6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Görev/yetki kararlarına ilişkin BAM kararının temyiz edilemezliği (HMK 362/1-c)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3715 E. 2022/7861 K. · · İlk derece: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

Temyiz istemi usulden reddedildiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

İlk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlar HMK 362/1-c uyarınca temyiz edilemez; görevsizlik kararına karşı yapılan istinaf üzerine BAM'ca verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulamayacağından temyiz dilekçesi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Görev kararına ilişkin BAM kararının temyiz kabiliyeti → ret

Gerekçe: HMK 362/1-c maddesinde, yargı çevresi içindeki ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararların temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararına karşı yapılan istinaf başvurusu hakkında verdiği kararın temyizi mümkün değildir; temyiz dilekçesinin reddi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Görev/yetki kararlarına ilişkin BAM kararlarının HMK 362/1-c uyarınca temyize kapalı olması yönünden emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz kabiliyeti görev/yetki kararı görevsizlik kayyum (TMSF) HMK 362/1-c

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 362/1-c

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/3715 E.  ,  2022/7861 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.12.2020 tarih ve 2020/710 E. - 2020/948 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.03.2021 tarih ve 2021/494 E. - 2021/444 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

Dava, davacının ortağı ve eski yöneticisi olduğu şirkete 674 sayılı KHK’nın 19. vd maddeleri uyarınca kayyum olarak atanan TMSF tarafından, şirket taşınmazlarının satışına izin verilmesi işleminin iptali istemine yönelik olup, İlk Derece Mahkemesi'nce, Sulh Ceza Mahkemesi tarafından atanan kayyum kararlarına yönelik taleplerin atama kararını veren mahkemeye yöneltilmesi gerektiği, hukuk mahkemesi ile ceza mahkemesi arasında davanın ceza mahkemesine gönderilmesine dair bir düzenleme bulunmadığından dosyanın Sulh Ceza Hakimliği'ne gönderilmesine karar verilemeyeceği gerekçesi ile görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusu ise, yürütülen ceza soruşturması süresince şirket idaresinin kayyım olarak TMSF’ye devredildiği, ilgili mevzuata göre Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile bağlı olmaksızın genel kurulun yetkilerinin Fon Kurulu tarafından kullanılabilceği, kaynağı suç soruşturması olan ve ceza yargılamasının konusunu teşkil eden nedenler ile uyuşmazlığın TTK hükümlerine dayalı çözümünün mümkün olmadığı, görevsizlik nedeniyle talebin reddinde isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddedilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

HMK 362/1-c maddesinde; yargı çevresi içinde bulunan İlk Derece Mahkemeleri'nin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararların temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi'nin, İlk Derece Mahkemesi'nin görevsizlik kararına karşı yapılan istinaf başvurusu hakkında verdiği kararın temyizi mümkün olmadığından temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle yetkiyle ilgili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurulamayacağından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ise Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/848532400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Temyiz istemi usulden reddedildi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/494 E. 2021/444 K.

Kayyım idaresindeki şirkette satış kararının iptali isteminde görev

Gerekçe özeti

Ceza soruşturması kapsamında bir şirkete 5271 sayılı Kanun'un 133. maddesi uyarınca kayyım atanmış ve 6758 sayılı Kanun ile ilgili yönetmelik/yönerge hükümleri uyarınca şirketin idaresi, satışı ya da tasfiyesi konusunda TMSF/Fon Kuruluna TTK hükümleriyle bağlı olmaksızın genel kurul yetkilerini kullanma yetkisi devredilmişse, bu kayyımlık kapsamında alınan satış/tasfiye kararlarının iptaline yönelik davalarda uyuşmazlığın kaynağı suç soruşturması olduğundan ve ceza yargılamasının konusunu oluşturduğundan, uyuşmazlık TTK hükümlerine dayalı olarak asliye ticaret mahkemesinde çözümlenemez; asliye ticaret mahkemesi bu tür davalarda görevsizdir.

Emsal değeri

Ceza soruşturması kapsamında TMSF'ye kayyım olarak atanan ve şirket malvarlığının satışına/tasfiyesine karar veren Fon Kurulu işlemlerine karşı açılan iptal davalarında, ticaret mahkemesinin görevsiz olduğuna ilişkin bölgesel ikna edici bir değerlendirme içermektedir.

Kavramlar: kayyım TMSF 674 sayılı KHK 6758 sayılı Kanun Fon Kurulu genel kurul kararının iptali görevsizlik

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/494

KARAR NO 2021/444

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/12/2020

NUMARASI 2020/710 Esas-2020/948 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/03/2021

Davanın reddine yönelik hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin,kayyım atana şirketin ortağı olduğunu, İzmir CBS'nın 2016/29862 soruşturmanın akabinde İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/3664 D.iş sayılı 29/09/2016 tarihli kararla müvekkilinin ortağı olduğu şirketlere TMSF tarafından görevlendirilen heyetin kayyım olarak atandığını, müvekkili adına kesinleşen mahkumiyet kararı bulunmadığını,atanan kayyumların sadece şirketi idareyle görevli olduklarını, genel kurul kararı alınmadan davalı şirkete ait taşınmazların satışına karar verilemeyeceğini,davalı şirkete ait 7 adet taşınmazın satışının tedbiren durdurulmasına, şirketin genel kurul toplantısını yapmak üzere yetki verilmesine ve satış kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının ortağı olduğu dava dışı ... A.Ş.'ne kayyımın, İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/3664 D.iş sayılı dosyasından atandığı, kayyım atama ve kayyım kararlarına yönelik her türlü istemin kararı veren mahkemeye yapılmasının yasal zorunluluk olduğu, kayyımların asliye ticaret mahkemesince atanmaması nedeniyle asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girmediği,taşınmazların satış kararlarının iptali istemlerine bakmaya görev ve yetkinin kayyım atama kararı veren İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliği'ne ait olduğu, H.M.K.'da hukuk mahkemesi ile ceza mahkemesi arasında, davanın ceza mahkemesine gönderilmesine dair bir düzenleme bulunmadığı, dosyanın Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmesine karar verilemeyeceği gerekçesiyle görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; söz konusu davalara bakmakla görevli mahkemelerin asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, davanın konusunun kayyumluğun kaldırılması olmayıp TMSF'nin şirkete ait olan malvarlığının satış kararının iptali istemi olduğunu, 5271 Sayılı Kanun'un 133 maddesinin 3. fıkrası uyarınca, kayyımın işlemlerine karşı görevli mahkemeye TMK veTTK hükümlerine göre başvurulması gerektiğini,davanın çözümünün adli yargının görev alanında bulunduğunu, müvekkili hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığını,kayyımların geçici olarak idare ettikleri şirketlerin malvarlığını elden çıkarmaya ve böylece şirketlere ve ortaklarına verdikleri zararları perdelemeye başladıklarını,davalı şirketin TMSF tarafından devir alınan şirketlerden biri olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacının ortağı bulunduğu ;dava dışı ... A.Ş.'ne İzmir C.Başsavcılığının 29.9.2016 tarihli yazısı ile 674 sayılı KHK nın 19.maddesi uyarınca kayyım olarak TMSF nin atanması talep edilmiş,İzmir 4.Sulh Ceza Mahkemesince talebin kabulüne karar verildiği ,Başbakan Yardımcısının onayı ve Fon Kurulu kararıyla davalı şirkete yönetici kayyım atandığı ,Fon Kurulunun 12.3.2020 tarihli 2020/114 sayılı kararıyla şirketin mali durum itibariyle satılması ve tasfiyesinin uygun olduğuna ,şirketin faaliyet alanı dışında kalan taşınmazlarının satışı konusunda yönetim kuruluna izin verilmesine karar verilmiştir. 5271 sayılı kanunun 133.maddesi "Suçun bir şirket faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli suç şüphe sebeblerinin varlığı...

...soruşturma ve kovuşturma sürecinde hakim veya mahkeme şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir.Atama kararında "yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyım onayına bağlı kılındığı "veya "yönetim organının yetkilerinin yada yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir" denilmiştir. 6758 sayılı kanunun 20.maddesinde ise ; "5411 sayılı kanun ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF ne verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde ,bu şirketlerin veya bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır.

" 6758 sayılı kanunun 19.maddesinin uygulanmasına ilişkin esaslara ilişkin yönetmeliğin 7. (1)maddesinde; ... Mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sebepler nedeniyle şirketin mevcut halinin sürdürülebilir olmaması halinde şirketin, şirket varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Bakan tarafından karar verilebilir.

19. maddeye dayalı yapılan yetki devri yönergesinin 5.maddesi uyarınca c) mali durum,ortaklık yapısı ,piyasa koşulları ile diğer sorunlar nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tesbit edilmesi durumunda şirketin yahut varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verme yetkisi Fon Kuruluna devredilmiştir. ç) Gerektiğinde 6102 sayılı TTK hükümlerine tabi olmaksızın genel kurul yetkilerini kullanma yetkisi Fon Kuruluna devredilmiştir. Anlatılan yasal düzenlemelere göre şirketin veya malvarlığının idaresinin yürütülen ceza soruşturma süresince kayyım olarak TMSF ne devredildiği , TTK hükümleri ile bağlı olmaksızın genel kurulun yetkilerinin Fon Kurulu tarafından kullanılabileceği ,kaynağı suç soruşturması olan ve ceza yargılamasının konusunu teşkil eden nedenler ile uyuşmazlığın TTK hükümlerine dayalı olarak çözümünün mümkün olmadığı ile görevsizlik nedeniyle isteğin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

İstinaf nedeni yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/03/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.