Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2272 E. 2022/6563 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yatırım katılım bedeli↗ kıstelyevm↗ taleple bağlılık ilkesi↗ zeyilname↗ taleple bağlılık↗ ispat külfeti↗ teminat mektubu↗ kötüniyet tazminatı↗ bayilik sözleşmesi↗ işlemiş faiz↗ temlik↗ protokol↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ avans faizi↗ temerrüt↗ teminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın temlik konusu alacakla ilgili olarak bir talebi bulunmadığı halde yargılama sırasında temlik konusu alacakla ilgili olarak değerlendirme yapılması ve bu değerlendirmelerin de gerekçeli kararda benimsenmesinin, yargılama konusu olmadığı için hatalı olduğu, bu nedenle dava konusu yapılmayan temlik konusu alacakla ilgili olarak Dairece değerlendirme yapılmayacağı, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin feshi davalıdan kaynaklanmadığından davalı tarafın davacıya ödemiş olduğu yatırım katılım bedelinin sözleşmenin kullanılmayan kısmına tekabül eden miktarını isteme hakkı olduğu, bu tutarın bilirkişiler tarafından 108.033,64 TL olarak hesaplandığı ayrıca bu tutarın denkleştirme hesabı yapıldığında 147.181,98 TL'ye karşılık geldiği bulunmuş ise de taleple bağlılık ilkesi gözetilerek bu tutarın 133.497,00 TL olarak davalı tarafından davacıdan istenebileceği, dolayısıyla davalının davacının verdiği teminat mektubundan 133.497,00 TL'lik kısmı nakde çevirmesinde haklı olduğu, öte yandan davacının 246.407,00 TL üzerinden takip yaptığı, bu tutarın 8.491,24 TL'lik asıl alacak kısmının davalı tarafından itirazda kabul edilip icra dosyasına ödendiği, davalının kabul ettiği bu tutarın takibe konu edilen asıl alacak miktarından düşüldüğünde 237.915,76 TL kaldığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği ve haklarını saklı tuttuğu temlik tutarı olan 86.601,74 TL'nin de bu miktardan düşülmesi sonucu 151.314,02 TL kaldığı, davalının da nakde çevirmekte haklı olduğu kabul edilen 133.497,00 TL'nin bu tutardan mahsubu sonucu geriye 17.817,02 TL kaldığı, her ne kadar bilirkişi raporlarında davalının cari hesaptan 21.410,02 TL alacaklı olduğu belirtilmiş ise de bu husustaki taraf defterlerindeki farklılığın neden kaynaklandığı hususunun tam olarak ortaya konamadığı, ispat külfeti kendisinde olan davalının bu miktar alacağını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı, ayrıca davacının 09/05/2013 tarihli ihtarname ile nakde çevrilen teminat mektup bedelinin ödenmesini istediği, ihtarnamenin davalıya 10/05/2013 tarihinde tebliğ edildiği, bir günlük atıfet süresi eklendiğinde davalının 12/05/2013 tarihinde temerrüde düştüğü, icra takibinin de 15/05/2013 tarihinde başlatıldığı, buna göre 3 günlük %13,75 avans faizi oranı üzerinden (17.817,02 X 3 X 13,75 / 36000= ) 20,41 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 18.İcra Müdürlüğü'nün 2013/11468 esas sayılı dosyasındaki itirazının kısmen iptali ile takibin 17.817,02 TL asıl alacak ve 20,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.837,43 TL üzerinden asıl alacağa takipten itibaren %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olduğundan İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca hükmedilen tutarın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yerinde görülmediğinden davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kaspsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin yatırım bedeline ilişkin temyiz istemine gelince, 01/01/2011 tarihinde taraflar arasında imzalanan, 06/10/2009 tarihli Protokole Zeyilname başlıklı belgenin 1/b maddesinde “Bayi’nin imzalamış olduğu 06.10.2009 tarihli Bayilik Sözleşmesine binaen LUKOİL, 5 (beş) yıl için istasyon yatırım katılım bedeli olarak Bayi’ye 100.000 (yüzbin) Amerikan Doları + KDV ödeyecek olup,..” hükmüne yer verilmiş olup yatırım bedeli 2009 tarihli sözleşme uyarınca 5 yıl için verilmiştir. Buna göre davalı yatırım bedelinin ancak, güncellenmemiş, kıstelyevm metoduna göre sözleşmenin başlangıcı ile sona erdiği tarihe kadarki gün sayısının beş yıllık süreye denk gelen gün sayısından çıkarılmasından arta kalan süreye denk gelen kısmını talep edebilir. İstinaf mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yatırım bedelinin ödeme tarihlerine göre yapılan hesaba ve burada yazılı miktarın da denkleştirme ilkesine göre güncellenen miktarı dikkate alınarak karar verilmesi doğru olmamış, bölge adliye mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1261 E. 2023/7743 K.
Ortak:yatırım katılım bedeli · kıstelyevm · taleple bağlılık ilkesi · taleple bağlılık · ispat külfeti · teminat mektubu · bayilik sözleşmesi · işlemiş faiz
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın «temlik» konusu alacakla ilgili olarak bir talebi bulunmadığı halde yargılama sırasında temlik konusu alacakla ilgili olarak değerlendirme yapılması ve bu değerlendirmelerin de gerekçeli kararda benimsenmesinin, yargılama konusu olmadığı için hatalı olduğu, bu nedenle dava konusu yapılmayan temlik konusu alacakla ilgili olarak Dairece değerlendirme yapılmayacağı, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin feshi davalıdan kaynaklanmadığından davalı tarafın davacıya ödemiş olduğu «yatırım katılım bedelinin» sözleşmenin kullanılmayan kısmına tekabül eden miktarını isteme hakkı olduğu, bu tutarın bilirkişiler tarafından 108.033,64 TL olarak hesaplandığı ayrıca bu tutarın denkleştirme hesabı yapıldığında 147.181,98 TL'ye karşılık geldiği bulunmuş ise de «taleple bağlılık ilkesi» gözetilerek bu tutarın 133.497,00 TL olarak davalı tarafından davacıdan istenebileceği, dolayısıyla davalının davacının verdiği «teminat mektubundan» 133.497,00 TL'lik kısmı nakde çevirmesinde haklı olduğu, öte yandan davacının 246.407,00 TL üzerinden takip yaptığı, bu tutarın 8.491,24 TL'lik «asıl alacak» kısmının davalı tarafından itirazda kabul edilip icra dosyasına ödendiği, davalının kabul ettiği bu tutarın takibe konu edilen asıl alacak miktarından düşüldüğünde 237.915,76 TL kaldığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği ve haklarını saklı tuttuğu temlik tutarı olan 86.601,74 TL'nin de bu miktardan düşülmesi sonucu 151.314,02 TL kaldığı, davalının da nakde çevirmekte haklı olduğu kabul edilen 133.497,00 TL'nin bu tutardan mahsubu sonucu geriye 17.817,02 TL kaldığı, her ne kadar bilirkişi raporlarında davalının cari hesaptan 21.410,02 TL alacaklı olduğu belirtilmiş ise de bu husustaki taraf «defterlerindeki» farklılığın neden kaynaklandığı hususunun tam olarak ortaya konamadığı, «ispat külfeti» kendisinde olan davalının bu miktar alacağını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı, ayrıca davacının 09/05/2013 tarihli «ihtarname» ile nakde çevrilen teminat mektup bedelinin ödenmesini istediği, ihtarnamenin davalıya 10/05/2013 tarihinde tebliğ edildiği, bir günlük atıfet süresi eklendiğinde davalının 12/05/2013 tarihinde «temerrüde» düştüğü, icra takibinin de 15/05/2013 tarihinde başlatıldığı, buna göre 3 günlük %13,75 «avans faizi» oranı üzerinden (17.817,02 X 3 X 13,75 / 36000= ) 20,41 TL «işlemiş faiz» alacağı bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 18.İcra Müdürlüğü'nün 2013/11468 esas sayılı dosyasındaki itirazının kısmen iptali ile takibin 17.817,02 TL asıl alacak ve 20,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.837,43 TL üzerinden asıl alacağa takipten itibaren %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olduğundan İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca hükmedilen tutarın %20'si oranındaki «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yerinde görülmediğinden davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… hli Protokole Zeyilname başlıklı belgenin 1/b maddesinde “Bayi’nin imzalamış olduğu 06.10.2009 tarihli Bayilik Sözleşmesine binaen LUKOİL, 5 (beş) yıl için istasyon «yatırım katılım bedeli» olarak Bayi’ye 100.000 (yüzbin) Amerikan Doları + KDV ödeyecek olup,..” hükmüne yer verilmiş olup yatırım bedeli 2009 tarihli sözleşme uyarınca 5 yıl için verilmiş …
Buna göre davalı yatırım bedelinin ancak, güncellenmemiş, «kıstelyevm» metoduna göre sözleşmenin başlangıcı ile sona erdiği tarihe kadarki gün sayısının beş yıllık süreye denk gelen gün sayısından çıkarılmasından arta kalan süreye denk gelen kısmını talep edebilir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 26.01.2021 tarih, 2018/422 E. ve 2021/82 K. sayılı kararıyla; davacı tarafın «temlik» konusu alacakla ilgili olarak bir talebi bulunmadığı halde yargılama sırasında temlik konusu alacakla ilgili olarak değerlendirme yapılması ve bu değerlendirmelerin de gerekçeli kararda benimsenmesinin yargılama konusu olmadığı için hatalı olduğu, bu nedenle dava konusu yapılmayan temlik konusu alacakla ilgili olarak Dairece değerlendirme yapılmayacağı, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin feshi davalıdan kaynaklanmadığından davalı tarafın davacıya ödemiş olduğu «yatırım katılım bedelinin» sözleşmenin kullanılmayan kısmına tekabül eden miktarını isteme hakkı olduğu, bu tutarın bilirkişiler tarafından 108.033,64 TL olarak hesaplandığı, bu tutarın denkleştirme hesabı yapıldığında 147.181,98 TL'ye karşılık geldiği bulunmuş ise de «taleple bağlılık ilkesi» gözetilerek bu tutarın 133.497,00 TL olarak davalı tarafından davacıdan istenebileceği, dolayısıyla davalının davacının verdiği «teminat mektubundan» 133.497,00 TL'lik kısmı nakde çevirmesinde haklı olduğu, öte yandan davacının 246.407,00 TL üzerinden takip yaptığı, bu tutarın 8.491,24 TL'lik «asıl alacak» kısmının davalı tarafından itirazda kabul edilip icra dosyasına ödendiği, davalının kabul ettiği bu tutarın takibe konu edilen asıl alacak miktarından düşüldüğünde 237.915,76 TL kaldığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği ve haklarını saklı tuttuğu temlik tutarı olan 86.601,74 TL'nin de bu miktardan düşülmesi sonucu 151.314,02 TL kaldığı, davalının da nakde çevirmekte haklı olduğu kabul edilen 133.497,00 TL'nin bu tutardan mahsubu sonucu geriye 17.817,02 TL kaldığı, her ne kadar bilirkişi raporlarında davalının cari hesaptan 21.410,02 TL alacaklı olduğu belirtilmiş ise de bu husustaki taraf «defterlerindeki» farklılığın neden kaynaklandığı hususunun tam olarak ortaya konamadığı, «ispat külfeti» kendisinde olan davalının bu miktar alacağını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı, davacının 09.05.2013 tarihli «ihtarname» ile nakde çevrilen teminat mektup bedelinin ödenmesini istediği, ihtarnamenin davalıya 10.05.2013 tarihinde tebliğ edildiği, bir günlük atıfet süresi eklendiğinde davalının 12.05.2013 tarihinde «temerrüde» düştüğü, icra takibinin de 15.05.2013 tarihinde başlatıldığı, buna göre 3 günlük %13,75 «avans faizi» oranı üzerinden (17.817,02X3X13,75/36000=) 20,41 TL «işlemiş faiz» alacağı bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 18.İcra Müdürlüğü'nün 2013/11468 E. sayılı dosyasındaki itirazının kısmen iptali ile takibin 17.817,02 TL asıl alacak ve 20,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.837,43 TL üzerinden asıl alacağa takipten itibaren %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olduğundan İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca hükmedilen tutarın %20'si oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yerinde görülmediğinden davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… mazdan davacının tahliyesinin istenmesi üzerine davacı tarafından feshedildiği, feshin davalıdan kaynaklanmadığı, dolayısıyla davalı tarafın, davacıya ödemiş olduğu «yatırım katılım bedelinin» sözleşmenin kullanılmayan kısmına tekabül eden kısmını isteme hakkı olduğu, bu tutarın bilirkişiler tarafından 108.033,64 TL olarak hesaplanmış olup, Yargıtay bozma ilamı içeriği de gözetildiğinde bu miktarın esas alınması gerektiği kanaatine varıldığı, dolayısıyla davalı taraf davacının verdiği «teminat mektubundan» 108.033,64 TL'lik kısmı nakde çevirmesinde haklı olduğu, öte yandan davacının takibinde 246.407,00 TL üzerinden takip yaptığı, bu tutarın 8.491,24 TL'lik «asıl alacak» kısmının davalı tarafından itirazda kabul edilip icra dosyasına ödendiği, davalının kabul ettiği bu tutarın takibe konu edilen asıl alacak miktarından düşüldüğünde 237.915,76 TL kaldığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği ve haklarını saklı tuttuğu «temlik» tutarı olan 86.601,74 TL'nin de bu miktardan düşülmesi sonucu 151.314,02 TL kaldığı, davalının da nakde çevirmekte haklı olduğu kabul edilen 108.033,64 TL'nin bu tutardan mahsubu sonucu geriye 43.280,38 TL kaldığı anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi raporlarında davalının cari hesaptan 21.410,02 TL alacaklı olduğu belirtilmiş ise de, bu husustaki taraf «defterlerindeki» farklılığın neden kaynaklandığı hususunun tam olarak ortaya konamadığı, «ispat külfeti» kendisinde olan davalı tarafın bu miktar alacağını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı anlaşıldığı, dolayısıyla davanın 43.280,38 TL asıl alacak üzerinden kabulü gerektiği, ayrıca davacı tarafın 09.05.2013 tarihli «ihtarname» ile nakde çevrilen teminat mektup bedelinin ödenmesini istediği,, ihtarnamenin davalıya 10.05.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup bir günlük atıfet süresi eklendiğinde davalının 12.05.2013 tarihinde «temerrüde» düştüğü, icra takibinin de 15.05.2013 tarihinde başlatıldığı, buna göre 3 günlük %13,75 «avans faizi» oranı üzerinden (43.280,38 X 3 X13,75/36000=) 49,59 TL «işlemiş faiz» alacağı bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 18.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «bayilik sözleşmesi» kapsamında verilen «teminat mektubunun» sözleşmenin 5 ... maddesi kapsamında paraya çevrilmesi için esas olan doğmuş borçların herhangi bir taksitinin ödenmemesi yönünde olup doğacak borçlar kapsamında olmadığını, bu hususta mahkemece yanlış değerlendirme yapıldığını, davalı tarafça saklı tutulan ... şeyin «cari hesap ilişkisinden» ... borç ve alacaklar olup gayri maddi yatırım bedeli, katkı bedeli, gayri maddi hak bedeli, «intifa hakkı» gibi hususların saklı tutulduğu anlamının çıkmadığı, davalının «temlik» aldığı alacak, sözleşmenin tasfiyesinden bakiye alacak, yatırım bedelinden iade edilmesi gereken tutar olmak üzere «bedelin iade» edilmemesi hususunda bu 3 kalem alacaktan bahsettiği, davalının temlik aldığını beyan ettiği alacak yönünden temlik şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılmadığını, dava dışı temlik işleminden dava ile haberdar olduğunu, bu tarih itibariyle dava dışı Akpet ile müvekkil arasında «muaccel» olmuş bir alacak söz konusu olmadığını, bu temliğin davacı tarafça kabul edilme ve «deftere» işleme gibi bir durum olmadığını, davalı ile dava dışı şirketin «muvazaalı» hareket ettiğini, bu firmaların ticari kayıtlarının birbirini tutmaması yönünden hatalı ve eksik bilirkişi raporu üzerinden karar verilmesini hatalı olduğunu, teminat mektubunun paraya çevrilmesi tarihi itibariyle raporda tespit edilenin aksine davalı yönünden lehine doğmuş bir «fatura alacağının» söz konusu olmadığını, temlik ve «mahsup» hususunun yanlış değerlendirildiğini, temlik şartlarının oluşup oluşmadığına dair değerlendirme yapılmadığını, taraflar arasında sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin «protokole» bakıldığında yalnızca emtianın iadesine yönelik hüküm bulunduğu, yatırım bedelinin iadesine yönelik hüküm bulunmadığı belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fatura alacağı · intifa hakkı · cari hesap ilişkisi · cari hesap alacağı · bedel iadesi · muvazaa · cari hesap · teminat kapsamı
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «bayilik sözleşmesi» kapsamında verilen «teminat mektubunun» sözleşmenin 5 ... maddesi kapsamında paraya çevrilmesi için esas olan doğmuş borçların herhangi bir taksitinin ödenmemesi yönünde olup doğacak borçlar kapsamında olmadığını, bu hususta mahkemece yanlış değerlendirme yapıldığını, davalı tarafça saklı tutulan ... şeyin «cari hesap ilişkisinden» ... borç ve alacaklar olup gayri maddi yatırım bedeli, katkı bedeli, gayri maddi hak bedeli, «intifa hakkı» gibi hususların saklı tutulduğu anlamının çıkmadığı, davalının «temlik» aldığı alacak, sözleşmenin tasfiyesinden bakiye alacak, yatırım bedelinden iade edilmesi gereken tutar olmak üzere «bedelin iade» edilmemesi hususunda bu 3 kalem alacaktan bahsettiği, davalının temlik aldığını beyan ettiği alacak yönünden temlik şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılmadığını, dava dışı temlik işleminden dava ile haberdar olduğunu, bu tarih itibariyle dava dışı Akpet ile müvekkil arasında «muaccel» olmuş bir alacak söz konusu olmadığını, bu temliğin davacı tarafça kabul edilme ve «deftere» işleme gibi bir durum olmadığını, davalı ile dava dışı şirketin «muvazaalı» hareket ettiğini, bu firmaların ticari kayıtlarının birbirini tutmaması yönünden hatalı ve eksik bilirkişi raporu üzerinden karar verilmesini hatalı olduğunu, teminat mektubunun paraya çevrilmesi tarihi itibariyle raporda tespit edilenin aksine davalı yönünden lehine doğmuş bir «fatura alacağının» söz konusu olmadığını, temlik ve «mahsup» hususunun yanlış değerlendirildiğini, temlik şartlarının oluşup oluşmadığına dair değerlendirme yapılmadığını, taraflar arasında sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin «protokole» bakıldığında yalnızca emtianın iadesine yönelik hüküm bulunduğu, yatırım bedelinin iadesine yönelik hüküm bulunmadığı belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.
2-Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu «teminat kapsamında» olduğu dosyada alınan bilirkişi raporu ile ... olan 21.410,02 TL'lik «cari hesap alacağının» alacak tutarının tespitinde dikkate alınmamasının hukuka aykırı hüküm tesis edilmesine neden olduğu, Yargıtay'ın bozma ilamında ödenen tutarın TL değil USD cinsind …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2272 E. , 2022/6563 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.03.2017 tarih ve 2014/1064 E- 2017/259 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabul-kısmen reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 21.01.2021 tarih ve 2018/422 E- 2021/82 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında akaryakıt istasyon işletilmesi ve bayilik protokolü imzalandığını, sözleşme gereği davalıya 250.000 TL bedelli teminat mektubu verildiğini, istasyonun bulunduğu arsanın dava dışı maliki tarafından kira sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle istasyon faaliyetlerinin ve bayilik ilişkisinin sona erdirildiğini, durumun davalıya 07/03/2012 tarihli ihtarname ile bildirilerek protokol ile zeyilnamesinin feshedildiğini, pompa ve ekipmanların davalıya teslim edildiğini, müvekkilinin sadece 3.592,55 TL cari hesap borcu bulunduğu halde davalının 06/05/2013 tarihinde teminat mektubunu müvekkiline haber etmeksizin paraya çevirdiğini, müvekkilinin cari hesap borcu çıkarılarak kalan 246.407,00 TL'nin iadesi için davalıya ihtarname gönderdiğini, ancak sonuç alınmadığını, alacağın tahsili için başlattıkları icra takibinde ödeme emrinin davalıya tebliği üzerine 17/05/2013 tarihli 133.497,00 TL bedelli yatırım katılım iade bedeli konulu faturanın müvekkiline gönderildiğini, bu faturanın ihtarname ile iade edildiğini, davalının takibe itirazında da bu faturanın ileri sürüldüğünü, ayrıca 86.601,74 TL bedeli de dava dışı ...nin davacıdan alacakları olduğu iddiasıyla kendilerine yapılan temlikden dolayı itiraz sebebi yapıldığını, takas mahsup şartlarının oluşmadığını, temlik hususunun şüpheli olduğunu, bu konuyla ilgili olarak dava ve takip hakları saklı kalmak kaydıyla davalının 163.346,67 TL'ye yönelik itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından davacıya 5 yıllık süre için 100.000 USD + KDV tutarında yatırım katılım bedeli ödemesi yapılmasının kararlaştırıldığını, bu çerçevede faturalar karşılığında davacıya 186.288,40 TL yatırım katılım bedeli ödemesi yapıldığını, davacının 07/03/2012 tarihli ihtarnamesiyle bayilik sözleşmesini 02/06/2012'den itibaren geçerli olmak üzere feshettiğini, buna göre sözleşmenin 857 gün önce sonlandırıldığını, bu nedenle davacının bu süreye isabet eden yatırım katılım bedelinin güncel tutarını müvekkiline iade etmekle yükümlü olduğunu, dava dışı ...tarafından davacıdan olan alacaklarının 86.601,74 TL'lik kısmının 06/05/2013 tarihinde müvekkiline temlik edildiğini, tüm bunlardan sonra davacının cari hesaptaki alacağının 8.491,24 TL olduğunu, bu tutar üzerinden kalan kısma haklı olarak itiraz ettiklerini, bu tutarı da ferileriyle birlikte icra dosyasına ödediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın temlik konusu alacakla ilgili olarak bir talebi bulunmadığı halde yargılama sırasında temlik konusu alacakla ilgili olarak değerlendirme yapılması ve bu değerlendirmelerin de gerekçeli kararda benimsenmesinin, yargılama konusu olmadığı için hatalı olduğu, bu nedenle dava konusu yapılmayan temlik konusu alacakla ilgili olarak Dairece değerlendirme yapılmayacağı, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin feshi davalıdan kaynaklanmadığından davalı tarafın davacıya ödemiş olduğu