İştirak hissesinin nominal bedelle devri ve yöneticinin özen sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1962 E. 2022/6615 K. · · İlk derece: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Tek malvarlığı bir iştirak hissesi olan şirkette, bu hissenin tamamının nominal bedelle devri tasfiye niteliğinde olup işletmesel karar sayılmaz ve yerindelik denetimi dışında yasal yükümlülüklere uygunluk denetimine tabidir; borçlanmayı gidermenin başka yolları varken hissenin gerçek değerinin altında/nominal bedelle devri basiretli yönetici özenine aykırıdır ve yönetim kurulu üyeleri TTK 336 (556 yollamasıyla) ile TMK 2 uyarınca doğan zarardan müteselsilen sorumludur.
Ele alınan sorunlar
Yönetim kurulu üyelerinin özen yükümüne aykırı hisse devrinden sorumluluğu → kabul
İddia: Davalılar, dava dışı şirketin eski müdürü olan davacının usulsüz işlemleri nedeniyle şirketin zarara uğratıldığını ve iştirak hissesinin satılmak zorunda kalındığını, hisse devrinde herhangi bir hukuka aykırı işlem ve kusurları bulunmadığını savunmuştur.
Gerekçe: 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla 336. maddesine göre yönetim kurulu üyeleri, kanunun ve esas sözleşmenin yüklediği görevleri kasten veya ihmal sonucu yapmamaları halinde şirkete, münferit pay sahiplerine ve alacaklılara karşı müteselsilen sorumludur. Tek faaliyet alanı sahip olunan iştirak hissesi olan şirkette bu hissenin tamamının satışı şirketin tasfiyesi mahiyetinde olup işletmesel karar sayılamaz; işlem TMK'nun 2. maddesi ve TTK 336 çerçevesinde yasal yükümlülüklere uygunluk denetimine tabi olup yerindelik denetimi değildir. Borcun bir vadeye bağlanmadığı, ödeme için ihtar bulunmadığı, taahhüt edilen sermayenin tahsili ya da sermaye artışıyla borçlanmanın giderilebileceği halde, nominal bedelle alınan hissenin yaklaşık 1,5 yıl sonra yine aynı nominal bedelle devredilmesinin bir zorunluluk ve gereklilik taşımadığı; günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü ve hissenin devir tarihindeki gerçek değeri gözetildiğinde işlemin basiretli bir yöneticiden beklenen özen yükümlülüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, davalıların TTK 309 ve TMK 2'ye aykırı ve kusurlu davrandıkları ve doğan zarardan sorumlu oldukları sonucuna varılmıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Tek malvarlığı olan iştirak hissesinin nominal bedelle devrinin işletmesel karar sayılmayıp özen sorumluluğu doğurduğu yönünden emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ basiretli yönetici özeni↗ işletmesel karar↗ tasfiye niteliğindeki tasarruf↗ iştirak hissesinin devri↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1962 E. , 2022/6615 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.06.2017 tarih ve 2014/481 E. - 2017/592 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 01.12.2020 tarih ve 2018/1883 E. - 2020/1269 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların dava dışı ACB Havacılık... Ltd. Şti.'nin ortakları olduğunu, Chapman Freeborn Havacılık... Ltd. Şti’nin ise ACB...Ltd. Şti’nin iştiraki olup, ACB firmasının 650.000.-TL sermeyeli bu şirketin 318.500 TL tutarındaki hisselerinin sahibi olduğunu, ACB şirketini müşterek imzaları ile temsil ve ilzama yetkili olan davalıların şirketin Chapman firmasında bulunan hisselerini 22.09.2011 tarihinde nominal değeri olan 318.500.-TL karşılığında devrettiklerini ancak şirket hisselerinin değerinin çok daha yüksek olduğunu, bu satışla ACB'nin tüm mal varlığının elden çıkarıldığını, şirketin amaç ve faaliyetinin konusuz kaldığını, bu nedenle oluşan zarardan davalıların şahsi sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 10.000.-TL'nin satış tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, bunun mümkün olmaması halinde ise ACB...
Ltd. Şti.'ne ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davacının dava dışı Chapman Freeborn Türkiye'de imza yetkilisi olarak atandığını, davacı ve davalıları ACB'nin de ortağı ve müşterek imza yetkilileri olduğunu, davacının Chapman Freeborn Türkiye'yi suç niteliğindeki fiillerle zarara uğrattığını, bu şekilde oluşan zararın 1.200.000 USD civarında olduğunu, ACB'nin hisse devrine kadar Chapman Freeborn Türkiye'nin ortağı olup 22.09.2011 tarihli ortaklar kurulu kararıyla hisselerini Chapman Freeborn Türkiye ile Chapman Freeborn İngiltere'ye devrederek ortaklıktan ayrıldığını, davacının Chapman Freeborn Türkiye'yi hukuka aykırı eylemleriyle zarara uğratması sonucunda hisselerin nominal değer üzerinden satılmak zorunda kalındığını, aynca satılan hissenin özellikle limited şirket bakımından %49’luk bir orana denk gelmesi, şirketin çoğunluk hissesinin (%51) İngiliz ana ortakların elinde bulunması nedeniyle, hisse değerinin "ederini" fiilen tayin etme hakkının kısa, orta ve uzun vadede yönetim ve finansal stratejiyi kendi başlarına tayin edebilecek olan mezkur yabancı ortaklarına mahsus olduğunu, davacının oluşturduğu suç ortamından bir an önce çıkmak isteyen ACB Ltd.
Şti.'nin nominal bedel üzerinden iştirak satışı yapmasının son derece makul ve cazip olduğunu, yapılan hisse devrinde davalıların herhangi bir hukuka aykırı iş veya işlemi ve kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla 336. maddesine göre, idare meclisi azalarının gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasten veya ihmal neticesi olarak yapılmaması hallerinde gerek şirkete gerek münferit pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı müteselsilen sorumlu oldukları, davalılarca her ne kadar dava dışı Chapman Freeborn Ltd. Şti''nin eski müdürü olan davacının usulsüz işlemleri nedeniyle azledildiği ve şirkete zarar verdiği ve ACB Havacılık Şirketi'nin borçlanma yoluyla aldığı Chapman Freeborn Ltd. hissesini satmak zorunda olduğunu savunulmuş ise de, öncelikle ACB şirketinin tek faaliyet alanı sahibi olduğu Chapman Freeborn Ltd Şti hissesi olup, bunun dışında başkaca faaliyetinin bulunmadığı, ACB Havacılık Şirketi'nin işletmesel değerini oluşturan Chapman Freeborn Ltd.
hissesinin tamamının satışının şirketin tasfiyesi mahiyetinde olup, işletmesel karar niteliğinde değerlendirilemeyeceği, aksi düşünülse dahi anılı kararın TMK'nun 2. maddesi ve 6762 sayılı Yasa'nın 336. maddesi çerçevesinde yasal yükümlülüklere uyularak alınıp alınmadığının ve dolayısıyla şirkete zarara uğratıp uğratmadığının tespitinin yerindelik denetimi mahiyetinde olmadığı, bu kapsamda her ne kadar davaya konu ACB'nin sahibi olduğu Chapman Freeborn hisselerini borçlanma yoluyla satın almış ve anılı satın almadan kaynaklı borçlanma devam etmekte ise de, anılı borcun herhangi bir vadeye bağlanmadığı ve bu anlamda borcun ödenmesi için devreden alacaklı tarafından şirkete çekilmiş herhangi bir ihtarın bulunmadığı, ayrıca şirketin taahhüt edilen sermayesinin tahsili yada bunun yetersiz kalması halinde sermaye artışına giderek borçlanmasını ortadan kaldırabilme imkanının bulunduğu, buna rağmen davalıların bu yönde davranmayarak şirketin tamamen tasfiyesi anlamına gelecek nitelikte 04.01.2010 tarihinde 318.500-TL nominal bedelle satın alınan Chapman Freeborn hissesinin yaklaşık 1,5 yıl sonra 22.09.2011 tarihinde yine aynı nominal bedelle dava dışı Chepmen Freeborn firmasına devredilmesinin bir zorunluluk ve gereklilik olmayıp, günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, ticari hayatın işleyişi ve mübrez raporda da belirlendiği üzere Chapman Freeborn Ltd'nin devir tarihinde değeri de nazara alındığında basiretli bir yöneticiden beklenen özen yükümlülüğü kapsamında bir işlem olarak değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla davalıların anılan satış işleminde TTK'nın 309 ve TMK'nın 2.
maddesine aykırı davrandıkları ve kusurlu oldukları, dolayısıyla meydana gelen zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 512,10 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 04/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/823284400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz