Temyiz kesinlik sınırının altında kalan karara yönelik temyizin reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4171 E. 2022/6454 K. ·
Temyiz istemi usulden reddedildiKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen miktar, HMK 362/1-a ve Ek 1. maddeye göre belirlenen temyiz kesinlik sınırının altında kalıyorsa karar kesindir ve temyiz istemi reddedilir; asıl temyize sıkı sıkıya bağlı olan katılma yoluyla temyiz de bu halde dinlenemez.
Ele alınan sorunlar
Temyiz kesinlik sınırı ve katılma yoluyla temyizin bağlılığı → ret
Gerekçe: HMK'nın 6763 sayılı Kanunla değişik 362/1-a maddesine göre Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin kararları aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz; bu sınır HMK Ek 1. madde uyarınca hüküm tarihi itibariyle 78.630,00 TL'dir. Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen 40.512,50 TL bu sınırın altında kaldığından davalı vekilinin temyizi kesin karara yöneliktir. Katılma yoluyla temyiz asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlı olup, HMK 366 delaletiyle kıyasen uygulanan 346/2 uyarınca kesin kararların temyiz istemleri hakkında Yargıtay'ca da karar verilebileceğinden, hem davalı vekilinin hem de katılma yoluyla temyiz eden davacı vekilinin kesin karara yönelik temyiz istemlerinin reddi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kesinlik sınırı altındaki karara yönelik temyizin ve ona bağlı katılma yoluyla temyizin reddi gerektiği yönünden emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz kesinlik sınırı↗ katılma yoluyla temyiz↗ kesin karar↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4171 E. , 2022/6454 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın kabulüne dair verilen 17.02.2021 tarih ve 2020/521 E- 2021/212 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; davalının müvekkili şirkette kuruluşta %80 pay sahibi olarak ortak olduğunu, ihtarnameye rağmen sermaye borcunu ödememesi üzerine Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/317 Esas 2010/476 sayılı kararıyla kesinleşen ortaklar kurulu kararı ile TTK'nın 529. maddesine göre ortaklıktan çıkartıldığını, verilen kararın 01.02.2011 tarihinde kesinleşerek ticaret sicilinde 05.01.2011 tarihi ve 7723 sayı ile tescil edildiğini, davalının ortaklıktan çıkarılma tarihine kadar sermaye borcunu ödemeyerek şirkete verdiği bilanço zararına ilişkin sorumluluğunun bulunduğunu, davalının sermaye borcunu ödemeyerek şirkete zarar verdiğini, şirketin 2009 yılında 169.852,24 TL ve 2010 yılında 129.425,47 TL olmak üzere toplam 299.277,71 TL zarar ettiğini, davalının şirketten çıkarılma tarihine kadar oluşan bu zarardan payı oranında sorumlu olduğunu, davalının hissesine düşen zararın 239.422,16 TL olduğunu, anılan zararın TTK'nın 407.
maddesi gereği temerrüt faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini ileri sürerek 239.422,00 TL’nin ticari temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; husumet ve zamanaşımı itirazında bulunarak müvekkilinin kardeşi tarafından diğer ortak Şevket Kahraman'a birçok ödeme yapıldığını, tazmini istenen zararın nasıl oluştuğu ve vakıanın hangi kanıtla kanıtlanacağının belirtilmediğini, şirket bilançolarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, hisse devri ve ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin alınan kararların usul ve yasaya uygun olmadığını, şirketin tek ortaklı olarak münfesih sayılması gerektiğini, şirketin zararının nasıl oluştuğunu bilmediğini, müvekkilinin ev kadını olduğunu, ortaklık ve ticari işlerle ilgili bilgi sahibi olmadığını, sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne, 239.422.-TL’nın tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.01.2020 tarihli, 20219/2340 E. 2020/561 K. sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/10/2017 tarih 2015/303 Esas 2017/688 Karar sayılı hükmün HMK 353(1) b-2 gereği kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne;
40. 512,50 TL'ye dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK'nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibariyle 78.630,00 TL'dir. Bölge adliye mahkemesince kabul edilen miktar 40.512,50 TL olup yukarıda anılan madde hükmüne göre davalı vekilinin temyiz isteminin temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz talebinde bulunmuş olup katılma yoluyla temyiz, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlıdır. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı kanunun 346/2.
maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davalı vekilinin ve katılma yoluyla temyiz isteminde bulunan davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 29.09.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/823292700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz