6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Onama ilamına karşı maddi hata düzeltme istemi ve kötüniyette disiplin para cezası

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5276 E. 2022/5974 K. ·

Karar düzeltme istemi reddedildiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Taşıma

Gerekçe özeti

Bir Yargıtay onama ilamına karşı ileri sürülen ve maddi hata niteliği taşımayan olgular HMK 304 anlamında düzeltme sebebi oluşturmaz; ayrıca onanan ek karar kaldırılmadıkça asıl karar incelenemez. Kötüniyetle yapılan düzeltme talebi için HMK 368 yollamasıyla 329/2 uyarınca disiplin para cezasına hükmedilebilir.

Ele alınan sorunlar

İleri sürülen olguların maddi hata niteliğinde olup olmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, Daire'nin onama ilamında maddi hata bulunduğunu, temyiz itirazlarının incelenmediğini ileri sürerek ilamın düzeltilmesini istemiştir.

Gerekçe: Düzeltme dilekçesinde dayanılan olgular maddi hata olarak değerlendirilemez; HMK'nın 304. maddesi anlamında herhangi bir maddi hata bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Onanan ek karar kaldırılmadıkça asıl kararın incelenemeyeceği → ret

Gerekçe: Öncelikle incelenmesi gereken Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı onandığından, bu ek karar kaldırılmadığı sürece asıl karar incelenemez; bu usuli engel nedeniyle düzeltme istemi de sonuç doğuramaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kötüniyetli düzeltme talebine disiplin para cezası → kabul

Gerekçe: Maddi hataya dayalı düzeltme talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığından, HMK'nın 368. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 329/2. maddesi uyarınca talep eden taraf takdiren disiplin para cezasıyla cezalandırılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Onama ilamına karşı maddi hata düzeltmesinin sınırları (HMK 304), onanan ek kararın asıl kararın incelenmesini engellemesi ve kötüniyetli düzeltme talebine HMK 368-329/2 uyarınca disiplin para cezası uygulanması yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maddi hata (tashih) hükmün tashihi onanan ek kararın asıl kararı bloke etmesi kötüniyetli usul işlemi disiplin para cezası

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 304HMK 329/2HMK 368

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/5276 E.  ,  2022/5974 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.03.2022 gün ve 2019/1671 - 2021/1990 sayılı ek kararı onayan Daire'nin 04.04.2022 gün ve 2022/2221 - 2022/2747 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:

Her ne kadar Dairemizin 2022/2221 E. - 2022/2747 K. sayılı ilamına karşı maddi hataya dayalı düzeltme isteminde bulunulmuş ise de davalı vekilinin maddi hata dilekçesi olarak sunduğu dilekçede dayandığı olguların maddi hata olarak değerlendirilemeyeceği, HMK'nın 304. maddesi uyarınca herhangi bir maddi hata bulunmadığı anlaşılmakla, ayrıca öncelikle incelenmesi gereken Bölge Adliye Mahkemesi ek kararın onanması sebebiyle bu ek karar kaldırılmadığı sürece asıl karar incelenemeyeceğinden, davalı vekilinin maddi hataya dayalı düzeltme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin maddi hataya dayalı düzeltme isteminin REDDİNE, maddi hataya dayalı düzeltme talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığından, HMK'nun 368. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 329/2. maddesi uyarınca maddi hataya dayalı düzeltme talep eden davalının takdiren 1.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA, işlem yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Davalı vekili, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen 30.12.2021 tarih ve 2019/1671 Esas, 2021/1990 Karar sayılı kararı temyiz etmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 07.03.2022 günlü ek kararı ile temyiz olunan kararın miktar itibariyle kesin olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş, ek kararında davalı vekilince temyizi üzerine ek karar Dairenin 04.04.2022 tarihli kararı ile onanmıştır.

Dairenin 04.04.2022 tarihli kararı kesindir.

Davalı vekili bu kez Daire kararında maddi hata olduğu, temyiz itirazlarının incelenmediği gerekçesiyle onama ilamının düzeltilerek temyiz itirazları konusunda karar verilmesini istemiş ise de, Bölge Adliye Mahkemesinin 30.12.2021 tarihli karar miktar itibariyle kesin olduğundan temyizi kabil değildir. Nitekim Bölge Adliye Mahkemesince de 07.03.2022 tarihli ek karar ile davalının temyiz istemi bu nedenle red edilmiş, ek karar Dairece onanmış olup Dairenin 04.04.2022 tarihli onama kararında düzeltilmesi gerekir bir maddi hata bulunmamaktadır.

Davalı vekilinin talebi, 6100 sayılı HMK 304 vd. maddelerinde düzenlenen hükmün tashihi istemine ilişkin olup, Yasa hükümlerinde talebin reddi halinde disiplin para cezasına hükmolunacağına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Sayın çoğunluk tarafından, davalı aleyhinde Yasa'da yer almayan disiplin para cezasına hükmedilmesi, Ceza Hukukunun temel kurallarından olan "suç ve cezada kanunilik" ilkesine aykırıdır.

Davalının talebi HMK 361 vd. maddelerinde düzenlenen temyiz talebi niteliğinde bulunmadığından HMK 368 maddesi hükümlerinin uygulanması da mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle davalı aleyhinde disiplin para cezasına hükmedilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/838219400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Karar düzeltme istemi reddedildi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1671 E. 2021/1990 K.

Fuar malzemesi taşımasında ifa imkansızlığı nedeniyle taşıyıcı sorumluluğu

Gerekçe özeti

Havayolu ile taşımada, taşınacak eşyanın varması gereken tarih (örneğin bir fuar süresi) taşıma senedinde belirliyse ve eşya bu tarihten sonra teslim edilebilir hale gelmişse, bu durum gecikme değil taşıma ediminin hiç ifa edilmemesi olarak nitelendirilir. Varşova Konvansiyonu ve Türk Sivil Havacılık Kanunu taşıma ediminin hiç ifa edilmemesi haline ilişkin düzenleme içermediğinden, bu hâlde uyuşmazlık genel hükümler (TBK 112 vd.) çerçevesinde çözülür ve taşıyıcının sınırlı sorumluluk kuralından yararlanması mümkün olmaz; borçlu kusursuzluğunu ispat edemedikçe alacaklının zararını tazminle sorumludur. Sözleşmeye aykırılık nedeniyle kişilik haklarına yönelik bir saldırı bulunmadıkça manevi tazminata hükmedilemez. Menfi tespit talebinin kabulü halinde, kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir; reddedilen bir talep yönünden ise ayrıca ikinci kez vekalet ücretine hükmedilemez.

Emsal değeri

Havayolu taşımasında, taşınan eşyanın kararlaştırılan amaç/tarihten sonra teslim edilebilir hale gelmesinin gecikme değil ifa imkansızlığı sayılacağı ve bu halde Varşova Konvansiyonu'nun sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanamayacağı, uyuşmazlığın genel hükümlere (TBK) göre çözüleceği yönündeki tespiti bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: havayolu ile eşya taşıması Varşova Konvansiyonu Montreal Sözleşmesi taşıma ediminin ifa imkansızlığı sınırlı sorumluluk menfi tespit manevi tazminat vekalet ücreti

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1671

KARAR NO 2021/1990

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/04/2019

NUMARASI 2018/717 Esas - 2019/410 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 30/12/2021

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davacı şirketin havuz ve havuz ekipmanları konusunda 15-17 Ekim 2013 tarihlerinde yapılacak olan ... Fuarı’na katılmak ve stand açmak üzere uzunca bir süre hazırlık yaptıklarını, sadece fuara özgü olarak imalatı yapılan malzemelerin 12.10.2013 tarihinde AHL gümrüğünde gümrük işlemleri de bitirilerek hazır edildiğini ve 13.10.2013 tarihinde fuarın stand malzemelerinin ... Kargo’ya teslim edildiğini, fakat gönderilen malzemenin kaybolduğunu, fuar ürünlerinin 15.10.2013 tarihinde AHLnın ardiyesinde bulunduğunu, 16.10.2013 tarihindeki uçakla kargonun gönderilebileceğinin belirtildiğini, ancak kargonun 17.10.2013 tarihinde akşama doğru gümrükten çekilebileceği ve 18.10.2013 tarihinde de fuarın biteceği dikkate alındığında kargonun gönderilmesinin bir fayda sağlamayacağını, bu nedenle müvekkili tarafından kargonun taşınmaması yönünde talimat verildiğini, şirket yetkilisi ...’ün eşinin devlet memuru olması nedeni ile vize istenmediğinden ondan katalog getirmesinin istendiğini, ancak ...'ün getireceği katalogların da ...

tarafından kaybedildiğini, bu nedenle Barcelona’da kendi çabaları ile yeniden katalog bastırdıklarını belirterek; davacı şirketin maliki olduğu emtianın kaybedilip, davalı tarafından zamanında teslim edilmemesi ve bagajın kaybolması nedeni ile malların ambarda tutulmasının davalı yanın kendi kusurundan kaynaklandığı için, müvekkilinden talep edilen ambar ücretinden dolayı müvekkilinin davalıdan borçlu olmadığının tespitine, fuara götürülmek maksadıyla davalı şirkete teslim edilen ve hala davalı uhdesinde bulunan malların müvekkiline teslimine, fuar katılımı için ödenen 4.302-euro, konaklama bedeli 774-euro, uçak biletleri bedeli olan 2.424,29-euro, Barcelona’da araç kiralama için ödenen 388,06-euronun, Barselona'da tekrar bastırılan katalog masrafı olan 1.063,35-euro'nun, manevi tazminat olarak 30.000-TL'nin ürünlerin kargoya teslim tarihi olan 11.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; havayolu ile uluslararası taşımada Varşova-Lahey/ Montreal Konvansiyonu hükümleri ile yine 5866 sayılı kanun ile onaylanarak Varşova sözleşmesi ve protokolüne üstünlük sağlayan 26.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren Montreal sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, müvekkilinin bir an için sorumlu olduğunun kabulü halinde dahi sorumluluğun kg başına 17 SDR ile sınırlı olduğunu, Montreal Sözleşmesinde belirtilen sürede ihbarın yapılmadığını, AHL dış hatlar ambarında bulunan bekleyen yükün geri almaktan davacının kaçındığını, eşyanın hasarlandığına dair bir belgenin dosyaya davacı yanca sunulmadığını, sorumluluklarının sınırlı olduğunu, taşıma tarihinden itibaren asıl alacağa faiz işletilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; 22/05/2017 tarihli 2015/349-2017/544 sayılı ilamıyla davanın maddi tazminat talebi bakımından kabulüne, manevi tazminat talebi yönünden reddine dair verilen kararın, Dairemiz'in 11/07/2018 tarihli 2017/710-2018/915 sayılı ilamıyla kaldırılmasına karar verilmiştir. Yeniden yapılan yargılama sonucunda mahkemece, davalıya teslim edilen mallar davalı tarafça ister Montreal sözleşmesi ve isterse diğer kanunlar uygulanmış olsun, bu kanunlara göre fuarda sergilenecek eşyayı varış yerine götürme ve eşyayı güvenli bir şekilde taşıyarak sağlam ve hasarsız olarak gönderilene teslim etme mükellefiyeti varken, 11.10.2013 tarihinde düzenlediği hava yük senedi ile kargoyu taşıyıcı sıfatıyla taşıma sürecine aldığı, söz konusu taşıma senedinde açıkça taahhüt uçuş-seferde yükün özensiz elleçleme ve yükleme sürecinin özensiz yürütümünden kaynaklı taşımanın gerçekleştirilemediği, taşımanın hiç başlamaması ve başlatılmasının 15.10.2013 tarihinden sonraya kalması sebebiyle, artık taşıma sözleşmesinin ifasının imkansız hale geldiği, bu imkansızlığın davalı kusurundan kaynaklandığı, Varşova Konvansiyonu'nun 19.

maddesinde, havayolu taşıyıcısının, taşımadaki gecikmeden sorumlu olduğu düzenlenmekle birlikte somut olayda olduğu gibi taşıma ediminin hiç ifa edilmemesi halinde bir düzenleme bulunmadığı, bu halde olaya TBK 96 ve 112 .maddesi gereğince ifanın imkansız hale gelmesi nedeniyle kusursuzluğunu ispat edememesi nedeniyle davacının söz konusu fuara katılamamasından kaynaklı zararı olan ve dosyaya sunulan kayıtlara ve bilirkişi tespitlerine göre konaklama, uçak bileti, katalog bastırma, araç kiralama gibi bu tür zararlardan sorumlu olduğu, bu nedenle davacının maddi tazminat taleplerinin yerinde olduğu, şirketin manevi varlığına veya bütünlüğüne yönelik bir saldırı söz konusu olmadığından manevi tazminat isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebi bakımından davanın kabulüne, ardiye masraflarından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, manevi tazminat talebi bakımından davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Davacı vekili; manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin ürettiği ... markasının dünya çapında marka olduğunu, fuara katılmamakla zor durumda kaldığını, çevrede standını dahi kuramayan aciz firma olarak görünmesine yol açıldığını, ayrıca menfi tespit taleplerinin kabul edilmesine rağmen bu hususta vekalet ücretine karar verilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Davalı vekili; Somut olayda Varşova - Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Konvansiyonun 24/2'nci maddesinde sınırlı sorumluluk öngörüldüğünü, sorumluluğun kilogram başına 17 SDR ile sınırlandırıldığını, davacının konişmentodaki taraf sıfatına dayanarak ancak taşıyan müvekkil ortaklık aleyhinde yine ancak konşimento içeriği için dava açılabileceğinin yerel mahkemece görmezden gelindiğini, mahkemenin kabulünün aksine yükün taşınmasında ifa imkansızlığının söz konusu olmadığını, taşıma işinin makul bir süre sonra yapılabileceğinin davacıya bildirilmesine rağmen taşımanın davacı tarafından durdurulduğunu, olayın oluşumdan davacının kusurunun bulunduğunu, mahkemenin maddi tazminat kalemlerini hesaplayış tarzının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından yapılan masraflarla geç ifadan kaynaklanan zararlar arasında illiyet bağı bulunmadığını, mahkemece davacının fuara katıldığının ve kendisini tanıttığının görmezden gelindiğini, taşıma ile ilgisi olmayan alacak taleplerine hükmedildiğini, yine mahkemece sınırlı sorumluluk kuralının dikkate alınmadığını, konişmentoda fuar organizasyonundan bahsedilmediğini, Varşova-Lahey Protokolünün 26.

maddesine göre 14 gün içinde ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, reddedilen manevi tazminat nedeniyle müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davacıya vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, 15-17 Ekim tarihlerinde yapılacak olan Barcelona Piscine Fuarı’na katılmak için davalıya hava yolu ile taşınmak üzere teslim edilen davacı şirkete ait fuar malzemelerinin fuar süresi içinde tesliminde gecikmesinden kaynaklanan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini, ambar ücretinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Gecikmeden bahsedebilmek için taşıma ediminin ifa edilmiş olması ve fakat kararlaştırılan süreden sonra teslimin gerçekleşmesi gerekmektedir. Somut olayda, hava taşıma senedinde fuarın hangi tarihlerde yapılacağı yazılı olduğundan fuarın ilk günü itibariyle fuar malzemelerinin teslim edilmemesi nedeniyle artık taşımanın yapılmadığını kabul etmek gerekir.

Varşova Konvansiyonu'nun 19. maddesinde, havayolu taşıyıcısının, taşımadaki gecikmeden sorumlu olduğu düzenlenmekle birlikte somut olayda olduğu gibi taşıma ediminin hiç ifa edilmemesi haline, anılan Konvansiyon'da yer verilmediği gibi bu hususta Türk Sivil Havacılık Kanunu'nda da bir düzenleme bulunmamaktadır. O halde, uyuşmazlığın Varşova Konvansiyonu yerine genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Borcun ifa edilmemesinin sonuçları zaman itibariyle somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6098 S.lı TBK'nın 112. vd. (818 sayılı BK'nun 96. vd.) maddelerinde düzenlenmiş olup anılan 112. madde uyarınca, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.

Bu nedenle somut olayda taşıyanın sınırlı sorumluluğu prensibinin uygulanması mümkün değildir. Bahse konu malzemelerin, fuarda sergilenmek üzere davalıya taşınması için teslim edilmesine rağmen fuarın gerçekleştiği 15-17 Ekim tarihlerinde fuar alanında olacak şekilde yükü taşıyamayan davalı kusurlu olup gerçekleşen maddi zarardan sorumludur. Bilirkişilerce kadri marufunda olduğu belirtilen 4.302-euro fuar katılım ücreti, 2.189,51-euro uçuş ücreti, 774-euro konaklama ücreti, 388,06-euro araç kiralama ücreti ve 1.063,35-euro katalog için ödenen bedel olmak üzere toplam zararın 8.716,92-euro olduğu anlaşıldığından mahkemece bu bedel üzerinden davacının maddi tazminat isteminin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Diğer taraftan bahse konu taşımanın gerçekleşmemesinde davalı kusurlu olduğundan yükün ambarda beklemesinden dolayı oluşan masraflardan davacının sorumlu tutulması mümkün değildir. Mahkemece bu husus gözetilerek davacının ardiye ücretinden sorumlu olmadığına ve yine davalıya taşınması için teslim edilen ürünlerin davacıya iadesine karar verilmesi yerinde olmuştur. Bu yönüyle davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davacı tarafça manevi tazminat isteminde bulunulmuş ise de somut olayda davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle davacının kişilik haklarına yönelik bir saldırı bulunmadığından manevi tazminat koşulları oluşmamıştır. Bu itibarla mahkeme manevi tazminat talebinin reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin istinaf nedenleri haklı bulunmamıştır.

Buna karşılık davacı tarafın manevi tazminat talebi bakımından davanın reddine karar verilmesine rağmen davacı yararına ikinci defa vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla davalı vekilinin istinaf nedeni yerindedir. Davacının 13.500-TL ardiye ücreti yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesine rağmen davacı lehine vekalet ücreti takdirinde bu miktar dikkate alınmamıştır. Davacı tarafın menfi tespit davası niteliğindeki bu talebinin kabulüne karar verildiğinden borçlu olmadığının tespitine karar verilen miktar üzerinden davacı lehine vekalet ücreti takdiri gerekir. Bu itibarla taraf vekillerinin istinaf başvurusu yerinde görüldüğünden kararın kaldırılmasına, bu husus yeniden yargılama gerektirmediğinden davanın kısmen kabulüne yönelik yeniden hüküm verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/717 Esas - 2019/410 Karar sayılı 08/04/2019 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "1-Davanın kısmen kabulüne, a-Davacı yanın ambar ücreti adı altında bir borcu olmadığının tespitine, b-Dava konusu ve davalı şirkete teslim edilen malların davacı yana iadesine, c-Davacının fuar katılım için ödenen 4.302-euro, konaklama bedeli 774-euro, uçak bileti bedeli 2.189,51-euro, araç kiralama bedeli 388,06-euro, yeniden bastırılan kataloglar için ödenen 1.063,35-euro toplamı 8.716,92-euro'nun dava tarihinden itibaren Euro kuruna uygulanan en yüksek mevduat faizi uygulanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminata ilişkin fazla istemlerin reddine, Manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;

"Alınması gereken 2.613,15-TL nispi karar harcından mahkeme veznesine yatırılan 1.205,45-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.407,70-TL karar harcının davalıdan tahsiline, Davacı tarafından yatırılan 1.230,65 TL (25,20-TL başvuru, 974,45-TL peşin,231-TL tamamlama harcı) peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine Davacı tarafından yapılan 2.000-TL bilirkişi ücreti, 254-TL teb. ve müz. gideri olmak üzere toplam 2.254-TL yargı giderinden davanın kabul oranına göre 1.225-TL kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Kabulüne karar verilen maddi tazminat ve menfi tesbit talebi yönünden takdir ve hesap olunan 4.557,97-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Reddine karar verilen maddi tazminat talebi yönünden davalı vekili için AAÜT uyarınca hesaplanan 2.304,70-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, " Reddine karar verilen manevi tazminat talebi yönünden davalı vekili için takdir olunan 2.725- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 422,74-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 29-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 16-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 45,10-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 21-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.

30/12/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.