6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı mahkeme kararının tenfizi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2326 E. 2022/7723 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yabancı hakem kararı gıyapta karar tanıma ve tenfiz eda davası tanıma kamu düzenine aykırılık emredici hüküm möhuk 47 hakem kararı tespit davası kamu düzeni tenfiz iflas dosya masrafı yetkisizlik kararı vekalet ücreti hmk 353(1)b-2 kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 353 · TMK · İİK — İİK 154İİK 184

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, tenfiz istemine konu davada davacının “...’nin mal varlığının iflas idarecisi Dr. Robert Schiebe”, karşı tarafın davalı şirket gösterildiği, kararın temyize gidilmeksizin 18.09.2015 tarihinde kesinleştiği, davalı vekilinin dava konusu karar ile ilgili olarak ileri sürdüğü hususların kamu düzenine aykırılık olarak nitelendirilemeyeceği, mahkemenin, kararın doğru olup olmadığı yönünde araştırma ve değerlendirme yetkisinin bulunmadığı, sadece kararın ülkeler arasındaki ikili anlaşma, taraflar arasındaki sözleşme ve MÖHUK kuralları çerçevesinde şekli olarak tenfiz koşullarının incelenmesinin gerektiği, İİK'nın 154. maddesi uyarınca iflas davalarında Türk mahkemeleri kesin yetkili ise de kuralın işlem merkezi Türkiye'de olan borçlular için uygulanabileceği, tenfizi istenen kararın, niteliği itibariyle bir iflas kararı değil, iflasın uzantısı mahiyetinde alacaklının alacağını tahsiline imkan tanıyan bir karar olduğu, Alman hukukundaki maddi veya usule ilişkin kuralların Türk hukukunda emredici kurallardan farklı olmasının tek başına kamu düzenine açıkça aykırılığı oluşturmayacağı, her ne kadar Alman Aciz Kanunu'nun 131. maddesi ile İİK'nın 184. maddesinin çeliştiği ileri sürülmüş ise de MÖHUK’un 54. maddesinde tenfizi istenen kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmama halinin arandığı, bu durumda kararın verilmesinde uygulanan hukukun değil, kararın Türkiye'de doğuracağı hukuki sonuçların değerlendirilmesi ve kamu düzenine aykırılık oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesinin gerekeceği, MÖHUK'un 60. maddesinde, 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında Newyork Sözleşmesi'nin 5. maddesinde sayılan red sebeplerinin varlığına rastlanmadığı, kamu düzenine aykırılık halinin gerçekleşmediği, İİK’nın 154. maddesindeki kuralın merkezi Türkiye’de olanlar için uygulanabileceği, verilen kararın iflasın uzantısı niteliğinde bir karar olduğu, kararın usulüne uygun verildiği, taraflar yönünden bağlayıcı ve kesin nitelikte bulunduğu, tanıma ve tenfizinin yapılmasında yasal bir engel görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, Zweibrücken Asliye Mahkemesi’ne ait 03.02.2015 ve 24.06.2015 tarihli, 10132/14 dosya numaralı gıyapta verilen karar ile “masrafların tayinine ilişkin karar” başlıklı kararın tenfizine karar verilmiştir.

Davalı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi istemine ilişkindir. Dairemizce tenfiz davaları nitelikleri itibariyle eda davası değil, tespit davası mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle maktu harca ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nisbi harca ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13466 E. 2013/11517 K.

    Ortak: · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3521 E. 2015/10734 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/2326 E.  ,  2022/7723 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.02.2020 tarih ve 2017/269 E- 2020/149 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.09.2020 tarih ve 2020/904 E- 2020/820 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, kesinleşen Federal Almanya Cumhuriyeti Zweibrüchen Asliye Mahkemesinin 03.02.2015 ve 24.06.2015 tarihli 1O 132/14 Dosya sayılı ilamlarının tanınması ve tenfizini istemiştir.

