6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kefalette eş rızası bulunmaması nedeniyle kefaletin geçersizliği (TBK 584)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3353 E. 2022/7428 K. · · İlk derece: 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Evli kişinin kefaleti, eşinin sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç kurulması anında verdiği yazılı rızasına bağlıdır (TBK 584/1); rıza yoksa kefalet geçersizdir. TBK 584/3'teki eş rızası istisnası yalnızca ortak/yöneticinin kendi şirketiyle ilgili verdiği kefaletlerde uygulanır. Kefaletin geçersizliği itiraz niteliğinde olduğundan ilk kez temyizde ileri sürülebilir ve mahkemece re'sen gözetilir.

Ele alınan sorunlar

Eş rızası bulunmayan kefaletin geçersizliği → kabul

İddia: Davalı, kefaletinde eş rızasının alınmadığını (ilk kez temyizde) ileri sürmüştür.

Gerekçe: Genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükteki TBK 584/1 uyarınca, evli kişi ancak eşinin yazılı rızasıyla kefil olabilir ve bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmesi gerekir. Davalı kefalet tarihinde evli olup eş rızası bulunmamaktadır. TBK 584/3'teki, şirket ortak ve yöneticisince şirketle ilgili verilecek kefaletlerde eş rızasının aranmayacağı istisnası, davalı kendi şirketiyle ilgili kefil olmadığından uygulanamaz. Sonuçta eş rızası şartına uyulmadığından kefalet sözleşmesi geçersizdir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Geçersizlik itirazının ilk kez temyizde ileri sürülebilmesi ve re'sen gözetilmesi → kabul

Gerekçe: Kefaletin geçersizliği iddiası itiraz niteliğinde olup ilgili herkesçe ileri sürülebilir ve mahkemece re'sen dikkate alınabilir. Bu nedenle eş rızası eksikliğinin ilk kez temyiz aşamasında ileri sürülmüş olması incelemeye engel değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Eş rızası bulunmayan kefaletin geçersizliği ve bu geçersizliğin itiraz olarak ilk kez temyizde ileri sürülebilmesi/re'sen gözetilmesi yönünden emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalette eş rızası (TBK 584) müteselsil kefil kefaletin geçersizliği itiraz re'sen gözetme temyizde yeni iddia

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 584/16098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 584/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/3353 E.  ,  2022/7428 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.10.2018 tarih ve 2017/957 E- 2018/972 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.02.2021 tarih ve 2019/130 E- 2021/179 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; dava dışı Pasur İnşaat ile müvekkili arasında imzalanan 30.06.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olup, kefalet limitinin 145.000.-TL olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2017/1795 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takipte sehven davalının kefalet limitinin belirtilmediğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin 145.000.-TL asıl alacak, asıl alacağa isabet eden faiz ve BSMV üzerinden devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; müvekkilinin sorumluluğu 145.000.-TL olmasına rağmen 261.310,65 TL üzerinden takip başlatılmasının kötüniyetli olduğunu, yapılan 103.060.-TL ödemenin banka tarafından borçtan mahsup edilmediğini, davacı tarafından alacağın tahsili için aynı zamanda ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başka bir takip başlatıldığını, temerrüt faizi istenemeyeceğini savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; denetime elverişli ve yeterli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2017/1795 E. takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin devamına, alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeni ile icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi'nce; sözleşme tarihi itibariyle uygulanacak TBK'nın 583. maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu ve müteselsil kefil olan davalının asıl borçlunun borcundan kefalet limiti ile sorumlu olduğu, asıl alacağa uygulanan temerrüt faiz oranının sözleşmeye uygun olduğu, kredi borcuna mahsuben davalı ve dava dışı kişiler tarafından yapılan ödemelerin kat ve takip tarihi öncesinde yapıldığı, ödemelerin kredi borcundan mahsup edilmiş olduğu, ancak davalı müteselsil kefil olup, kefilin sorumluluğu borcun ödenmeyip temerrüde düşülmesi ile başladığından, henüz hesap kat edilmeden yapılmış olan ödemelerin davalı kefilin kefalet limiti dahilindeki sorumluluk tutarından düşülmesinin mümkün olmadığı, davacı itirazın iptali davasını kefalet limiti tutarı ile sınırlı olarak açmış olduğundan ve yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiğinden davalı taraf lehine kötüniyet tazminatına hükmedilemeyeceği, aynı alacağa dayalı olarak davalı hakkında Çatalca İcra Müdürlüğü'nün 2017/125 E.

