6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Muaccel olmayan alacak için başlatılan takibe itirazın iptali isteminin reddi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1965 E. 2022/6635 K. · · İlk derece: 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Karşı edimin (mal tesliminin) ifası bir senedin ödenmesine bağlanmış ve o senet takip anında henüz ödenmemiş/muaccel olmamışsa, muaccel olmayan alacak için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemi reddedilir; bakiye borca karşılık açıkça verilen senet teminat senedi sayılmaz.

Ele alınan sorunlar

Muaccel olmayan alacak için başlatılan takibe itirazın iptali istemi → ret

İddia: Davacı, davalıya verilen senedin teminat senedi olduğunu ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle led panel bedeli için başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir.

Gerekçe: Protokolün 5. maddesine göre bakiye borç için verilen senet açıkça bakiye borca karşılık verildiğinden teminat senedi niteliğinde değildir; protokolün 6. maddesine göre malların teslimi bakiye senedin ödenmesine bağlanmış, senet ise takibe konulup sonradan yapılan ödemeyle infaz edilmiştir. Alacak muaccel olmadan icra takibi başlatıldığından itirazın iptali istemi reddedilmelidir; ilk derece mahkemesinin ahlaka aykırı hükmü geçerli sayarak verdiği ret gerekçesi isabetli değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Karşı edimin ödenmesine bağlı, henüz muaccel olmayan alacak için başlatılan takipte itirazın iptali isteminin reddi bakımından emsal.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali muacceliyet teminat senedi karşılıklı edim protokol yorumu

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/1965 E.  ,  2022/6635 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.05.2018 tarih ve 2016/936 E.- 2018/533 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.12.2020 tarih ve 2018/1921 E.- 2020/1314 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi katılma yoluyla davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, ekonomik zorda kalan müvekkilinin tefecilik yapan davalı ile tanıştığını ve davalının, müvekkili şirket yetkililerine teminat karşılığında kendi çeklerini verebileceğini, ancak bu çekleri vermeden önce müvekkiline ait mal varlığının satış yoluyla üzerine geçirilmesini talep ettiğini, taşınmazların değerinin 3.450.000.-TL'olduğu hususunda anlaşıldığını, davalının bu yerlerin değerinin karşılığı olan bedelden % 20 (750.000.-TL) kazanç keserek 2.700.000.-TL'ye müvekkili şirket ile anlaştığını, davalının ise iki adet 548.000.-TL değerinde araç, 90.000.-TL nakit, aynı zamanda muhtelif tarihli ve bedelli 1.883.250.-TL çek teslim ederek toplam 2.521.250.-TL ödeme yaptığını, davalının ilk önce kendi firmasına ait çekleri vereceğini taahhüt etmesine rağmen üçüncü kişilere ait ödenmeyecek çekleri verdiğini, çeklerin çoğunun karşılıksız çıktığını beyan ederek, haksız ve hukuka aykırı 29.12.2015 tarihli sözleşmenin feshi ile teslimi kararlaştırılan led panellerinin bedeli olan 810.000,00 TL.’nin tahsili amaçlı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ve % 20 inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında sözleşme serbestisi kapsamında karşılıklı mutabakat ile sözleşme akdedildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan 08.01.2015 ve 29.12.2015 tarihli sözleşmeler müvekkilinin kabulünde olup bu hususta bir ihtilaf bulunmadığını, müvekkilinin ve yetkilisi olduğu şirketin gerek yaptığı işlere finans sağlamak amacıyla ve gerekse yatırım amaçlı birçok gayrimenkulü bulunduğunu ve müvekkilin bu

anlamda ekonomik açıdan uygun gördüğü fırsatları değerlendirerek gayrimenkul alımları yaptığını, nitekim benzer bir durumda müvekkilinin davacıya ait gayrimenkulleri satın almasının söz konusu olduğunu, davacı ile 08.01.2015 tarihli sözleşme akdedilerek davacıya ait bir takım gayrimenkullerin müvekkile satılıp devredilmesi aşamasında ödemelerin ne şekilde yapılacağının düzenlendiğini, taraflar arasında şartlarda mutabık kalınsa da davacının kararlaştırılan gayrimenkullerin tamamının satışı gerçekleşmeyince anılan bu sözleşmenin ifa edilemediğini, devamında ise davacının satışını gerçekleştiremediği gayrimenkul dışarıda kalmak kaydıyla 4 adet gayrimenkul için satış ve devir işlemi gerçekleştirildiğini ve buna ilişkin 29.12.2015 tarihli protokol düzenlendiğini, 29.12.2015 tarihli protokollerde ödemelerin ne şartlarda yapılacağı ve yapılmaması halinde uygulanacak yaptırımların belirtildiğini beyanla, haksız ve kötü niyetli sözleşmeye ve hukuka aykırı talepler içeren davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; müzayakanın sözleşmenin kurulma anında mevcut olması gerektiği gibi, davalının da davacının müzayaka halinden bilerek yararlandığı hususunun da kanıtlanması gerektiği, davacıya ait 2015 yılı ticari defter ve dayanakları incelenerek düzenlenen bilirkişi raporu ile protokol tarihi itibariyle davacının ciddi bir mali sıkıntı içinde olmadığı, bir an için davacı şirketin müzayaka halinde olduğu kabul edilecek olsa bile, davalının davacı şirketin bu durumunu bildiği ve ondan faydalanarak protokolün imzalandığını kanıtlanması gerektiği, bu hususun da kanıtlanamadığı, dolayısıyla davacının 29/12/2015 tarihli protokolün feshi ve bu protokole aykırılık nedeniyle başlatılan takibe yapılan itirazın yerinde olduğu gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile davalı arasında akdedilen 29/12/2015 tarihli Protokolün 5. maddesine göre; davacının davalıya bakiye 53.250.-TL borcu kalmış olup, bu borcunu davalıya senet vermek suretiyle ödeyeceği, bu senedin bakiye borca karşılık verildiği açıkça yazılı olduğundan davacı vekilinin senedin teminat senedi olduğu iddiası yerinde görülmediği, Protokolün 6. maddesine göre de; davacının bakiye 53.250.-TL'yi davalıya ödemesi halinde, davalı, 810.000.-TL bedelli malları davacıya teslim edeceği ve ödememesi halinde ise; davalı 810.000.-TL bedelli malları teslim etme borcundan kurtulacağı, 810.000.-TL 'lik led panelin teslimi borcu, protokolün 6. maddesine göre 53.250.-TL'lik senedin davalıya ödenmesine bağlanmışken 53.250.-TL'lik senedin ödenmediği, takibe konulduğu ve 30/06/2016 tarihinde yapılan ödeme sonucunda dosyanın infaz edildiği, alacak muaccel olmadan icra takibi yapılması sebebiyle itirazın iptali isteminin reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile ahlaka aykırı hüküm geçerli sayılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün HMK 353(1)b-2 gereği hükmün kaldırılmasına yeniden hüküm verilerek davanın açıklanan sebeplerle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, katılma yoluyla davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/820385600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1921 E. 2020/1314 K.

Muaccel olmayan alacak için başlatılan icra takibinde itirazın iptali

Gerekçe özeti

Bir sözleşme hükmü, borçlunun yasal hakkını kullanması (örn. karşılıksız çek nedeniyle icra takibine başvurması) halinde alacaklıyı önemli bir edimden (teslim/ödeme borcundan) kurtaracak şekilde düzenlenmişse ve bu durum alacaklı tarafa aşırı bir yük yüklüyorsa, TBK 27/1 uyarınca ahlaka aykırılık nedeniyle kısmen geçersizdir; ancak bu kısmi geçersizlik sözleşmenin diğer hükümlerini geçersiz kılmaz. Bir edimin ifasının başka bir edimin (örneğin bir senedin) ödenmesi şartına bağlandığı hallerde, o şart gerçekleşmeden asıl edimin muaccel hale gelmediği kabul edilir; şart gerçekleşmeden başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemi, alacağın henüz muaccel olmaması nedeniyle reddedilmelidir.

Emsal değeri

Bir sözleşme hükmünün, borçlunun yasal bir hakkını (icra takibi başlatma) kullanması karşılığında alacaklıyı ağır bir edimden kurtaracak şekilde düzenlenmesinin TBK 27/1 kapsamında ahlaka aykırı ve kısmen geçersiz sayılabileceği; ayrıca şarta bağlı edimlerde şart gerçekleşmeden alacağın muaccel olmayacağı ve bu durumda itirazın iptali isteminin reddedilmesi gerektiği yönündeki değerlendirmeler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: itirazın iptali ahlaka aykırılık (TBK 27/1) kısmi geçersizlik muacceliyet teminat senedi cezai şart protokol/sözleşme yorumu

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1921

KARAR NO 2020/1314

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/05/2018

NUMARASI 2016/936 Esas - 2018/533 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 10/12/2020

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili ; Müvekkili şirketin, finans sağlamakta sıkıntıya düştüğü, komisyon karşılığında bir anlamda tefecilik yapan davalı ..., teminat karşılığında kendi çeklerini verebileceğini belirterek, çekleri vermeden müvekkili şirketin mal varlığının satış yolu ile üzerine geçirilmesini talep ettiği, davalının 4 adet gayrimenkulün değerinin karşılığı olan 3.450.000-TL bedelden %20 (750.000-TL) kazanç keserek 2.700.000-TL'ye müvekkili şirket ile anlaştığını, bu gayrimenkullerin bedeline istinaden davalının, iki adet 548.000-TL değerinde araç, 90.000-TL nakit, aynı zamanda muhtelif tarihlerde ve meblağlarda 1.883.250-TL'lik çek teslim ederek toplam da 2.521.250-TL ödeme yaptığını, ilk önce kendine ait çekleri vereceğini taahhüt etmesine rağmen 3.

kişilere ait ödenmeyecek çekleri verdiğini ve çeklerin çoğunun karşılıksız çıktığını, müvekkili şirketin bu aşamada (takibe dayanak 29/12/2015 tarihli sözleşmeden önce) davalıdan 178.750-TL alacağı kaldığını, bu arada davalının elinde teminat olarak duran İstanbul/Pendik ilçesi ... Mahallesi ... ada numaralı ... parselde .... kat ... bağımsız bölüm numaralı ve 500.000-TL meblağlı gayrimenkulün bulunduğunu, davalının 29/12/2015 tarihli sözleşmeden önce teminat olarak aldığı gayrimenkulü iade etmek için satın aldığı gayrimenkullerin bedeline mahsup edilmek üzere müvekkili şirket yetkililerinin müzayaka haline sokularak 810.000-TL değerinde mal iadesi almaya zorlandığı ve sözleşme imzalamak zorunda bırakıldığını,davalının mal iadesi ile fazla ödeme olacağını iddia ettiği 631.250-TL bedele istinaden ve müzayaka sokularak imzalattırılan gabin niteliğindeki takip dayanağı sözleşme kapsamında davalıya 578.000-TL tutarında çek iadesi yaptığını, aynı protokol kapsamında müvekkili şirketten bakiye 53.250-TL çek iadesi için teminat teşkil etmek üzere senet alındığını, bu senede mahsup edilmek üzere 18/01/2016 tarihinde 35.000-TL'yi bizzat davalıya protokol kapsamında teslim ettiğini, kalan bakiye tutarı ödemek istediğinde çeşitli bahaneler ile senet tarafına iade edilmediği ve davalıya protokol kapsamında ödenmesi gereken veya iade edilecek çek tutarı 18.250-TL iken,davalının teminat olarak aldığı 53.250-TL senedi 3.kişilere cirolayarak kullandığı İstanbul Anadolu ...

İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edilerek müvekkil şirketten iş bu icra dosyasında mükerrer olarak 35.000-TL asıl alacak, faiz ve masraflarını tahsil ettiğini bu konudaki istirdat hak ve alacaklarını saklı tuttuklarını belirterek, gabin niteliğindeki haksız ve ve hukuka aykırı 29/12/2015 tarihli sözleşmenin feshi ile İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına,icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; dava dilekçesi ekinde sunulan 08/01/2015 ve 29/12/2015 tarihli müvekkili ile davacı taraf aralarında sözleşme serbestisi kapsamında karşılıklı mutabakat ile imzalanan sözleşmelerin varlığıyla ilgili bir ihtilaf bulunmadığını, müvekkilinin ekonomik açıdan uygun gördüğü fırsatları değerlendirerek gayrimenkuller aldığını, davacıya ait gayrimenkulleri satın aldığını ve davacı ile 08/01/2015 tarihli bir sözleşme akdedilerek davacıya ait bir takım gayrimenkullerin müvekkiline satışı aşamasında ödemelerin ne şekilde yapılacağının düzenlendiği, gayrimenkullerin tamamının satışını gerçekleştiremeyince anılan bu sözleşmenin ifa edilemediği, devamında ise 4 adet gayrimenkul için satış ve devir işlemleri gerçekleştirildiği ve söz konusu satış ve devir işlemlerinden kaynaklı ödemelerin ne şekilde yapılacağı 29/12/2015 tarihli protokolde düzenlendiği, anılan protokolde ödemelerin ne şartlarda yapılacağı ve yapılmaması halinde uygulanacak yaptırımların belirtildiği,tacir olan davacı tarafın, basiretli bir tacir olarak imzaladığı sözleşmenin sonuçlarını gözönünde bulundurması gerektiğini müvekkilinin, kendi pozisyonunu korumak için davacı aleyhine cezai şart anlamında yaptırım eklediğini, zira müvekkilinin, daha önce davacı tarafından gönderilen ihtarnameye cevabında belirtildiği gibi davacı tarafın sözleşmedeki edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle takibe konu edilen çekler dolayısıyla yapılan icra takip dosya borçları için ödeme yapmak zorunda kaldığını,sözleşmede 53.250-TL’lik senedin senedin teminat senedi olmamakla birlikte ciro edilemeyeceğine dair kayıt bulunmadığını belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; Müzayaka'nın sözleşmesi kurulma anında mevcut olması gerektiği gibi, davalının da davacının müzayaka halinden bilerek yararlandığı hususunun da kanıtlanması gerektiği, davacıya ait 2015 yılı ticari defter ve dayanakları incelenerek düzenlenen bilirkişi raporu ile protokol tarihi itibariyle davacının ciddi bir mali sıkıntı içinde olmadığı kaldı ki, bir an için davacı şirketin müzayaka halinde olduğu kabul edilecek olsa bile, davalının davacı şirketin bu durumunu bildiği ve ondan faydalanarak protokolün imzalandığını kanıtlanması gerektiği, bu hususun da kanıtlanamadığı, dolayısıyla davacının 29/12/2015 tarihli protokolün feshi ve bu protokole aykırılık nedeniyle başlatılan takibe yapılan itirazın yerinde olduğu gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; sadece müvekkilinin müzayaka halinde sözleşmeyi imzalayıp imzalamadığı hususunda değerlendirme yapıldığını ve bu değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, davacı müvekkili sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiği halde davalının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirip getirmediğinin değerlendirilmediğini, davalının sözleşmeye aykırı davranışları sözleşmeye konu edilen senedin bir kısmı ödendiği halde 3.kişiye ciro edilerek mükerrer tahsilat yapmasının değerlendirilmediğini, sözleşmenin esası özellikle 6. maddenin hukuka uygun olup olmadığı ve kök rapordaki ahlaka aykırılık değerlendirmesine gerekçeli kararda değinilmediğini, zira sözleşme ile kararlaştırılan 6. maddenin hiçbir şekilde cezai şart veya ne ad ile alınsın dürüstlük ilkeleri ile ve ticari ahlak ile bağdaşmadığını, sözleşmede kararlaştırılan 6.

madde cezai şart bile olsa bu bedelin müvekkilimin ihlal ettiği iddia edilen değer ile doğru orantılı olması gerektiğini, müvekkilinin, ticari hayatın olağan akışına aykırı olarak 3. kişilerin edimlerinden sorumlu tutulduğunu, davalının iş bu sözleşmenin her ediminde ve cümlesinde müvekkil şirkete tuzak kurduğunu ve müvekkili üzerinden haksız çıkar sağlamış olduğunu bildirerek, hukuka ve usule aykırı kararın kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, taraflar arasındaki alım-satım sözleşmelerinden kaynaklanan ve 29/12/2015 tarihli protokole bağlanan gayrımenkul satış bedeline karşılık teslim edilececeği kararlaştırılan led panellerin bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine, vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacının işbu davada; 29/12/2015 tarihli protokole dayanarak gayrimenkullerin devir ve satışı kapsamında 810.000-TL'ye tekabül eden LED aydınlatma panellerinin davalı tarafından davacıya teslim edilmemesi nedeniyle 810.000-TL'nin tahsili için 02/06/2016 tarihinde İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatmıştır.Davalı, 810.000-TL bedelli panelleri davacıya teslim etmediğini kabul etmektedir.

Led panellerin teslim edilmemesi nedenini ise, protokolün 8. maddesindeki, "işbu ticaret sebebiyle daha önce teslim edilmiş ve ödenmemiş çeklerden ötürü satıcılar ya da 3.şahıslar tarafından ... aleyhine icra takibi yapılır ise alıcı teslim etme borcu altında olduğu ve yukarıda ayrıntısı belirtilen 810.000- TL lik led panel teslim etme borcundan aynı 6. maddede belirtildiği şekilde kurtulacaktır." hükmüne dayandırmıştır.

8. madde ile borçlanan davalı, verdiği çeklerin icra takibine konu edilmesi halinde borcunu ödemekten kurtulacaktır. Çeklerin karşılıksız çıktığı bu sebeble Beykoz İcra Dairesinin ... , İst.Anadolu ....İcra Dairesinin ... sayılı dosyalarıyla icra takibine konu edildikleri anlaşılmaktadır. TBK.md. 27/f.1. anlamında ahlaka aykırılık ilgili sözleşme hükmünün bir taraf aleyhine yüklediği yükün aşırılığından kaynaklanabilir. Davalı tarafından satış bedeli olarak verilen çeklerin karşılıksız çıktığı ,bankaya ibrazında ödenmediği icra takibi yoluyla ödendiği sabittir. İbrazında ödeme alamayan hamilin yasal yollar ile tahsilden çaresi de yoktur.Yasal hakkın kullanımı halinde yüklü miktarda borçtan kurtulacağına dair bu düzenleme , işbu sözleşme hükmü davacı aleyhine aşırı bir yük yüklemektedir.

Bu sebeble ahlaka aykırı hüküm nedeniyle geçersiz kabul edilmelidir. Buradaki geçersizliğin kısmi geçersizlik niteliğinde olduğu, sözleşmenin sadece bu hükmü geçersiz, diğer hükümleri geçerli kabul edildiğinde, davacının teslim edilmeyen led panellerin bedeli olarak 810.000-TL'nin tahsilini talep hakkı bulunduğu kabul edilmelidir. Davacı ile davalı arasında akdedilen 29/12/2015 tarihli Protokolün 5. maddesine göre; davacının davalıya bakiye 53.250-TL borcu kalmış olup, bu borcunu davalıya senet vermek suretiyle ödeyecektir. Bu senedin bakiye borca karşılık verildiği açıkça yazılı olduğundan davacı vekilinin senedin teminat senedi olduğu iddiası yerinde görülmemiştir. Protokolün 6. maddesine göre de;

davacının bakiye 53.250-TL'yi davalıya ödemesi halinde, davalı, 810.000-TL bedelli malları davacıya teslim edecektir. Ödememesi halinde ise; davalı 810.000-TL bedelli malları teslim etme borcundan kurtulacaktır.Bu kapsamda; 810.000 TL 'lik led panelin teslimi borcu, protokolün 6. maddesine göre 53.250-TL'lik senedin davalıya ödenmesine bağlıdır. Ancak, söz konusu 53.250-TL'lik senedin ödenmediği, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından 10/06/2016 tarihinde takibe konulduğu ve 30/06/2016 tarihinde yapılan ödeme sonucunda dosyanın infaz edildiği tespit edilmiştir. Bu duruma göre; 02/06/2016 tarihinde başlatılan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinde, icra takip tarihi itibariyle davalının 810.000-TL bedelli malları teslim etme borcunun muaccel olmadığı tespit edilmiştir.

Talep olunan 810.000-TL'nin takip koşullarının oluşmadığı ,bir başka deyişle 53.250-TL bedelli senet ödemesi yapılmadan led panellerin teslim edilmeyeceği kararlaştırılmış,bu maddeye ilişkin bir geçersizlik iddiası ile ri sürülmemiştir.Buna göre alacak muaccel olmadan icra takibi yapılması sebebiyle itirazın iptali isteminin reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile ahlaka aykırı hüküm geçerli sayılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ancak hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden , hükmün HMK 353(1)b-2 gereği hükmün kaldırılmasına yeniden hüküm verilerek davanın açıklanan sebeblerle reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/936 Esas - 2018/533 Karar sayılı 09/05/2018 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın Reddine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 54,40- TL karar ve ilam harcının mahkeme veznesine yatırılan 9.782,78-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 9.728,38- TL harcın talep halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 550-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"Davacı tarafça yatırılan 35,90- TL peşin istinaf karar harcının davacıya iadesine,Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 10/12/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.