İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5018 E. 2022/6920 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müterafik kusur↗ güven kurumu↗ kusur oranı↗ alacak davası↗ işlemiş faiz↗ vade↗ içtihadı birleştirme kararı↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davalı banka çalışanı hakkında açılan ceza davası sonucunda verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği, davacıya ödeme yapıldığına dair herhangi bir tespitin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Şanlıurfa 3. İcra Müdürlüğü'nün 2009/10433 takip sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 3.500,00 TL asıl alacak, 203,88 TL işlemiş faiz olarak toplam 3.703,88 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebinin reddine, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- HUMK'un 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar, karar tarihi olan 25.03.2021 tarihi itibariyle 4.270,00 TL'dir. Davacı taraf, 7.800.- TL üzerinden başlatmış olduğu icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptalini talep etmiş, mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, takibin 3.703,88 TL üzerinden devamına karar verilmiştir. Dolayısıyla kabul edilen tutarın kararın verildiği tarih itibariyle temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, HUMK 432/4 madde ve fıkrası ile 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyizi kabil olmayan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davalı banka nezdinde bulunan hesaptan davacının bilgisi dışında para çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. mahkemece aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının %50 müterafik kusuru bulunduğu gerekçesiyle bankanın oluşan zararın sadece %50 sinden sorumlu olduğuna karar verilmiştir. Ancak, ceza yargılamasında da tespit edildiği üzere banka çalışanı tarafından mudiler ikna edilerek boş dekonta imza attırıldığı ve mudilerin bilgisi dışında mudi hesaplarından para çekerek kendi uhdesine aldığının sabit olduğu ve bankaların, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlü olup (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi) bankaların güven kurumu olması nedeniyle objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu gözetildiğinde davacı tarafın %50 oranında kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, davacı yana daha makul bir kusur oranı atfedilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkeme kararının gerekçesinde bu hususta herhangi bir değerlendirme de yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca alacak likit (belirlenebilir) olması nedeniyle mahkemece İİK 67/2. maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi de bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12474 E. 2010/11284 K.
Ortak:kusur oranı · vade · kusur
İncelediğiniz kararda… isi dışında mudi hesaplarından para çekerek kendi uhdesine aldığının sabit olduğu ve bankaların, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlü olup (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi) bankaların «güven kurumu» olması nedeniyle objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu gözetildiğinde davacı tarafın %50 oranında kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, davacı yana daha makul bir «kusur oranı» atfedilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkeme kararının gerekçesinde bu hususta herhangi bir değerlendirme de yapılmadan karar verilmesi doğru görül …
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davalı banka nezdinde bulunan hesaptan davacının bilgisi dışında para çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. mahkemece aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının %50 «müterafik kusuru» bulunduğu gerekçesiyle bankanın oluşan zararın sadece %50 sinden sorumlu olduğuna karar verilmiştir.
Benzer bu karardaUsulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi).
Bu itibarla, somut olayda davacılara atfedilecek her hangi bir «kusurun» ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı bankalarda olduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · havale · taşıyan · hasar
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Oysa, davacılara ait para, davalı bankalara karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankaları aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı bankalar, davacılara vermiş olduğu şifre ve parolanın davacıların kusuruyla ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11778 E. 2010/2303 K.
Ortak:kusur oranı · vade · kusur
İncelediğiniz kararda… isi dışında mudi hesaplarından para çekerek kendi uhdesine aldığının sabit olduğu ve bankaların, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlü olup (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi) bankaların «güven kurumu» olması nedeniyle objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu gözetildiğinde davacı tarafın %50 oranında kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, davacı yana daha makul bir «kusur oranı» atfedilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkeme kararının gerekçesinde bu hususta herhangi bir değerlendirme de yapılmadan karar verilmesi doğru görül …
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davalı banka nezdinde bulunan hesaptan davacının bilgisi dışında para çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. mahkemece aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının %50 «müterafik kusuru» bulunduğu gerekçesiyle bankanın oluşan zararın sadece %50 sinden sorumlu olduğuna karar verilmiştir.
Benzer bu karardaUsulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi).
Somut olayda mahkemece, şifrenin davacı tarafından korunamaması nedeniyle davacıya 1/2 oranında «kusur» verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · özen yükümlülüğü · internet bankacılığı · sahtecilik · pasif husumet yokluğu · ispat yükü
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının «internet bankacılığı» sistem bilgilerini gerektiği gibi muhafaza etmediğinden hafif kusurlu olduğu, davalılardan bankanın da gerekli güvenlik önlemlerini yeterli düzeyde almayarak «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğinden oluşan zarardan davacının ve davalı bankanın yarı oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2.601,00 TL’nın davalı bankadan faiziyle tahsiline, davalılardan TMSF hakkındaki davanın ise «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5018 E. , 2022/6920 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.03.2021 tarih ve 2014/577 E. - 2021/311 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Şanlıurfa şubesinde vadeli hesabı olduğunu, bu hesapta bulunan 7.800,00 TL'nin banka çalışanı Mehmet Teke tarafından iradesi sakatlanmak suretiyle boş dekont imzalattırılarak zimmetine geçirildiğini, müvekkilinin bankanın sorumluluğu da esas alınarak davalı banka aleyhine Şanlıurfa 3. İcra Müdürlüğü'nün 2009/10433 Esas sayılı dosyasında icra takibi yaptığını, ancak davalı bankanın haksız itirazı ile takibin durduğunu, davalının itirazlarının tamamen yersiz ve haksız olduğunu belirterek icra dosyasındaki davalının itirazlarının iptaline, takibin devamına ve %40 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu alacaktan davalının sorumlu olmadığını, husumetin banka çalışanına karşı yöneltilmesi gerektiğini, ayrıca borcun zamanaşımına uğradığını bildirerek davanın reddine ve %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davalı banka çalışanı hakkında açılan ceza davası sonucunda verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği, davacıya ödeme yapıldığına dair herhangi bir tespitin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Şanlıurfa 3. İcra Müdürlüğü'nün 2009/10433 takip sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 3.500,00 TL asıl alacak, 203,88 TL işlemiş faiz olarak toplam 3.703,88 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebinin reddine, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- HUMK'un 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar, karar tarihi olan 25.03.2021 tarihi itibariyle 4.270,00 TL'dir. Davacı taraf, 7.800.- TL üzerinden başlatmış olduğu icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptalini talep etmiş, mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, takibin 3.703,88 TL üzerinden devamına karar verilmiştir. Dolayısıyla kabul edilen tutarın kararın verildiği tarih itibariyle temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, HUMK 432/4 madde ve fıkrası ile 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyizi kabil olmayan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davalı banka nezdinde bulunan hesaptan davacının bilgisi dışında para çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. mahkemece aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının %50 müterafik kusuru bulunduğu gerekçesiyle bankanın oluşan zararın sadece %50 sinden sorumlu olduğuna karar verilmiştir. Ancak, ceza yargılamasında da tespit edildiği üzere banka çalışanı tarafından mudiler ikna edilerek boş dekonta imza attırıldığı ve mudilerin bilgisi dışında mudi hesaplarından para çekerek kendi uhdesine aldığının sabit olduğu ve bankaların, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlü olup (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.
maddesi) bankaların güven kurumu olması nedeniyle objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu gözetildiğinde davacı tarafın %50 oranında kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, davacı yana daha makul bir kusur oranı atfedilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkeme kararının gerekçesinde bu hususta herhangi bir değerlendirme de yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca alacak likit (belirlenebilir) olması nedeniyle mahkemece İİK 67/2. maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi de bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin temyiz isteminin miktar bakımından REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 12/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/840307600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz