6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşmenin nispiliği: akdi ilişki bulunmayan taraftan tazminat istenemez

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3732 E. 2022/7693 K. · · İlk derece: 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Sözleşmenin nispiliği kuralı gereği ancak sözleşmenin tarafları birbirleri aleyhine zarar davası açabilir; aralarında akdi ilişki bulunmayan kişiye karşı, sözleşmeye aykırı ifadan doğan zarar yansıma zarar olarak istenemez. Akde aykırılık (kararlaştırılandan düşük nitelikte edim) haksız fiile dönüştürülerek doğrudan sorumluluk kurulamaz; talep, ancak akdi ilişki içinde bulunulan tarafa yöneltilebilir.

Ele alınan sorunlar

Akdi ilişki bulunmayan davalıya karşı husumet → ret

İddia: Davalı, davacı ile arasında sözleşme bulunmadığını, sözleşmeyi dava dışı Tek Beton şirketiyle imzaladığını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini savunmuştur.

Gerekçe: Davacı, davaya konu sözleşmeye taraf değildir; davacının kendi taşeronu ile yaptığı sözleşme ve alt sözleşmelerde taşeronların ana yükleniciye doğrudan sorumluluğunu gerektiren bir düzenleme bulunmamaktadır. Davalının C40 yerine C30 beton vermesi haksız fiil değil akde aykırılık teşkil ettiğinden davacının haksız fiile dayanması mümkün değildir. Sözleşmenin nispiliği kuralı gereği ancak sözleşmenin tarafları birbirleri aleyhine zarar davası açabilir; davacı, aralarında akdi ilişki bulunmayan davalıdan zarar kalemlerini yansıma zarar olarak isteyemez, talep hakkı kendi taşeronu olan dava dışı şirkete karşıdır. Bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddi yerindedir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Sözleşmenin nispiliği gereği akdi ilişki bulunmayan tarafa karşı sözleşmeye aykırılıktan doğan zararın istenemeyeceği ve davanın husumet yokluğundan reddi yönünden emsal değeri taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
pasif husumet (taraf sıfatı) — akdi ilişki bulunmayan davalıya karşı dava dinlenemez

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin nispiliği pasif husumet / taraf sıfatı akde aykırılık yansıma zarar alt yüklenici sorumluluğu

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/3732 E.  ,  2022/7693 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.04.2018 tarih ve 2017/75 E. - 2018/358 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 26.11.2020 tarih ve 2018/1952 E. - 2020/1230 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 01.11.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.

... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkili ile Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğü arasında, ... Mah.., 16 parsele bina yapıp, karşılığında 20 yıl kullanım ve işletme haklarına sahip olacağı inşaat yapım karşılığı uzun süreli kiralama ve işletme sözleşmesi imzalandığını, davalının ise müvekkiline ait inşaata C40 dayanım sınıfında beton imal edip, inşaat alanına dökme işini üstlendiğini, davalı tarafından imal edilen betonun C30 dayanım sınıfında olduğu belirlenerek inşaatın ...Belediyesince 23/11/2015'de durdurulduğunu, müvekkilince yapının güçlendirilmesi için tadilat projesi hazırlandığını, tadilat-güçlendirme projesinin belediyece kabulü ile inşaata 24/08/2016 tarihinde yeniden ruhsat alınıp, tekrar devam edilebildiğini, böylece inşaatın yapımı yönünden 10 ay kadar kayıp yaşandığını, sözleşmeye aykırı beton imalatı nedeniyle müvekkilinin betonun niteliğinin tespiti, yeniden inşaat ruhsatı alımı ve proje nedeniyle masraflar yaptığını, inşaatın yaklaşık 10 ay gecikmesi nedeniyle gelir kaybına uğradığını, bina değerinin düştüğünü ve sözleşme gereği idareye cezai şart ödemek zorunda kalacağını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 310.000.-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında bir sözleşme bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmeyi Tek Beton İnşaat şirketi ile imzaladığını, davacı ile aralarındaki sözleşmeye göre Tek Beton'un davacıya beton sağlama yükümlülüğü altında olup ikisi arasındaki ilişkinin müvekkilini ilgilendirmediğini, davanın husumet sebebiyle reddi gerektiğini, müvekkilinin kusuru olmamakla birlikte sorumluluğunun da bulunmadığını savunmuştur.

İlk derece mahkemecesince tüm dosya kapsamına göre; davacının sözleşmeye taraf olmadığı, davacının kendi taşeronu bulunduğu Ayışığı Otomotiv ile yaptığı sözleşme ve alt sözleşmelerde taşeronların akdi ilişki içinde olmadıkları, ana yükleniciye doğrudan sorumluluklarını gerektiren bir düzenleme bulunmadığı, bu durumda davacının aralarında akdi ilişki bulunmayan davalıdan, davaya konu zarar kalemlerini ancak yansıma zarar olarak isteyebileceği, davalının C40 yerine C30 beton vermesinin haksız fiil değil, akde aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle davacının haksız fiile dayanmasının mümkün olmadığı, “sözleşmenin nispiliği kuralı” gereği, ancak sözleşme taraflarının birbirleri aleyhine zarar davası açmasının mümkün olduğu, davacının kendi taşeronu Ayışığı şirketinden talep hakkının bulunduğu gerekçesiyle, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; davacının akdettiği sözleşme gereğince yüklenici dava dışı şirkete başvurması gerekirken, yansıma yoluyla davalıdan tazminat talebinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 02/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

E.C.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/842001400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1952 E. 2020/1230 K.

Yansıma zararında pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi

Gerekçe özeti

Bir inşaat sözleşmeler zincirinde, davacının kendi alt yüklenicisine (sözleşme tarafına) karşı talep hakkı bulunuyorsa, bu zincirin daha ilerisindeki bir tarafa (kendisiyle sözleşme ilişkisi olmayan) karşı yansıma zararı iddiasıyla dava açılamaz; çünkü yansıma zararı talebinin şartlarından biri olan 'üçüncü kişinin zararı nedeniyle herhangi birine sözleşmeden kaynaklanan bir talep ileri sürebilecek durumda olmaması' koşulu gerçekleşmemiş olur ve bu durumda davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığından dava reddedilir.

Emsal değeri

Karar, sözleşmeler zincirinde sözleşme dışı üçüncü kişinin yansıma zararı talep edebilmesi için gereken dört şartı (edime yakınlık, alacaklının haklı menfaati, başka bir sözleşmesel talep imkânının bulunmaması, borçlunun bilebilir olması) somut bir alt yüklenicilik zincirine uygulayarak, kendi sözleşme tarafına başvurma imkânı olan davacının zincirin ilerisindeki tarafa karşı dava açamayacağını ve bu durumun pasif husumet yokluğu sonucunu doğuracağını ortaya koymaktadır.

Kavramlar: yansıma zararı sözleşmenin nispiliği ilkesi aliud ifa ayıplı ifa pasif husumet ehliyeti alt yüklenici sözleşmesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1952

KARAR NO 2020/1230

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 05/04/2018

NUMARASI 2017/75 Esas - 2018/358 Karar

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/11/2020

Pasif husumet yokluğundan davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile .... Bölge Müdürlüğü arasında, ... Mah.., ... parsele bina yapıp, karşılığında 20 yıl kullanım ve işletme haklarına sahip olacağı inşaat yapım karşılığı uzun süreli kiralama ve işletme sözleşmesi imzalandığını, davalının ise müvekkiline ait inşaata C40 dayanım sınıfında beton imal edip, inşaat alanına dökme işini üstlendiğini, davalı tarafından imal edilen betonun inşaatta kullanıldığını, ancak vakfın talebiyle yapılan kontrolde betonun C30 dayanım sınıfında olduğunun belirlenerek inşaatın Üsküdar Belediyesince 23/11/2015'de durdurulduğunu, belediyece alınan karara müvekkilinin itirazı üzerine İTÜ inşaat Fakültesinden rapor alındığını, bu raporla da betonun C30 dayanım sınıfında olduğunun anlaşıldığını, bunun üzerine müvekkilince yapının güçlendirilmesi için tadilat projesi hazırlandığını, tadilat-güçlendirme projesinin belediyece kabulü ile inşaata 24/08/2016 tarihinde yeniden ruhsat alınıp, tekrar devam edilebildiğini, böylece inşaatın yapımı yönünden 10 ay kadar kayıp yaşandığını, sözleşmeye aykırı beton imalatı nedeniyle müvekkilinin betonun niteliğinin tespiti, yeniden inşaat ruhsatı alımı ve proje nedeniyle masraflar yaptığını, inşaatın yaklaşık 10 ay gecikmesi nedeniyle gelir kaybına uğradığını, bina değerinin düştüğünü ve sözleşme gereği idareye cezai şart ödemek zorunda kalacağını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 310.000-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında bir sözleşme bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmeyi ... Beton İnşaat şirketi ile imzaladığını, davacı ile aralarındaki sözleşmeye göre .. Beton'un davacıya beton sağlama yükümlülüğü altında olup ikisi arasındaki ilişkinin müvekkilini ilgilendirmediğini, davacının kendisine beton sağlama yükümlülüğü altına giren şirkete karşı dava açması gerektiğini, davanın husumet sebebiyle reddi gerektiğini, kaldı ki müvekkilinin C40 seviyesinde beton imal ederek döktüğünü, ihtilaf çıkınca müvekkilinin de laboratuvar ortamında test yaptırdığını ve betonun C 40 dayanım sınıfında olduğuna dair rapor aldığını, hiç bir zaman kabul etmemekle birlikte, davacının basiretli bir tacir gibi teslim edilen betonu kontrol etseydi zemin seviyesine kadar inşaatı yapmayıp, bunca zararın doğmasına da mahal vermeyeceğini, davacının süresinde muayene ve ihbar yükümlülüğünü de yerine getirmediğini, müvekkilinin kusuru olmamakla birlikte sorumluluğunun da bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacının sözleşmeye taraf olmadığı, davacının kendi taşeronu bulunduğu ...ı Otomotiv ile yaptığı sözleşme ve alt sözleşmelerde taşeronların akdi ilişki içinde olmadıkları, ana yükleniciye doğrudan sorumluluklarını gerektiren bir düzenleme bulunmadığı, bu durumda davacının aralarında akdi ilişki bulunmayan davalıdan, davaya konu zarar kalemlerini ancak yansıma zarar olarak isteyebileceği, sözleşmenin ihlali sebebiyle zarara uğrayan ve fakat tazminat talebinde bulunma hakkı olmayan 3. kişinin aynı zamanda bir mutlak hakkı veya hukuken korunan bir menfaati zedelenmişse, söz konusu 3. kişinin haksız fiil hükümleri uyarınca zararını tazmin ettirmesinin mümkün olduğu, ancak üçüncü kişinin zararı sırf malvarlığı zararı veya kazanç kaybı şeklinde ortaya çıktığında, zararını haksız fiil hükümleri uyarınca tazmin ettirmesinin “hukuka aykırılık unsurunun” yokluğu nedeniyle mümkün olmadığı, olayda da bu durum söz konusu olup, davalının C40 yerine C30 beton vermesinin haksız fiil değil, akde aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle davacının haksız fiile dayanmasının mümkün olmadığı, “sözleşmenin nispiliği kuralı” gereği, ancak sözleşme taraflarının birbirleri aleyhine zarar davası açmasının mümkün olduğu, sözleşmenin nispiliği kuralına istisna getiren halin ise “yansıma zararı” olduğu, sözleşmede taraf olmayan 3.

kişinin tazminat isteyebilmesi içinse;

3. kişinin edime yakın olması, 3. kişinin korunmasında alacaklının haklı bir menfaatinin bulunması, bu şartların borçlu tarafından bilinebilir olması ve 3. kişinin zararı nedeniyle herhangi birine sözleşmeden kaynaklanan talepleri ileri sürebilecek durumda olmaması koşullarının gerektiği, bu şartların birlikte bulunması halinde 3. şahsın “sözleşmenin nispiliği” ile bağlı olmaksızın “yansıma zararını” isteyebileceği, olayda bu dört şarttan sonuncusunun, yani “3. kişinin zararı nedeniyle her hangi birine sözleşmeden kaynaklanan talepleri ileri sürebilecek durumda olmaması” şartının gerçekleşmediği, zira davacının kendi taşeronu ... şirketinden talep hakkının bulunduğu gerekçesiyle, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; davalının ürettiği betonun C40 dayanım sınıfında olmayıp C30 sınıfında olduğunun, böylece davalının hatalı, ayıplı beton ürettiğinin sabit olduğunu, davalının tekniğine uygun beton imal edip piyasaya arz etmekle yükümlü olduğunu, davalının ayıplı beton imali eyleminin akde aykırı olduğu gibi hukuka da aykırı olduğunu, davalının eylemi neticesinde müvekkilinin zarara uğradığını, dolayısıyla haksız fiil sorumluluğunun tüm unsurlarının oluştuğunu, ... şirketinin de müvekkili ile aynı gruba dahil olup pay sahipleri ve yetkililerinin de aynı olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin bu şirkete karşı dava hakkının bulunmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, sözleşmeye aykırı ifa nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı ile ... Bölge Müdürlüğü arasındaki sözleşme ile davacının Üsküdar İlçesinde bulunan taşınmaz üzerinde bina inşa etmeyi üstlendiği , bina yapım işini 03.03.2014 tarihli alt yüklenici sözleşmesi ile dava dışı ...Otomotiv'e verdiği, ... Otomotiv ile ... firması arasında düzenlenen sözleşme ile de yapının kaba inşaat ve altyapı işlerinin yapımı işinin ... firması tarafından üstlenildiği, davalı ile dava dışı ... Beton arasında imzalanan hazır beton satış sözleşmesi ile de davalı tarafından hazır beton satışı ile şantiye adresi veya tesisine teslimin kararlaştırıldığı, davalı tarafından satşı yapılan betonun davacının inşaatında kullanıldığı, sözleşmeler kapsamında imalat ve satışı taahhüt edilen betonun C40 dayanım vasfında olacağının kararlaştırıldığı, ancak davacı tarafça alınan teknik raporlar ile betonun C30 dayanım vasfında olduğu tespit edilerek inşaatın güçlendirilmesi kapsamında yeniden projelendirme ve ruhsat işlemlerinin gerçekleştirildiği, davacı tarafından bu kapsamda yapılan masraflar ile kar ve değer kaybı gibi zararların tahsili istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu kapsamda "ayıp" ile "sözleşmeye aykırı ifa (aliud ifa)" kavramlarının açıklanmasında yarar bulunmaktadır. Ayıp, taraflar arasındaki sözleşme ile kararlaştırılan vasıfların eksikliği veya kararlaştırılmamış olsa dahi dürüstlük kuralı gereğince bulunması gerekli vasıfların eksikliği iken; sözleşmeye aykırı ifa (aliud ifa), taraflar arasındaki sözleşmeyle kararlaştırılmış olan şeyden bambaşka bir şeyin teslimidir. Ayıplı ifa halinde ayıplı olsa da bir ifa mevcutken, aliud ifada ise sözleşme hiç ifa edilmemiş kabul edilmektedir. Bu nedenle aliud ifa halinde yüklenici, ayıba karşı tekeffül hükümlerine göre değil, borcun hiç ifa edilmemesine ilişkin TBK'nın 112. ve devamı maddeleri hükümleri uyarınca sorumlu tutulmalıdır.Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince, kural olarak sözleşmenin hiç veya kısmen ifa edilmemesi ya da sözleşmeye aykırı ifa halinde uğranılan zararın tazminini istem hakkı, sözleşmenin tarafına aittir.

Bu kuralın istisnası ise, dolaylı zararın bir türü olarak değerlendirilebilecek yansıma yoluyla zarar kavramıdır. Yansıma zararı konusunda açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, yansıma zararı; bir ya da birden çok kişinin, doğrudan zarar gören kişi ile olan özel bir ilişkisi nedeniyle, aynı zarar verici fiil yüzünden uğranılan, ancak dolaylı olarak ortaya çıkan zarar olarak nitelendirilebilir. Bu kapsamda sözleşmenin tarafı olmayan ve bu nedenle sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince talep hakkı bulunmayan zarara uğrayanın, zarar sorumlusundan talepte bulunabilmesi için; sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişinin edime yakın olması, üçüncü kişinin korunmasında alacaklının haklı bir menfaatinin bulunması, üçüncü kişinin zararı nedeniyle herhangi birine sözleşmeden kaynaklanan bir talep ileri sürebilecek durumda olmaması ve üçüncü kişinin edime yakınlığı ve ve korunmasında alacaklının haklı bir menfaatinin bulunduğu hususunun borçlu tarafından bilinebilir olması koşullarının birlikte bulunması gerekir.

Somut olayda ise, davacı ile dava dışı ... Otomotiv arasında düzenlenen 03.03.2014 tarihli alt yüklenici sözleşmesi ile bina yapım işinin ... Otomotiv tarafından üstlenildiği, ... Otomotiv ile ... firması arasında düzenlenen sözleşme ile de yapının kaba inşaat ve altyapı işlerinin yapımı işinin alt yüklenici ... firması tarafından üstlenilerek betonun temin edildiği anlaşılmasına göre, davacının akdettiği sözleşme gereğince yüklenici dava dışı şirkete başvurması gerekirken, yansıma yoluyla davalıdan tazminat talebinin mümkün olmadığı, dolayısıyla davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.Bu nedenle davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Bu itibarla davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/11/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.