6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Avans olarak verildiği iddia edilen çekten menfi tespit davası

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2217 E. 2024/253 K. · · İlk derece: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Davacının nitelemesi: Çekin Bedelsizliği İddiası ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Alım satım ilişkisinde malın teslim edilmesinden önce çek ile avans ödendiği iddiasında, aksi kararlaştırılmadıkça edimlerin aynı anda ifa edileceğine ilişkin peşin satış karinesi uyarınca bu iddiayı ispat yükü avansı ödediğini ileri süren tarafa aittir; ayrıca çek bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğundan bedelsizlik iddiasını da bu tarafın yazılı delille kanıtlaması gerekir. Yazılı delil (sözleşme, sipariş formu vb.) bulunmaması ve ticari defter kayıtlarının karşı taraf lehine alacak bakiyesi göstermesi halinde bu ispat gerçekleşmemiş sayılır. Ayrıca dava dilekçesinde 'her türlü kanuni delil' ibaresi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereği yemin deliline açıkça dayanma anlamına gelmez; konusu suç teşkil eden hususlarda da yemin deliline başvurulamaz.

Ele alınan sorunlar

Çekin avans olarak verildiğinin ispat yükü ve peşin satış karinesi → ret

İddia: Davacı, cari hesap ekstresinde çeklerin verilme tarihinde davalıya borç bulunmadığını, çeklerin avans olarak verildiğini, davalının ticari defterlerinde mal/ürün teslimine dair kayıt bulunmadığını, mahkemenin peşin satış karinesine dayanan değerlendirmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 207 uyarınca aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde taraflar edimlerini aynı anda ifa etmekle yükümlüdür; bu nedenle malı teslim almadan avans ödediğini iddia eden taraf bu iddiasını ispat yükü altındadır. Peşin satış karinesi uyarınca davacının çeki avans olarak verdiğini yazılı delille kanıtlaması gerekir. Ayrıca çek, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğundan bir illete bağlı olması gerekmez ve çekin bedelsiz olduğunu ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür. Somut olayda davacı keşideci, davalı lehtar olup davacı tarafından mal alımına ilişkin yazılı sözleşme, sipariş formu gibi bir delil ibraz edilmemiştir. Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu davalı tarafça da kabul edilmekle birlikte, çeklerin avans olarak verildiğine ilişkin yazılı delil bulunmamaktadır. Tarafların ticari defterleri incelendiğinde her iki tarafın defterlerinde davalı lehine 823.051,85-TL alacak bakiyesi tespit edilmiştir. Bu durumda davacı, çekleri avans olarak verdiğini ispatlayamamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Çeklerin senetle değiştirildiği (borcun yenilenmesi) iddiası → ret

Gerekçe: Davacının dayandığı e-posta ekindeki listede belirtilen çekler arasında dava konusu çekler yer almamaktadır. Bu nedenle dava konusu çekler yönünden borcun yenilendiği ve çek yerine senet verildiği iddiası yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Dava dilekçesinde 'her türlü kanuni delil' ibaresinin yemin deliline dayanma sayılıp sayılmayacağı → ret

İddia: Davacı, dava dilekçesindeki delil listesinde 'her türlü kanuni delail' denilmek suretiyle yemin deliline de dayanıldığı halde mahkemece yemin delilinin hatırlatılmamasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 03.03.2017 tarih 2015/2 E. 2017/1 K. sayılı kararı ile yemin deliline açıkça dayanılması gerektiği, 'her türlü delil' ibaresinin yemin deliline dayanıldığı anlamına gelmeyeceği içtihat edilmiştir. Dava dilekçesinde 'her türlü kanuni delil' ibaresine yer verilmiş olup açıkça yemin deliline dayanılmadığı gibi, konusu suç teşkil eden hususlarda (bedelsiz senedi kullanma suçu) yemin deliline başvurulamayacağı da gözetildiğinde, mahkemece davacıya yemin delilinin kullandırılmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Çekin avans olarak verildiğine dayalı menfi tespit davalarında ispat yükünün dağılımı (peşin satış karinesi, çekin bağımsız borç ikrarı niteliği) ve 'her türlü kanuni delil' ibaresinin yemin deliline açıkça dayanma sayılmayacağı yönündeki değerlendirmeler açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit çekin bedelsizliği peşin satış karinesi ispat yükü avans yemin delili borcun yenilenmesi

