6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Teminat çeki iddiasında ispat yükü ve çekin mücerretliği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/215 E. 2024/1571 K. · · İlk derece: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Çek

Davacının nitelemesi: Çeke Dayalı İcra Takibi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bağımsız borç ikrarını içeren bir ödeme aracı olduğundan, çekin teminat amacıyla verildiğini ispat yükü bunu ileri süren tarafa aittir; çek üzerindeki "teminat çekidir" ibaresi, hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı olarak belirtilmedikçe tek başına ispata yeterli değildir. Ancak alacaklı tarafın yargılama sırasındaki beyanları çekin mücerretliğine aykırılık oluşturuyorsa, bu beyanla çekin teminat niteliği kabul edilebilir; bu halde alacaklı çeki ancak gerçek alacağı kadar tahsil edebilir ve alacağını ayrıca ispatlamak zorundadır. Ayrıca, alacaklının likit alacağının üzerinde bir tutarla icra takibi başlatması, İİK 72/5 kapsamında kötüniyet tazminatı koşullarının oluştuğunun kabulünü gerektirir.

Ele alınan sorunlar

Çekin teminat amacıyla verildiğinin ispatı ve ispat yükü → ret

İddia: Davalı vekili, çekin bir ödeme aracı olduğunu, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiğine karine oluşturduğunu, teminat çeki olabilmesi için hangi ilişkinin teminatı olduğunun belirtilmesi gerektiğini, aksini iddia eden davacının bunu ticari defterleri ile ispatlayamayacağını, protokolde çekin teminat olduğuna dair kayıt bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: Çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracıdır ve bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir; bir illete bağlı olması gerekmez, kural olarak ispat yükü çekin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Çek üzerinde hangi ilişkinin teminatı olduğu açıkça yazmadığı sürece üzerinde yer alan "teminat çekidir" ibaresi tek başına ispata yeterli değildir; çekin karşılıklı edimleri içeren ilişkinin güvencesi olarak verildiğinin yazılı bir belge ile davacı tarafından ispatlanması gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmede çekin teminat olarak verildiğine dair bir ifade bulunmamakla birlikte, davalı tarafın bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde davacının edimini yerine getirmemesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmesi çekin mücerretliğine aykırı bir beyan niteliğinde olup, bu beyanla çekin satıcı konumundaki davacı tarafından verilen teminat olduğu hususu kabul edilmiştir. Bu durumda davalı, takibe konu çeki ancak davacıdan olan alacağı kadar tahsil edebileceğinden, sözleşme kapsamında çek bedeli kadar alacaklı olduğunu ispatlaması gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tarafların cari hesap ilişkisinden doğan alacak-borç bakiyesinin tespiti → kısmi kabul

İddia: Davalı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hangi faturaya göre satış tutarı hesaplandığının belirtilmediğini, davacının çeki ticari defterine kaydetmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalının ve davacının ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda tarafların defterlerinin birbiriyle uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Davacının davalıya 381.655,66-TL faturalı satış yaptığı, sözleşme kapsamında davalı tarafından davacıya avans olarak verilen toplam 1.250.000-TL bedelli 9 adet çekten 775.000-TL bedelli 5 adedinin davalıya iade edildiği, davacının banka havalesi ve çek tahsili ile toplam 496.138,52-TL tahsilat yaptığı anlaşılmakla davacının davalıdan fazla tahsilat yaptığı, buna göre davalının alacağının 114.482,86-TL olduğu; çek sorumluluk bedelinin düşülmesiyle davalının davacıdan 112.882,86-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalının, davacının sözleşme kapsamında hazır beton teslim yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle daha yüksek fiyatla beton temin ederek zarara uğradığı iddiasına ilişkin ispat yükü kendisinde olup, bu zarara dair somut bir delil ibraz edilmemiştir. Hazır beton sözleşmesi kapsamında satım bedellerine karşılık davacıdan avans çeklerinin iade alındığı da gözetilerek sözleşmenin tasfiye edildiğinin kabulü gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kötüniyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, kötüniyet tazminatı ile işlemiş faiz yönünden verilen kararın hatalı olduğunu, kötüniyet tazminatı koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: İİK'nın 72/5. maddesinde borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verileceği düzenlenmiştir. Alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi açıkça takibin kötü niyetle yapılmasına bağlıdır. Somut olayda davacının 159.939,28-TL likit alacağı bulunduğu halde, takibin bu miktarın üzerinde 331.952,27-TL olarak başlatılması davalının kötüniyetli hareket ettiğinin kabulünü gerektirir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Çekin teminat olarak verildiğinin ispat yükünün bunu ileri süren tarafa ait olduğu, ancak alacaklının yargılama sırasındaki beyanlarının çekin mücerretliğine aykırılık oluşturması halinde çekin teminat niteliğinin kabul edilebileceği yönündeki değerlendirme, benzer ticari alacak-teminat çeki uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit teminat çeki çekin mücerretliği ispat yükü cari hesap kötüniyet tazminatı İİK 72/5

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 72/5

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/215

KARAR NO 2024/1571

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/09/2021

NUMARASI 2019/221 Esas - 2021/739 Karar

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/11/2024

Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı tarafından müvekkili aleyhine 01/10/2018 keşide tarihli 300.000-TL bedelli çeke dayalı İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını,taraflar arasında beton alım - satımı nedeniyle bir ticari ilişki bulunduğunu,davalıya 382.009,66-TL bedelli satış yapıldığını, karşılığında 21.492,58-TL ödendiği, müvekkiline davalı tarafından 1.250.000-TL tutarında çek verildiğini, 775.000-TL tutarındaki çeklerin davalıya iade edildiğini, bu durumda davalının 114.482,86-TL cari hesaptan alacak bulunduğunu, takibe konu çekin yapılan protokollerden ve çekin üzerinde yer alan kayıt nedeniyle teminat olarak verildiğini belirterek takibe konu çek nedeniyle 217.469,41-TL kadar borçlu olunmadığının tespitine, davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı tarafın taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında akdi bir ilişki olduğunu ve davacının müvekkili şirketin alacaklı olduğunu kabul ve ikrar ettiğini, ancak dava konusu çekin teminat çeki olduğunu iddia ettiğini, oysa bir çekin teminat çeki olabilmesi için hangi sözleşmeye istinaden düzenlendiği ve teminatın ne için verildiğinin belirtilmesi gerektiğini, çek bir ödeme vasıtası olmakla mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiğine karine olduğunu,karinenin aksini iddia edenin ispat yükü altında olduğunu belirterek davanın reddine, davacının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; 09/08/2018 tarihli sözleşme gereği taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının davalı şirkete 2018 yılı içinde toplam 381.655,66-TL tutarlı fatura düzenlediği, davacıya 21.138,52-TL ödeme yapıldığı, davacının banka havalesi ve çek tahsili ile toplamda 496.138,52-TL tahsilat yaptığı, davalı tarafından protokol kapsamında 1.250.000-TL bedelli 9 adet avans çeki verildiği, alınan çeklerden 775.000-TL'lik çeklerin iade edildiği, bu durumda davacının davalıdan 114.482,86-TL fazla tahsilat yaptığından davalının 114.482,86-TL alacaklı olduğu, ayrıca davalı tarafça dava konusu çekin bankaya ibrazı ile bankanın 1.600-TL garanti bedelini davalıya ödenmesiyle davacının 112.882,86-TL tutarında davalı şirkete borçlu olduğu, davacı tarafından davalı şirket adına dava konusu çekin de aralarında bulunduğu 400.000-TL tutarlı 1 adet, 300.000- TL tutarlı 2 adet olmak üzere 3 adet çek verildiği, İstanbul ...

İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasında davalı tarafından davacı aleyhine 298.400-TL asıl alacak olmak üzere toplam 331.952,27-TL alacak için kambiyo senedine dayalı takip yapıldığı, ancak davacının borcunun 112.882,86-TL tutarında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibe konu 300.000-TL bedelli çek sebebiyle ve takip dosyasında davacının 185.517,14-TL asıl alacak, 1.387,57-TL işlemiş faiz, 18.551,72-TL %10,00 tazminat, 556,56-TL %0,30 komisyon olmak üzere toplam 206.012,99-TL'den borçlu olmadığının tespitine, fazla talebin reddine,%20 oranda hesaplanan kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunda borç tesbitinin davacının 381.655,66TL’lik satış faturasına göre yapıldığını, Hazır Beton Sözleşmesi gereği malın, kime ne zaman teslim edildiğinin araştırılması gerektiğini, 25.10.2018 tarihinde davacı şirket yetkilisinin, davacı şirketin kaşesi ile “yaptığımız sözleşmeye istinaden 114.482,86-TL tutarında alınan ... İnş. Firmasına ait çeklere karşılık Kadıköy Bölgesindeki inşaatın betonunu dökemiyorum. Çeki iade edemiyorum” dediğini, bir kısım çekleri iade eden davacının, dava konusu çeki haklı bir sebebe dayalı olarak iade etmediğini ispatlaması gerektiğini,davacının net satış tutarının 381.655,66-TL olduğu belirtilmiş ise de raporda hangi faturadan dolayı satış tutarı hesaplandığının belirtilmediğini, davacının dava konusu çeki ticari defterine kaydetmediğini, bir çekin, teminat çeki olabilmesi için,neyin teminatı olduğunun belirtilmesi gerektiğini, çek bir ödeme aracı olduğundan mevcut bir borcun varlığının karine olduğunu,aksini iddia eden davacının, iddiasını ticari defterleri ile ispatlayamayacağını, dosya kapsamına sunulan protokolde çekin teminat olduğuna dair bir kayıt olmadığını, davalının kötü niyetle keşide ettiği çeke teminat ibaresi yazarak borçtan kurtulmaya çalıştığını, davacının önce çekin teminat senedi olduğunu ispatlaması gerektiğini, daha sonra ticari defterlerin delil olmasının gündeme geleceğini, kötüniyet tazminatı ile işlemiş faiz yönünden verilen kararın hatalı olduğunu, diğer taraftan hakkediş usulü iş yapan şirketlerin hakkedişleri yapılmadan gecikmeden kaynaklanan zararları tazmin edilmeden ve sözleşmenin tasfiyesi sağlanmadan teminat iadesi veya başka şekilde borçlu olmadığının tespitinin istenemeyeceğini, ortada bir sözleşme var ise o sözleşmenin tasfiyesi ancak alacak ve borçların hesaplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini,aradaki sözleşmesel ilişkinin tespiti, tasfiyesi, gecikmeden kaynaklanan zararların hesaplanması, hakkediş tutanaklarının denetlenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkinin teminatı olarak verildiği iddia edilen çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda taraflar arasındaki hazır beton satış sözleşmesi kapsamında davacı; davalıya toplamda 381.655,66-TL faturalı beton sattığını, kendisine 21.138,52-TL havale yapıldığını, kendisine davalı tarafından protokol kapsamında 1.250.000-TL bedelli 9 adet ileri keşide tarihli avans çekinin verildiğini, toplam 775.000-TL bedelli çeklerin davalıya iade edildiğini, buna göre davalıdan 114.482,86-TL fazla tahsilat yapıldığından davacıya borcunun 114.482,86-TL olduğunu, takibe konu çekin davalıya teminat olarak verildiğini, 217.469,41-TL alacak için fazla takip başlatıldığını belirterek, bu kısım yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalının ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tarafların defterlerinin birbirleri ile uyumlu olduğu, çek sorumluluk tutarının düşülmesi ile davalının davacıdan 112.882,86-TL alacağı bulunduğu tespit edilmiş olup, bu alacak ve bu alacağa isabet eden ferilerin dışında kalan kısım yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracı olup, çekin teminat olarak verildiğini ispat yükü davacı üzerindedir. Diğer yandan çek, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü, çekin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir.

Çekin üzerinde hangi ilişkinin teminatı olduğu açıkça yazmadığı sürece çekin üzerinde yer alan "teminat çekidir" ibaresi tek başına çekin teminat için verildiğini ispata yeterli değildir. Çekin, taraflar arasında karşılıklı edimleri içeren ilişkinin varlığını ve bu ilişkinin güvence altına alınması amacıyla verildiğinin yazılı bir belge ile davacı tarafından ispatlanması gerekir. Bununla birlikte davalı tarafça bilirkişi kök ve ek raporuna itiraza ilişkin 05/03/2020 ve 19/01/2021 tarihli dilekçelerde davacının sözleşmedeki edimini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin başka firmalardan daha pahalıya beton satın alarak zarara uğradığını, müvekkilinin zararının araştırılıp ona göre rapor tanzim edilmesi gerektiğini belirterek çekin mücerretliğine aykırı bir beyanda bulunmuştur.

Taraflar arasındaki sözleşmede dava konusu çekin davalıya teminat olarak verildiğine dair bir ifade bulunmamakta ise de davalı tarafın anılan beyanları ile çekin hazır beton satış sözleşmesinde satıcı konumunda bulunan davacı tarafından verilen teminat olduğu hususu kabul edilmiştir. Bu halde davalının takibe konu çeki ancak davacıdan olan alacağı kadar tahsil edebileceğinden, davalı alacaklı tarafından davacıdan sözleşme kapsamında çek bedeli kadar alacaklı olduğunun ispatı gerekir. Tarafların birbirleriyle örtüşen ticari kayıtlarına göre davacının davalıya 381.655,66-TL faturalı satış yaptığı, sözleşme kapsamında davalı tarafından davacıya avans olarak verilen toplam 1.250.000-TL bedelli 9 adet çekten 775.000-TL bedelli 5 adedinin davalıya iade edildiği, davacının banka havalesi ve çek tahsili ile toplamda 496.138,52-TL tahsilat yaptığı, bu durumda davacı davalıdan fazla tahsilat yaptığından davalının alacağının 114.482,86-TL olduğu anlaşılmaktadır.

Davalı, davacının sözleşme kapsamında hazır beton teslim yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle hazır betonun piyasadan daha yüksek fiyatla temin edilmesinden dolayı zarara uğradığını iddia etmiş ise de, zararını ispat yükü davalı da olup ,zararına ilişkin somut bir delil ibraz etmemiştir.Hazır beton sözleşmesi ile satım bedellerine karşılık davacıdan avans çeklerinin iade alındığı da gözetilerek sözleşmenin tasfiye edildiğinin kabulü gerekir.Çek üzerinde bulunan teminattır kaydı ,somut ilişkide çek vermesi gerekenin davalı olması karşısında davacı satıcının verdiği çeklerin teminat çeki olduğunun kabulü gerekir. Davalı çek nedeniyle başkaca alacağını ispat edemediğinden,davacının borcundan çek sorumluluk bedeli düşülerek 112.882,86-TL asıl alacak ve bu tutara isabet eden ferilerden sorumlu olup kalan tutar yönünden davacının davalıya borcu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Diğer yandan, İİK'nın 72/5 maddesinde borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verileceği düzenlenmiştir. Alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmasına bağlıdır. Somut olayda davacının 159.939,28-TL likit alacağı bulunduğu halde, takibi bu miktarın üzerinde 331.952,27-TL başlatarak kötüniyetli hareket ettiğinin kabulü gerekir.Davalı tarafın kötüniyet tazminatı koşullarının oluşmadığına ilişkin ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 14.072,74-TL istinaf karar harcından yatırılan 3.518,18-TL harcın mahsubu ile kalan 10.554,56-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 37-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/11/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/80018 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.