6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Üçüncü kişi banka haciz müzekkeresi tebliğ tarihindeki mevcutla sorumludur

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3407 E. 2022/7128 K. · · İlk derece: 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Haciz müzekkeresi tebliğ edilen üçüncü kişi banka, tebliğ tarihindeki mevcutla sorumludur; bildirmesi gereken tutarı eksik bildirdiği ölçüde doğan zarardan sorumlu olur. Müzekkerenin tebliğinden sonra doğrudan tahsilat hesabına yatan ve bir hukuki ilişkiye bağlı olmayan, borçlusu belli olmayıp sırf ümit ve ihtimale dayanan paralar müstakbel alacak sayılamayacağından haczedilmiş kabul edilemez.

Ele alınan sorunlar

Üçüncü kişi bankanın haciz müzekkeresi karşısındaki sorumluluğunun kapsamı → kısmi kabul

İddia: Davacı, davalı bankanın haciz müzekkeresine eksik cevap verdiğini ve bloke bildirimine rağmen borçlunun hesabından üçüncü kişilere aktarım yapıldığını ileri sürerek daha yüksek tutarda zarardan sorumluluk istemiştir.

Gerekçe: Üçüncü kişi banka, haciz müzekkeresinin tebliği tarihindeki mevcutla sorumludur. Somut olayda müzekkerenin tebliği tarihinde borçlunun hesabında bulunması gereken miktarlar ile davalı bankaca bildirilen miktarlar arasındaki eksik bildirim (35.744,11 TL) yönünden davalı banka davacıya karşı sorumlu olup, dava bu miktarla sınırlı olarak kısmen kabul edilmelidir. Buna karşılık, müzekkerenin tebliğinden sonra doğrudan tahsilat sistemine dahil hesaba yatan paralar bakımından; müstakbel alacaktan söz edebilmek için bir hukuki ilişkinin mevcut olması ve doğacak alacağın cinsi ile borçlusunun belli olması gerektiğinden, borçlusu belli olmayan, sırf ümit ve ihtimale dayanan paralar müstakbel alacak sayılamaz ve haczedilmiş kabul edilemez; bu paralardan banka sorumlu tutulamaz. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Üçüncü kişi bankanın haciz müzekkeresinin tebliği tarihindeki mevcutla sorumlu olduğu ve sonradan hesaba yatan müstakbel sayılamayan paraların haczedilmiş kabul edilemeyeceği yönünde emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üçüncü kişinin sorumluluğu haciz müzekkeresi müstakbel (beklenen) alacak doğrudan tahsilat sistemi eksik bildirim

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/3407 E.  ,  2022/7128 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.05.2018 tarih ve 2014/552 E- 2018/511 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.02.2021 tarih ve 2018/2494 E- 2021/206 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, Kadıköy 1. İcra Müdürlüğü'nün 2010/17046 ve 2010/17238 esas sayılı dosyaları ile borçlu şirket hakkında yapılan icra takibinde davalı bankaya haciz yazısı gönderilerek borcun tamamen kapanmasına ve bu durumun bildirilmesine kadar borçlunun hesabındaki paralara bloke konmasına ilişkin kararın tebliğ edildiğini, davalının borçlunun hesabına bloke konulduğunu bilmesine rağmen ceza dosyasına getirtilen hesap dökümlerinden davalının bloke konulduğu yazısını bildirmesinden sonra borçlunun hesabından üçüncü kişilere toplam 519.550.-TL tutarında mevduatın aktarıldığının belirlendiğini, davalı bankanın kusurlu işlem ve eylemleri sonucunda davacının alacağına kavuşmasının hukuka aykırı bir biçimde engellendiğini ileri sürerek 450.000.-TL'lik davacı zararının haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davaya konu alacağın zaman aşımına uğradığını, haciz yazılarının 28/07/2010 tarihinde müvekkili bankanın Sahrayıcedid şubesine tebliğ edildiğini, yazıya yasal süre içinde cevap verilerek haciz tatbik imkanının bulunmadığının bildirildiğini, üçüncü kişinin sorumluluğunun haciz müzekkeresinin ulaştığı tarihteki mevcut durumla sınırlı olup ileride doğmuş ve doğacak muhtemel hak ve alacaklar bakımından haciz uygulanmasının mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, borçlu şirketin haciz müzekkeresinin davalı bankaya tebliğ edildiği 28/07/2010 tarihinde TL hesabında 43.438,36 TL ve döviz hesabında 3.435,91 Euro bulunmasına rağmen davalı banka tarafından verilen cevapta TL hesabında 11.756,82 TL, döviz hesabında 2.078,04 Euro bulunduğunun bildirildiği, buna göre davacı tarafın eksik bildirim nedeniyle alacağına kavuşamadığı ve davalı bankanın eksik bildirilen miktar yönünden davacıya karşı sorumlu olduğu, haciz müzekkeresinin tebliğ tarihinde eksik bildirilen 2.078,04 Euronun 4.062,57 TL olduğu, eksik bildirilen 31.681,54 TL ile birlikte toplam her iki hesap için eksik bildirimin 35.744,11 TL olduğu, davacının davalıdan eksik bildirim karşılığı 35.744,11 TL'yi talep hakkı bulunduğu gerekçesiyle bu miktar yönünden davanın kısmen kabulüne, davacının fazlaya ilişkin (414.255,89 TL) isteminin reddine, 28/10/2010 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, dava dilekçesi ve delil listesinde davalı üçüncü kişi banka nezdinde sadece takip borçlularından Diamar.... Ltd. Şti.'ne ait banka hesaplarına ilişkin olarak hesap numaralarını anmak suretiyle davalı tarafından yapılan itirazın gerçeğe aykırılığını ve bu hesaplarda tebliğden sonra yapılan işlemler dolayısıyla ortaya çıkan zararı dava ettiği, dava konusu edilmeyen diğer iki takip borçlusuna ait hesaplar yönünden bu davada inceleme ve değerlendirme yapılmasına imkan bulunmadığı, haciz müzekkerelerinin uygulanmasında dava dışı Diamar Sağ.. Ltd. Şti. hesaplarına 28.7.2010 haciz müzekkeresi tebliğ tarihi itibariyle haciz konulması gereken miktarların toplam 43.438,36 TL ve 3.435,91 Euro olarak hesaplandığı, davalı banka tarafından daha evvel 11.756,82 TL ile 1.357,87 Euro bedeli ile ilgili icra müdürlüğüne bildirim ve ödeme yapıldığı, böylece davalı tarafından bildirilmesi gerekli olan miktarlar bildirilmediği, davacının eksik bildirim nedeniyle davacının 35.744,11 TL zarara uğradığı, ancak haciz müzekkeresinden sonra doğrudan tahsilat sistemi dahilinde kullanılan 6297518 nolu hesaba gelen paraların müstakbel alacak teşkil etmesi halinde hacizli olduğu kabul edilebileceği, müstakbel (beklenen) bir alacaktan bahsedebilmek için, bir hukuki ilişkinin mevcut olması, bu hukuki ilişkiden doğacak alacağın cinsinin ve borçlusunun belli olması gerektiği, borçlusu(ödeme yapacak) belli olmayan, sırf ümit ve ihtimale dayanan alacaklar, devamlılık arz eden bir alacak olmadığından, müstakbel alacak olarak kabulünün mümkün olmadığı, müstakbel alacak olarak kabul edilemeyecek doğrudan tahsilat sistemine dahil hesaba sonra yatırılan paralar haczedilmiş sayılamayacağından,davalı bankanın haciz müzekkeresinin tebliği tarihinde mevcutla sorumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 18/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/840472100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2494 E. 2021/206 K.

Haciz müzekkeresi sonrası hesaba yatan paraların müstakbel alacak sayılıp sayılmayacağı

Gerekçe özeti

Banka nezdinde İİK m.78 uyarınca gönderilen haciz müzekkeresi, borçlunun müzekkere tebliği anında hesapta mevcut mevduatını haczeder; bankanın sorumluluğu bu tebliğ tarihindeki mevcut bakiye ile sınırlıdır. Müzekkere tebliğinden sonra hesaba yatan paraların haczedilmiş sayılabilmesi için bunların, borçlu ile banka arasındaki mevcut bir hukuki ilişkiye dayanan ve alacağın cinsi ile borçlusu belirli olan müstakbel alacak niteliğinde olması gerekir; borçlusu belirsiz, sırf ümit ve ihtimale dayanan ve devamlılık arz etmeyen ödemeler müstakbel alacak sayılamayacağından bu tür ödemeler haczedilmiş kabul edilemez.

Emsal değeri

Kararın, İİK m.78 kapsamında gönderilen haciz müzekkeresi sonrası bankaya gelen paraların 'müstakbel alacak' sayılıp sayılamayacağı konusunda getirdiği ölçüt (hukuki ilişkinin varlığı, alacağın cinsi ve borçlusunun belirliliği şartı) bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: müstakbel alacak haciz müzekkeresi İİK 78 İİK 88 İİK 89 doğrudan tahsilat sistemi üçüncü kişinin sorumluluğu

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2494

KARAR NO 2021/206

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/05/2018

NUMARASI 2014/552 Esas - 2018/511 Karar

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/02/2021

Davanın kısmen kabul-reddine ilişkin hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; Kadıköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... esas sayılı dosyaları ile borçlu şirket hakkında yapılan icra takibinde davalı bankaya haciz yazısı gönderilerek borcun tamamen kapanmasına ve bu durumun bildirilmesine kadar borçlunun hesabındaki paralara bloke konmasına ilişkin kararının tebliğ edildiğini, davalının borçlunun hesabına bloke konulduğunu bilmesine rağmen ceza dosyasına getirtilen hesap dökümlerinden davalının bloke konulduğu yazısını bildirmesinden sonra borçlunun hesabından üçüncü kişilere toplam 519.550-TL tutarında mevduatın aktarıldığının belirlendiğini, davalı bankanın kusurlu işlem ve eylemleri sonucunda davacının alacağına kavuşmasının hukuka aykırı bir biçimde engellendiğini belirterek, 450.000-TL'lik davacı zararının haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu alacağın zaman aşımına uğradığını, haciz yazılarının 28/07/2010 tarihinde müvekkili bankanın Sahrayıcedid şubesine tebliğ edildiğini, yazıya yasal süre içinde cevap verilerek haciz tatbik imkanının bulunmadığının bildirildiğini, üçüncü kişinin sorumluluğunun haciz müzekkeresinin ulaştığı tarihteki mevcut durumla sınırlı olup ileride doğmuş ve doğacak muhtemel hak ve alacaklar bakımından haciz uygulanmasının mümkün bulunmadığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; borçlu şirketin haciz müzekkeresinin davalı bankaya tebliğ edildiği 28/07/2010 tarihinde TL hesabında 43.438,36-TL ve döviz hesabında 3.435,91-euro bulunmasına rağmen davalı banka tarafından verilen cevapta TL hesabında 11.756,82-TL, döviz hesabında 2.078,04-euro bulunduğunun bildirildiği, buna göre davacı tarafın eksik bildirim nedeniyle alacağına kavuşamadığı ve davalı bankanın eksik bildirilen miktar yönünden davacıya karşı sorumlu olduğu, haciz müzekkeresinin tebliğ tarihinde eksik bildirilen 2.078,04--euronun 4.062,57-TL olduğu, eksik bildirilen 31.681,54-TL ile birlikte toplam her iki hesap için eksik bildirimin 35.744,11-TL olduğu, davacının davalıdan eksik bildirim karşılığı 35.744,11-TL yi talep hakkı bulunduğu gerekçesiyle bu miktar yönünden davanın kısmen kabulüne, davacının fazlaya ilişkin( 414.255,89- TL) isteminin reddine,28/10/2010 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; 6297518 nolu hesabın doğrudan tahsilat sistemi ile işleyen bir hesap olduğunu, doğrudan tahsilat sisteminin varlığı durumunda davalı bankanın haciz müzekkeresinin tebliğ edildiği tarih ve sonrasındaki banka hesabına intikal eden tüm meblağlardan sorumlu tutulması gerektiğini, ... nolu hesap açısından davalı banka haciz müzekkeresine bu hesapla alakalı olarak verdiği cevapta borçluların 10.324,39-TL mevduatı bulunduğunu ve bu bakiye üzerine bloke konulduğunu beyan etmesine rağmen bilirkişilerin bu bakiyeyi külliyen yok saydığını, davanın sadece takip borçlularından ... Ltd. Şti.'ne yönelik hesaplarla alakalı gerçeğe aykırılık iddiasına şamil olarak açıldığı yolundaki düşüncesinin kabul edilemeyeceğini, dosyaya bildirilmeyen meblağlar ile bildirilenler arasındaki farkın hüküm altına alınması gerektiği yolundaki düşüncenin hatalı olduğunu, diğer borçlular (...

ve ...) yönünden de banka tarafından verilen cevapların doğru olup olmadığının ve müvekkilinin zararının oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekirken bu incelemelerin yapılmamasının hatalı olduğunu, yerleşik içtihatlara göre davalı bankanın müzekkerenin tebliğ edildiği tarih itibariyle sorumlu olduğu düşüncesinin yerinde olmadığını, muhtemel alacaklarının haczinin ancak İİK.'nun 78. maddesi kapsamında gönderilecek haciz yazısı ile mümkün olduğunu bildirerek,verilen kararın müvekkili lehine kaldırılmasına, davanın esastan incelenerek kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı vekili, müvekkili tarafından dava dışı borçlu aleyhine icra takibi yapıldığını, borcun ödenmemesi üzerine borçlunun davalı banka şubesinde bulunan hesaplarına haciz konulmak üzere müzekkere yazıldığını ,haczin işlendiği tarihten sonra borçlunun hesabına yatırılan paralar üzerine haciz konulmayarak, üçüncü kişilere ödendiğini, davalının haciz yazısının gereğini yerine getirmediğini, zararına sebebiyet verdiğini ileri sürerek 450.000-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Kadıköy ...İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... nolu dosyalarından gönderilen haciz müzekkereleri davalı bankaya 28/07/2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı banka 04/08/2010 tarihinde itiraz dilekçesini ibraz etmiştir.

İtiraz dilekçesinde, takip borçlularına ait hesapları ve bakiyelerini bildirmiş, ayrıca kendisinin üstün hakkını, rehin ve hapis hakkının varlığını ileri sürmek suretiyle itiraz etmiştir. Somut olayda; davalı nezdinde gerçekleştirilen haciz, İİK. m. 89 hükmüne göre değil, İİK. m. 78 hükmüne göre haciz iradesinin açıklanması ve davalı üçünçü kişiye haciz müzekkeresinin (yazısının) tebliği suretiyle gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda;uyuşmazlık hesaplara haciz müzekkeresinin tebliğinden sonra gelen paraların icra dosyasına ödenip ödenmeyeceği noktasındadır.Davacının, dava dilekçesi ve delil listesinde davalı üçüncü kişi banka nezdinde sadece takip borçlularından ... Ltd. Şti.'ne ait banka hesaplarına ilişkin olarak hesap numaralarını anmak suretiyle davalı tarafından yapılan itirazın gerçeğe aykırılığını ve bu hesaplarda tebliğden sonra yapılan işlemler dolayısıyla ortaya çıkan zararı dava ettiği anlaşılmaktadır.

Dava konusu edilmeyen diğer iki takip borçlusuna ait hesaplar yönünden işbu davada inceleme ve değerlendirme yapılmasına imkan bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Uyuşmazlığın çözümü için müstakbel alacak kavramının içeriği belirlenmelidir.İİK’nun 88. maddesinde üçüncü kişide mevcut olanın haczi mümkün iken, 89. maddede düzenlenen haciz ihbarnameleri ile borçlunun borçlusu konumundaki üçüncü kişinin elinde o anda bulunan mal, alacak ve diğer hakların haczedilmesi mümkün olduğu gibi, borcun tamamen ödenmesine kadar geçecek sürede (işçi ve memurların işveren nezdindeki ücret alacakları, aylık kira bedeli, yüklenici lehine tahakkuk eden hak edişler vb.

gibi) üçüncü kişi nezdinde oluşacak, müstakbel alacakların da haczi mümkün kılınmıştır. "Takip borçlusu ile onun borçlusu olan banka arasında mevcut olan bir hukuki ilişkiye dayanan, henüz doğmamış olmakla beraber, ileride doğması muhtemel bulunan alacaklara müstakbel alacaklar denir.Müstakbel (beklenen) bir alacaktan bahsedebilmek için, bir hukuki ilişkinin mevcut olması, bu hukuki ilişkiden doğacak alacağın cinsinin ve borçlusunun belli olması yeterlidir (Kuru, Baki; a.g.e. s.428). Ancak, borçlu ile banka arasında mevcut bir hukuki ilişkiye dayanmayan, sırf ümit ve ihtimale dayanan alacaklar, devamlılık arz eden bir alacak olmadığından, müstakbel alacak olarak haczi mümkün olmayacak, bu halde haciz ihbarnamesinin bankaya tebliği anında bankada borçlu adına mevcut olan alacaklar haczedilebilecektir.

Zira bu halde, borçlu ile banka arasında devri edimler doğuran temel bir hukuki münasebet yoktur. (Yargıtay HGK nun 2012/139 esas ,2012/164 karar sayılı ve 26.9.2012 tarihli emsal ilamı) Borçlunun bankada mevduatı var ise, bankaya gönderilen haciz yazısı İİK.'nun 89. maddesinde yazılı birinci haciz ihbarnamesindeki şartları ihtiva etmese bile geçerli ve yeterli olup, borçlunun mevduatı haczedilmiş sayılır. Haciz yazısını alan banka, artık borçluya ödeme yapamaz. Sadece icra dairesine ödemede bulunabilir. Haciz müzekkeresini alan bankanın, takip borçlusuna ait mevduatı icra dairesi yerine, mevduat sahibine ya da başka birisine ödemesi hali, takip alacaklısına karşı sorumluluğunu gerektirmektedir.

Bu kapsamda; söz konusu haciz müzekkerelerinin uygulanmasında dava dışı ... Ltd. Şti. hesaplarına 28.7.2010 haciz müzekkeresi tebliğ tarihi itibariyle haciz konulması gereken miktarların toplam 43.438,36-TL ve 3.435,91-euro olarak hesaplandığı, davalı banka tarafından daha evvel 11.756,82-TL ile 1.357,87 Euro bedeli ile ilgili İcra Müdürlüğü'ne bildirim ve ödeme yapıldığı, böylece davalı tarafından bildirilmesi gerekli olan miktarlar bildirilmediği, davacının eksik bildirim nedeniyle davacının 35.744,11-TL zarara uğradığı belirlenerek tahsiline karar verilmiştir. Ancak ; haciz müzekkeresinden sonra doğrudan tahsilat sistemi dahilinde kullanılan ... nolu hesaba gelen paraların müstakbel alacak teşkil etmesi halinde hacizli olduğu kabul edilebilecektir.Müstakbel (beklenen) bir alacaktan bahsedebilmek için, bir hukuki ilişkinin mevcut olması, bu hukuki ilişkiden doğacak alacağın cinsinin ve borçlusunun belli olması gerektiği yukarıda yazılmıştı.Borçlusu(ödeme yapacak) belli olmayan , sırf ümit ve ihtimale dayanan alacaklar, devamlılık arz eden bir alacak olmadığından, müstakbel alacak olarak kabulü mümkün olmadığından ,davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.Müstakbel alacak olarak kabul edilemeyecek doğrudan tahsilat sistemine dahil hesaba sonra yatırılan paralar haczedilmiş sayılamayacağından,davalı bankanın haciz müzekkeresinin tebliği tarihinde mevcutla sorumlu olduğunu kabul ile fazla istemin reddine yönelik hükme ilişkin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiş ,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından,peşin yatırılan 35,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 23,40-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerin üzerinde bırakılmasına,Davalı gider avansından karşılanan 5-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.16/02/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.