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 207

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/2217

KARAR NO 2024/253

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/05/2022

NUMARASI 2019/624 Esas - 2022/299 Karar

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/02/2024

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı tarafa, iplik alım avansı olarak ... bank İstoç Şubesinin 29/03/2019 tarih ... nolu 100.000-TL bedelli ve yine ... bank İstoç Şubesinin 29/03/2019 tarih ... nolu 150.000-TL bedelli çeklerin verildiğini, ancak davalı tarafça ipliklerin temin edilmediğini, davalı taraftan muhtelif zamanlarda talep edilmesine rağmen dava konusu çeklerin iade edilmediğini, bu suretle dava konusu çeklerin bedelsiz kaldığını belirterek dava konusu çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, çeklerin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin davacıya iplik sattığını, sattığı ipliklerin tümünü teslim ettiğini, karşılığında çek ve senetler aldığını, son dönemde davacı firmanın verdiği çeklerin karşılıksız çıktığını ve davacı firma yetkilisi hakkında karşılıksız çek keşide etmekten dolayı davalar açıldığını, açılan bu davaların akabinde davacının sırf süreci uzatmak gayesiyle ipliklerin teslim edilmediğine yönelik asılsız iddialarda bulunduğunu, müvekkilinin elinde farklı tarihlerde teslim alınmış ve vadeleri farklı olan 36 adet çek ile 15 adet senedin mevcut olduğunu, davacının ödenmeyen çek ve senetlerden ve cari hesaptan kaynaklanan borcunun 7.000.000-TL'nin üzerinde olduğunu, davacı tarafça müvekkilinin yerine getirmediği edimin ne olduğu hususunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, çekin vadesi ile dava tarihi arasında 7 ay zamanın geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; çekin avans olarak verildiğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiği, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıdan 823.051,85-TL alacaklı olduğu, davacı tarafça dava konusu çeklerin ipliklerin tesliminden önce avans olarak verildiği iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; cari hesap ekstresinde çeklerin verilme tarihinde davalıya borç bulunmadığını, bu çeklerin avans olarak verildiğini, gerekçeli kararda yer aldığı üzere peşin olarak verildiği kabul edildiğinde dahi ticari defter kayıtlarında davalı tarafça mal ve ürün teslim edildiğine dair kayıt bulunmadığını, davalının bu çekleri iade etmemesi sebebiyle davalının hukuken korunur bir menfaati bulunmadığını, buna rağmen bilirkişi raporunda davanın esasından uzaklaşılarak davalıya herhangi bir borç olmadığının tespiti talep ediliyormuşçasına bir kanıya varılarak mahkemenin yanıltıldığını, gerekçeli kararda mahkemece peşin satış karinesi gereğince çek karşılığı malın verildiğine kanaat getirilmişse de tarafların ticari defterlerinin bunun aksini söylediğini, mahkemenin bu yöndeki görüşünün hatalı olduğunu, dava konusu çeklerin tarafların açık iradelerine uygun bir şekilde emre muharrer senetler ödendiğini, dolayısıyla bu çeklerden dolayı borçlarının bulunmadığını, cari hesap nedeniyle alacak bulunmasının bu davanın konusu olmadığını, dava dilekçesinde yer alan delil listesinde "her türlü kanuni delail" denilmek suretiyle yemin deliline de dayanıldığı halde yemin delilinin hatırlatılmamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, avans olarak verildiği iddia edilen çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. TBK'nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." hükmünü haizdir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır.

Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının davalıya avans niteliğinde çek ile ödeme yaptığını yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. Ayrıca çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracı olup, çekin de avans olarak verildiğini ispat yükü davacı üzerindedir. Öte yandan çek, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü, çekin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir.Somut olayda davacı, lehtarı olduğu dava konusu çekleri davalıdan aldığı malların avansı olarak davalıya verdiğini, ancak davalı tarafından malların teslim edilmediğini belirterek bedelsizliğe dayalı menfi tespit isteminde bulunmuştur.

Dava konusu çeklerin incelenmesinde davacının keşideci, davalının lehtar olduğu görülmektedir. Davacı tarafından mal alımına ilişkin yazılı bir sözleşme, sipariş formu vs.yazılı delil ibraz edilmemiştir. Taraflar arasında süregelen ticari ilişki davalının da kabulünde ise de davacı bahsi konu çeklerin avans olarak verildiğine ilişkin yazılı delil ibraz edilmemiştir. Tarafların defterleri üzerinde yapılan incelemede her iki tarafın ticari defterlerinde davalı lehine 823.051,85-TL alacak bakiyesi tespit edilmiştir. Bu durumda davacının çekleri avans olarak verdiğini ispatlayamadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan; davacı, 15/02/2019 tarihli e-postaya dayanarak çeklerin senetlerle değiştirildiğini ileri sürmüş ise de e-posta ekindeki listede belirtilen çekler arasında dava konusu çekler yer almamaktadır.

Bu nedenle, dava konusu çekler yönünden borcun yenilendiği ve çek yerine senet verildiği iddiası yerinde görülmemiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 03.3.2017 T. 2015/2 E. 2017/1 K. sayılı kararı ile yemin deliline açıkça dayanılması gerektiği, "her türlü delil" ibaresinin yemin deliline dayanıldığı anlamına gelmeyeceği içtihat edilmiştir. Dava dilekçesinde "her türlü kanuni delil" ibaresine yer verilmiş olup açıkça yemin deliline dayanılmadığı gibi konusu suç teşkil eden hususlarda (bedelsiz senedi kullanma suçu) yemin deliline başvurulamayacağı gözetildiğinde mahkemece davacıya yemin delilinin kullandırılmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 80,70‬-TL harcın mahsubu ile kalan 346,9‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/02/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/83725 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/3319 E. 2024/4564 K. · Onandı

Kesinlik sınırı altındaki miktarda temyiz dilekçesi reddedilir

Gerekçe özeti

Temyize konu miktar, kararın verildiği tarihteki temyiz kesinlik sınırının altında kalıyorsa karar temyiz edilemez ve temyiz dilekçesi, 6100 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesinin 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine yaptığı atıf uyarınca reddedilir; bu yöndeki ek karar temyiz edildiğinde onanır. Kesin bir karara yönelik temyiz talebi kötüniyetli görülürse temyiz edene disiplin para cezası verilir.

Emsal değeri

Karar, temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde izlenecek usulü (366 ncı madde atfıyla 352/1-b uyarınca dilekçenin reddi) ve kesin karara yönelik kötüniyetli temyizin disiplin para cezası ile karşılanacağını göstermesi bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: temyiz kesinlik sınırı temyiz dilekçesinin reddi ek karar kötüniyetli temyiz disiplin para cezası

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/3319 E.  ,  2024/4564 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/2217 Esas, 2024/253 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/624 E., 2022/299 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince 03.04.2024 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Temyiz istemi, temyiz konusu miktar veya değerin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ek kararına ilişkindir.

Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 250.000,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.300,00 TL’nin altında kalmaktadır.

Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Bölge Adliye Mahkemesince verilen 03.04.2024 tarihli ek kararın ONANMASINA,

Bölge Adliye Mahkemesi kararına ilişkin temyiz talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 368 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz talep eden davacı asılın takdiren 5.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

Para cezasının İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.