6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Listede yer almayan hizmet gemilerinin TUGS'tan resen terkininde iptal koşullarının bulunmaması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3729 E. 2022/7887 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Deniz ticareti

Gerekçe özeti

Bir geminin TUGS'a tescil edilebilir özel maksatlı-özel yapılı gemi olup olmadığını belirleme yetkisi TUGSK 4/d ile idareye aittir; idarenin yayımladığı listede yer almayan (çeşitli hizmetler gemisi grubundaki) gemilerin sicilden resen terkini ve milli sicile nakli, davete icabet etmeyen malik yönünden TTK 966 uyarınca hukuka uygundur ve iptali gerektirmez.

Ele alınan sorunlar

Acente botu ve palamar botunun TUGS'tan terkin ve milli sicile tescili işleminin iptali → ret

İddia: Davacılar, terkin konusunda karar verme yetkisinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğunu, terkin işleminin süresinde yapılmadığını ve kazanılmış hakkı ortadan kaldırdığını ileri sürerek işlemin iptalini ve gemilerin yeniden TUGS'a tescilini talep etmiştir.

Gerekçe: Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil edilecek gemiler ile deniz araçları TUGSK'nın 4 ve 5. maddelerinde düzenlenmiş olup, hangi gemilerin özel maksatlı-özel yapılı gemi olduğunu belirleme yetkisi TUGSK 4/d maddesiyle idareye bırakılmıştır. Bu yetki uyarınca yayımlanan "Özel Maksatlı-Özel Yapılı Gemiler Listesi"nde davacılara ait, "çeşitli hizmetler gemisi" grubundaki acente botu ve palamar botu yer almadığından, bu gemiler TUGS'a tescil koşullarını taşımamaktadır. Buna rağmen tescil edilmiş olmaları davalı idarece tespit edilerek, davete icabet etmeyen maliklere ait gemilerin TTK'nın 966. maddesi gereğince resen terkinleri yapılmıştır. Dolayısıyla terkin ve milli sicile tescil işleminde usulsüzlük bulunmayıp iptal koşulları oluşmamıştır; dava reddedilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Gemilerin TUGS'a tescil edilebilirliğinin idarece yayımlanan liste ve TUGSK 4/d yetkisine göre belirlenmesi ile TTK 966 uyarınca resen terkin şartları yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
Türk Uluslararası Gemi Sicili (TUGS) özel maksatlı-özel yapılı gemi resen terkin idarenin belirleme yetkisi

Atıf yapılan mevzuat: TUGSK — TUGSK 4/dTUGSK 4TUGSK 5TUGSK 2 · TTK — TTK 966

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/3729 E.  ,  2022/7887 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla) verilen 11.07.2018 tarih ve 2015/401 E- 2018/292 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.02.2021 tarih ve 2019/109 E- 2021/246 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ...

tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkili Düzgit Vapur Hizmetleri'ne ait olan Nuhrevan-I, Marin-4, Düzgit-VI, Düzgit-IV, Marin-III, Düzgit-II, Marin-5, müvekkili Denizciler Düzgit Gemi Acenteliği'ne ait Denizciler-Ç ve yine müvekkili Gemtac Gemi Tali Acenteliği ve Bot Hizmetleri'ne ait olan Gemtaç-1, Gemtaç-2 ve Gemtaç-3 isimli toplam 11 adet geminin İstanbul Liman Başkanlığı tarafından Türk Uluslararası Gemi Sicilinden terkin edilerek Milli Gemi Siciline tescil edildiğini, yapılan işlemin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, terkin konusunda karar verme yetkisinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğundan, öncelikle bu nedenle Liman Başkanlığınca tesis edilen işlemin iptali gerektiğini, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla idari işlemin geri alınması niteliğinde olan terkin işleminin süresinde yapılmadığını, zira Danıştay'ın istikrar kazanmış içtihatlarına göre hukuka aykırı işlemlerin ancak iptal davası süresi içerisinde geri alınabileceğini, itiraza konu gemilerin Denizcilik Müsteşarlığının 13/07/2007 tarihli 23064 sayılı olur sayısı ile TUGS'a tescil edilecek gemiler bakımından kapsam daraltılması yoluna gidilerek 2015 yılında tesis edilen bir işlemle gemilerin TUGS'tan çıkarıldığını, oysa "olur yazısı" bahse konu gemilerin TUGS'ta kalmasını hukuka aykırı buluyorsa bu durumda her halükarda terkin işleminin 2007 yılında yapılması gerektiğini, Türk Uluslarası Gemi Sicil Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte Milli Gemi Siciline tescilli gemilerin ilgili mevzuat uyarınca TUGS'a tescili işleminin hukuka uygun olduğunu, idarenin müvekkillerine ait gemilerin TUGS'tan terkin edilerek milli gemi siciline tescil edilmesi işleminin kazanılmış hakkı ortadan kaldıracak nitelikte olduğunu, bu sebeple de yapılan işlemin iptali gerektiğini ileri sürerek müvekkillerine ait 11 adet geminin Türk Uluslararası Gemi Sicilinden terkin edilmesine ilişkin kararın yok hükmünde sayılarak iptaline, tüm gemilerin yeniden Türk Uluslararası Gemi Siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, geçmiş yıllarda tanımı ve cinsi itibariyle TUGS'a tescili uygun olmayan bazı gemilerin TUGS'a tescil edildiğinin tespit edildiğini, bunun sonucunda söz konusu gemilerin TUGS'tan milli gemi siciline veya uygun olması halinde bağlama kütüğüne nakli konusunda maliklerinin sicil memurluğuna davet edilerek yazılı onayları alınmak suretiyle gerekli işlemlerin yapılması, davete icabet etmeyen maliklere ait gemilerin ise TTK 'nun 966. maddesi gereğince TUGS'tan resen terkinlerinin yapılarak buna ilişkin belgelerinin iptal edilmesinin İstanbul Liman Başkanlığına bildirildiğini, Liman Başkanlığınca yapılan çalışma sonucunda 155 adet deniz aracının TUGS'a kayıt edilebilecek gemilerden olmadığının tespit edildiğini, bunlar arasında dava konusu gemilerin de bulunduğunu, Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu özel bir kanun olup, bu kanuna göre tescil edilecek olan gemilerin tanımı ve cinslerinin yasada açıkça belirtildiğini, dava konusu acente botu ve palamar botu gemi cinslerinin TUGSK'nın 2 ve 4.

maddesi ile Bakanlık tarafından yayınlanan Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil edilecek özel maksatlı - özel yapılı gemi listesi ve Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil edilebilecek özel maksatlı - özel yapılı gemilerin AB normuna göre isim ve kodları listesinde yer almadığını, terkin işleminden önce İstanbul Liman Başkanlığı tarafından gemi maliklerine tebliğden itibaren 15 gün içerisinde gemilerin milli gemi siciline tescili konusunda talepte bulunulması, verilen süre içerisinde talepte bulunulmaması halinde mevcut sicil kayıtlarının terkini ile gemileri milli gemi siciline nakil işlemlerinin resen yapılacağına dair kararın tebliğ edildiğini, gemi donatanlarının idarenin kararına karşı 8 günlük süre içerisinde yetkili mahkemeye itiraz etmeleri gerekirken bu hakkı kullanmayıp Liman Başkanlığına itiraz dilekçesi verdiklerini, dolayısıyla terkin kararının kesinleştiğini, acente botu ve palamar botu niteliğindeki söz konusu gemilerin TUGSK kapsamında olmadıklar halde TUGS'a tescil edilmiş olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil edilecek gemiler ile deniz araçlarının TUGSK'nın 4 ve 5. maddesinde düzenlendiği, bu nedenle, TUGS'a tescil edilebilecek gemiler, yatlar ile özel maksatlı - özel yapılı gemilerin belirlenmesinde TUGS Kanununda yer alan tanımların esas alınması gerektiği, dava konusu acente botları ile palamar botları özel maksatlı ve özel yapılı gemi sınıfında yer almakta olup, TUGSK'na göre gemi ve yat kapsamında olmayan denizde yük ve yolcu taşıma ya da balıkçılık dışında diğer bir ticari amaca tahsis edilmiş özel maksatlı, tahsis amacına uygun kullanımın gerektirdiği şekilde inşa edilmiş gemiler olduğu, TUGSK'nın 4/d maddesinde hangi gemilerin özel maksatlı - özel yapılı gemiler olduğunu belirleme yetkisinin idareye bırakıldığı, Bakanlık Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul Liman Başkanlığına gönderilen 10.11.2014 tarihli talimatında, TUGS'a tescili uygun olmayan gemi ve deniz araçlarının TUGS'tan milli gemi siciline veya uygun olması halinde bağlama kütüğüne nakli konusunda maliklerinin sicil memurluğuna davet edilerek yazılı onayları alınmak suretiyle gerekli işlemlerin yapılması, davete icabet etmeyen maliklere ait gemi ve deniz araçlarının TTK'nın 966.

