6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kayyım Atanması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4521 E. 2022/5501 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tmk 427/4 yönetim kayyımı kısmi kabul kabul beyanı i̇i̇k 308/b hmk 297 kayyım atanması işlemden kaldırma kayyım ticari işletme sözleşmeden doğan dava davadan feragat ikrar muvafakat tbk 99 feragat cy/cy kaydı kesin hüküm görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 297 · TBK — TBK 183 · TMK — TMK 427

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; 28/03/2019 tarihinde davalının kısmi kabul beyanı ile %50 gelir ortaklığı bulunduğu hususunu kabul ettiği,şirkete kayyım atanması talebini ise kabul etmediği,davacının 11/04/2019 tarihli feragat dilekçesi ile işletme ortaklığı talebinden feragat ettiği, bu feragat beyanı çerçevesinde davanın işlemden kaldırılmasını istediği, kabul beyanı ve feragat beyanının gelir ortaklığının tespiti talebine ilişkin olduğu, kayyım atanması talebine ilişkin herhangi bir feragat veya kabul beyanı olmadığı, kabul beyanı muvafakate gerek duyulmaksızın kesin hüküm gibi sonuç doğuracağından beyanda bulunulduğu anda ilgili konuda davayı sonlandırmakta olup, aynı konudaki taleple ilgili sonraki tarihli feragat beyanı bir etki doğurmayacağından, kabul beyanı gereği %50 oranında gelir ortaklığının tespitine karar verildiği, davacı taraf, kendi belirleyecekleri muhasebe elemanlarının, davalıya ait tesiste %50 kâr ortağı olarak alacaklarını muhafaza etmek üzere görevlendirilmesini istemekte olup, Türk Ticaret Kanunu'nda talep edilen hukuki korumayı sağlayacak herhangi bir hukuki argüman bulunmadığı, ancak hukuki niteleme hakime ait olduğundan TMK'nın 427/4'üncü maddesinde bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalmış olması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması halinde yönetim kayyımı atanabileceği hükmünün olduğu, davalı şirketin organlarının teşekkülünde herhangi bir sıkıntı bulunmadığı, yönetiminde de herhangi bir zafiyet bulunmadığından bu yönden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davacı olarak ...'in dosyaya kaydedilmesine dair herhangi bir karar olmadığı anlaşıldığından davacı olarak kaydının silinmesine, Bintaş tarafından işletilen Aqua Dream Tesislerine, %50 oranında davacı şirketin gelir ortağı olduğunun tespitine, davalı Şirkete tesis üzerinde denetleme yapılması için görevli (kayyım) atanması talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ile 3. kişi ... vekili temyiz etmiştir.

1- TBK’nın 183 v.d maddeleri uyarınca alacak hakkının devredilebileceği öngörülmüş olup, davanın bizatihi kendisinin devrine ilişkin bir kurum hukuk sistemimizde bulunmadığından, davayı davacıdan devraldığını beyan eden ...'in davada taraf olarak gösterilmemesi isabetli olduğu gibi, adı geçenin davada taraf sıfatı olmadığından hükmü temyiz etme hakkına da sahip olmadığı anlaşıldığından, ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

2- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki sair, temyiz itirazları yerinde değildir.

3- Dava, sözleşmeden doğan işletme ortaklığı nedeniyle ticari işletmeye yönetici atanmasına ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacı ile davalı arasındaki sözleşme ile, davalı şirketin dava dışı bankadan kullanmış olduğu ticari krediyi ödememesi halinde davacı tarafından bankaya ödemesi yapılırsa Auqa Park işletmesine %50 gelir ortağı olacağının hüküm altına alındığını, davacının, davalının kredi borcuna ilişkin dava dışı bankaya ödeme yapması nedeniyle kazanmış olduğu gelir ortaklığını teminen ilgili ticari işletmeye kayyım atanmasını talep etmiş, mahkemece, tarafların kısmen kabul ve kısmen feragat beyanları dikkate alınarak yukarıda özetlenen gerekçeyle Bintaş tarafından işletilen Aqua Dream Tesislerine, %50 oranında davacının gelir ortağı olduğunun tespitine, davalı Şirkete tesis üzerinde denetleme yapılması için görevli (kayyım) atanması talebinin reddine karar verilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın Hükmün Kapsamı başlıklı 297. maddesinin madde 1-c bendinde; hükmün, ‘’Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.’’ kapsayacağı belirlenmiş olup, maddenin 2. fıkrasında; ‘’Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.’’ denilmektedir. Aynı kanunun ‘’Davayı kabul’’ başlıklı 308. maddesinin 1. fıkrasında ‘’Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir.’’ denilmekle, kabul beyanının ancak talep sonucuna ilişkin istemler bakımından yapılacağı yazılmıştır. Talep sonucu dışındaki meselelere ilişkin kabul beyanı ancak ikrar niteliğinde olmakla, ilgili vakıayı taraflar arasında tartışmalı olmaktan çıkarmaktadır.

Davacı vekili, 03/04/2019 tarihli beyanı ile, davadan feragat ettiğini beyan etmiştir. Davalı vekili ise 19/02/2019 tarihli dilekçesiyle işletmeye gelir ortağı olunduğunun tespiti talebi yönünden davayı kısmen kabul ettiklerini beyan etmiştir. Davacının işbu davada, ticari işletmeye %50 ortak olduğunun tespitine yönelik bir sonuç talebi bulunmamaktadır. İddianın ileri sürülüş biçimine göre, davacının, sözleşmeden kaynaklı olarak mezkur ticari işletmenin gelirlerine %50 ortak olup olmadığının tespiti bir ön sorun olarak mahkemece çözülmesi gereken niza olmakla, HMK’nın 297. maddesinin 2. fıkrasına göre; ön soruna ilişkin mahkeme tespitleri, netice-i taleplere ilişkin tespitlerin açıkça yazıldığı sonuç fıkrasında yazılamayacak olup, ancak hükmün gerekçe bölümünde yazılacaktır. Bu durumda, bir davada neticeten talep edilmeyen ancak çözülmesi gereken ön meseleler için kabul beyanında bulunulması bu vakıa ya da meseleyi taraflar arasında tartışmasız olmaktan çıkarmakta ise de, bu nizalar yönünden hüküm fıkrasında ayrıca hüküm kurulması isabetli olmayacağından davacının, neticeten talep edilmeyen istemi yönünden sonuç bölümünde hüküm kurulması isabetli olmadığı anlaşılmış, bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kayyım Atanması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1925 E. 2019/6861 K.

    Ortak: · Kayyım Atanması

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirketin feshi ve tasfiyesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/696 E. 2014/3260 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2078 E. 2022/7771 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/4521 E.  ,  2022/5501 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18/09/2020 tarih ve 2020/140 E. - 2020/202 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile temlik alan ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla,

dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında kredi karşılığı ödünç sözleşmesi imzalandığını, kredinin konusu olan genel kredi sözleşmesinin bu protokolün eki, müvekkili şirketin ödünç veren, davalı şirketin ise ödünç alan olduğunu, ödünç alan davalı şirketin finans sıkıntısını aşmak amacıyla, müvekkili şirketin kredibilitesinden yararlanarak 1.000.000,00 TL ödünç aldığını, ancak ödünç alan davalı şirketin ödünç aldığı kredinin geri ödenmesi hususunda temerrüde düştüğünü ileri sürerek müvekkili şirketin davalı şirkete ait tesis üzerinde %50 işletme ortağı olarak tespitine, mahkemenin uygun göreceği bir mali müşavirin kayyım olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş;

ıslahla kayyım atanması talebinden vazgeçerek müvekkili şirket yetkilisi ...’ın veya kendisinin yetkili kılacağı bir kişi ile müvekkili şirketin iki muhasebe elemanının davalıya ait tesiste %50 kâr ortağı olarak alacaklarını muhafaza etmek üzere görevlendirilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacı şirket tarafından bankadan çekilen kredi için banka lehine ipotek tesis edildiğini, bu ipoteğin davacının tüm zararlarını karşılayacak nitelikte olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; 28/03/2019 tarihinde davalının kısmi kabul beyanı ile %50 gelir ortaklığı bulunduğu hususunu kabul ettiği,şirkete kayyım atanması talebini ise kabul etmediği,davacının 11/04/2019 tarihli feragat dilekçesi ile işletme ortaklığı talebinden feragat ettiği, bu feragat beyanı çerçevesinde davanın işlemden kaldırılmasını istediği, kabul beyanı ve feragat beyanının gelir ortaklığının tespiti talebine ilişkin olduğu, kayyım atanması talebine ilişkin herhangi bir feragat veya kabul beyanı olmadığı, kabul beyanı muvafakate gerek duyulmaksızın kesin hüküm gibi sonuç doğuracağından beyanda bulunulduğu anda ilgili konuda davayı sonlandırmakta olup, aynı konudaki taleple ilgili sonraki tarihli feragat beyanı bir etki doğurmayacağından, kabul beyanı gereği %50 oranında gelir ortaklığının tespitine karar verildiği, davacı taraf, kendi belirleyecekleri muhasebe elemanlarının, davalıya ait tesiste %50 kâr ortağı olarak alacaklarını muhafaza etmek üzere görevlendirilmesini istemekte olup, Türk Ticaret Kanunu'nda talep edilen hukuki korumayı sağlayacak herhangi bir hukuki argüman bulunmadığı, ancak hukuki niteleme hakime ait olduğundan TMK'nın 427/4'üncü maddesinde bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalmış olması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması halinde yönetim kayyımı atanabileceği hükmünün olduğu, davalı şirketin organlarının teşekkülünde herhangi bir sıkıntı bulunmadığı, yönetiminde de herhangi bir zafiyet bulunmadığından bu yönden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davacı olarak ...'in dosyaya kaydedilmesine dair herhangi bir karar olmadığı anlaşıldığından davacı olarak kaydının silinmesine, Bintaş tarafından işletilen Aqua Dream Tesislerine, %50 oranında davacı şirketin gelir ortağı olduğunun tespitine, davalı Şirkete tesis üzerinde denetleme yapılması için görevli (kayyım) atanması talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ile 3. kişi ... vekili temyiz etmiştir.

1- TBK’nın 183 v.d maddeleri uyarınca alacak hakkının devredilebileceği öngörülmüş olup, davanın bizatihi kendisinin devrine ilişkin bir kurum hukuk sistemimizde bulunmadığından, davayı davacıdan devraldığını beyan eden ...'in davada taraf olarak gösterilmemesi isabetli olduğu gibi, adı geçenin davada taraf sıfatı olmadığından hükmü temyiz etme hakkına da sahip olmadığı anlaşıldığından, ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

2- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki sair, temyiz itirazları yerinde değildir.

3- Dava, sözleşmeden doğan işletme ortaklığı nedeniyle ticari işletmeye yönetici atanmasına ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacı ile davalı arasındaki sözleşme ile, davalı şirketin dava dışı bankadan kullanmış olduğu ticari krediyi ödememesi halinde davacı tarafından bankaya ödemesi yapılırsa Auqa Park işletmesine %50 gelir ortağı olacağının hüküm altına alındığını, davacının, davalının kredi borcuna ilişkin dava dışı bankaya ödeme yapması nedeniyle kazanmış olduğu gelir ortaklığını teminen ilgili ticari işletmeye kayyım atanmasını talep etmiş, mahkemece, tarafların kısmen kabul ve kısmen feragat beyanları dikkate alınarak yukarıda özetlenen gerekçeyle Bintaş tarafından işletilen Aqua Dream Tesislerine, %50 oranında davacının gelir ortağı olduğunun tespitine, davalı Şirkete tesis üzerinde denetleme yapılması için görevli (kayyım) atanması talebinin reddine karar verilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın Hükmün Kapsamı başlıklı 297. maddesinin madde 1-c bendinde; hükmün, ‘’Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.’’ kapsayacağı belirlenmiş olup, maddenin 2. fıkrasında; ‘’Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.’’ denilmektedir. Aynı kanunun ‘’Davayı kabul’’ başlıklı 308.

maddesinin 1. fıkrasında ‘’Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir.’’ denilmekle, kabul beyanının ancak talep sonucuna ilişkin istemler bakımından yapılacağı yazılmıştır. Talep sonucu dışındaki meselelere ilişkin kabul beyanı ancak ikrar niteliğinde olmakla, ilgili vakıayı taraflar arasında tartışmalı olmaktan çıkarmaktadır.

Davacı vekili, 03/04/2019 tarihli beyanı ile, davadan feragat ettiğini beyan etmiştir. Davalı vekili ise 19/02/2019 tarihli dilekçesiyle işletmeye gelir ortağı olunduğunun tespiti talebi yönünden davayı kısmen kabul ettiklerini beyan etmiştir. Davacının işbu davada, ticari işletmeye %50 ortak olduğunun tespitine yönelik bir sonuç talebi bulunmamaktadır. İddianın ileri sürülüş biçimine göre, davacının, sözleşmeden kaynaklı olarak mezkur ticari işletmenin gelirlerine %50 ortak olup olmadığının tespiti bir ön sorun olarak mahkemece çözülmesi gereken niza olmakla, HMK’nın 297. maddesinin 2. fıkrasına göre; ön soruna ilişkin mahkeme tespitleri, netice-i taleplere ilişkin tespitlerin açıkça yazıldığı sonuç fıkrasında yazılamayacak olup, ancak hükmün gerekçe bölümünde yazılacaktır.

Bu durumda, bir davada neticeten talep edilmeyen ancak çözülmesi gereken ön meseleler için kabul beyanında bulunulması bu vakıa ya da meseleyi taraflar arasında tartışmasız olmaktan çıkarmakta ise de, bu nizalar yönünden hüküm fıkrasında ayrıca hüküm kurulması isabetli olmayacağından davacının, neticeten talep edilmeyen istemi yönünden sonuç bölümünde hüküm kurulması isabetli olmadığı anlaşılmış, bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı fıkrada açıklanan nedenlerle; ... vekilinin temyiz istemlerinin REDDİNE, (2) numaralı fıkrada açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin diğer, tüm temyiz istemlerinin REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile, mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacıya ve temlik alan ...'e iadesine, 05/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/848495300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.