6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yazılı sözleşme olmasa da ticari ilişki fatura ve gümrük belgeleriyle ispatlanabilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1568 E. 2022/7195 K. · · İlk derece: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmasa dahi ticari ilişkinin ve alacağın varlığı fatura, konşimento, gümrük beyannameleri ve resmi kayıtlarla ispatlanabilir. Malların teslim edilip ticaretin gerçekleştiği ve satıcının edimini ifa ettiği ispatlandığında, alacağın ödendiğini ispat yükü davalıya (alıcıya) geçer.

Ele alınan sorunlar

Yazılı sözleşme yokluğunda ticari ilişkinin ve alacağın ispatı → kabul

İddia: Davalı, Kıbrıs kanunlarının uygulanması gerektiğini ve davanın zamanaşımına uğradığını, davacının sözleşme sunmadığını, taraflar arasında ticaret yapılmadığını, kendi defter ve kayıtlarında davacıya ait kayıt bulunmadığını savunmuştur.

Gerekçe: İhracı yapılan emtiaların davalı şirketçe kabul edildiği; yazılı sözleşme olmasa dahi aradaki ticari ilişkinin ve dava konusu alacağın varlığının fatura, konşimento, gümrük beyannameleri ve diğer belgelerle ispatlandığı; gümrük müdürlüğü yazı cevapları ve bilirkişi incelemesiyle malların teslim edilip ticaretin gerçekleştiği, davacının edimini ifa ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda alacağın ödendiğini ispat etmesi gereken davalı olup, davalının bu konuda delili bulunmadığından; mali incelemeler sonucu belirlenen alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi yerindedir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Yazılı sözleşme yokluğunda ticari ilişkinin belgelerle ispatı ve teslim ispatlandığında ödeme ispatı yükünün alıcıya geçmesi yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari ilişkinin ispatı fatura ve konşimento gümrük kayıtları ispat yükü ihracat

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/1568 E.  ,  2022/7195 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.05.2018 tarih ve 2013/288 E. - 2018/464 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.12.2020 tarih ve 2018/2416 E. - 2020/1344 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .... ile davalı vekili Av. ....... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının siparişi üzerine müvekkilinin çeşitli otel malzemelerini teslim edip karşılığında fatura düzenlediğini, konişmentoların malların davalıya teslimini açıkça gösterdiğini, borçlunun müvekkiline toplam 33.131,13 TL ödeme yaptığını, bakiyesi için başlatılan icra takibine itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, Kıbrıs Kanunlarının uygulanması gerektiğini, buna göre davanın zamanaşımına uğradığını, davacının bir sözleşme sunmadığını, taraflar arasında ticaret yapılmadığını, müvekkilinin defter ve kayıtlarında davacıya ait bir kayda rastlanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı gibi diğer kesin delillerle de akdî ilişkinin ispatlanamadığı, miktara göre akdî ilişkinin tanıkla ispatlanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili, tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, ihracı yapılan emtiaların davalı şirket tarafından kabul edildiği, bu nedenle yazılı sözleşme olmasa dahi aradaki ticari ilişkinin ve dava konusu alacağın varlığının, fatura, konşimento, gümrük beyannameleri ve diğer belgeler ile ispatlandığı, Gümrük Müdürlüğü'nden gelen resmi yazı cevapları ve dosyada mübrez diğer müzekkere cevaplarıyla birlikte de ticari iş konusu malların teslim edildiği, ticaretin gerçekleştiği, davacının üzerine düşen edimi gereği gibi ifa ettiği, bu durumda, gümrük kayıtları uyarınca gerçekleşen ticaret sonucunda, alacağın ödendiğini ispat etmesi gereken davalı olmasına karşın, bu konuda davalının herhangi bir delilinin bulunmadığı, bilirkişi raporunda;

Kıbrıs Gümrük ve Rüsümat Dairesi Müdürlüğü’nden gelen kayıtların detaylı incelendiği, dava konusu fatura konusu malların, çeşitli tarihlerde, Mersin Limanı’ndan Kıbrıs’a ithalatının yapıldığı, gümrüklenen otel malzemelerinin davalı şirkete teslim edildiğinin açıklığa kavuştuğu, davalı şirketin incelemeye ibraz ettiği ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin olmadığı, davalının davacıdan ithal ettiği tespit edilen eşyaların toplam tutarlarının 172.824,30 TL olduğu, mali incelemeler sonucunda davacının davalıdan 131.457,14 TL alacaklı kaldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin 131.457,14 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faiz işletilmesine, %20 oranında hesaplanan 26.291,42 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6.734,88 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 19/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/840618300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2416 E. 2020/1344 K.

Yazılı sözleşme olmasa da fatura, konşimento ve gümrük kayıtlarıyla ticari ilişkinin ispatı

Gerekçe özeti

Taraflar arasında ticari nitelikte bir ilişkiye dayalı alacak davasında, yazılı bir sözleşme bulunmasa dahi, malların teslim edildiğine ve karşı tarafça kabul edildiğine ilişkin fatura, konşimento, gümrük beyannameleri ve resmi kurum yazı cevapları gibi belgeler ile ticari ilişkinin ve alacağın varlığı ispatlanabilir. Bu durumda, alacağın ödendiğini ispat yükü, ödemeyi savunan tarafa aittir; bu yönde delil sunulamazsa ve karşı tarafın ticari defterleri usulsüzlükleri nedeniyle kesin delil sayılamıyorsa, alacağın varlığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilir. Alacağın likit olması halinde davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilir.

Emsal değeri

Yazılı sözleşme bulunmayan ticari ilişkilerde, fatura, konşimento, gümrük beyannameleri ve resmi kurum yazı cevapları gibi belgelerle ticari ilişkinin ve alacağın ispatlanabileceğine, ödemenin ispat yükünün karşı tarafta olduğuna ve usulsüz tutulan ticari defterlerin kesin delil sayılamayacağına ilişkin değerlendirmesi bakımından bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: itirazın iptali ticari satım ispat yükü gümrük kayıtları ticari defterlerin kesin delil niteliği icra inkar tazminatı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2416

KARAR NO 2020/1344

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/05/2018

NUMARASI 2013/288 Esas-2018/464 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/12/2020

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket ... (eski ünvanıyla ... A.Ş.) arasındaki taşımacılık sözleşmesine binaen davalı şirket, müvekkili şirketten çeşitli hotel malzemeleri sipariş ederek bunları teslim aldığı, buna ilişkin faturaların dava dosyasına sunulduğunu, fatura bedellerinin müvekkili şirkete ödenmemesi üzerine davalı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... E sayılı dosyası üzerinden geri kalan alacağın tahsili amacıyla 131.457-TL toplam bedelli icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazları neticesinde takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayda uygulanması gereken hukukun Kıbrıs hukuku olduğunu, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın faturaları dayandırdığı ticari ilişkiye ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığını, müvekkili şirket defter ve kayıtlarında davacıya ait alacak kaydı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; somut olayda, davacı fatura bedelinin ödenmediğinden bahisle icra takibi başlatmış ve itiraz üzerine de dava açmış olup, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı gibi diğer kesin delillerle de akdî ilişkinin ispatlanamadığı, alacak miktarına göre akdî ilişkinin tanıkla ispatlanması mümkün olmadığı gibi davalının açık rızası ve delil başlangıcı niteliğinde belge de bulunmadığından tanık beyanlarına dayalı olarak akdî ilişkinin varlığının ispatlanamayacağı, davacının iddiasını, müddeabihin miktarına göre 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi hükmü gereği senetle ispat etmek zorunda olduğu, ayrıca davacı tarafça şirket muhasebesiyle yapıldığı ileri sürülen telefon görüşmesi, söz konusu ticari ilişkinin kanıtlanması için yasal olarak delil kabul edilemeyeceği, davacının davasını HMK.

200 vd maddeleri hükümleri uyarınca yasal delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvurusunda; taraflar arasında her ne kadar yazılı bir sözleşme olmasa dahi, ticari teamül gereği verilen siparişler ve karşılığında gönderilen mal ve hizmet dolayısıyla, taraflar arasında sözlü şekilde bir kurulmuş olup, bu kapsamda ticaretin gerçekleştiği ve davalının borcunu ödemediğinin dosya kapsamında ispat edildiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında da belirtildiği üzere, kural olarak, taşımacılık ve satım sözleşmesi zorunlu şekil koşuluna bağlı olmayıp, sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı bulunmadığını, ancak ticari ilişki olması hasebiyle, sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerle ve sorumluluklarla ilgili doğan uyuşmazlıklarda Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanacağını, davalı borçlu tarafça sunulan ticari defterlerde müvekkili şirkete ilişkin kayıt olmaması, bilirkişi raporlarıyla da davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının tespit edilmiş olması nedeniyle, davalı aleyhine delil sayılması gerektiğini, zaten resmi kayıtlarla ispatlanan ticari ve akdi ilişki için ayrıca yazılı sözleşmenin aranmasının yerinde olmadığını, ihracı yapılan emtiaların davalı şirket tarafından kabul edildiğini, dava konusu alacağın varlığı;

fatura, konşimento, gümrük beyannameleri ve diğer belgeler ile sabit olup, ayrıca Gümrük Müdürlüğü'nden gelen resmi yazı cevapları ve dosyada mübrez diğer müzekkere cevaplarıyla birlikte de ticari iş konusu malların teslim edildiğini, ticaretin gerçekleştiğini, müvekkilin üzerine düşen edimi gereği gibi ifa ettiğini ve alacağın varlığının sabitlik kazandığını bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, faturalara dayalı cari hesap alacağının tahsili için davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf, takip dayanağı faturalar (11 adet) konusu davalıya satılıp teslim edilen malların bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı taraf aradaki ticari ilişkiyi kabul etmemiş, davanın reddini istemiştir. Somut olayda; Davacı şirket ile davalı şirket ... Gayrımenkul (eski ünvanıyla ... A.Ş) arasında taşımacılık sözleşmesine binaen, davalı şirketin, davacı şirketten çeşitli hotel malzemeleri sipariş ettiği ve bunları teslim aldığı iddia edilmektedir. İhracı yapılan emtiaların davalı şirket tarafından kabul edildiği, bu nedenle arada yazılı sözleşme olmasa dahi aradaki ticari ilişkinin ve dava konusu alacağın varlığı;

fatura, konşimento, gümrük beyannameleri ve diğer belgeler ile ispatlanmış olup, Gümrük Müdürlüğü'nden gelen resmi yazı cevapları ve dosyada mübrez diğer müzekkere cevaplarıyla birlikte de ticari iş konusu malların teslim edildiği, ticaretin gerçekleştiği, davacının üzerine düşen edimi gereği gibi ifa ettiği, bu durumda, gümrük kayıtları uyarınca gerçekleşen ticaret sonucunda, alacağın ödendiğini ispat etmesi gereken davalı olmasına karşın, bu konuda davalının herhangi bir delilinin bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Dosyaya alınan 03/08/2015 tarihli bilirkişi raporunda; Kıbrıs Gümrük ve Rüsümat Dairesi Müdürlüğü’nden gelen kayıtlar detaylı olarak incelenmiş olup, dava konusu fatura konusu malların, çeşitli tarihlerde, Mersin Limanı’ndan Kıbrıs’a ithalatının yapıldığı, gümrüklenerek otel malzemelerinin davalı şirkete teslim edildiği açıklığa kavuşmuştur.

Ayrıca daha sonra dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler ile davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda alınan bilirkişi raporuna göre davalı şirketin incelemeye ibraz ettiği ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin olmaması ve 2007 yılı envanter defterinin ibraz edilmemesi sebebiyle, davalı lehine kesin delil niteliğinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, yapılan hesaplama sonucnda davalının davacıdan ithal ettiği tespit edilen eşyaların toplam tutarlarının 172.824,30-TL olduğu ile yapılan mali incelemeler sonucunda davacının davalıdan 131.457,14-TL alacaklı kaldığı tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Bununla birlikte dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir eksiklik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülerek davanın reddine ilişkin hükmün kaldırılarak davanın kabulüne, alacak likit olduğundan davacı lehine takip konusu miktarın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin2013/288 Esas-2018/464 Karar sayılı ve 10/05/2018 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın KABULÜNE, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında davalının itirazının iptali ile takibin 131.457,14-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faiz işletilmesine, %20 oranında hesaplanan 26.291,42-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine " İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "Alınması gereken 8.979,83-TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafından mahkeme ve icra veznesine peşin yatırılan 2.245-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.734,83‬-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından peşin yatırılan 2.273,05-TL harçların davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 2.100-TL bilirkişi ücreti, 272,3‬0-TL posta masrafı toplam 2.372,30-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı lehine takdir olunan 16.438,43-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," Davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 95,70-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 17/12/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.