Davalı vekili, davacının siparişi üzerine müvekkilinin teslim ettiği makine parçaları bedeli olan 94.288,63 Euro’nun uzun uğraşlar sonucu tahsilatının sağlanabildiğini, davacının müvekkili aleyhine dava açtığının öğrenildiğini, ancak emtiaların imalatı Türkiye’de yapıldığından haklı olduğunu düşünen müvekkilinin davaya cevap vermeyerek davanın reddini istediğini, bu davada Türkiye’deki iflas sistemine benzeyen ancak prosedürünün farklı olması cihetiyle kamu düzenine aykırılık taşıyan “Aciz İtirazı” müessesine dayanılarak davacının yaptığı ödemeleri geri istediğini, tenfizi istenen kararın ... tarafından malvarlığının aciz idarecisi sıfatı ile açılan dava sonucu verildiği halde işbu davada davacının farklı olduğunu, davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, yurt dışında verilen kararın özel hukuk ilişkisinden doğmadığını, iflasa yönelik bir işlemin tenfizinin istendiğini, bu sebeple de tenfize konu edilemeyeceğini, Türk Hukukunda iflas kararının verildiği andan itibaren müflisin haczi kabil bütün mallarının kül halinde iflas masasını oluşturacağını, Alman Aciz Yasasında ise aciz başvurusu tarihinden itibaren bir ay önce veya sonra davalıya ödenen paraların geri istenebildiğini, Alman Aciz Yasası'nın 131.

maddesinin İİK’nın 184. maddesi ile çatıştığını, MÖHUK’un 5. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık halinin oluştuğunu, davacının ödediği bedellerin istirdatını istemesinin dürüst davranma ilkesinin ihlali teşkil edip hakkın kötüye kullanıldığını, TMK’nın 2. maddesine uygun düşmeyen bu halin de kamu düzenine aykırılık taşıdığını, aciz başvurusunun 03.11.2011 tarihinde yapıldığını, ancak 03.10.2011 ila 03.12.2011 tarihleri arasında müvekkile yapılan ödemelerin istirdadı istenebileceği halde bu tarihten sonraki ödemelerin de talep edilip hüküm altına alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, tenfiz istemine konu davada davacının “...’nin mal varlığının iflas idarecisi Dr. Robert Schiebe”, karşı tarafın davalı şirket gösterildiği, kararın temyize gidilmeksizin 18.09.2015 tarihinde kesinleştiği, davalı vekilinin dava konusu karar ile ilgili olarak ileri sürdüğü hususların kamu düzenine aykırılık olarak nitelendirilemeyeceği, mahkemenin, kararın doğru olup olmadığı yönünde araştırma ve değerlendirme yetkisinin bulunmadığı, sadece kararın ülkeler arasındaki ikili anlaşma, taraflar arasındaki sözleşme ve MÖHUK kuralları çerçevesinde şekli olarak tenfiz koşullarının incelenmesinin gerektiği, İİK'nın 154.

maddesi uyarınca iflas davalarında Türk mahkemeleri kesin yetkili ise de kuralın işlem merkezi Türkiye'de olan borçlular için uygulanabileceği, tenfizi istenen kararın, niteliği itibariyle bir iflas kararı değil, iflasın uzantısı mahiyetinde alacaklının alacağını tahsiline imkan tanıyan bir karar olduğu, Alman hukukundaki maddi veya usule ilişkin kuralların Türk hukukunda emredici kurallardan farklı olmasının tek başına kamu düzenine açıkça aykırılığı oluşturmayacağı, her ne kadar Alman Aciz Kanunu'nun 131. maddesi ile İİK'nın 184. maddesinin çeliştiği ileri sürülmüş ise de MÖHUK’un 54. maddesinde tenfizi istenen kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmama halinin arandığı, bu durumda kararın verilmesinde uygulanan hukukun değil, kararın Türkiye'de doğuracağı hukuki sonuçların değerlendirilmesi ve kamu düzenine aykırılık oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesinin gerekeceği, MÖHUK'un 60.

maddesinde, 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında Newyork Sözleşmesi'nin 5. maddesinde sayılan red sebeplerinin varlığına rastlanmadığı, kamu düzenine aykırılık halinin gerçekleşmediği, İİK’nın 154. maddesindeki kuralın merkezi Türkiye’de olanlar için uygulanabileceği, verilen kararın iflasın uzantısı niteliğinde bir karar olduğu, kararın usulüne uygun verildiği, taraflar yönünden bağlayıcı ve kesin nitelikte bulunduğu, tanıma ve tenfizinin yapılmasında yasal bir engel görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, Zweibrücken Asliye Mahkemesi’ne ait 03.02.2015 ve 24.06.2015 tarihli, 10132/14 dosya numaralı gıyapta verilen karar ile “masrafların tayinine ilişkin karar” başlıklı kararın tenfizine karar verilmiştir.

Davalı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi istemine ilişkindir. Dairemizce tenfiz davaları nitelikleri itibariyle eda davası değil, tespit davası mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle maktu harca ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nisbi harca ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz istemlerinin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine 02/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/847728800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.