yatırım katılım bedelinin sözleşmenin kullanılmayan kısmına tekabül eden miktarını isteme hakkı olduğu, bu tutarın bilirkişiler tarafından 108.033,64 TL olarak hesaplandığı ayrıca bu tutarın denkleştirme hesabı yapıldığında 147.181,98 TL'ye karşılık geldiği bulunmuş ise de taleple bağlılık ilkesi gözetilerek bu tutarın 133.497,00 TL olarak davalı tarafından davacıdan istenebileceği, dolayısıyla davalının davacının verdiği teminat mektubundan 133.497,00 TL'lik kısmı nakde çevirmesinde haklı olduğu, öte yandan davacının 246.407,00 TL üzerinden takip yaptığı, bu tutarın 8.491,24 TL'lik asıl alacak kısmının davalı tarafından itirazda kabul edilip icra dosyasına ödendiği, davalının kabul ettiği bu tutarın takibe konu edilen asıl alacak miktarından düşüldüğünde 237.915,76 TL kaldığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği ve haklarını saklı tuttuğu temlik tutarı olan 86.601,74 TL'nin de bu miktardan düşülmesi sonucu 151.314,02 TL kaldığı, davalının da nakde çevirmekte haklı olduğu kabul edilen 133.497,00 TL'nin bu tutardan mahsubu sonucu geriye 17.817,02 TL kaldığı, her ne kadar bilirkişi raporlarında davalının cari hesaptan 21.410,02 TL alacaklı olduğu belirtilmiş ise de bu husustaki taraf defterlerindeki farklılığın neden kaynaklandığı hususunun tam olarak ortaya konamadığı, ispat külfeti kendisinde olan davalının bu miktar alacağını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı, ayrıca davacının 09/05/2013 tarihli ihtarname ile nakde çevrilen teminat mektup bedelinin ödenmesini istediği, ihtarnamenin davalıya 10/05/2013 tarihinde tebliğ edildiği, bir günlük atıfet süresi eklendiğinde davalının 12/05/2013 tarihinde temerrüde düştüğü, icra takibinin de 15/05/2013 tarihinde başlatıldığı, buna göre 3 günlük %13,75 avans faizi oranı üzerinden (17.817,02 X 3 X 13,75 / 36000= ) 20,41 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 18.İcra Müdürlüğü'nün 2013/11468 esas sayılı dosyasındaki itirazının kısmen iptali ile takibin 17.817,02 TL asıl alacak ve 20,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.837,43 TL üzerinden asıl alacağa takipten itibaren %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olduğundan İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca hükmedilen tutarın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yerinde görülmediğinden davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kaspsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin yatırım bedeline ilişkin temyiz istemine gelince, 01/01/2011 tarihinde taraflar arasında imzalanan, 06/10/2009 tarihli Protokole Zeyilname başlıklı belgenin 1/b maddesinde “Bayi’nin imzalamış olduğu 06.10.2009 tarihli Bayilik Sözleşmesine binaen LUKOİL, 5 (beş) yıl için istasyon yatırım katılım bedeli olarak Bayi’ye 100.000 (yüzbin) Amerikan Doları + KDV ödeyecek olup,..” hükmüne yer verilmiş olup yatırım bedeli 2009 tarihli sözleşme uyarınca 5 yıl için verilmiştir. Buna göre davalı yatırım bedelinin ancak, güncellenmemiş, kıstelyevm metoduna göre sözleşmenin başlangıcı ile sona erdiği tarihe kadarki gün sayısının beş yıllık süreye denk gelen gün sayısından çıkarılmasından arta kalan süreye denk gelen kısmını talep edebilir.
İstinaf mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yatırım bedelinin ödeme tarihlerine göre yapılan hesaba ve burada yazılı miktarın da denkleştirme ilkesine göre güncellenen miktarı dikkate alınarak karar verilmesi doğru olmamış, bölge adliye mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 913,86 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/838663800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz