspat yükü kendisinde bulunan davacı, çeklerin aldatma (hile) sonucu davalı tarafından alındığını usulünce kanıtlayamamıştır; delil olarak dayanılan tapu kayıtları taşınmazın muvazaalı veya bedelsiz devredildiğini göstermez, salt taşınmazın üçüncü kişi tarafından davalıya satılmış olması hile iddiasının kabulüne yeterli değildir. Davacının yemin teklifi üzerine davalı yemini usulüne uygun eda etmiştir. Satış bedelinin ödenmediği iddiası şahsi def'i niteliğinde olup, davalının çeki kötüniyetle iktisap ettiği iddia ve ispat edilemediğinden bu def'i davalıya karşı ileri sürülemez; kambiyo senetlerinin soyutluğu ilkesi gereği davalının çeki iktisap sebebini açıklama yükümlülüğü de yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Kambiyo senetlerinin soyutluğu gereği, satış bedelinin ödenmemesine dayalı şahsi def'inin cirantaya ancak kötüniyetli iktisabın ispatı halinde ileri sürülebileceği ve hile iddiasının ispat yükünün davacıda olduğu yönünden Yargıtay'ca onanan holding niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit çek istirdadı kambiyo senetlerinin soyutluğu ciranta ciro silsilesi şahsi def'i kötüniyetli iktisap ispat yükü yemin delili

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/3129 E.  ,  2022/8309 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03.07.2018 tarih ve 2017/816 E. - 2018/670 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.01.2021 tarih ve 2019/8 E. - 2021/45 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 27.10.2012 tarihinde maliki bulunduğu Ayvalık İlçesi, Mithatpaşa Mahallesi’nde bulunan 1681 ada 1 parsel sayılı taşınmazını Biteksis Bilgisayar'a 1.100.000,00 TL'si peşin, geri kalan 650.000,00 TL'si çeklerle ödenmek üzere 1.750.000,00 TL'ye sattığını ve tapuyu devrettiğini, alıcı firma tarafından ödenmesi gereken 1.100.000,00 TL ödenmediği gibi müvekkiline dava konusu Yapı Kredi Bankası’na ait keşidecisi Biteksis Bilgisayar olan 22.03.2013, 19.04.2013 ve 17.05.2013 keşide tarihli ve her biri 47.500,00 TL bedelli çekler ile davalının davacıdan aldığı fakat takibe konulmayan ve akibeti belli olmayan toplam 650.000,00 TL tutarındaki çeklerin verildiğini, çeklerin günü gelmeden taşınmazın üçüncü şahıs olan Sepken Tarım Ürünleri'ne devredildiğini, davalının, taşınmazın üçüncü şahıslara satıldığını, bu nedenle çeklerin arkasına üçüncü şahıs firmanın ciro yapması gerektiğini beyan ederek çekleri müvekkilinden aldığını, davalının çeklerin arkasına Sepken Tarım Ürünleri ve Yusuf Tekin'in imzasını aldıktan sonra çekleri müvekkiline iade etmeyip muhatap bankaya ibraz ederek arkasını yazdırdığını ve İstanbul Anadolu 11.

İcra Dairesi'nin 2013/15917 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığı gibi herhangi bir mal veya hizmet de almadığını, iade edilmek üzere aldatılarak davalı tarafından alınan çeklerin iade edilmediğini iddia ederek takibe dayanak çekler nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin istirdadına ve %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, her ne kadar menfi tespit davalarında davalı/alacaklı taraf alacaklı olduğunu ispat etmekle mükellef ise de bunun istisnasının kambiyo senetlerine karşı açılan menfi tespit davası olduğunu, davaya konu icra takibinin mesnedi kambiyo senetlerinden olan çek olup davacı tarafın takip konusu çekleri cirolayıp müvekkiline verdiğini kabul ettiğini, bu durumun davacının müvekkiline olan borcunu ikrar ettiği anlamına geldiğini, aksi durumun davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, davacının hile ve tehdit iddiasının gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi’nce, davacının davaya dayanak olarak gösterdiği olguların kesin deliller ile ispat edilmesi gerektiği, ancak davacı iddialarının ispatlanamadığı, davacı tarafça teklif edilen yeminin de davalı tarafça eda edildiği gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi’nce, dava konusu çeklerde davalının ciranta olduğu, ciro silsilesinde bir kopukluk bulunmadığı, ispat yükü üzerinde bulunan davacının, çeklerin aldatma sonucunda davalı tarafından alındığı hususunu usulünce kanıtlayamadığı, davacının delil olarak tapu kayıtlarına dayandığı, taşınmazın muvazaalı olarak ve ödenmediği iddia edilen 1.100.000,00 TL karşılığında devredildiğine dair bir herhangi bir delil bulunmadığı, salt taşınmazın Sepken Tarım Ürünleri tarafından davalıya satılmış olmasının hile iddiasının varlığını kabule yeterli olmadığı, davacının yemin teklifi üzerine davalı tarafından usulüne uygun olarak yeminin eda edildiği, davacının, taşınmazın satış bedelinin ödenmediği iddiasının şahsi defi niteliğinde olduğu, davalının çeki kötü niyetli olarak iktisap ettiğinin de iddia ve ispat edilemediğine göre bu definin davalıya karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, kambiyo senetlerinin soyutluğu ilkesi gereğince davalının çeki iktisap sebebini açıklama yükümlülüğü bulunmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/849900900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/8 E. 2021/45 K.

Kambiyo senedinde soyutluk ilkesi ve aldatma iddiasının ispatı

Gerekçe özeti

Kambiyo senedine (çeke) dayalı borçlu olunmadığının tespiti davalarında, kambiyo senetlerinin soyutluk ilkesi gereği borçlu olmadığını ileri süren taraf bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Çekin hile ile alındığı iddiası; aldatma eylemi, aldatma kastı, zarar ve nedensellik bağının varlığı ile kanıtlanmalıdır, salt dolaylı olgulara (örn. taşınmazın üçüncü kişiye satılması) dayanmak yeterli değildir. Ciro silsilesinde kopukluk yoksa ve hamilin kötü niyetle iktisap ettiği ispatlanamamışsa, önceki ilişkilere dayanan şahsi def'iler hamile karşı ileri sürülemez.

Emsal değeri

Kararda, kambiyo senedine dayalı menfi tespit davasında soyutluk ilkesi çerçevesinde ispat yükünün senet borçlusuna ait olduğu ve taşınmaz satışından kaynaklanan şahsi def'ilerin kötü niyeti ispatlanamayan hamile karşı ileri sürülemeyeceği yönündeki değerlendirme, benzer uyuşmazlıklar için bölgesel ikna edici bir emsal teşkil etmektedir.

Kavramlar: kambiyo senedinde soyutluk ilkesi menfi tespit davası hile (aldatma) şahsi def'i ciro silsilesi kötü niyetli iktisap ispat yükü yemin

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/8

KARAR NO 2021/45

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 03/07/2018

NUMARASI 2017/816 Esas - 2018/670 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/01/2021

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin 27.10.2012 tarihinde maliki bulunduğu ... İlçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada ... parsel sayılı taşınmazını ...

1. 100.000.-TL'si peşin, geri kalan 650.000.-TL'si ise çeklerle ödenmek üzere 1.750.000-TL'ye sattığını ve tapuyu devrettiğini, fakat alıcı firma tarafından ödenmesi gereken 1.100.000.-TL ödenmediği gibi, müvekkiline dava konusu ... Bankasına ait keşidecisi ... Bilgisayar olan 22.03.2013, 19.04.2103 ve 17.05.2013 keşide tarihli ve her biri 47.500.-TL bedelli çekler ile davalının davacıdan aldığı fakat takibe konulmayan veya akibeti belli olmayan toplam 650.000.-TL tutarındaki çeklerin verildiğini, çeklerin günü gelmeden taşınmazın üçüncü şahıs olan...devredildiğini, davalının, taşınmazın üçüncü şahıslara satıldığını, bu nedenle çeklerin arkasına üçüncü şahıs firmanın ciro yapması gerektiğini beyan ederek çekleri müvekkilinden aldığını, davalının çeklerin arkasına ...

imzasını aldıktan sonra çekleri müvekkiline iade etmeyip muhatap bankaya ibraz ederek arkasını yazdırdığını ve İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığı gibi herhangi bir mal veya hizmet de almadığını, iade edilmek üzere aldatılarak davalı tarafından alınan çeklerin iade edilmediğini belirterek, takibe dayanak çekler nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin istirdatına ve %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; her ne kadar menfi tespit davalarında davalı/alacaklı taraf alacaklı olduğunu ispat etmekle mükellef ise de, bunun istisnasının kambiyo senetlerine karşı açılan menfi tespit davası olduğunu, davaya konu icra takibinin mesnedi kambiyo senetlerinden olan çek olup, davacı tarafın takip konusu çekleri cirolayıp müvekkile verdiğini kabul ettiğini, bu durumun davacının müvekkiline olan borcunu ikrar ettiği anlamına geldiğini, aksi durumun davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, davacının hile ve tehdit iddiasının gerçek dışı olduğunu belirterek, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacının davaya dayanak olarak gösterdiği olguların kesin deliller ile ispat edilmesi gerektiği, ancak davacı iddialarının ispatlanamadığı, davacı tarafça teklif edilen yeminin de davalı tarafça eda edildiği gerekçesiyle davanın reddine, davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; müvekkilinin 27.10.2012 tarihinde maliki bulunduğu taşınmazını ...

1. 100.000.-TL'si peşin, geri kalan 650.000.-TL'si ise çek ile ödenmek üzere 1.750.000-TL'ye sattığını ve tapu devrini yaptığını, fakat alıcı firma tarafından ödenmesi gereken 1.100.000.-TL ödenmediği gibi, müvekkiline dava konusu çeklerin satış bedeli olarak verildiğini, davalının ise, taşınmazın üçüncü şahıslara muvazaalı ve dolandırma kastıyla satıldığını, taşınmaz bedeli ve çekleri tahsil edeceğini, bu nedenle çeklerin arkasına üçüncü şahıs firmanın ciro yapması gerektiğini beyan ederek çekleri müvekkilinden aldığını, ancak davalının çeklerin arkasına ... imzasını aldıktan sonra çekleri müvekkiline iade etmeyip muhatap bankaya ibraz ederek arkasını yazdırdığını ve takibe koyduğunu, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu bulunmadığı gibi herhangi bir mal veya hizmet de almadığını, hatta taşınmazın ödenmeyen 1.100.000-TL yerine davalı tarafından ...

şirketinden geri alındığını, ispat yükü üzerinde olan davalının çeklerin ne suretle elinde olduğunu ispatlayamadığını, davalıya teklif edilen yeminin yemin metnine uygun olarak yerine getirilmediğini, tapu kayıtları incelendiğinde gerçek durumun ortaya çıkacağını, ancak mahkemece tapu kayıtlarının incelenmediğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, kambiyo senedi niteliğinde bulunan çeklere dayalı olarak borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. TTK'nın 818/1-e maddesi yollamasıyla aynı yasanın 687/1. maddesine göre ise, poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri, hamilin poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini kanıtlamadıkça, başvuran hamile karşı ileri süremez.

Somut olayda; davacı adına kayıtlı taşınmazın 1.750.000-TL bedelle dava dışı ... satışının yapıldığı, kısmi satış bedeli olarak alıcı şirketin keşidecisi olduğu dava konusu çeklerin davacıya verildiği anlaşılmaktadır. Davacı ise söz konusu çeklerin davalı tarafından "taşınmazın üçüncü şahıslara satıldığı, bu nedenle çeklerin arkasına üçüncü şahıs firmanın ciro yapması gerektiği" beyan edilerek aldatılmak suretiyle kendisinden alındığını, ancak çeklerin iade edilmeyip davalı tarafından takibe konulduğunu iddia etmektedir. Çeklerin incelenmesinde ise; ... Bankası Fikirtepesi Şubesine ait keşidecisi ... olan 22.03.2013, 19.04.2103 ve 17.05.2013 keşide tarihli ve her biri 47.500.-TL bedelli çeklerin lehtarının davacı olduğu, cirantaların ise sırasıyla ..., ...

olduğu görülmüştür. Taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde; ... İlçesi ... Mahallesinde bulunan ... ada ... parsel sayılı taşınmazın 31.10.2012 tarihinde davacı tarafından 1.910.500-TL bedelle Biteksis Bilgisayar'a, 28.11.2012 tarihinde 1.910.500-TL bedelle ... tarafından... firmasına satıldığı, bu firma tarafından 24.01.2013 tarihinde 2.110.000-TL bedelle davalıya satışının yapıldığı, davalı tarafından da 29.01.2013 tarihinde dava dışı ... satıldığı görülmüştür.6098 sayılı TBK'nın 36. maddesine göre, taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere; aldatma, bir kişide yanlış fikir ve kanaat meydana getirmek veya mevcut bir yanlış fikrin devamını sağlamak, karşı tarafın bir hukuki işlem yapmasını sağlamak amacıyla her türlü hareket ve söylenen sözler ile bir kimsenin hukuki işlem yapmasını sağlamak için onun kasten yanıltılmasıdır.

Aldatmadan söz edebilmek için gerekli unsurlar; aldatma eylemi, aldatma kastının bulunması, zarar ve aldatma ile zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Hile eylemi, sözleşmenin karşı tarafınca veya bu kişinin bilgisi kapsamında üçüncü kişi tarafından aldatıcı hareketlerle gerçekleşmektedir. Karşı tarafı aldatmaya yönelmiş bir eylem olmadan açıklanan irade beyanı her ne kadar yanılgı içerse de, aldatma kastı bulunmadığından hile eylemi gerçekleşmemiş kabul edilecek ve sözleşmenin hileye dayanarak iptal edilebilmesi ihtimali gündeme gelmeyecektir. Aldatma kastından söz edebilmek için ise, eylemi gerçekleştiren kimse yaptığı şeyin doğru olmadığını bilmeli ve karşı tarafı kandırma kastıyla hareket etmelidir.

İlave olarak da yapılan hukuki işlem ile gerçekleştirilen eylem arasında illiyet bağı bulunmazsa, hileden söz edebilmek mümkün değildir. Bu kapsamda dava konusu çeklerde davalı ciranta olup, ciro silsilesinde bir kopukluk bulunmamaktadır. İspat yükü üzerinde bulunan davacı ise, çeklerin aldatma sonucunda davalı tarafından alındığı hususunu usulünce kanıtlayamamıştır. Davacı delil olarak tapu kayıtlarına dayanmış olup, taşınmazın davacıya muvazaalı olarak ve ödenmediği iddia edilen 1.100.000-TL karşılığında devredildiğine dair bir herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle salt taşınmazın ...Tarım Ürünleri tarafından davalıya satılmış olması, hile iddiasının varlığını kabule yeterli değildir.

Davacının yemin teklifi üzerine davalı tarafından usulüne uygun olarak yemin de eda edilmiştir. Ayrıca davacının, taşınmaz satış bedelinin ödenmediği iddiası şahsi defi niteliğinde olup, davalının çeki kötü niyetli olarak iktisap ettiği de iddia ve ispat edilemediğine göre, bu definin davalıya karşı ileri sürülmesi de mümkün değildir. Kambiyo senetlerinin soyutluğu ilkesi gereğince davalının çeki iktisap sebebini açıklama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacıdan alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90-TL nin mahsubu ile bakiye 23.40-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.19/01/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.