maddesi gereğince TUGS'tan resen terkinlerinin yapılarak milli gemi siciline veya bağlama kütüğüne kaydının yapılması istenmiş olduğundan, İstanbul Liman Başkanlığı tarafından Denizcilik Müsteşarlığının TUGS Kanununun 4/d maddesinde idareye verilen yetki hükmüne dayanılarak hazırladığı 13/07/2007 tarih ve 23064 sayılı oluru ile yürürlüğe giren TUGS'a tescil edilecek özel maksatlı ve özel yapılı gemiler listesi içerisinde yer almayan hizmet gemisi grubuna giren acente botu ve palamar botu cinsi (davacılara ait gemilerin de bulunduğu) 155 adet geminin ilgililerin davet yazısına icabet etmemesi nedeni ile TUGS'taki kayıtlarının resen terkin edilerek milli gemi siciline kaydedilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, dava konusu acente botu ve palamar botu cinsi gemilerin TUGS'a tescil edilebilecek gemilerden olmadığı, davacılara ait acente botu ve palamar botu cinsi gemilerin de bu kapsamda TUGS'taki kayıtlarının resen terkin edilerek milli gemi siciline tescil edildikleri, davalının terkin ve tescil işleminin iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacılara ait gemilerin 11.10.2006 tarihli Gemilerin Genel Denetimi ve Belgelendirilmesi Hakkında Yönetmeliğin 4/ç ve 5. maddeleri kapsamında "çeşitli hizmetler gemisi" sınıfına dahil olup, yük veya yolcu gemisi ya da açık deniz balıkçı gemisi niteliğinde olmadığı, hangi gemilerin özel maksatlı - özel yapılı gemi niteliğinde olduğunu belirleme yetkisi ise, TUGS Yönetmeliğinin 4/d maddesi ile idareye verilmiş olup, bu yetki doğrultusunda Denizcilik Müsteşarlığınca "TUGS'a Tescil Edilecek Özel Maksatlı - Özel Yapılı Gemiler Listesi" yayınlandığı, ancak davacılara ait, "çeşitli hizmetler gemisi" grubunda yer alan, acente botu ile palamar botunun, bu listede yer almadığı, bu durumda söz konusu gemilerin TUGS'a tescil koşullarını taşımadıkları, buna rağmen tescil edildikleri davalı idare tarafından tespit edilerek bu sicilden terkin edildikleri, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 97,20 TL harcın temyiz eden davacılara iadesine, 08/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/842019300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/109 E. 2021/246 K.

TUGS tescil koşullarını taşımayan gemilerin resen terkini

Gerekçe özeti

Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil edilecek gemilerin niteliği 4490 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre belirlenir; özel maksatlı - özel yapılı gemi niteliğinin tespiti idareye bırakılmış olup, idarece yayınlanan listede yer almayan gemi türlerinin bu sicile tescili koşulları taşımadığı kabul edilir. İdare, TUGS'a tescil koşullarını taşımadığı sonradan tespit edilen bir geminin kaydını, geçmişe etkili vergisel bir sonuç doğurmadığı ve kazanılmış haklar özel yasal düzenlemelerle korunduğu sürece, süreye bağlı olmaksızın resen terkin edebilir.

Emsal değeri

Özel maksatlı - özel yapılı gemi niteliğinin idare tarafından belirlenen listeye göre tespiti ve TUGS'a tescil koşullarını taşımayan gemilerin idarece süreye bağlı olmaksızın resen terkin edilebileceği hususunda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: Türk Uluslararası Gemi Sicili (TUGS) Milli Gemi Sicili (MGS) özel maksatlı - özel yapılı gemi resen terkin idarenin işlemi geri alması kazanılmış hak geçmişe etkili işlem

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/109

KARAR NO 2021/246

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)

TARİHİ 11/07/2018

NUMARASI 2015/401 Esas-2018/292 Karar

DAVA

Gemi Sicil Memurluğu Kararına İtiraz

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/02/2021

İlk derece mahkemesince verilen davanın reddine yönelik hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; müvekkili ... Hizmetleri'ne ait olan .... ait olan ... isimli toplam 11 adet geminin İstanbul Liman Başkanlığı tarafından Türk Uluslararası Gemi Sicilinden terkin edilerek Milli Gemi Siciline tescil edildiğini, yapılan işlemin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, terkin konusunda karar verme yetkisinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğundan, öncelikle bu nedenle Liman Başkanlığınca tesis edilen işlemin iptali gerektiğini, söz konusu gemilerin TUGS'a tescili hukuka uygun olduğundan, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için aksi düşünülse dahi idari işlemin geri alınması niteliğinde olan terkin işleminin süresinde yapılmadığını, zira Danıştay'ın istikrar kazanmış içtihatlarına göre hukuka aykırı işlemlerin ancak iptal davası süresi içerisinde geri alınabileceğini, itiraza konu gemilerin Denizcilik Müsteşarlığının 13/07/2007 tarihli 23064 sayılı olur sayısı ile TUGS'a tescil edilecek gemiler bakımından kapsam daraltılması yoluna gidilerek 2015 yılında tesis edilen bir işlemle gemilerin TUGS'tan çıkarıldığını, oysa "olur yazısı" bahse konu gemilerin TUGS'ta kalmasını hukuka aykırı buluyorsa bu durumda her halükarda terkin işleminin 2007 yılında yapılması gerektiğini, şayet olur yazısı terkin işlemine hukuki dayanak teşkil ediyorsa bu durumda da tescil tarihinden itibaren 60 günlük süre içerisinde terkinin yapılması gerektiğini, her iki ihtimalde de gemilerin TUGS'a tescil işleminin süresi içerisinde geri alınmadığından terkin kararının hukuka aykırı olduğunu, TUGS mevzuatı uyarınca TUGS'a tescil edilecek gemilerin belirlenmiş olup müvekkillerine ait gemilerin de bu kapsamda yer aldığını, Türk Uluslarası Gemi Sicil Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte Milli Gemi Siciline tescilli gemilerin ilgili mevzuat uyarınca TUGS'a tescili işleminin hukuka uygun olduğunu, idarenin müvekkillerine ait gemilerin TUGS'tan terkin edilerek milli gemi siciline tescil edilmesi işleminin kazanılmış hakkı ortadan kaldıracak nitelikte olduğunu, bu sebeple de yapılan işlemin iptali gerektiğini, söz konusu işlemin verginin kanuniliği ilkesine de aykırılık teşkil ettiğini belirterek, müvekkillerine ait 11 adet geminin Türk Uluslararası Gemi Sicilinden terkin edilmesine ilişkin kararın yok hükmünde sayılarak iptaline, tüm gemilerin yeniden Türk Uluslararası Gemi Siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili Bakanlığın Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucunda geçmiş yıllarda tanımı ve cinsi itibariyle TUGS'a tescili uygun olmayan bazı gemilerin TUGS'a tescil edildiğinin tespit edildiğini, bunun sonucunda söz konusu gemilerin TUGS'tan milli gemi siciline veya uygun olması halinde bağlama kütüğüne nakli konusunda maliklerinin sicil memurluğuna davet edilerek yazılı onayları alınmak suretiyle gerekli işlemlerin yapılması, davete icabet etmeyen maliklere ait gemilerin ise TTK 'nun 966. maddesi gereğince TUGS'tan resen terkinlerinin yapılarak buna ilişkin belgelerinin iptal edilmesinin İstanbul Liman Başkanlığına bildirildiğini, Liman Başkanlığınca yapılan çalışma sonucunda 155 adet deniz aracının TUGS'a kayıt edilebilecek gemilerden olmadığının tespit edildiğini, bunlar arasında dava konusu gemilerin de bulunduğunu, Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu özel bir kanun olup, bu kanuna göre tescil edilecek olan gemilerin tanımı ve cinslerinin yasada açıkça belirtildiğini, dava konusu acente botu ve palamar botu gemi cinslerinin TUGSK'nın 2 ve 4.

maddesi ile Bakanlık tarafından yayınlanan Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil edilecek özel maksatlı - özel yapılı gemi listesi ve Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil edilebilecek özel maksatlı - özel yapılı gemilerin AB normuna göre isim ve kodları listesinde yer almadığını, TUGS'a tescil olmaması gereken dava konusu acente botu ve palamar botu cinsi gemilerin müvekkili Bakanlıkça belirlenerek yayınlanan özel maksatlı - özel yapılı gemiler listesinde hiçbir zaman yer almadığını, bu nedenle söz konusu gemilerin Türk Uluslararası Gemi Sicilindeki kayıtlarının terkin edilerek Milli Gemi Siciline tescil edildiklerini, terkin işleminden önce İstanbul Liman Başkanlığı tarafından gemi maliklerine tebliğden itibaren 15 gün içerisinde gemilerin milli gemi siciline tescili konusunda talepte bulunulması, verilen süre içerisinde talepte bulunulmaması halinde mevcut sicil kayıtlarının terkini ile gemileri milli gemi siciline nakil işlemlerinin resen yapılacağına dair kararın tebliğ edildiğini, gemi donatanlarının idarenin kararına karşı 8 günlük süre içerisinde yetkili mahkemeye itiraz etmeleri gerekirken bu hakkı kullanmayıp Liman Başkanlığına itiraz dilekçesi verdiklerini, dolayısıyla terkin kararının kesinleştiğini, acente botu ve palamar botu niteliğindeki söz konusu gemilerin TUGSK kapsamında olmadıklar halde TUGS'a tescil edilmiş olduklarını, kanuna ve hukuka açıkça aykırı olan, yok hükmünde bir işlemi idarenin süreye bağlı olmaksızın geri alma yetkisinin bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil edilecek gemiler ile deniz araçlarının TUGSK'nın 4 ve 5. maddesinde düzenlendiği, bu nedenle, TUGS'a tescil edilebilecek gemiler, yatlar ile özel maksatlı - özel yapılı gemilerin belirlenmesinde TUGS Kanununda yer alan tanımların esas alınması gerektiği, dava konusu acente botları ile palamar botları özel maksatlı ve özel yapılı gemi sınıfında yer almakta olup, TUGSK'na göre gemi ve yat kapsamında olmayan denizde yük ve yolcu taşıma ya da balıkçılık dışında diğer bir ticari amaca tahsis edilmiş özel maksatlı, tahsis amacına uygun kullanımın gerektirdiği şekilde inşa edilmiş gemiler olduğu, TUGSK'nın 4/d maddesinde hangi gemilerin özel maksatlı - özel yapılı gemiler olduğunu belirleme yetkisinin idareye bırakıldığı, Bakanlık Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul Liman Başkanlığına gönderilen 10.11.2014 tarihli talimatında, TUGS'a tescili uygun olmayan gemi ve deniz araçlarının TUGS'tan milli gemi siciline veya uygun olması halinde bağlama kütüğüne nakli konusunda maliklerinin sicil memurluğuna davet edilerek yazılı onayları alınmak suretiyle gerekli işlemlerin yapılması, davete icabet etmeyen maliklere ait gemi ve deniz araçlarının TTK'nın 966.

maddesi gereğince TUGS'tan resen terkinlerinin yapılarak milli gemi siciline veya bağlama kütüğüne kaydının yapılması istenmiş olduğundan, İstanbul Liman Başkanlığı tarafından Denizcilik Müsteşarlığının TUGS Kanununun 4/d maddesinde idareye verilen yetki hükmüne dayanılarak hazırladığı 13/07/2007 tarih ve 23064 sayılı oluru ile yürürlüğe giren TUGS'a tescil edilecek özel maksatlı ve özel yapılı gemiler listesi içerisinde yer almayan hizmet gemisi grubuna giren acente botu ve palamar botu cinsi (davacılara ait gemilerin de bulunduğu) 155 adet geminin ilgililerin davet yazısına icabet etmemesi nedeni ile TUGS'taki kayıtlarının resen terkin edilerek milli gemi siciline kaydedilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, zira dava konusu acente botu ve palamar botu cinsi gemilerin TUGS'a tescil edilebilecek gemilerden olmadığı, davacılara ait acente botu ve palamar botu cinsi gemilerin de bu kapsamda TUGS'taki kayıtlarının resen terkin edilerek milli gemi siciline tescil edildikleri, davalının terkin ve tescil işleminin iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacılar vekili; mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda teknik bilirkişi tarafından gemilerin TUGS'a tescil edilebilecek gemilerden olduğu, hukukçu bilirkişi tarafından ise TUGS'a göre gemi sayılmadığı kanaatine ulaşıldığını, ikinci ve üçüncü raporlarda ise davalının gemileri kaydettiği sicilden resen terkin etme yetkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşıldığını, ayrıca davalı idareden sadır yazı ile de bu durumun teyit ve ikrar edildiğini, ancak mahkemece aksi yönde bir gerekçeye yer verilmeden tüm raporlara zıt bir karar verildiğini, oysa birbirini teyit eden üç rapor ile davanın haklılığının sübuta erdiğini, müvekkillerine ait gemilerin TUGSK'nın yürürlüğe girdiği tarihte MGS'ye tescilli olduklarından TUGSK'nın 2.

maddesi gereğince TUGS kapsamında yer aldıklarını, itiraz konusu terkin işleminin geri alma niteliğinde olması nedeniyle, ancak 60 günlük dava açma süresinde geri alınabileceğini, dolayısıyla 16 yıl önceki tescilin hukuka aykırı olduğu düşünülse dahi işlemin süre aşımı nedeniyle iptalinin gerektiğini, idarenin terkin yetkisi bulunmayıp, TTK'nın 966. maddesi yollamasıyla 33. maddesi uyarınca dosyanın karar verilmek üzere yetkili mahkemeye göndermesi gerektiğini, müvekkillerine ait gemiler mevzuata uygun olarak TUGS'a tescil edilmiş olduğundan terkin işleminin müvekkilinin kazanılmış hakkını ortadan kaldırır nitelikte olduğunu, ayrıca işlemin verginin kanuniliği ilkesine de aykırılık teşkil ettiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, Türk Uluslararası Gemi Siciline (TUGS) kayıtlı bulunan davacılara ait gemilerin bu kayıtlarının terkini ile Milli Gemi Siciline (MGS) tesciline yönelik İstanbul Liman Başkanlığı işleminin iptali ile gemilerin yeniden TUGS'a tescili istemine ilişkindir. Tamamı palamar botu ve acente botu niteliğinde bulunan davacılara ait gemilerin, öncesinde Milli Gemi Siciline (MGS) tescilli iken Türk Uluslararası Gemi Siciline (TUGS) tescil edildikleri, uyuşmazlığa konu idari işlem ile de gemilerin TUGS'a tescil koşullarını taşımadıkları gerekçesiyle bu tescilleri terkin edilerek yeniden Milli Gemi Siciline (MGS) tescil edildikleri konusunda ihtilaf yoktur.Uyuşmazlık, davacılara ait gemilerin Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil koşullarını taşıyıp taşımadıkları, buna bağlı olarak davalı idarenin terkin ve Milli Gemi Siciline (MGS) tescil işleminin hukuka uygun olup olmadığı hususlarına ilişkindir.

4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanununun (TUGSK) 4. maddesinde TUGS'a tescil edilecek gemi ve yatlar; "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Milli Gemi Siciline kayıtlı bulunan, kanunun 1. ve 2. maddesi kapsamındaki bütün gemiler ve yatlar, yurt içinde inşa edilen gemiler ve yatlar ile yurt dışından ithal edilen 3.000 DWT'nin (yolcu gemileri ile özel maksatlı, özel yapılı gemilerde ise 300 grostonun) üzerindeki gemiler" olarak belirlenmiştir. Madde hükmünde geçen özel maksatlı özel yapılı gemi ise, yine aynı yasanın 2/ı bendinde "tipleri ve evsafları Bakanlık tarafından belirlenen, özel bir amaçla işletilen ve bu amaçla donatılan, yüzme özelliği bulunan deniz araçları" olarak tarif edilmiştir.

Yasal düzenleme gereğince yurt içinde inşa edilmiş veya yasanın yürürlüğe girdiği tarihte Milli Gemi Siciline kayıtlı bir geminin TUGS'a tescil edilebilmesi için; geminin ticari amaçla kullanılan her türlü yük, yolcu ve açık deniz balıkçı gemisi niteliğinde bulunması veya bu anlamda gemi kapsamında olmayan, tipleri ve özellikleri idare tarafından belirlenen özel maksatlı - özel yapılı gemi kapsamında olması zorunludur. Davacılara ait gemiler 11.10.2006 tarihli Gemilerin Genel Denetimi ve Belgelendirilmesi Hakkında Yönetmeliğin 4/ç ve 5. maddeleri kapsamında "çeşitli hizmetler gemisi" sınıfına dahil olup, yük veya yolcu gemisi ya da açık deniz balıkçı gemisi niteliğinde değildir. Bu durumda söz konusu gemilerin özel maksatlı - özel yapılı gemi niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir.

Hangi gemilerin özel maksatlı - özel yapılı gemi niteliğinde olduğunu belirleme yetkisi ise, TUGS Yönetmeliğinin 4/d maddesi ile idareye verilmiş olup, bu yetki doğrultusunda Denizcilik Müsteşarlığınca "TUGS'a Tescil Edilecek Özel Maksatlı - Özel Yapılı Gemiler Listesi" yayınlanmıştır. Ancak davacılara ait, "çeşitli hizmetler gemisi" grubunda yer alan, acente botu ile palamar botu, bu listede yer almamaktadır. Bu durumda söz konusu gemilerin TUGS'a tescil koşullarını taşımadıkları, buna rağmen tescil edildikleri davalı idare tarafından tespit edilerek bu sicilden terkin edildikleri anlaşılmaktadır. Öte yandan idarenin hukuka aykırı işleminin, aynı idare tarafından İYUK'da öngörülen idari dava açma süresi içerisinde geçmişe etkili olarak geri alınabileceği kabul edilmektedir.

Bu süre geçtikten sonra geri alma halinde ise o zamana kadar doğmuş durumun hukuken kazanılmış hak olarak tanınması gerekir. Ancak yokluk, ilgilinin gerçeğe aykırı veya hileli işlemi, yanlış beyanına dayalı olarak verilmiş idari kararlar, herhangi bir süreye bağlı olmaksızın ve geçmişe etkili olarak geri alınabilecektir. Somut olayda ise TUGS'dan terkin işlemi ile davacılar aleyhine ileriye yönelik bir takım vergisel yükümlülükler doğmakta olup, geçmişe etkili bir uygulama söz konusu değildir. Bu hususta 4490 sayılı TUGSK'nın geçici 2. ve geçici 3. maddeleri ile getirilen düzenlemeler ile de kazanılmış haklar teminat altına alınmış; sicilden terkin nedeniyle geçmişe dönük herhangi bir tarhiyat yapılmayacağı, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan vazgeçileceği, tahakkuk eden tutarların ise terkin edileceği düzenlenmiştir.

Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından davacılar tarafından peşin yatırılan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 23,4‬0-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/02/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.