Arabuluculuk son tutanağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4370 E. 2022/8138 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
arabuluculuk son tutanağı↗ danışmanlık sözleşmesi↗ son tutanak↗ arabuluculuk↗ usulüne uygun tebliğ↗ tasdik kararı↗ ara karar↗ kesin süre↗ usulden reddi↗ ihtar↗ ibraz↗ hmk 353(1)b-2↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan alacağını sözleşmenin tarafı olan şirketten tahsil edemediğini, şirketin KYK kapsamında kapanmasına davalıların sebebiyet verdiğini iddia ederek işbu sorumluluk davasını açmış ve dava dilekçesi ekinde de arabuluculuk tutanağının vekil tarafından aslı gibidir tasdiki yapılmış sureti sunulmuşsa da yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereğince belirtilen tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğini mahkemeye sunması gerektiği, dava dilekçesine tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği eklenmediğinden sunulması yönünde çıkarılan ihtarlı davetiyeye rağmen sunulmadığı gerekçesiyle davanın arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneği ihtara rağmen mahkemeye sunulmadığından usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının dava dilekçesi ekine dava konusu uyuşmazlığa ilişkin 05/07/2019 tarihli arabuluculuk son tutanağının vekil tarafından aslı gibidir yapılan suretini eklediği, mahkemece 08/08/2019 tarihli tensip tutanağının 7 no'lu ara kararında davacı vekiline arabuluculuk son tutanak aslını veya onaylı bir örneğini sunması için 6325 sayılı Yasa'nın 18/2. maddesi uyarınca 1 haftalık kesin süre verilmesine, sunulmadığı takdirde davanın usulden reddine karar verileceğinin belirtildiği, anılan tensip zaptı duruşma günü ile birlikte davacı vekiline 13/08/2019 tarihinde e-tebliğ yolu ile usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, bu durumda mahkemece usulüne uygun kesin süre ihtarını içerir tensip zaptının davacı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde davacı vekilince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin ibraz edilmediği gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4370 E. , 2022/8138 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.11.2020 tarih ve 2019/363 E- 2020/558 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.04.2021 tarih ve 2021/360 E- 2021/512 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların dava dışı İhtiyaç Yayıncılık Dershanecilik Uzaktan Eğitim Bileşim Hizmetleri Turizm Rek. Oto. İnş. Org. San. ve Tic. A.Ş.'nin kurucusu ve yetkilileri olduğunu, bu şirketin 670 ve 675 sayılı FETÖ PDY Terör Örgütü kapsamında KHK gereğince kapatılan şirketlerden olduğunu, müvekkili şirketin 05/01/2010 tarihinde kapatılan şirket yetkilisi davalılardan ... ile yönetim ve strateji danışmanlığı sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre yıllık bedelin 75.000 USD olarak belirlendiğini, tüm edimlerin yerine getirildiğini, sözleşmeye göre belirlenen danışmanlık ücretinin ödenmemesi üzerine başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine kararnameden önce itirazın iptali davası açıldığını, söz konusu davanın 670 ve 675 sayılı kararnamenin 16.
maddesine göre davalı şirketin kapatılması ve alacak davaları ile icra takiplerinin tamamı OHAL komisyonuna devredileceği hükme bağlandığından davanın reddine karar verildiğini, devredilen alacakla ilgili herhangi bir haber olmadığını, TTK'nun 553. maddesine göre söz konusu alacaktan davalıların kurucusu olduğu şirketin FETÖ PDY Terör Örgütü kapsamında şirketin kapanmasına sebebiyet verildiğinden sorumlu olduklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, aynı mahiyette açılan davanın reddedilmesi ve kesinleşmesi nedeniyle dava şartı yokluğundan işbu davanın reddi gerektiğini, müvekkillerine TTK'nın 553. maddesi kapsamında husumet yöneltilemeyeceğini, talebin zamanaşımına uğradığını, söz konusu şirketin kapatılmadığını, şirketin davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, şirketin kapanmasında müvekkillerinin kusurunun olmadığını belirterek davanın esastan ve usulden reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan alacağını sözleşmenin tarafı olan şirketten tahsil edemediğini, şirketin KYK kapsamında kapanmasına davalıların sebebiyet verdiğini iddia ederek işbu sorumluluk davasını açmış ve dava dilekçesi ekinde de arabuluculuk tutanağının vekil tarafından aslı gibidir tasdiki yapılmış sureti sunulmuşsa da yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereğince belirtilen tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğini mahkemeye sunması gerektiği, dava dilekçesine tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği eklenmediğinden sunulması yönünde çıkarılan ihtarlı davetiyeye rağmen sunulmadığı gerekçesiyle davanın arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneği ihtara rağmen mahkemeye sunulmadığından usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının dava dilekçesi ekine dava konusu uyuşmazlığa ilişkin 05/07/2019 tarihli arabuluculuk son tutanağının vekil tarafından aslı gibidir yapılan suretini eklediği, mahkemece 08/08/2019 tarihli tensip tutanağının 7 no'lu ara kararında davacı vekiline arabuluculuk son tutanak aslını veya onaylı bir örneğini sunması için 6325 sayılı Yasa'nın 18/2. maddesi uyarınca 1 haftalık kesin süre verilmesine, sunulmadığı takdirde davanın usulden reddine karar verileceğinin belirtildiği, anılan tensip zaptı duruşma günü ile birlikte davacı vekiline 13/08/2019 tarihinde e-tebliğ yolu ile usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, bu durumda mahkemece usulüne uygun kesin süre ihtarını içerir tensip zaptının davacı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde davacı vekilince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin ibraz edilmediği gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/849747800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz