6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Takip kesinleştikten sonra rızaen ödeme yapanın istirdat hakkı bulunmaması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2403 E. 2022/6428 K. · · İlk derece: 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Takip kesinleştikten sonra icra dairesinde borcunu kabul edip protokole dayanarak taksitle ödeme yapan borçlunun ödemeleri rızaen yapılmış sayılır ve istirdat hakkı doğmaz; kefaletten vazgeçme bildirimi bulunsa dahi rızaen ödeme yapılmışsa sonuç değişmez.

Ele alınan sorunlar

Takip kesinleştikten sonra borcu kabul edip rızaen ödeyenin istirdat hakkı → ret

İddia: Davacı, kredi borçlusu şirket ortaklığından ayrıldığını noter ihtarıyla bildirerek kefillikten vazgeçtiğini, rücu tarihinden sonra kullandırılan kredilerden sorumlu olmadığını ve cebri icra tehdidi altında tahsil edilen bedelin istirdadını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı, aval verdiği bonodan dolayı takibin kesinleşmesinden sonra icra dairesine gelerek borcunu kabul etmiş, borcu taksitlendirerek protokole istinaden ödemiştir; borç bu şekilde kabul edilerek yapıldığından ödemelerin rızaen yapıldığının kabulü gerekir ve rızaen ödeme yapan davacının istirdat hakkı bulunmaz. İlk derece mahkemesinin kefaletin sona erdiği bildiriminin davalı tarafından kabul edilmediği gerekçesi yerinde görülmemiş ise de, dosyada yeniden yargılamayı gerektirir bir eksiklik bulunmadığından, davanın reddi sonucu itibariyle doğru bulunmuştur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Takip kesinleştikten sonra borcu kabul edip taksitle ödeyenin istirdat hakkının bulunmadığı yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat rızaen ödeme kefaletten vazgeçme aval

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/2403 E.  ,  2022/6428 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.11.2017 tarih ve 2016/1131 E- 2017/1149 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 29.12.2020 tarih ve 2018/2414 E- 2020/1389 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı tarafından, müvekkili davacı aleyhine İstanbul 14. İcra Dairesinin 2014/32584 E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı alacaklının işbu takibe konu bonoyu müvekkilin müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmelerine ek teminat olarak aldığını, müvekkilinin kredi borçlusu şirketteki ortaklığından ayrılması nedeniyle Sakarya 5. Noterliği'nin 17/05/2012 tarih ve 14947 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile alacaklı bankaya "şirket ortaklığından ayrıldığını, kefilliğin kendisini bundan böyle bağlamadığını, bu tarihten sonra kullandırılacak kredilerden sorumlu olmayacağını, kefillikten vazgeçtiğini" bildirdiğini, karşı tarafın bu ihtara rağmen dava dışı borçlu şirkete krediler açmaya devam ettiği gibi genel kredi sözleşmesi kapsamında olmayan ve rücu tarihinden sonra kredi kartları tahsis ederek kullandırdığını, rücu tarihinden sonra tahsis edilen kredi kartları nedeniyle davalıya borcu bulunmadığını belirterek, borçlu olunmadığı halde cebri icra tehdidi altında tahsil edilen 109.050.-TL bedelin ödeme tarihi olan 20/03/2016'dan itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, cevap vermemiştir.

Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın, davacının geri alma iradesine muvafakat verdiğinin görülmediği, bu haliyle davacının, kefaletten vazgeçmesinin hukuki sonuç doğurmadığı gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.

İstinaf mahkemesince, davacının aval verdiği bonodan dolayı takibin kesinleşmesinden sonra icra dairesine gelerek borcunu kabul ettiği, borcunu taksitlendirerek ödediği, ödemelerin bu protokole istinaden yapıldığı, dosya kapsamına göre borç davacı tarafından kabul edilerek yapıldığından yapılan ödemelerin rızaen yapıldığının kabulü gerektiği, davacının istirdat hakkının bulunmadığı nedeniyle davanın reddi gerekirken, kefaletin sona erdiği bildiriminin davalı tarafından kabul edilmediği gerekçesiyle reddi doğru görülmemiş ise de, dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir eksiklik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusu gerekçe bakımından yerinde görülerek kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili vekili temyiz etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 28/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/826196500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2414 E. 2020/1389 K.

İcra dairesinde borcu kabul edip taksitle ödeyen kefilin istirdat hakkı yoktur

Gerekçe özeti

Kambiyo senedine dayalı icra takibinin kesinleşmesinden sonra borçlu/kefilin icra dairesinde borca itirazı olmadığını beyan ederek borcu kabul edip taksitlendirme protokolü imzalaması halinde, bu protokole istinaden yapılan ödemeler haciz ve mal muhafaza altına alınması baskısı altında değil, rızaen yapılmış ödeme sayılır; bu durumda borçlunun istirdat talebinde bulunma hakkı bulunmaz.

Emsal değeri

Kesinleşmiş icra takibinde icra dairesi huzurunda borcun kabul edilip taksitlendirilmesi halinde yapılan ödemelerin cebri icra tehdidi altında değil rızaen yapılmış sayılacağı ve bu durumda istirdat hakkının doğmayacağı yönündeki değerlendirme, benzer nitelikteki uyuşmazlıklar için emsal niteliktedir.

Kavramlar: istirdat kefalet aval kambiyo senedine özgü haciz yolu rızai ödeme icra takibinin kesinleşmesi borç kabul protokolü

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2414

KARAR NO 2020/1389

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/11/2017

NUMARASI 2016/1131Esas - 2017/1149 Karar

DAVA

İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 29/12/2020

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili ; davalı tarafından, müvekkili davacı aleyhine İstanbul .... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı alacaklının işbu takibe konu bonoyu müvekkilin müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmelerine ek teminat olarak aldığını, müvekkilinin kredi borçlusu şirketteki ortaklığından ayrılması nedeniyle Sakarya ....Noterliği'nin 17/05/2012 tarih ve ... yevmiye sayılı alacaklı bankaya "şirket ortaklığından ayrıldığını, kefilliğin kendisini bundan böyle bağlamadığını, bu tarihten sonra kullandırılacak kredilerden sorumlu olmayacağını, kefillikten vazgeçtiğini" bildirdiğini, karşı taraf, bu ihtara rağmen dava dışı borçlu şirkete krediler açmaya devam ettiği gibi genel kredi sözleşmesi kapsamında olmayan ve rücu tarihinden sonra kredi kartları tahsis ederek kullandırdığı,rücu tarihinden sonra tahsis edilen kredi kartları nedeniyle davalıya borcu bulunmadığını belirterek,borçlu olunmadığı halde cebri icra tehdidi altında tahsil edilen 109.050-TL bedelin ödeme tarihi olan 20/03/2016 dan itibaren işleyecekfaiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalı bankanın, davacının geri alma iradesine muvafakat verdiğinin görülmediği, bu haliyle davacının, kefaletten vazgeçmesinin hukuki sonuç doğurmadığı gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunda , davalının genel kredi sözleşmesi kapsamında olmayan ve bu sözleşme tarihinden sonra birden fazla kredi kartı çıkartarak asıl borçluya verdiği, asıl borçlunun bu kredi kartlarını ödemeyip mütemerrid olduktan sonra işbu kredi kartı borçlarının kat edilerek diğer ticari kredilerle birlikte kefile rücu edildiğini ortaya konulduğunu, takibe dayanak bonoda ki borcun dayanağı genel kredi sözleşmesi'nde (01.10.2010 tarihli ve 800.000.TL limitli ) müvekkilin kefaleten imzası bulunmadığını,kefaletten rücu ettiğine dair ihtara davalının cevap vermediğini daha sonra,sözleşme dışında verilen kredi kartları nedeniyle oluşan borçların hesabını kat ettiğini,ek teminat olarak verilen bono üzerindenkambiyo takibi başlattığını,müvekkilinin cebri icra tehdidi altında tüm borcu kabul ettiğini ve borcu yapılandırarak hacizleri kaldırmak zorunda bırakıldığını, davacının sorumlu olmadığı borçtan dolayı yapılan tahsilatın iadesi gerektiğini bildirerek,kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, takip alacaklısı davalıya ödenen bedellerin istirdadına ilişkindir. Davalı banka ile davadışı şirket arasında,davacının müteselsil kefaleti ile genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır.Davalı banka tarafından, 11.5.2011 tarihli ve 3.11.2014 vadeli, 2.000.000-TLbedelli,aval veren borçlusu ... olan senede dayalı olarak 13.11.2014 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasıyla kambiyo senedine dayalı takip başlatılmıştır.

13. 11.2014 tarihinde başlatılan icra takibi dosyasında davacı ile davalı banka vekili tarafından icra memuru huzurunda ; 26/05/2015 tarihli protokol ile ;davacının hakkında yapılan takibe ,borca bir itirazının olmadığı ,taleplerin tamamını kendi rızası ile kabul ediyorum ,kesinleştiriyorum.Taksitleri gününde ödeyeceğim "şeklinde beyanda bulunduğu,beyanını imzaladığı anlaşılmıştır. Bu protokole göre davacı borcu açıkça kabul ve ikrar ettiğinden bu anlaşma çerçevesinde yaptığı ödemeler borca karşılık yapılan rızai ödemelerdir. Benzer bir olayda emsal sayılabilecek ;Yargıtay 19 HD nin 2014/9489 esas ,2014/17241 karar sayılı ve 2.12.2014 tarihli ilamında " esas takibin kesinleşmesinden sonra davacı ...

tarihinde icra dairesine gelerek, borcu kabul edip, ödeme taahhüdünde bulunmuştur. Bu durumda, borcun haciz ve malların muhafaza altına alınması baskısı altında kabul edildiği sonucuna varılamaz." denilmiştir.Somut olayda; davacının aval verdiği bonodan dolayı takibin kesinleşmesinden sonra icra dairesine gelerek borcunu kabul ederek ,borcunu taksitlendirerek ödediği,ödemelerin bu protokole istinaden yapıldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre borç davacı tarafından kabul edilerek yapıldığından yapılan ödemelerin rızaen yapıldığının kabulü gerekmektedir.Davacının istirdat hakkının bulunmadığı nedeniyle davanın reddi gerekirken ,kefaletin sona erdiği bildiriminin davalı tarafından kabul edilmediği gerekçesiyle reddi doğru görülmemiş ise de, dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir eksiklik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusu gerekçe bakımından yerinde görülerek kararın kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile reddine ilişkin yeniden hüküm verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1131 Esas - 2017/1149 Karar sayılı ve 09/11/2017 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın REDDİNE"İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 54,40- TL karar harcının yatırılan 1.862,31-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 1.807,91- TLnin talep halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 11.474- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine,"Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 29/12/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.