Akdi ve fiili taşıyanların hasardan müteselsil sorumluluğu; borcun sulhle ödenmesiyle konusuz kalan dava
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4177 E. 2022/6326 K. ·
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Akdi ve fiili taşıyanlar taşıma hasarından müteselsilen sorumludur; gıda maddesinin tam zayiinde sovtaj değeri bulunmaz. Hükümden sonra müteselsil borçlulardan biri borcu ifa ederse (TBK 166) diğerleri de o oranda kurtulur ve o davalı yönünden dava konusuz kalır; bu halde HMK 331 uyarınca sorumluluk yönünden yargılama giderine hükmedilir, ancak aynı alacak için birlikte görülen davada iki ayrı vekâlet ücretine hükmedilemez.
Ele alınan sorunlar
Taşıyan sıfatındaki davalıya husumet yöneltilmesi → ret
İddia: Asıl dava davalısı, yalnızca evrak düzenlediğini, taşıyan/donatan olmadığını, dava dışı firmanın acentesi olarak hareket ettiğini ileri sürerek kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
Gerekçe: Taşıyan konumunda bulunan ve dava dışı organizatör firmanın acentesi olduğunu ispatlayamayan davalının kendisine husumet yöneltilemeyeceği savunmasına itibar edilmemiştir; taşıyan konumundaki davalı hasardan sorumludur (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi).
Akdi ve fiili taşıyanların hasardan müteselsil sorumluluğu ve sovtaj değeri → ret
İddia: Davalı, hasardan sorumlu olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Akdi ve fiili taşıyanlar hasardan müteselsilen sorumludur; dava konusu emtia gıda maddesi olup tekrar kullanılması mümkün olmadığından sovtaj (kurtarma) değeri bulunmamaktadır. Müteselsil sorumluluk nedeniyle alacağın tahsilinde tekerrür etmeme kaydı konulması gerekir (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi).
Hükümden sonra borcun müteselsil borçlularca ifasıyla asıl dava yönünden konusuz kalma → kabul
Gerekçe: TBK 166 uyarınca müteselsil borçlulardan birinin ifası veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmesi, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarır. Hükümden sonra, istinaf incelemesinden önce borç müteselsil borçlularca sulh protokolü kapsamında ifa edildiğinden asıl dava davalısı bakımından davanın konusu kalmamıştır; bu nedenle asıl davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi).
Konusuz kalan davada yargılama gideri ve birlikte görülen davada tek vekâlet ücreti → kısmi kabul
Gerekçe: HMK 331 gereği, dava konusuz kalsa dahi hükmün esasına ve sorumluluğa yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davalı yargılama giderinden sorumludur. Ancak aynı alacak için birlikte görülen davada iki ayrı vekâlet ücreti talep edilemez; müteselsil borçlular için birlikte görülen davada iki ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi ve tahsilde tekerrür kaydı konulmaması doğru değildir (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi).
Emsal değeri
Hükümden sonra müteselsil borçlulardan birinin ifasıyla dava konusuz kaldığında karar verilmesine yer olmadığı ve birlikte görülen davada tek vekâlet ücreti kuralı yönünden emsaldir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akdi/fiili taşıyan↗ müteselsil sorumluluk↗ sovtaj değeri↗ husumet↗ konusuz kalan dava↗ TBK 166 müteselsil borçtan kurtulma↗ HMK 331 yargılama gideri↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4177 E. , 2022/6326 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın kabulüne dair verilen 10.02.2021 tarih ve 2020/1443 E. - 2021/167 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, dava dışı Şölen Çikolata Gıda San. Tic. A.Ş.'nin Kanada'ya ihraç ettiği 26.933,35 Kg. çikolatanın davacı tarafından nakliye rizikolarına karşı sigortalandığını, taşımanın davalı tarafından üstlenildiğini, emtianın Mersin Limanındaki tesislerde gemiye yüklenmek üzere bekletildiği esnada +18 yerine -18 derecede saklandığından donmak suretiyle kristallenip çikolata niteliğini kaybettiğini, davacının sigortalısına 274.271,80 USD ödediğini ileri sürerek, (karşılığı olan) 602.054 TL'nin 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir
Asıl davada davalı vekili, alıcı Kanada firmasının emtianın taşınması için Delmar International Inc. ile, Delmar'ın ise deniz taşıması kısmı için Safmarine Con. ile davalının ise Delmar ile sadece emtianın Safmarine'ye tesliminin organizasyonu ve yükleme evraklarının düzenlenmesi için anlaştığını, malların Mersin Limanı'na kadar sigortalının taşımacısı olan Rannak Nakliyatça getirildiğini, gemiye Safmarine tarafından depolandığını, evrak tanzimi dışında bir işlem yapmayan davalının taşımayı üstlendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taşımacı sıfatı bulunmayan davalı tarafından navlun faturası düzenlenmediğini, çikolatanın +18 derecede depolanması işinin Safmarine ve Maersk Denizcilik A.Ş.'ce üstlenildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl davaya da konu edilen taşımanın üstlenici Borusan Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.'nin anlaşması üzerine davalılara verildiğini, hasarın davalıların sorumluluğunda meydana geldiğini, sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili için 278.659,34 USD üzerinden başlatılan icra takibine davalıların itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalılar vekili, konişmentoda yükletenin asıl davanın davalısı Borusan Lojistik Dağıtım A.Ş., alıcının ise Delmar International Inc. olarak göründüğünü, davalıların taşıyan ya da donatan olduğuna dair bir kaydın bulunmadığını, FOB satış sebebiyle yük üzerindeki nefi ve hasarın alıcıya ait olduğunu, satıcının gereksiz yere sigorta ve taşıma yükünü üstlendiğini, davacının, davalıların taşımanın hangi aşamasında sorumluluk aldığını ve hangi yükümünü yerine getirmediğini ispatlaması gerekiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, satış FOB esasına göre yapıldığından malın deniz yolu ile taşınmasının yurtdışındaki alıcı davadışı Shoppers Drug tarafından organize edildiği, alıcının bu organizasyon için davadışı Delmar İnt. ile anlaştığı ancak organizasyonun fiili olarak Borusan Loj. A.Ş. tarafından yerine getirildiği, konişmentoda taşıtanın Borusan Loj. A.Ş., gönderilenin/alıcının Delmar İnt. olarak gösterildiği, bu durumda gerçek gönderilen ve alıcının Shoppers Drug iken taşıma işleri organizatörleri olan Delmar ve Borusan'ın konişmentoda yer aldığı, konteyner tedariki yapan ve malı kendi saklama/depo alanında tutan Borusan Loj. A.Ş.
ile Delmar'ın birlikte hareket ettikleri, konteyner rezervasyonunda Borusan Lojistik A.Ş. tarafından Safmarine Container'den iki adet 40'lık konteynerin tedarik edilerek, konişmento talimatına göre planlanan taşıma için konteyner ısısının +18 derece olarak öngörüldüğü, yükün Borusan Lojistik A.Ş.'nin Mersin deposundan Maersk tarafından teslim alınarak gemiye yüklenmek üzere Mersin Limanı'na götürüldüğü, emtianın Borusan'ın deposunda beş gün süre ile +18 derece yerine -18 derecede muhafaza edilmesi üzerine % 100 oranında bozulduğu, sovtaj bırakmayacak şekilde tam zayi olduğu, asıl ve birleşen dava davalılarının birlikte sorumlu oldukları, asıl davada TL üzerinden talepte bulunulduğu, birleşen dosyaya konu icra takibinde talebin USD üzerinden yapıldığı, davacının ilk talebini TL olarak kullandığı gözetilerek birleşen davada da TL üzerinden hüküm kurmak gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 537.156,69 TL'nin 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilde tekerrür etmemek üzere davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile icra takibine itirazların kısmen iptaline, 537.156,69 TL'nin 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Asıl davanın davalısı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamına göre, asıl davada; dava dışı alıcı firma tarafından dava dışı Delmar firması ile anlaşma yapıldığı, bu firmanın da asıl dava davalısı Borusan Loj ... A.Ş. ile, Borusan Loj ... A.Ş.’nin ise birleşen dava davalısı Maersk ... A.Ş. ile anlaştığı, fili taşımanın ise Maersk Den. A.Ş.’nin grup şirketi olan Safmarine firması tarafından yerine getirileceği anlaşıldığı, taşıyan konumunda olan (ve dava dışı Delmar firması acentesi olduğunu da ispatlayamayan) asıl dava davalısı Borusan Lojistik A.Ş.’nin kendisine husumet yöneltilemeyeceği yönündeki savunmasına itibar edilmediği, dava konusu emtia gıda maddesi olması nedeniyle tekrar kullanılması mümkün olmadığından sovtaj değeri bulunmadığı, asıl davanın davalısının hasardan sorumlu olmadığına yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığı, ancak davalı akdi ve fiili taşıyanlar hasardan müteselsilen sorumlu olduğu, ilk derece mahkemesince de tahsilde tekerrür etmemek kaydını koymak suretiyle alacağın tahsiline dair hüküm kurulduğu, birleşen 2015/103 esas sayılı dosyada davanın 537.156,69 TL yönünden itirazın iptaline karar verildiği, ilam icraya konulduktan sonra dosyaya ibraz edilen 06.03.2018 tarihli protokol ve sulh sözleşmesi ile icra dosya borcunun 840.135.-TL olması hususunda tarafların mutabık kaldığı, bu miktarın davacı hesabına ödenmesi sonucunda tarafların ana para, faiz, masraf ve avukatlık ücreti vs.
herhangibir alacak ve borçları bulunmadığını, sulhun bütün sonuçlarının taraflar arasında kararlaştırılmış ve kabul edildiğinin imza altına alındığı, sulh protokolünde ödeneceği kararlaştırılan 840.477.-TL’nin 06.03.2018 tarihinde davacıya ödendiği, TBK’nın 166. maddesinde borçlulardan birinin ifası veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona ermişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olacağının hüküm altına alındığı, hükümden sonra ancak istinaf incelemesinden evvel borç müteselsil borçlular tarafından ifa edildiğinden asıl dava davalısı bakımından davanın konusu kalmadığı, ancak HMK’nın 331 maddesi gereği yargı gideri bakımından davalının hükmün esasına ve sorumluluğuna yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden sorumluluğunun söz konusu olduğu ancak müteselsil sorumlular hakkında ayrı ayrı dava açılması halinde davacının davalıdan yaptığı yargı giderini talep etmesi mümkün ise de, aynı alacak için birlikte görülen dava da iki ayrı vekalet ücreti talep edilemeyeceği sonucuna varıldığı, asıl dava davalısının tavzih talebi red edilmiş ise de müteselsil borçlular için birlikte görülen dava da iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi ve tahsilde tekerrür kaydı konulmaması doğru görülmediği gerekçesiyle asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkemesi kararının ve 06.02.2018 tarihli ek kararın HMK 353/1-b-2 maddesi gereği kaldırılmasına hükmün kesinleşen kısımlarının tekrarı ile;
asıl davada konusu kalmayan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava davalıları vekilinin davacı yerine davaya katılma taleplerinin reddine, birleşen davada kesinleşen hükmün tekrarı ile, birleşen davanın kısmen kabulüne, icra takibine itirazların kısmen iptaline, 537.156,69 TL'nin 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (mahkemenin 2015/234 esas sayılı dosyası yönünden tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalılardan tahsili için icra takibinin devamına karar verilmiştir.
Kararı asıl davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davacıdan alınmasına, 27.09.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/847296800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz