Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2275 E. 2022/7772 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
havale↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi'nce, davalı bankanın mail yoluyla gelen havale talimatındaki imzalarla davacının bankada kayıtlı imzaları arasında uyumsuzluk bulunduğunun anlaşılmasına ve yeni bir talimat istendiği, maille yapılan teyit üzerine banka tarafından davacının kayıtlı telefonundan arandığı ancak ulaşılamadığı buna rağmen bankada kayıtlı olmayan telefon aracılığı ile alınan onayla işlemin gerçekleştirildiği bankanın tam kusurlu olduğu gerekçesiyle 87.000 USD'nin talep gibi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteminin de koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2275 E. , 2022/7772 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi'nce verilen 26/06/2018 tarih ve 2015/2094 E.- 2018/395 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nce verilen 15/10/2020 tarih ve 2020/111 E.- 2020/157 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01/11/2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesini özetle; Libya vatandaşı olan müvekkilinin, davalı bankanın Laleli Şubesi'nde USD hesabı bulunduğunu, bu hesapta 127.686.62 USD olması gerekirken 05/11/2015 tarihinde 87.000 USD'nin bilgisi ve rızası dışında havale edildiğini, 04/11/2015 ve 05/11/2015 tarihlerinde bankada kayıtlı olan mail adresine davalı banka personeli ...'nun kurumsal mail adresinden farklı saatlerde mail gönderilerek, hesaplarda güncelleme yapıldığı bu nedenle kimlik bilgilerini içeren bir yazı yazıp imzalayarak taratıp kendisine gönderilmesinin istendiğinin bildirildiğini ancak bu durumla daha önce karşılaşmadığından ısrarla istenen imzalı belge talebine karşılık birşey yollanmadığını, 09/11/2015 tarihinde, hesabındaki paranın miktarının maille ...'na sorulmasına rağmen cevap alamadığını daha sonra bilgisi dışındaki havaleden haberdar olduğunu derhal bankaya bilgi vermekle birlikte hesabının güvenceye alınmasını istediğini, 18/11/2015 tarihinde şubeye giderek parayı çekmek istediğinde hesabında 40.568.15 USD olduğunu farkettiğini, 20/11/2015 tarihinde banka görevlileriyle görüşme yaptığını ve adı geçen personel tarafından yukarıda içeriği özetlenen maillerin kendisi tarafından gönderilmediğinin ve havalenin talimatla yapıldığının ifade edildiğini, rızası dışındaki bu havaleden bankanın sorumlu olduğunu, 23/11/2015 tarihli ihtarname ile genel müdürlükten talepte bulunulduğunu davalı tarafından 26/11/2015 tarihli cevabi ihtarla inceleme yapılacağının açıklandığını ancak ödeme yapılmadığını belirterek 87.000 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ayrıca 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yabancı uyruklu olup, MHÖK 48. maddesi uyarınca teminat yatırması aksi takdirde davanın usulden reddi gerektiğini ileri sürmüş, esas yönünden de, davacının bankada kayıtlı olan mail adresinden gönderilen 05/11/2015 tarihli talimat üzerine işlem yapıldığı gibi davacı tarafından banka personelinin telefonla aranarak işleme onay verdiğini, yapılan havalede mevzuata aykırılık olmadığını, davacının, banka personeli tarafından 04/11/2015 ve 05/11/2015 tarihlerinde gönderilen maillere anlam veremediğini belirtmekle birlikte hiçbir aksiyon almayarak 4 gün sonra banka personeli ...'na hesabındaki miktarı soran mail göndermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu kaldı ki bu maillerin müvekkili bankadan gönderilmediğini, davacının mail hesabından gönderilen e-postada havale talimatı verildiği gibi ekinde pasaportunun da bulunduğunu, işlemin yasaya uygun olması nedeniyle davanın esastan da reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi'nce, davalı bankanın mail yoluyla gelen havale talimatındaki imzalarla davacının bankada kayıtlı imzaları arasında uyumsuzluk bulunduğunun anlaşılmasına ve yeni bir talimat istendiği, maille yapılan teyit üzerine banka tarafından davacının kayıtlı telefonundan arandığı ancak ulaşılamadığı buna rağmen bankada kayıtlı olmayan telefon aracılığı ile alınan onayla işlemin gerçekleştirildiği bankanın tam kusurlu olduğu gerekçesiyle 87.000 USD'nin talep gibi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteminin de koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 12.969,17 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 03/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, davacının davalı bankada bulunan hesabından, davacının bilgisi ve rızası dışında yapılan havale nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi'nce yazılı gerekçeyle davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kabul edilmek suretiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de, dosya içeriği ile de sabit olduğu üzere, 87.000 USD bedelli işlem 05.11.2015 tarihinde davacının ([e-posta]) mail adresinden gelen talimat üzerine başlatılmıştır. Belirtilen imail adresi daha önce bankaya bildirilen adres olduğu gibi talimat ekine de davacının pasaport sureti konulmuştur. Banka görevlisi tarafından talimatın teyidi için davacının telefon etmesi yönünde davacının mailine e-posta gönderildiği, bilahare bankanın sisteminde kayıtlı telefon ile arandığı, ama ulaşılamadığı, davacının mail adresinden Banka görevlisine telefon açacağı yönünde karşı e-posta gönderildiği, bu şekilde karşılıklı olarak görüşme trafiği yaşandığı, yazışmalarda davacıya ait mail adresinin kullanıldığı, devamında imza uyuşmazlığı ile ilgili e-posta iletisinin devam ettiği, bilahare ilgilinin yurtdışında olduğunu belirterek, telefon ile banka görevlilerini aradığı, süreç sonrası ise havalenin yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Bankanın usulsüz transfer işleminde kusurlu olduğu açıktır. Ancak davalı bankaya gönderilen mail adresinin davacıya ait olması, mail ekine pasaport fotokopisinin eklenmesi ve 20.11.2017 tarihli rapor içeriği birlikte değerlendirildiğinde davacının kendisine ait e-mail hesabının güvenliğini sağlamayarak zararın oluşumuna sebep olduğu dolayısıyla davacının olayda müterafik kusurunun bulunduğu açıktır. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi davacının bu yönde müterafik kusurunun bulunmadığı ve kusurun ispat edilmediği yönündeki kararının yerinde olmadığını ve kararın bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/848463000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz