6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kısmi ödemelerin TBK 100 uyarınca mahsubu ve çekle ödeme

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/434 E. 2025/427 K. · · İlk derece: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

İtirazın iptali davası açılmadan önce veya dava sürecinde borçlu tarafça yapılan kısmi ödemeler, TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle borcun ferilerine (icra vekalet ücreti, masraf, faiz) mahsup edilir; kalan tutar daima asıl alacağı teşkil eder ve itirazın iptali ile icra inkar tazminatı bu miktar üzerinden hükmedilir. Cari hesaba karşılık verilen vadeli çek, vadesinde ödenmedikçe (bedeli tahsil edilmedikçe) cari hesaptan düşülmüş sayılamaz (TTK 90/c); dolayısıyla çekin ibraz/ödeme tarihi esas alınarak mahsup yapılır. İcra takibinde sözleşmesel faiz kararlaştırılmamışsa uygulanacak ticari temerrüt faizi avans faizidir. Borçlunun icra takibinden önce ödeme yaptığı bilgisinin alacaklı tarafça bilinmesi, tek başına takibin kötüniyetli olduğunu göstermez; ancak bilinen bir ödemenin dava açılırken gizlenmesi, yargı gideri ve vekalet ücreti takdirinde gözetilmesi gereken bir husustur. İstinaf incelemesi kural olarak istinaf sebepleriyle sınırlıdır (HMK 355/1); istinaf edilmeyen bir hukuka aykırılık (örn. hatalı faiz başlangıç tarihi tespiti) kaldırma sebebi yapılamaz.

Ele alınan sorunlar

Vadeli çekle yapılan ödemenin cari hesaptan mahsup edilip edilemeyeceği → ret

İddia: Davalı, icra takibinden önce 100.000-TL bedelli çekin davacıya gönderildiğini, bu nedenle takibin 112.063,35-TL üzerinden başlatılması gerektiğini, çekin bir ödeme vasıtası olduğunun gözardı edildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının çek ödemesinin başka bir nedenle verildiği yönündeki savunması kanıtlanamamış ve bu husus kesinleşmiştir. Ancak cari hesaba karşılık verilen vadeli çek ödenmedikçe cari hesaptan ödenmiş gibi düşülemeyeceğinden (TTK'nın 90/c maddesi), bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde değildir. 100.000-TL çekin 21.12.2021 tarihinde ödendiği belirlendiğinden icra takibinden sonra yapılmış kısmi ödeme olarak kabulü gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kısmi ödemenin TBK 100 uyarınca önceliği asıl alacağa değil ferilere mahsup edilmesi → ret

İddia: Davalı, 112.063,35-TL'nin 25.02.2022 tarihinde 'asıl alacak' açıklamasıyla ödendiğini, davacının buna itiraz etmediğini, bu nedenle ödemenin asıl alacak olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İcra takip talebinde alacaklı tarafından yapılan kısmi ödemenin TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle ferilerden (masraf, vekalet ücreti, faiz) mahsup edilmesi talebi bulunmaktadır. İcra takibine başlanılmasından sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK'nın 100. maddesine göre yapılan ödemenin öncelikle işlemiş faiz ve takip masraflarına mahsup edileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bilirkişi ek raporunda, toplam borç tutarından kısmi ödemeler ilgili tarihlere göre düşülerek dava tarihi itibariyle kalan asıl alacak hesaplanmış olup, TBK'nın 100. maddesi hükmü gereği icra vekalet ücreti dahil icra harç ve masrafları düşülerek yapılan hesaplamada kalan miktar daima asıl alacağı teşkil ettiğinden bu miktar için itirazın iptaline ve likit alacak nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur; bilirkişi raporunda hesaplama hatası da bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Uygulanacak faiz türünün tespiti (avans faizi mi ticari temerrüt faizi mi) → ret

İddia: Davalı, işletilmesi gereken faiz türünün ticari temerrüt faizi olması gerektiğini, davacının daha yüksek olan avans faizini talep etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İcra takip talebinde %16,75 oranında ticari faiz talep edilmiş olup, 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca taraflar sözleşmesel faiz kararlaştırmamış iseler uygulanacak ticari temerrüt faizinin avans faizi olduğu, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeninin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kötüniyetli takip iddiası ve kötüniyet tazminatı talebi → ret

İddia: Davalı, davacının kendisine yapılan ödemeleri görmezden gelerek haksız kazanç elde etme amacında olduğunu, davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: 100.000-TL çek ödemesinin alındığı dava tarihi itibariyle davacı tarafça bilinmekte ise de, icra takibi bu ödemeden evvel başlatıldığından kötüniyetli takip yapıldığı kabul edilemeyecektir. Bu nedenle davalı tarafın kötüniyetli takip yapıldığına ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Ancak açılan davada 100.000-TL çek ödemesi ketmedilerek dava açıldığından bu durum haksız dava açılması kapsamında yargı gideri ve vekalet ücreti takdir edilirken gözönünde bulundurulacaktır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlenmesi (icra takip tarihi yerine dava tarihi) → tartışılmadı

Gerekçe: Mahkemece TBK'nın 100. maddesine uygun olarak yapılan hesaplama neticesinde kalan asıl alacak dava tarihi itibariyle tespit edildiğinden, bu hesaba göre alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken yeniden icra takip tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesi mükerrer faiz tahsilatına sebep olacağından yerinde bulunmamıştır. Ne var ki bu husus davalı tarafça istinaf edilmediğinden HMK'nın 355(1) maddesi uyarınca kaldırma sebebi sayılmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, cari hesaba karşılık verilen vadeli çekin ancak ödendiği/tahsil edildiği tarihte mahsup edilebileceği (TTK 90/c) ve icra takibinden sonra yapılan kısmi ödemelerin TBK 100 uyarınca öncelikle ferilere mahsup edileceği yönündeki tespitleri, benzer itirazın iptali davalarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali icra inkar tazminatı kısmi ödeme TBK 100 mahsup sırası cari hesap vadeli çek TTK 90/c ticari temerrüt faizi avans faizi kötüniyet tazminatı hukuki yarar

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 90-c · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 100 · 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun — 3095 sayılı Kanun 2/2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 355(1)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/434

KARAR NO 2025/427

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/12/2024

NUMARASI 2022/469 Esas - 2024/803 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/03/2025

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalıya dondurma külahı sattığını, 2021 Ocak ayından 2021 Eylül ayına kadar toplam 780.030,26-TL değerinde satış gerçekleştiğini, bu süreçte 2021 Eylül ayına kadar davalıdan toplam 567.966,91-TL ödeme alındığını, ancak Eylül ayından sonra toplam 212.063,35-TL tutarında ödemenin yapılmadığını, alacağın tahsili amacı ile Bakırköy ... İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, bu süreçten sonra davalı yanca 25/02/2022 tarihinde müvekkiline gönderilen ihtarnamede yer alan hesap numarasına 112.063,00-TL ödeme yapıldığını, bu ödemeden sonra asıl alacak olarak 112.698-TL kaldığını, borca yetecek ödeme yapılmadığını beyanla davanın kabulüne,112.698-TL alacak bakımından itirazın iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine tahmiline karar verilmesini arz ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; icra takibi başlatılmadan 100.000-TL bedelli çekin davacıya kargo ile gönderildiğini, ihtarnamede yer alan banka hesabına 112.063-TL daha ödendiğini, ödenmiş olan borca istinaden açılan takipte müvekkilinin itirazında haklı olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere icra takip tarihi itibariyle davacının kendi defter kayıtları uyarınca 212.063,35-TL davalıdan alacaklı olduğu, esasen alacağın varlığının davalı tarafça da inkar edilmediği, davalının ödemeı iddiası bulunduğu, bu kapsamda takipten sonra ve 01.03.2022 dava tarihinden önce 25.02.2022 tarihinde davalının davacıya 112.063- TL ödeme yaptığı, bunun dışında ... Bankası AŞ'nin 26.10.2023 tarihli müzekkere cevabında görüleceği üzere davalının keşidecisi olduğu 21.12.2021 keşide tarihli 100.000- TL bedelli çekin davacı tarafça 21.12.2021 tarihinde tahsil edildiği, icra takibinden sonra ve davadan önce yapılan işbu ödemelerin toplam borçtan düşülmesi gerektiği, zira davacının, davadan önce tahsil ettiği tutarları davaya konu etmekte hukuki yararı bulunmadığı ve mükerrerliğe sebep olacağı, bu nedenle alınan ek rapor ile ödeme tarihlerine göre ödemelerin borçtan düşülerek dava tarihi itibari ile kalan borcun hesaplandığı, ek rapora göre, takibin ödeme ihtarı ile davalı yana verilen süre sonunda açılması nedeniyle takibe kadar işlemiş faiz alacağı bulunmadığı, davacının ödemeler sonrası dava tarihi itibari ile 35.008,91-TL asıl alacak ve 60,43-TL işlemiş faiz talep edebileceğinin hesaplandığı, davanın asıl alacak tutarı üzerinden harçlandırıldığı ve dava dilekçesinde de talep edilen tutarın asıl alacak olduğunun belirtildiği, davacı taraf çekle ödenen tutarın defterlerinde kayıtlı olmadığı ve başkaca bir ticari faaliyete ilişkin olduğu yönünde beyanda bulunmuş ise de;

ödemenin miktar ve tarihinin banka kayıtları ile sabit olduğu, ayrıca davacı kayıtlarında yer almaması nedeniyle anılan çekin hangi başka ticari ilişki kapsamında tahsil edildiğinin de davacı tarafça ispat edilemediği, bu sebeple davalının yaptığı kısmi ödemeler sonrası davacının dava tarihinde 35.008,91-TL bakiye alacağa itirazının iptaline, takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazla istemin reddine, %20'sine denk gelen 7.001,78-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; davacı tarafça icra takibine başlanmadan önce müvekkil şirketçe 100.000-TL' bedelli çek keşide edilerek 22.11.2021 tarihinde kargoya verildiği, 23.11.2021 tarihinde icra takibine başlandığını, çekin 24.11.2021 tarihinde davacıya teslim edildiğini, takibin 212.063,35-TL üzerinden değil 112.063,35-TL üzerinden başlatılması gerektiğini, bilirkişi raporunda vekalet ücreti hesabında ve tahsil harcı hesabında dikkate alması gereken miktar 112.065,35-TL olduğunu, 112.065,35-TL nin ise 25.02.2022 tarihinde asıl alacak miktarı açıklamasıyla ödendiğini, bu duruma davacı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmayarak ödeme asıl alacak olarak kabul edildiğini, çekin bir ödeme vasıtası olmasını dikkate alınmaması hatalı olduğunu, çek üzerinde vade tarihi bulunsa da ibraz tarihinde ödendiğini, verildiği tarihte borçluyu borçtan kurtardığını, ödemenin takip tarihinden önce yapıldığının kabul edilmesi gerektiğini, davacı kendisine yapılan ödemeleri görmezden gelerek haksız kazanç elde etme amacında olduğunu, davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak kaydı ile davacı aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekteyken her hangi bir kötü niyet tazminatına hükmedilmediği gibi davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, işletilmesi gereken faiz türü ticari temerrüt faizi olması gerektiği davacının daha yüksek bir faiz olan avans faizi talep etmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.

GEREKÇE

Ticari satım nedeniyle düzenlenen dört adet fatura nedeniyle bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı alacaklı tarafından ilk olarak 23.11.2021 tarihinde ...'nde başlatılan icra takibi alacaklı tarafça borçlunun yetki itirazı kabul edilerek 08.12.2021 tarihinde Bakırköy ...İcra Dairesine intikal eden ... (eski esas) takip sayılı icra dosyasında; davacı tarafça davalı aleyhine fatura alacağına istinaden faizler dahil toplam 224.761,58-TL alacağın ticari faizi ile birlikte tahsili istenilmiştir. Takipte istenilen asıl alacak tutarı 212.063,35-TL asıl alacağın varlığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında ki ihtilaf kısmi ödemelere ilişkindir.Davalı borçlu vekili icra takibi başlatılmadan evvel alacaklı davacıya 100.000-TL bedelli çek gönderildiğini bu sebeple takibin 112.063,35-TL olarak başlatılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Davacı çek ödemesinin başka bir nedenle verildiğini savunmuş ise de bu iddia kanıtlanamamış ve kesinleşmiştir. Ancak cari hesaba karşılık verilen vadeli çek ödenmedikçe cari hesaptan ödenmiş gibi düşülemeyeceğinden ( TTK nın 90-c) bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.100.000-TL çekin 21.12.2021 tarihinde ödendiği belirlendiğinden icra takibinden sonra kısmi ödeme olarak kabulü gerekir. Ayrıca davalı vekilinin 112.063-TL'yi asıl alacak olarak ödendiği ileri sürülse de icra takibinde alacaklı tarafından yapılan kısmi ödemenin TBK'nın 100 madde uyarınca öncelikle ferilerden mahsup edilmesi talebi bulunmaktadır. İcra takip talebinde %16,75 oranda ticari faiz talep edilmiş olup 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi uyarınca taraflar sözleşmesel faiz kararlaştırmamış iseler uygulanacak ticari temerrüt faizi ...

avans faizi olup davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir.

01. 03.2022 tarihli dava dilekçesinde icra takibinden sonra 25/02/2022 tarihinde, davalı tarafa gönderilen ihtarnamede yer alan hesap numarasına 112.063-TL kısmi ödeme yapıldığı, TBK nın 100. madde hükmüne göre yapılan ödeme öncelikle borcun ferileri olan masraf, vekalet ücreti ve faize mahsup edildiği, bu ödemeden sonra bakiye olarak, faiz ve diğer alacaklar hariç, asıl alacak olarak 112.698-TL kaldığı belirtilerek, takipten sonra yapılan ödeme ile ilgili açıklama ve bildirim yapılmamış olmasına ödeme faturalara mahsup olarak kabul edilmiş, ancak borca yetecek kadar ödeme yapılmadığını ileri sürülerek bu miktar alacak kaldığı ileri sürülerek dava değeri gösterilerek 112.698-TL alacak bakımından itirazın iptali talep edilmiştir.

Buna göre; 100.000-TL çek ödemesi alındığı dava tarihi itibariyle davacı tarafça bilinmekte ise de; icra takibi bu ödemeden evvel başlatıldığından kötüniyetli takip yapıldığı kabul edilemeyecektir. Bu nedenle davalı tarafın kötüniyetli takip yapıldığına ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.Ancak açılan davada 100.000-TL çek ödemesi ketmedilerek dava açıldığından bu durum haksız dava açılması kapsamında yargı gideri ve vekalet ücreti takdir edilirken gözönünde bulundurulacaktır. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır.

Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Yargıtay HGK'nin 2017/11-80 Esas, 2017/889 Karar sayılı ve 03/05/2017 tarihli; 2011/19-532 Esas, 2011/640 Karar sayılı ve 19/10/2011 tarihli;

2011/13-29 Esas, 2011/56 Karar sayılı ve 09/02/2011 tarihli kararları). Diğer yandan icra takibine başlanılmasından sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK'nın 100. maddesine göre, yapılan ödemenin öncelikle işlemiş faiz ve takip masraflarına mahsup edileceği göz önünde bulundurulmalıdır.Alınan bilirkişi ek raporunda ;Davacı alacaklı tarafından;

23. 11.2021 tarihinde başlatılan icra takibinden sonra takipte talep olunan asıl alacak tutarı 212.063,35-TL asıl alacağa icra vekalet ücreti, ilk masraf ve ilk ödeme tarihi olan 21.12.2021 tahine kadar işleyen avans faizi ilave edilerek toplam borç tutarı hesaplanmış, toplam borç miktarından kısmi ödeme 100.000-TL düşülerek kalan alacak 142.961,29-TL asıl alacak kaldığı hesaplanmış yine kalan asıl alacağa ikinci kısmi ödeme tarihine kadar olan işleyen avans faizi ilavesi ile 25.02.2022 tarihinde yapılan kısmi ödemenin düşümü sonrası 35.008,91-TL bakiye alacağı kaldığı hesaplanmıştır. TBK'nın 100 maddesi hükmü gereği dava tarihi itibariyle icra vekalet ücreti dahil olmak üzere icra harç ve masrafları düşülerek yapılan hesaplamada kalan alacak miktarı daima asıl alacağı teşkil ettiğinden bu miktar için itirazın iptaline ve likit alacak nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur.

Bilirkişi raporunda hesaplama hatası da bulunmamaktadır.Ne var ki mahkemece TBK'nın 100. maddesine uygun olarak yapılan hesaplama neticesinde kalan asıl alacak dava tarihi itibariyle tespit edildiği, bu hesaba göre alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken yeniden icra takip tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesi mükerrer faiz tahsilatına sebep olacağından yerinde bulunamamış ise de, bu husus davalı tarafça istinaf edilmediğinden HMK 355(1) maddesi uyarınca kaldırma sebebi sayılmamıştır. Açıklanan nedenlerle karara yönelik olarak ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 2.391,46-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 1.776,06‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan 20-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/03/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/8405 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.