6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3273 E. 2022/8547 K. ·

OnandıKesinlik belirsiz

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu yönetim kurulu üyelerinin ibrası yönetim kurulu üyeliği pay sahipliği tasdik kararı genel kurul kararının iptali ibra sözleşmeye aykırılık anonim şirket yönetim kurulu kararı dava sebebi hmk 353(1)b-2 istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 353 · TTK — TTK 359TTK 407

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesince, TTK'nın 407/2. maddesi hükmü uyarınca genel kurul toplantısında en az bir yönetim kurulu üyesinin hazır bulunması gerektiği, maddenin gerekçesinde ise bu yüküme aykırılığın genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemeyeceğinin belirtildiği, gerekçenin maddenin yorumunda bağlayıcı olduğu, dava konusu genel kurula yönetim kurulu üyesinin katılmadığı sabit olmakla birlikte, bu hususun yalnız başına genel kurul kararlarının iptalini gerektirmediği, gündemin 3. maddesinde faaliyet raporunun genel kurula sunulmadığının belirtildiği, bu sebeple gündemin 3. maddesinin müzakere edilmediği, müzakere edilmeyen bir hususun, kendisi dışındaki gündem maddeleri yönünden değerlendirmeye alınamayacağı, gündemin 4. maddesinde bilanço, gelir-gider tablosu ve kâr-zarar hesapları okunarak, müzakere edildiği, davacı her ne kadar gündemin şeffaf ve gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek iptalini talep etmekte ise de, dosyada bulunan bilgi ve belgelere, bilirkişi raporuna göre, yasaya ve ana sözleşmeye aykırılık konusunda bir delil bulunmayan bu madde yönündeki iptal isteminin yerinde olmadığı, gündemin 7. maddesinin yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin olduğu, TTK'nın 359/1. maddesi kapsamında, 6762 sayılı Kanun'un 312/2. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak yönetim kurulu üyeliği ile pay sahipliği arasındaki bağın yasa koyucu tarafından koparıldığının görüldüğü, anonim şirketlerde bir veya daha fazla sayıda yönetim kurulu üyesinin seçimi imkânı tanındığı, her ne kadar bilinmeyen iki kişinin yönetim kurulu üyesi olarak atandığı ileri sürülmekte ise de bu hususun yasaya aykırılık taşımadığı, diğer yönetim kurulu üyesinin sorumluluklarını yerine getirmediği halde yeniden seçilmesi hususunun ise dosyadaki bilgi ve belgelere, yasaya ve anasözleşmeye göre anılan gündem maddesinin iptalini gerektirir husus bulunmadığı gerekçesiyle, bu madde ile ilgili iptal isteminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, TTK'nın 407/2. maddesinin "Murahhas üyelerle en az bir yönetim kurulu üyesinin genel kurul toplantısında hazır bulunmaları şarttır. Diğer yönetim kurulu üyeleri genel kurul toplantısına katılabilirler. Denetçi genel kurulda hazır bulunur, üyeler ve denetçiler görüş bildirebilirler." hükmünü içermekte olduğu, anılan hükümden anlaşılacağı üzere genel kurul toplantısında en az bir yönetim kurulu üyesinin asaleten hazır olması gerekir. Somut olayda ise, dava konusu genel kurulda davalı şirket yönetim kurulu üyelerinden hiçbirinin asaleten hazır olmadığı, bu durumun TTK'nın 407/2. maddesi hükmüne aykırı olduğu ancak maddenin gerekçesin de ise bu yükümlülüğe aykırılığın genel kurul kararlarının geçerliliğini etkileyemeyeceğinin açıkça belirtildiği, emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 18/06/2018 tarih 2016/12403 Esas 2018/4469 Karar sayılı ilamında "Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve TTK'nın 407/2 maddesi gereğince murahhas üyelerin ve denetçinin genel kurula katılmamasının başlı başına iptal sebebi sayılamayacak olmasına .... göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir." denildiği, hal böyle olunca mahkemece madde gerekçesinin maddenin yorumu ile birlikte değerlendirilerek yönetim kurulu üyesinin genel kurula katılmamasının başlı başına genel kurul kararlarının iptalini gerektirmeyeceği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davacı vekili hiçbir mali inceleme yapılmadan bilirkişi raporu alındığı, bilanço ve diğer mali tabloların gerçeğe uygun olup olmadığının araştırılmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuş ise de, dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 6. maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin 720.800 menfi oyla ibra edilmediği, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ibra edilmediğinden gündemin 4. maddesi ile alınan bilanço ve kar zarar hesaplarının tasdik edilmesinin sonuca herhangi bir etkisinin bulunmadığı, kaldı ki genel kurul toplantısına katılan davacı yanın bilanço görüşmelerinin ertelenmesini talep etme hak ve yetkisi bulunduğu halde bu yönde bir talepte de bulunmadığı, gündemin 7. maddesi ile davalı şirket yönetim kurulu üyeleri seçildiği, seçilen yönetim kurulu üyelerinden birinin davalı şirketin ibra edilmeyen eski yönetim kurulu üyesi olduğu, ibra edilmeyen yönetim kurulu üyesinin yeniden seçilmesinde yasaya ve ana sözleşmeye aykırılık bulunmadığı gibi bilinmeyen iki kişinin yönetim kurulu üyesi olarak atanmasında da herhangi bir engel bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/3273 E.  ,  2022/8547 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.12.2018 tarih ve 2017/542 E- 2018/1062 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 04.11.2020 tarih ve 2019/954 E- 2020/1130 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.11.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin genel kurul toplantısına çağrılmadığını, mahkeme tarafından toplantı yapılması için kayyım atandığını, toplantının atanan kayyım tarafından çağrı ve ilan süreçleri yapılarak 05/07/2017 tarihinde yapıldığını, toplantıya herhangi bir yönetim kurulu üyesinin katılmadığını, yönetim kurulunun ilgili dönemlere ait hiçbir faaliyet raporu hazırlamadığını, genel kurula rapor sunulmadığını, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin vekilinin şirketin 2013 yılı hariç zarar ettiğini ve TTK'nın 376. maddesindeki durumunun oluştuğunu beyan ettiğini, şirket yönetim kurulunun bu zarar ve TTK'nın 376. maddesi kapsamında kendisine ait yasal yükümlülükleri yerine getirmediğini, bilgi verilmediğini, kayıtların gizlendiğini, hazırlanan bilançoların gerçeğe uygun olmadığını, şirketin mevcut durumunu yansıtmadığını, müvekkilinin bu hususların görüşüldüğü gündemin 4.

maddesi ile alınan karara muhalefet ettiğini, mevcut yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesinden sonra gündemin 7. maddesi ile aynı yönetim kurulu başkanı ve kendisinin aday gösterdiği iki bilinmeyen kişinin şirket yönetim kuruluna seçildiğini, müvekkilinin karara karşı muhalefet şerhi bulunduğunu belirterek davalı şirketin 05/07/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında hiçbir yönetim kurulu üyesinin asaleten hazır olmaması ve gündemin 4. ve 7. maddesi ile alınan kararların yasaya aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı yargılamaya katılmamıştır.

İlk Derece Mahkemesince, TTK'nın 407/2. maddesi hükmü uyarınca genel kurul toplantısında en az bir yönetim kurulu üyesinin hazır bulunması gerektiği, maddenin gerekçesinde ise bu yüküme aykırılığın genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemeyeceğinin belirtildiği, gerekçenin maddenin yorumunda bağlayıcı olduğu, dava konusu genel kurula yönetim kurulu üyesinin katılmadığı sabit olmakla birlikte, bu hususun yalnız başına genel kurul kararlarının iptalini gerektirmediği, gündemin 3. maddesinde faaliyet raporunun genel kurula sunulmadığının belirtildiği, bu sebeple gündemin 3. maddesinin müzakere edilmediği, müzakere edilmeyen bir hususun, kendisi dışındaki gündem maddeleri yönünden değerlendirmeye alınamayacağı, gündemin 4.

maddesinde bilanço, gelir-gider tablosu ve kâr-zarar hesapları okunarak, müzakere edildiği, davacı her ne kadar gündemin şeffaf ve gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek iptalini talep etmekte ise de, dosyada bulunan bilgi ve belgelere, bilirkişi raporuna göre, yasaya ve ana sözleşmeye aykırılık konusunda bir delil bulunmayan bu madde yönündeki iptal isteminin yerinde olmadığı, gündemin 7. maddesinin yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin olduğu, TTK'nın 359/1. maddesi kapsamında, 6762 sayılı Kanun'un 312/2. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak yönetim kurulu üyeliği ile pay sahipliği arasındaki bağın yasa koyucu tarafından koparıldığının görüldüğü, anonim şirketlerde bir veya daha fazla sayıda yönetim kurulu üyesinin seçimi imkânı tanındığı, her ne kadar bilinmeyen iki kişinin yönetim kurulu üyesi olarak atandığı ileri sürülmekte ise de bu hususun yasaya aykırılık taşımadığı, diğer yönetim kurulu üyesinin sorumluluklarını yerine getirmediği halde yeniden seçilmesi hususunun ise dosyadaki bilgi ve belgelere, yasaya ve anasözleşmeye göre anılan gündem maddesinin iptalini gerektirir husus bulunmadığı gerekçesiyle, bu madde ile ilgili iptal isteminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş;

karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, TTK'nın 407/2. maddesinin "Murahhas üyelerle en az bir yönetim kurulu üyesinin genel kurul toplantısında hazır bulunmaları şarttır. Diğer yönetim kurulu üyeleri genel kurul toplantısına katılabilirler. Denetçi genel kurulda hazır bulunur, üyeler ve denetçiler görüş bildirebilirler." hükmünü içermekte olduğu, anılan hükümden anlaşılacağı üzere genel kurul toplantısında en az bir yönetim kurulu üyesinin asaleten hazır olması gerekir. Somut olayda ise, dava konusu genel kurulda davalı şirket yönetim kurulu üyelerinden hiçbirinin asaleten hazır olmadığı, bu durumun TTK'nın 407/2. maddesi hükmüne aykırı olduğu ancak maddenin gerekçesin de ise bu yükümlülüğe aykırılığın genel kurul kararlarının geçerliliğini etkileyemeyeceğinin açıkça belirtildiği, emsal nitelikteki Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi’nin 18/06/2018 tarih 2016/12403 Esas 2018/4469 Karar sayılı ilamında "Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve TTK'nın 407/2 maddesi gereğince murahhas üyelerin ve denetçinin genel kurula katılmamasının başlı başına iptal sebebi sayılamayacak olmasına .... göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir." denildiği, hal böyle olunca mahkemece madde gerekçesinin maddenin yorumu ile birlikte değerlendirilerek yönetim kurulu üyesinin genel kurula katılmamasının başlı başına genel kurul kararlarının iptalini gerektirmeyeceği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davacı vekili hiçbir mali inceleme yapılmadan bilirkişi raporu alındığı, bilanço ve diğer mali tabloların gerçeğe uygun olup olmadığının araştırılmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuş ise de, dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 6.

maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin 720.800 menfi oyla ibra edilmediği, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ibra edilmediğinden gündemin 4. maddesi ile alınan bilanço ve kar zarar hesaplarının tasdik edilmesinin sonuca herhangi bir etkisinin bulunmadığı, kaldı ki genel kurul toplantısına katılan davacı yanın bilanço görüşmelerinin ertelenmesini talep etme hak ve yetkisi bulunduğu halde bu yönde bir talepte de bulunmadığı, gündemin 7. maddesi ile davalı şirket yönetim kurulu üyeleri seçildiği, seçilen yönetim kurulu üyelerinden birinin davalı şirketin ibra edilmeyen eski yönetim kurulu üyesi olduğu, ibra edilmeyen yönetim kurulu üyesinin yeniden seçilmesinde yasaya ve ana sözleşmeye aykırılık bulunmadığı gibi bilinmeyen iki kişinin yönetim kurulu üyesi olarak atanmasında da herhangi bir engel bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 01/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/847365800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.