sayılı dosyasında da ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığından bu takip dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile, (Çatalca İcra Dairesi'nin 2017/125 Esas sayılı dosyasıyla) tahsilde tekerrür olmamak üzere, Büyükçekmece 3.İcra Dairesinin 2017/1795 E. takip dosyasına yapılan itirazın 145.000.-TL asıl alacak, 5.542,22.-TL işlemiş faiz ve 277,11 TL BSMV olmak üzere toplam 150.819,33 TL üzerinden kısmen iptaline, 145.000.-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %32 oranında temerrüt faizi, %5 gider vergisi işletilerek takibin devamına ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-)Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla kefil olan davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin karar aleyhine davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun eşin rızası başlıklı 584. maddesinin 1. fıkrası “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.” düzenlemesini içermektedir.

Somut uyuşmazlıkta, davacı banka ile asıl borçlu dava dışı Pasur İnşaat arasında imzalanan kredi sözleşmesini davalının 30.06.2014 tarihinde kefil olarak imzaladığı, davalının kefalet sözleşmesini imzaladığı tarihte evli olduğu, kefalet sözleşmesinde eş rızasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. TBK'nın 584/3. maddesinde şirket ortak ve yöneticisi tarafından şirketle ilgili olarak verilecek kefaletlerde eş rızasının aranmayacağı düzenlenmiş ise de davalı borçlu kendi şirketi ile ilgili olarak kefalet vermediğinden istisna kapsamında kalmamaktadır. Sonuçta eş rızası şartına uyulmadığından kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

Ayrıca, davalının kefaletinde eş rızasının alınmadığı davalı vekili tarafından ilk kez temyiz aşamasında ileri sürülmüşse de geçersizlik iddiası itiraz niteliğinde olup, ilgili herkesçe ileri sürülebileceği ve mahkemece de re’sen dikkate alınabileceği gözetilmeden de karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı lehine bozulması gerekmiştir.

2-)Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarnın şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Bölge adliye mahkemesince genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan davalının TBK 584. madde kapsamında geçerli bir kefaletinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun eşin rızası başlıklı 584. maddesinin 1. fıkrası “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.” düzenlemesini içermektedir.

Ancak, davalının kefaletinde eş rızasının alınmadığı davalı vekili tarafından ilk kez temyiz aşamasında ileri sürülmüş olup, ilk derece mahkemesinde ve istinaf kanun yolunda ileri sürülmeyen hususların temyiz kanun yolunda ileri sürülemeyecek olmasına göre davalı vekilinin temyiz talebinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/849160200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/130 E. 2021/179 K.

Müteselsil kefilin sorumluluğu kefalet limitiyle sınırlıdır

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil sıfatıyla katılan ve kefalet limiti belirlenen kefil, asıl borçlunun temerrüdü dahil borcundan yalnızca kefalet limiti ile ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarıyla sorumludur; alacaklının toplam alacağı bu limitin üzerinde olsa da kefilin sorumluluğu limitle sınırlıdır. Hesabın kat edilmesinden önce yapılan ödemeler, kefilin sorumluluğu temerrütle başladığından, kefilin limit dahilindeki borcundan mahsup edilemez. İtirazın iptali davası alacaklı tarafından kefalet limiti ile sınırlı açılıp kabul edildiğinde, reddedilen bir kısım bulunmadığından kötü niyet/icra inkar tazminatı koşulları oluşmaz. Aynı alacağa dayalı olarak başka bir icra dosyasında da takip bulunması halinde, tahsilde tekerrürün önlenmesi gerektiği hükümde belirtilmelidir.

Emsal değeri

Müteselsil kefilin sorumluluğunun kefalet limitiyle ve kendi temerrüdünün sonuçlarıyla sınırlı olduğu, kat öncesi ödemelerin bu limitten mahsup edilemeyeceği ve aynı alacak için ikinci bir takip varsa tahsilde tekerrürün önlenmesi gerektiği yönündeki tespitler açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: müteselsil kefalet kefalet limiti itirazın iptali temerrüt faizi icra inkar tazminatı tahsilde tekerrür hesabın kat edilmesi eksik harç tamamlatılması

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/130

KARAR NO 2021/179

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/10/2018

NUMARASI 2017/957 Esas-2018/972 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/02/2021

Davanın kabulüne yönelik hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; dava dışı ... ile müvekkili arasında imzalanan 30.06.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olup, kefalet limitinin 145.000-TL olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek Büyükçekmece...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takipte sehven davalının kefalet limitinin belirtilmediğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin 145.000-TL asıl alacak, asıl alacağa isabet eden faiz ve bsmv üzerinden devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin sorumluluğu 145.000-TL olmasına rağmen 261.310,65 TL üzerinden başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ile üçüncü kişiler tarafından yapılan 103.060-TL ödemenin banka tarafından borçtan mahsup edilmediğini, davacı tarafından müvekkili hakkında Çatalca İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, bu nedenle davacının itirazın iptalini istemesinin usule aykırı olduğunu, davacının tazminat talebinin yerinde olmadığını, müvekkili ile davacı arasında ticari ilişki bulunmaması nedeniyle %32 temerrüt faizi istenmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; dava dışı asıl borçlu ile davacı banka arasında imzalanan 30.06.2014 tarih 400.000-TL limitli genel kredi sözleşmesini davalı ... müteselsil kefil olarak imzaladığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9. maddesi altında davalı/borçlunun dava dışı asıl borçlu lehine kullandırılacak kredilerden dolayı 145.000-TL limitle sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu, dava dışı borçlu tarafından kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından 27.12.2016 tarihli ihtarname ile hesabın kat edildiği, ihtarname ile verilen 3 günlük mehil sonu 02.01.2017 tarih itibariyle davalının temerrüde düşdüğü, dosyada bulunan her iki bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davacı banka alacağının kefalet limitinin üzerinde olduğu,borca karşılık hesap kat tarihi öncesi 103.060-TL tutarında ödeme yapıldığı, mevduat hesabına yatırılan bedellerin, asıl borçlu şirketin muhtelif tarihlerde kullanılan kredi borçlarına mahsup edildiği, söz konusu ödemelerin, davalının yanı sıra dava dışı asıl borçlu şirketin müteselsil kefili olan ..., dava dışı ...

ve bizzat asıl borçlu şirket tarafından da yapıldığı, yapılan ödemelerin kefil sıfatıyla ve kredi borçlarının kapatılmasına dair olduğuna ilişkin her hangi bir beyan ve açıklamaya yer verilmediği, dolayısıyla yapılan ödemelerin asıl borca ilişkin yapıldığı, davalı kefilin 145.000-TL'lik limit dahilinde sorumluluğunun devam ettiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 145.000-TL asıl alacak, 5.542,22 TL işlemiş faiz ve 277,11- TL BSMV olmak üzere toplam 150.819,33 TL tutar yönünden devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili; müvekkili ve müvekkili adına borca mahsuben yapılan 103.060-TL ödemenin kat tarihinden sonra yapılması gerektiği yönündeki tespitin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca ödeme dekontları incelenmeden ve yapılan tüm ödemeler tam olarak tespit edilmeden karar verildiğini,yasal faiz istenebilecekken %32 temerrüt faizine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olarak kefalet limitinin üzerinde takip başlatması nedeniyle kötü niyet tazminatı taleplerinin değerlendirilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacağa dayalı takibe yönelik itirazın iptali istemine ilşkindir. Somut olayda; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 30.06.2014 tarihli ve 400.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının da genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefalet sözleşmesinde davalının kefalet limitinin 145.000-TL olarak gösterildiği, kullandırılan krediler ve çek hesabı nedeniyle oluşan kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın 26.12.2016 tarihi itibariyle kat edildiği, kat ihtarının tebliğ tarihi ve verilen ödeme süresine göre davalının 02.01.2017 tarihinde temerrüde düştüğü, davacı tarafından 14.02.2017 tarihinde Büyükçekmece ....

İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız takip başlatıldığı, ayrıca aynı alacağa ilişkin olarak davalı hakkında Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ... dosyasında da ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı anlaşılmaktadır.Sözleşme tarihi itibariyle uygulanması gereken TBK'nın 583. maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olması için; yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesi, müteselsil kefalet halinde bu ibarenin kefilin el yazısı ile yazılması, ayrıca aynı yasanın 584. maddesi gereğince kefilin evli olması halinde yazılı eş rızasının da alınması zorunludur. Bu kapsamda davalının imzaladığı kefalet sözleşmesinin yasanın aradığı tüm şekil şartlarını taşıdığı ve geçerli olduğu sabittir.

Dolayısıyla müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davalı, asıl borçlunun borcundan (asıl borçlunun temerrüdü dahil) kefalet limiti ile ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumludur. Taraflarca imzalanan genel kredi sözleşmesinin 4.c maddesi ile temerrüt halinde akdi faiz oranının %100 fazlasının uygulanacağı kararlaştırılmış ve davacı bankanın genelgeler ile belirleyip uyguladığı akdi faiz oranı %16 olmakla, temerrüt faizi olarak %32 oranının esas alınması sözleşme hükümlerine uygundur. Bu kapsamda davacı bankanın takip tarihi itibariyle toplam alacağı davalı kefilin kefalet limitinin üzerinde olsa da, davalının kefalet limiti 145.000-TL olduğundan, davalı bu limit dahilinde ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumludur.

Bu bakımdan hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, davalının sorumluluğu 145.000-TL asıl alacak, 5.542,22-TL işlemiş faiz ve 277,11-TL BSMV olmak üzere toplam 150.819,33 TL olup, bu tutar üzerinden davanın kabulüne, ve asıl alacağa takip talebindeki %32 temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekili tarafından, takip öncesi müvekkili ve müvekkili adına üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemelerin davalının limit dahilindeki borcundan mahsup edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Gerçekten de kredi borcuna mahsuben davalı ve dava dışı kişiler tarafından toplam 103.060-TL ödeme yapılmış ise de, tüm ödemeler kat ve takip tarihi öncesinde yapılmıştır.

Tüm ödemelerin kredi borcundan mahsup edilmiş olduğu da tespit edilmiştir. Ancak davalı müteselsil kefil olup, kefilin sorumluluğu borcun ödenmeyip temerrüde düşülmesi ile başladığından, henüz hesap kat edilmeden yapılmış olan ödemelerin davalı kefilin kefalet limiti dahilindeki sorumluluk tutarından düşülmesi mümkün değildir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu da yerinde değildir. Ayrıca İİK’nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın  iptali davasında, alacaklının takipte haksızlığı yanında ayrıca kötü niyetli olduğunun kanıtlanması, alacağın da likit olması halinde, istem varsa alacaklı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir. Somut olayda davalı borçlunun kefalet limiti üzerinde bir tutar ile takip başlatılmışsa da, davacı itirazın iptali davasını kefalet limiti tutarı ile sınırlı olarak açmış, yargılama sonucunda da davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dolayısıyla reddedilen bir kısım alacak olmadığından, davalı tarafın kötü niyet tazminatı istemine hükümde yer verilmemiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından aynı alacağa dayalı olarak davalı hakkında, Çatalca İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı dosyasında da ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı anlaşılmasına göre, bu takip dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere karar verilmesi gerekirken bu husus belirtilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.Öte yandan dava 145.000-TL değer gösterilerek açılmışsa olsa da, dava dilekçesinden 145.000-TL alacağa isabet eden ferilerinin de açıkça dava konusu edildiği anlaşılmakla, eksik harç ikmali yapılmadan yargılamanın sonuçlandırılması doğru değil ise de,eksik miktarın düşüklüğü ,usul ekonomisi gereğince bu kısım üzerinden alınması gereken eksik harcın hüküm ile tamamlatılmasına karar verilmiştir.

Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, belirtilen eksiklikler yeniden yargılama gerektirmediğinden, kesinleşen kısımlar gözetilerek hükmün kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/957 Esas-2018/972 Karar sayılı ve 15/10/2018 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "1-Davanın KABULÜ ile, "(Çatalca İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla) tahsilde tekerrür olmamak üzere; "Büyükçekmece ....İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 145.000-TL asıl alacak, 5.542,22 -TL işlemiş faiz ve 277,11- TL BSMV olmak üzere toplam 150.819,33 TL üzerinden kısmen iptaline, 145.000-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %32 oranında temerrüt faizi ,%5 gider vergisi işletilerek takibin devamına, 2-Koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE"İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;

"Alınması gereken 10.302,46-TL nispi karar ve ilam harcından, mahkeme veznesine yatırılan 1.169,69-TL ile icra veznesine yatırılan 1.306,55-TL olmak üzere toplam 2.476,24‬-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 7.826,22‬-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından peşin yatırılan 1.205,69-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafça yapılan 500-TL bilirkişi ücreti, 157,50-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 657,50-TL yargı giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacı vekili için takdir olunan 14.350-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,"Davalı tarafından yatırılan 2.476,23-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 56-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.11/02/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.