Cezai Şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4729 E. 2022/6598 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
geçerlilik şartı↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ tavzih↗ rekabet yasağı↗ cezai şart↗ oy yasağı↗ yargılama gideri↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının 01/03/2012 tarihinde davacı şirkette satış elemanı olarak işe başladığı, taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesi imzalandığı, davalının 01/10/2013 tarihinde işten ayrıldığı, davalının davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra 21/10/2013 tarihinde dava dışı şirkette satış elemanı olarak işe başladığı, davacı ile davalı arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesi incelendiğinde, konu yönüyle davacının faaliyet alanı ile sınırlandırıldığı, yer açısından Marmara ve Ege bölgesi ile sınırlandığı, süre açısından 2 yıllık bir sürenin öngörüldüğü, davacı şirket ile davalının işe başladığı dava dışı şirketin aynı sektörde ve aynı bölgede faaliyet gösterdikleri, rekabet yasağı sözleşmesinin tarihsiz olduğu, davalının lehine yorumlanarak rekabet yasağının sözleşmenin kurulduğu anda başlayacağı düşünüldüğünde, 01/03/2012- 01/03/2014 tarihleri arasında davalının rekabet yasağına uyması gerekeceği, ancak davalının 01/10/2013 tarihinde dava dışı şirkette aynı pozisyonda belirlenen süre içerisinde işe başladığı dikkate alındığında davacı ile davalı arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin BK'nın aradığı geçerlilik şartlarını taşıdığı ve
geçerli bir sözleşme olduğu, davalının sözleşmeye aykırı olarak davacının aynı iş kolunda, aynı bölgede bir şirkette aynı pozisyonda, 2 yıl içerisinde işe başlayarak rekabet yasağını ihlal ettiği, sözleşme ile belirlenen cezai şartın fahiş olduğu, davalının sosyal ve ekonomik durumuna göre % 50 indirim uygulanarak 10.000.00 Euro’nun dava tarihinden itibaren Merkez Bankası’nın Euro cinsinden dövize belirlediği faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece verilen kararda yargılama gideri ve ücreti vekalet tayin edildikten sonra ek karar ile tavzih istemi kabul edilip, ilk karardaki hükmedilen yargılama giderlerinin değiştirilmesi 6100 sayılı HMK’na aykırı olup, 6100 sayılı HMK’nın 305. maddesinde, “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” denilmektedir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
3-Mahkemece, sözleşmede belirtilen cezai şart fahiş bulunmakla takdire göre 10.000 Euro’ya hükmedilmesine karar verilmişse de, yapılan indirim, davalının işyerindeki pozisyonu, aldığı ücret ve mali durumu dikkate alındığında yeterli değildir. Bu durumda daha düşük miktarda bir cezai şarta hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalının mahvına neden olacak nitelikte cezai şarta hükmedilmesi sebebiyle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6118 E. 2024/3704 K.
Ortak:geçerlilik şartı · rekabet yasağı sözleşmesi · tavzih · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · yargılama gideri
İncelediğiniz kararda… ak yapılan yargılamada, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının 01/03/2012 tarihinde davacı şirkette satış elemanı olarak işe başladığı, taraflar arasında «rekabet yasağı sözleşmesi» imzalandığı, davalının 01/10/2013 tarihinde işten ayrıldığı, davalının davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra 21/10/2013 tarihinde dava dışı şirkette satış elemanı olarak işe başladığı, davacı ile davalı arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesi incelendiğinde, konu yönüyle davacının faaliyet alanı ile sınırlandırıldığı, yer açısından Marmara ve Ege bölgesi ile sınırlandığı, süre açısından 2 yıllık bir sürenin öngörüldüğü, davacı şirket ile davalının işe başladığı dava dışı şirketin aynı sektörde ve aynı bölgede faaliyet gösterdikleri, rekabet yasağı sözleşmesinin tarihsiz olduğu, davalının lehine yorumlanarak rekabet yasağının sözleşmenin kurulduğu anda başlayacağı düşünüldüğünde, 01/03/2012- 01/03/2014 tarihleri arasında davalının rekabet yasağına uyması gerekeceği, ancak davalının 01/10/2013 tarihinde dava dışı şirkette aynı pozisyonda belirlenen süre içerisinde işe başladığı dikkate alındığında davacı ile davalı arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin BK'nın aradığı «geçerlilik şartlarını» taşıdığı ve geçerli bir sözleşme olduğu, davalının sözleşmeye aykırı olarak davacının aynı iş kolunda, aynı bölgede bir şirkette aynı pozisyonda, 2 yıl içerisinde işe başlayarak rekabet yasağını ihlal ettiği, sözleşme ile belirlenen «cezai şartın» fahiş olduğu, davalının sosyal ve ekonomik durumuna göre % 50 indirim uygulanarak 10.000.00 Euro’nun dava tarihinden itibaren Merkez Bankası’nın Euro cinsinden döv …
2-Mahkemece verilen kararda «yargılama gideri» ve ücreti vekalet tayin edildikten sonra ek karar ile «tavzih» istemi kabul edilip, ilk karardaki hükmedilen yargılama giderlerinin değiştirilmesi 6100 sayılı HMK’na aykırı olup, 6100 sayılı HMK’nın 305. maddesinde, “Hüküm yet …
Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, «tavzih» yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” denilmektedir.
Benzer bu kararda… n 15.12.2020 tarih, 2020/15 E. ve 2020/676 K. sayılı kararı ile davalının 01.03.2012 tarihinde davacı şirkette satış elemanı olarak işe başladığı, taraflar arasında «rekabet yasağı sözleşmesi» imzalandığı, davalının 01.10.2013 tarihinde işten ayrıldığı, davalının davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra 21.10.2013 tarihinde dava dışı şirkette satış elemanı olarak işe başladığı, davacı ile davalı arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesi incelendiğinde, konu yönüyle davacının faaliyet alanı ile sınırlandırıldığı, yer açısından Marmara ve Ege bölgesi ile sınırlandığı, süre açısından 2 yıllık bir sürenin öngörüldüğü, davacı şirket ile davalının işe başladığı dava dışı şirketin aynı sektörde ve aynı bölgede faaliyet gösterdikleri, rekabet yasağı sözleşmesinin tarihsiz olduğu, davalının lehine yorumlanarak rekabet yasağının sözleşmenin kurulduğu anda başlayacağı düşünüldüğünde, 01.03.2012-01.03.2014 tarihleri arasında davalının rekabet yasağına uyması gerekeceği, ancak davalının 01.10.2013 tarihinde dava dışı şirkette aynı pozisyonda belirlenen süre içerisinde işe başladığı dikkate alındığında davacı ile davalı arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin 818 sayılı Kanun'un aradığı «geçerlilik şartlarını» taşıdığı ve geçerli bir sözleşme olduğu, davalının sözleşmeye aykırı olarak davacının aynı iş kolunda, aynı bölgede bir şirkette aynı pozisyonda, 2 yıl içerisinde işe başlayarak rekabet yasağını ihlal ettiği, sözleşme ile belirlenen «cezai şartın» fahiş olduğu, davalının sosyal ve ekonomik durumuna göre %50 indirim uygulanarak 10.000.00 euronun dava tarihinden itibaren Merkez Bankası’nın euro cinsinden döviz …
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 26.11.2019 tarih, 2018/1961 E. ve 2019/7515 K. sayılı kararıyla "1- Dava, «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığa» dayalı «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «rekabet yasağı sözleşmesine» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kelepçeleme sözleşmesi · karşı edim · müşteri çevresi · fiil ehliyeti · delil değerlendirmesi · sözleşmeye aykırılık · şirket zararı · hakkaniyet
Benzer bu karardaDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece hükmedilen «cezai şartın» yüksek olduğunu, davalı işçinin mahvına neden olacak nitelikte bulunduğunu, müvekkilinin davacı şirkette 19 aylık sürede asagri ücretten çok az yüksek bir maaşla çalıştığını, verilen kararın «hakkaniyete» aykırı olduğunu, reddedilen dava değeri üzerinden müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, bozma kararının yerine getirilmediğini, müvekkilinin davacı «şirketin zararına» bir eylemi bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin «kelepçeleme sözleşmesi» olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasına göre de “Hâkim, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir «geçersizliğin» öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımı …
Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, davacı tarafça dosya kapsamına «ibraz» edilen «deliller değerlendirilerek» «rekabet yasağı» düzenlemesinin geçerli olup olmadığı değerlendirilmeli ve şayet geçerli olduğuna kanaat getirildiği takdirde, davalının davacı «şirket zararına» yol açacak şekilde rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunup bulunmadığının tespiti ve 6098 sayılı TBK'nun 445/2. maddesi değerlendirilerek sonuca varılması gerek …
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 26.11.2019 tarih, 2018/1961 E. ve 2019/7515 K. sayılı kararıyla "1- Dava, «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığa» dayalı «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10363 E. 2014/14162 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz kararda2-Mahkemece verilen kararda «yargılama gideri» ve ücreti vekalet tayin edildikten sonra ek karar ile «tavzih» istemi kabul edilip, ilk karardaki hükmedilen yargılama giderlerinin değiştirilmesi 6100 sayılı HMK’na aykırı olup, 6100 sayılı HMK’nın 305. maddesinde, “Hüküm yet …
Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, «tavzih» yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” denilmektedir.
Benzer bu karardaBu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuş, bu aşamada davacı vekili tarafından hükme yönelik olarak «tavzih» isteminde bulunulmuş, mahkemece, dava dosyasının karar düzeltme aşamasında olması nedeniyle, tavzih isteminin değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… vekili tarafından temyiz edilmediği, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce onandığı, kararı temyiz etmeyen davacı vekilinin bu kez mahkemeden «tavzih» isteminde bulunduğu, ancak mahkemece söz konusu istemin, dosyanın karar düzeltme aşamasında olması nedeniyle değerlendirilmesine yer olmadığına karar verildiği, da …
Bu bağlamda somut uyuşmazlık yönünden dava dosyasının karar düzeltme aşamasında olması, «tavzih» istemi hakkında karar verilmesine engel değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy
Benzer bu karardaO halde mahkemece, davacı vekilinin «tavzih» istemine ilişkin olarak olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, tavzih talebinin değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2739 E. 2014/4577 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz kararda2-Mahkemece verilen kararda «yargılama gideri» ve ücreti vekalet tayin edildikten sonra ek karar ile «tavzih» istemi kabul edilip, ilk karardaki hükmedilen yargılama giderlerinin değiştirilmesi 6100 sayılı HMK’na aykırı olup, 6100 sayılı HMK’nın 305. maddesinde, “Hüküm yet …
Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, «tavzih» yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” denilmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 54. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartlarının oluştuğu gerekçesiyle yabancı mahkeme ilamının tenfizine, 07.01.2014 tarihli «tavzih» kararı ile de «masraf» tespit kararının tenfizine karar verilmiştir.
Asıl karar ve «tavzih» kararı, davalı vekilince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
2- Davalı vekilinin 07.01.2014 tarihli «tavzih» kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece 04.10.2013 tarihinde Mahkemesi'nin 01.09.2009 tarih 6 O 21209/08 sayılı kararının «tenfizine» karar verilmesinden sonra 07.01.2014 tarihinde tavzih suretiyle de «masraf» tespit kararının tenfizine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tenfiz · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 54. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartlarının oluştuğu gerekçesiyle yabancı mahkeme ilamının tenfizine, 07.01.2014 tarihli «tavzih» kararı ile de «masraf» tespit kararının tenfizine karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin 07.01.2014 tarihli «tavzih» kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece 04.10.2013 tarihinde Mahkemesi'nin 01.09.2009 tarih 6 O 21209/08 sayılı kararının «tenfizine» karar verilmesinden sonra 07.01.2014 tarihinde tavzih suretiyle de «masraf» tespit kararının tenfizine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece «tavzih» suretiyle «masraf» tespit kararının «tenfizine» karar verilmesi hüküm fıkrasında davalıya yüklenen borcun genişletilmesi niteliğinde bulunup tavzihe konu olamayacağı gibi esasen HMK'nın 306. maddesinde düzenlenen tavzih usulüne uyulmaksızın karar verilmesi de doğru olmamış, tavzih kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir. .../... -2-
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin yabancı mahkeme ilamının «tenfizine» ilişkin 04.10.2013 tarihli asıl karara yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2735 E. 2014/4579 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz kararda2-Mahkemece verilen kararda «yargılama gideri» ve ücreti vekalet tayin edildikten sonra ek karar ile «tavzih» istemi kabul edilip, ilk karardaki hükmedilen yargılama giderlerinin değiştirilmesi 6100 sayılı HMK’na aykırı olup, 6100 sayılı HMK’nın 305. maddesinde, “Hüküm yet …
Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, «tavzih» yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” denilmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre 54. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartlarının oluştuğu gerekçesiyle yabancı mahkeme ilamının tenfizine, 07.01.2014 tarihli «tavzih» kararı ile de «masraf» tespit kararının tenfizine karar verilmiştir.
Asıl karar ve «tavzih» kararı, davalı vekilince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
2-Davalı vekilinin 07.01.2014 tarihli «tavzih» kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece 04.10.2013 tarihinde 27.11.2009 tarih 10 O 14/09 sayılı kararının «tenfizine» karar verilmesinden sonra 07.01.2014 tarihinde tavzih suretiyle de «masraf» tespit kararının tenfizine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tenfiz · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre 54. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartlarının oluştuğu gerekçesiyle yabancı mahkeme ilamının tenfizine, 07.01.2014 tarihli «tavzih» kararı ile de «masraf» tespit kararının tenfizine karar verilmiştir.
2-Davalı vekilinin 07.01.2014 tarihli «tavzih» kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece 04.10.2013 tarihinde 27.11.2009 tarih 10 O 14/09 sayılı kararının «tenfizine» karar verilmesinden sonra 07.01.2014 tarihinde tavzih suretiyle de «masraf» tespit kararının tenfizine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece «tavzih» suretiyle «masraf» tespit kararının «tenfizine» karar verilmesi hüküm fıkrasında davalıya yüklenen borcun genişletilmesi niteliğinde bulunup tavzihe konu olamayacağı gibi esasen HMK'nın 306. maddesinde düzenlenen tavzih usulüne uyulmaksızın karar verilmesi de doğru olmamış, tavzih kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin yabancı mahkeme ilamının «tenfizine» ilişkin 04.10.2013 tarihli asıl karara yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4729 E. , 2022/6598 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15.12.2020 tarih ve 2020/15 E. - 2020/676 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 40.415.-TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra
dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirkette 01/03/2012 tarihinde pazarlama ve satış biriminde satış temsilcisi olarak çalışmaya başladığını, 01/10/2013 tarihli dilekçesi ile iş akdini tek taraflı olarak feshettiğini ve bir süre sonra rakip firmada aynı pozisyonda çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin iştigal konusunun plastik ham maddesini imalat ve satışı olduğunu, satış temsilcilerinin şirketin imal ettiği ürünlerle ilgili plastik sektöründeki firmalar ve müşterilerle iletişime geçerek ziyaretlerde bulunduğunu ve böylece müşteri çevresinde davacının sektördeki pazar payını ve satışlarını korumaya, arttırmaya çalıştığını, davalı ile imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinin 3. maddesine aykırı davranıldığı ileri sürerek, 20.000.- Euro cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacının müşteri çevresi ve iş sırlarına hakim olamayacağını, tarihsiz sözleşmenin geçerli olmadığını, sadece işçi aleyhine kısıtlayıcı hükümler içerdiğini, müvekkilinin hayatını idame ettirebilmek için bildiği işi yapması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının 01/03/2012 tarihinde davacı şirkette satış elemanı olarak işe başladığı, taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesi imzalandığı, davalının 01/10/2013 tarihinde işten ayrıldığı, davalının davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra 21/10/2013 tarihinde dava dışı şirkette satış elemanı olarak işe başladığı, davacı ile davalı arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesi incelendiğinde, konu yönüyle davacının faaliyet alanı ile sınırlandırıldığı, yer açısından Marmara ve Ege bölgesi ile sınırlandığı, süre açısından 2 yıllık bir sürenin öngörüldüğü, davacı şirket ile davalının işe başladığı dava dışı şirketin aynı sektörde ve aynı bölgede faaliyet gösterdikleri, rekabet yasağı sözleşmesinin tarihsiz olduğu, davalının lehine yorumlanarak rekabet yasağının sözleşmenin kurulduğu anda başlayacağı düşünüldüğünde, 01/03/2012- 01/03/2014 tarihleri arasında davalının rekabet yasağına uyması gerekeceği, ancak davalının 01/10/2013 tarihinde dava dışı şirkette aynı pozisyonda belirlenen süre içerisinde işe başladığı dikkate alındığında davacı ile davalı arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin BK'nın aradığı geçerlilik şartlarını taşıdığı ve
geçerli bir sözleşme olduğu, davalının sözleşmeye aykırı olarak davacının aynı iş kolunda, aynı bölgede bir şirkette aynı pozisyonda, 2 yıl içerisinde işe başlayarak rekabet yasağını ihlal ettiği, sözleşme ile belirlenen cezai şartın fahiş olduğu, davalının sosyal ve ekonomik durumuna göre % 50 indirim uygulanarak 10.000.00 Euro’nun dava tarihinden itibaren Merkez Bankası’nın Euro cinsinden dövize belirlediği faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece verilen kararda yargılama gideri ve ücreti vekalet tayin edildikten sonra ek karar ile tavzih istemi kabul edilip, ilk karardaki hükmedilen yargılama giderlerinin değiştirilmesi 6100 sayılı HMK’na aykırı olup, 6100 sayılı HMK’nın 305. maddesinde, “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” denilmektedir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
3-Mahkemece, sözleşmede belirtilen cezai şart fahiş bulunmakla takdire göre 10.000 Euro’ya hükmedilmesine karar verilmişse de, yapılan indirim, davalının işyerindeki pozisyonu, aldığı ücret ve mali durumu dikkate alındığında yeterli değildir. Bu durumda daha düşük miktarda bir cezai şarta hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalının mahvına neden olacak nitelikte cezai şarta hükmedilmesi sebebiyle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine,
04/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/838671800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz