Rekabet yasağı sözleşmesinde ceza koşulunun karşılıklılık şartı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/560 E. 2025/627 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
rekabet yasağı sözleşmesi
Gerekçe özeti
Rekabet yasağı sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın geçerliliği için, sadece işçi aleyhine düzenlenmiş olması tek başına geçersizlik nedeni oluşturmaz; TBK 420 hizmet sözleşmelerine ilişkindir, rekabet yasağı sözleşmesi TBK 444 vd. maddelerine tabidir ve bu sözleşmelerde ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmez, taahhütte bulunan işçinin imzasının bulunması yeterlidir. Rekabet yasağı kaydının geçerliliği için işçinin işverenin müşteri çevresi veya ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış olması ve bu bilgilerin yeni işyerinde kullanılmasının işverene önemli zarar verme ihtimali taşıması yeterli olup, somut bir zararın gerçekleşmiş olması şart değildir.
Ele alınan sorunlar
Rekabet yasağı sözleşmesindeki cezai şartın geçerliliği (karşılıklılık ve imza şartı) → ret
İddia: Davalı vekili, rekabet sözleşmesi ile iş sözleşmesinin yalnızca işçi aleyhine cezai şart öngördüğünden TBK 420 uyarınca geçersiz olduğunu, ayrıca işverenin imzası bulunmadığından sözleşmenin bağlayıcı olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin fiil ehliyetine sahip olması şartıyla, sözleşmenin sona ermesinden sonra rakip işletmede çalışmaktan kaçınmayı yazılı olarak üstlenmesidir. Sözleşmede kararlaştırılan süre ve coğrafi alan sınırlaması nedeniyle işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmesi söz konusu olmayıp, taahhütte bulunan işçinin (davalının) imzasının bulunması yeterli olduğundan cezai şart hükmü geçerlidir. Davalı vekilince TBK 420 uyarınca hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de, davacı hizmet sözleşmesine değil TBK 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine/şartına dayanmaktadır. İş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir. Cezai şart hükmünün karşılıklı olması gerekmediğinden davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Rekabet yasağı kaydının maddi koşullarının (müşteri/ticari sır bilgisine vakıf olma ve zarar ihtimali) oluşup oluşmadığı → ret
İddia: Davalı vekili, dava dışı şirketin davacının tedarikçisi olduğunu, davacı şirketin ticari sır niteliğinde bilgi kaynağının bulunmadığını, kendisinin geçmişteki iş hayatından edindiği müşteri portföyü ve bilgi birikimi sayesinde satışların arttığını, rekabet yasağına aykırılık teşkil eden unsurların bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK 444/2 uyarınca rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. İşverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin edindiği bilgileri rakip işletmede kullanarak önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir. Dosya kapsamından davalının davacı işyerinde satış uzmanı olarak çalıştığı, bu nedenle davacı şirketin müşteri ve fiyat bilgilerine vakıf olduğu, işten ayrıldıktan sonra da dava dışı şirkette aynı işi yapmaya devam ettiği tespit edilmiştir. Davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı cezai şart talebi için yeterlidir. Dava dışı şirketin davacı şirketin tedarikçisi olup karşılıklı mal alım satımı yaptıkları anlaşılmasına göre benzer/ortak alanlarda faaliyet gösterdikleri sonucuna varılmaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Cezai şart talebi yönünden belirsiz alacak davası şartlarının bulunup bulunmadığı → ret
İddia: Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davada cezai şart talebinin yanı sıra ayrıca haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulmuş ve bu kısım talebin reddine karar verilmiştir. Bu durum gözetildiğinde davanın belirsiz alacak davası koşullarını taşıdığı sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan cezai şartın karşılıklı olması gerekmediği, sadece işçi tarafından imzalanmış olmasının yeterli sayıldığı yönündeki tespit, TBK 420'nin hizmet sözleşmelerine özgü olup rekabet yasağı sözleşmelerine (TBK 444 vd.) uygulanmayacağı ayrımı bakımından emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- belirsiz alacak davası açma koşulunun (hukuki yarar) bulunup bulunmadığı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı sözleşmesi↗ cezai şart↗ haksız rekabet↗ belirsiz alacak davası↗ TBK 444↗ TBK 420↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2025/560
KARAR NO 2025/627
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03/02/2025
NUMARASI 2023/1156 Esas - 2025/94 Karar
DAVA
Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
Davanın reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirketin iş güvenliği alanında gerekli koruyucu ekipmanların pazarlaması işi yaptığını, davalının 04.06.2018 tarihinde müvekkili şirkette “Satış Uzmanı” sıfatıyla, dava dışı ... isimli şahsın ise ... şirketinde 06.09.2017 tarihinde “Satış Müdürü”olarak çalışmaya başladıklarını,pozisyonları gereği müvekkili şirketin müşteri , alış ve satış fiyatları ile ticari sır niteliğindeki bilgilere vakıf olduklarını, akabinde dava dışı ...'un gerekçe bildirmeden istifa ettiğini,ticari rakipleri ... Ltd. Şti. unvanlı firmada işe başladığını, bu kişinin davalıyı ikna ederek aynı yerde işe başlamasını sağladığını,dava dışı işyerinin müvekkili şirketin müşterisi ve rakibi olduğunu , davalının eylemlerinin iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağının ihlali niteliğinde olduğu gibi haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkili şirketin zararına sebebiyet verdiğini,davalının sebep olduğu zararın iş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartı aşkın nitelikte olduğunu beyanla, HMKnın 107 maddesi gereğince, şimdilik 5.000-TL maddi tazminat, cezai şart ve 10.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
TALEP ARTIRIM Davacı vekili,cezai şart talebini 1.000-TL'den 44.061,50-TL’ye artırdığını beyan etmiş ve harcı ikmal etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafça dava ... firması ile davacı şirketin karşılıklı ticari ilişkide bulunduklarını ancak bir yandan da rakip firma olarak nitelendirildiğini, ancak tarafların sattıkları ürünler incelendiğinde farklı markalara ait ürünlerin satıldığının tespit edileceğini, ...'nin davacı şirketin tedarikçi firması olduğunu, davacı şirkette bulunmayan ürünlerin alınıp piyasaya sürüldüğünü,davacının...ne sattığı maldan daha çok o firmadan ürün alarak dışarı sattığını,müvekkilinin davacı Şirkette işe başlaması ile birlikte artan satışlarının nedeni, müvekkilinin geçmişteki iş hayatında edindiği müşteri portföyü olduğunu, davacı şirket üretim firması olmadığından rekabete konu olabilecek ticari sırlarının mevcut olmadığını, davacı şirket dava dilekçesinde müvekkilinin iş, üretim ve müşteri sırlarını açığa çıkardığını, iddia etmiş ise de davacının herhangi bir ...
veya ticari sır niteliğinde bir bilgi kaynağı bulunmadığını,sadece belli başlı markaların satıcısı olduğunu, rekabet yasağına aykırılık teşkil eden unsurlar bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacı tarafından, davacı şirkette satış uzmanı sıfatıyla 04/06/2018 tarihinde satış müdürü olarak çalışmaya başlayan davalının rekabet yasağı sözleşmesi imzaladığı ve davacıdan işten ayrıldıktan sonra davacı ile rakip olan ... Şirketinde çalışmaya başladığı, davalının imzaladığı sözleşme uyarınca brüt ücretin 10 katı tutarında cezai şart, davacı firmaya verdiği zararlar nedeniyle 5.000-TL maddi tazminat ve 10.000-TL manevi tazminata hükmedilmesi için dava açıldığı, davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra rakip firmada çalışmaya başladığı, davalının davacı ile olan iş akdini haklı olarak feshettiğine dair delil sunmaması, rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin Borçlar Kanunu'na uygun düzenlendiği,davalının sonradan çalışmaya başladığı şirketin davacı şirket ile rakip şirket olduğunun anlaşılması, satış uzmanı olarak çalışan davalının davacının satış stratejisi hakkında bilgi sahibi olması gözetilerek cezai şart koşullarının oluştuğu, ancak davalının yönetici pozisyonunun olmaması, davacı şirkette kısa süre çalışması nedeniyle kararlaştırılan cezai şartta %40 oranında hakkaniyet indirimi yapılmış, hakkaniyet indirimi yapılan kısım yönünden vekalet ücreti hükmedilmemiş, davacının maddi zararı somut olarak tespit edilemediğinden ve manevi tazminat koşulları oluşmadığından davacının zarar ziyandan kaynaklı maddi tazminat, manevi tazminata yönelik davanın reddine, 26.436,09-TL haksız rekabetten kaynaklı cezai şart bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin tenkis nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; davacının dayandığı rekabet sözleşmesi ile iş sözleşmesi; yalnızca işçi aleyhine cezai şart öngördüğünden geçersiz olduğunu, 6098 Sayılı TBK'nın 420. maddesinde; "Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir." şeklinde açıkça düzenlendiğini, rekabet yasağı taahhüdünde davacı işverenin imzası olmadığını, her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerin bağlayıcı olması için her iki tarafın da imzasının bulunması gerektiğini, İş Sözleşmelerinde, davacı işverenin imzası olmadığını, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında hukuki yarar olmadığını,davanın usulden reddi gerektiğini,sözleşmede yalnızca işçi aleyhine ceza koşulu düzenlendiğini, bu sözleşmenin 4.
maddesinin işveren aleyhine cezai koşul içerdiği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini, işverenin bir karşı edim üstlenmediğini dava dışı ... aslında davacı şirketin tedarikçi firması olduğunu, müvekkilin davacı şirkette işe başlaması ile birlikte artan satışlarının nedeni, müvekkilinin geçmişteki iş hayatında edindiği müşteri portföyü ve bilgi birikimi olduğunu, davacı şirketin herhangi bir ... veya ticari sır niteliğinde bir bilgi kaynağı bulunmadığını, üretici firma değil belli başlı markaların satıcısı konumunda olduğunu, kararının maddi tazminat ve manevi tazminat yönünden istinaf etmediklerini belirterek cezai şart bedeli yönünden verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir.
Yani rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir. Somut olayda; davalının 04.06.2018 tarihinden itibaren davacı şirkette satış uzmanı olarak çalışmaya devam ettiği, 29.03.2019 tarihinde kendi isteğiyle davacı iş yerinden ayrılarak, 2 yıllık süre içerisinde olmak üzere 08.04.2019 tarihinde davacı şirket tedarikçisi olan dava dışı firmada satış uzmanı olarak çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Taraflarca akdedilen rekabet yasağı sözleşmesinin 2 maddesinde; personelin, işveren ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir firmada, rakip firmada veya şirketin faaliyet konusunu oluşturan alanlarda faaliyet gösteren rakip bir firmada iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 yıl süreyle İstanbul bölge sınırları içerisinde çalışamayacağı, 3 maddesinde ise, yukarıdaki hükme aykırılık halinde personelin işverene en son aldığı brüt ücretten 10 aylık brüt ücreti tutarında cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır.
Hükümdeki süre ve coğrafi alan sınırlaması nedeniyle, işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmesinden söz edilmesi mümkün olmayıp, taahhütte bulunan davalının imzası bulunmasının yeterli olduğundan cezai şart hükmü geçerlidir.Davalı vekilince, TBK’nın 420. maddesi gereğince hizmet sözleşmelerinde taraflardan sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu hükmünün geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Ancak somut olayda davacı hizmet sözleşmesine değil, TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine/şartına dayalı olarak talepte bulunmaktadır. İş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir (Yargıtay 11.HD'nin 2019/4833 Esas-2020/3179 Karar sayılı, 24.06.2020 tarihli ilamı).
Yargı uygulamasında bu görüş genel olarak kabul görmüştür. Cezai şart hükmünün karşılıklı olması gerekmediğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. TBK'nın 444/2. maddesi gereğince; rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.Dosya kapsamından; davalının, davacının iş yerinde satış uzmanı olarak çalıştığı, bu nedenle davacı şirketin müşteri ve fiyat bilgilerine vakıf olduğu, davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra yeni işyerinde de satış uzmanı olarak çalışmakta olduğu tespit edilmiştir.
Davalı, davacı işyerinde şirketin iş ve müşteri bilgilerine vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra da dava dışı şirkette aynı işi yapmaya devam etmiştir. Bu durumda davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı da cezai şart talebi için yeterlidir. Davadışı şirketin dava şirketin tedarikçisi ve karşılıklı mal alım satımı yaptıkları anlaşılmasına göre benzer/ortak alanlarda faaliyet gösterdiği sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle,cezai şart talebi bakımından belirsiz alacak davası koşulları taşımadığı ileri sürülmüş ise de, davada ayrıca haksız rekabet nedeniyle tazminat isteminde bulunulduğu, bu kısım talebin reddine karar verildiği, davanın belirsiz alacak davası koşullarını taşıdığı sonucuna varılmakla istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 1.805,84-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 1.190,44-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 20-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/04/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/8108 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi