Şirket ortaklığı ihtilaflı iken hisse devrine ilişkin ihtiyati tedbir talebi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/369 E. 2025/398 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İhtiyati tedbiristinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsalİhtiyati tedbir usulü (yaklaşık ispat / teminat / itiraz)
Gerekçe özeti
Ticaret sicil kayıtlarında hissedar olarak görünmeyen ve şirket ortaklığı iddiası ile hisse devrinin iptali/tescili talep edilen davada, ortaklık ilişkisinin varlığı ve devir işlemlerinin muvazaalı olduğu ancak kapsamlı inceleme sonucu tespit edilebilecekse; devam eden bir ceza davasındaki bilirkişi raporu da bu ispatı kendiliğinden sağlamıyorsa, ihtiyati tedbir talebi için gerekli yaklaşık ispat koşulu oluşmamış sayılır ve talebin reddi isabetlidir.
Ele alınan sorunlar
İhtiyati tedbir talebinde yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı → ret
İddia: Davacı, ticaret sicil kayıtlarında hissedar görünmese de davalı şirketlerdeki hisselerine dair hiçbir devir işlemi yapılmadığını, hisse devirlerinin geçersiz olduğunu, ceza dava dosyasında ve çeşitli yargı kararlarında muvazaalı işlemlerin tespit edildiğini ileri sürerek ihtiyati tedbir talebinin kabulünü istemiştir.
Gerekçe: Dava, davacının ortağı olduğunu ileri sürdüğü şirketlerdeki hisselerinin varsa devrinin iptaline, adına tesciline ve davalı şirketlerin uğradığı zararların tespitine ilişkindir. Davanın açıldığı aşamada davacı, şirket ortağı olduğunu ileri sürmekle birlikte ticaret sicil kayıtlarında ortak olarak görünmemektedir. Davacının tüm iddialarının doğruluğu ancak yapılacak incelemeler sonucunda tespit edilebilecek niteliktedir. Uzun bir zaman dilimine yayıldığı ileri sürülen haksız eylemlerin ve şirketlerin zararının tespiti talep edildiğine göre, davalı şirketlerin ve gerçek kişi davalıların malvarlığı bu davanın konusunu oluşturmamaktadır. Devam eden ceza davasında alınan bilirkişi raporundaki tespitler, eldeki davada yaklaşık ispatın sağlandığının kabulüne yeterli değildir; davalıların somut olarak hangi eylemleriyle davacının şirket ortağı olduğunu ve şirketleri zarara uğrattığını bu aşamada tespit etmek mümkün değildir. Davanın esası bakımından yaklaşık ispatın sağlandığından söz edilemeyeceğinden ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ayrıca davacının birincil talebi, şirketlerde ortak olarak görünmediğini beyan ederek hisselerinin devrine yönelik işlemlerin iptali ve adına tescili istemine ilişkin olduğundan, bu davada duraksamadan delil değerlendirmesi yapılması mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Ticaret sicilinde ortak olarak görünmeyen davacının şirket ortaklığı iddiasına dayanan ihtiyati tedbir talebinde, ceza dosyasındaki bilirkişi raporunun tek başına yaklaşık ispatı sağlamayacağı ve ortaklık/hisse devri ihtilafının kapsamlı inceleme gerektirdiği hallerde tedbir talebinin reddedilmesi gerektiği yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir↗ yaklaşık ispat↗ hisse devrinin iptali↗ ortaklık ilişkisinin ispatı↗ muvazaa↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2025/369
KARAR NO 2025/398
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 26/12/2024 (Ara Karar)
NUMARASI 2024/828 Esas
TALEP İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/03/2025
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davalılar ... A.Ş, ... Tic. A.Ş. ... Tic. A.Ş. ve ... Tic. A.Ş. şirketleri müvekkilinin babası ... tarafından kurulmuş aileye ait grup şirketleri olduğunu, müvekkillinin iş bu davalı şirketlerde babası ve annesinden intikal eden, hem de kendisine ait hisseler bakımından hissedar olduğunu, uzun yıllar aktif siyaset ile uğraşması nedeniyle hissedarı bulunduğu davalı şirketler de aktif görev alamadığını, davalı abisi ...'ın örgütlü bir şekilde devam eden eylemleri ile davalı şirketlerin zararına hareket ettiğini ve şirketlerin mal varlığı değerlerini; kurulan davalı paravan şirketlerin ve davalı gerçek kişilerin muvazaalı, nitelikli dolandırıcılık ve sahtecilik içeren eylemleriyle yok ettiklerini, İstanbul 39.
Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/ 317 esas sayılı dosyasında tanzim olunan 21.09.2024 tarihli bilirkişi raporuyla davalıların şirketleri, müvekkili ve ailesini 10.000.000-USD ve 3. 857.739,28-TL zarara uğrattıklarının tesbit edildiğini ileri sürerek davalı şirketlerin ,diğer davalıların tespiti yapılacak tüm banka hesaplarına, tüm taşınır ve taşınmazlarına,şirketlerin malvarlığından davalı ... tarafından elde edildiği bilinen taşınmazlara ve sorgulama yapılarak tesbit edilecek taşınmazlara ihtiyati tedbir konulmasını, tüm davalı şirketlere yönetim ve temsil kayyumu atanmasına, sahtecilik nedeniyle davalı şirketlerdeki müvekkiline ait hisselerin devirlerinin ve varsa bu konudaki yönetim kurulu ile yapılan genel kurul kararlarının iptaline, hisselerin tamamının müvekkili adına hükmen tesciline, davalı şirketlerde davalılarca gerçekleştirilen sahtecilik, dolandırıcılık ve muvazaalı eylemleri nedeniyle oluşan müvekkilinin ve gerçekte hissedar olduğu davalı şirketlerin zararlarının tespitine karar verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesince hangi şirketin hangi işlemi yada kararı, gerçek şahısların hangi işlem ve eylemi sonucunda davacı aleyhinde bahsi geçen sonucu doğurduğunun somutlaştırılmadığı, devredildiği söylenen şirketlere ait taşınmazların, şirketlerin içini boşaltmak amaçlı olduğu, davalı gerçek kişilerin ileri sürülen menkul ve gayrimenkul edinimlerinin şirketlerin içinin boşaltılması sonucu gerçekleştiği iddialarının tüm kayıtların celbiyle yapılabilecek incelemeyi gerekli kıldığı yaklaşık ispatın sağlanmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle dava dilekçesinde ki beyanlarını tekrar ederek ; müvekkilince davalı şirketlerdeki paylarına dair hiç bir devir işlemi yapılmadığını, ticaret sicil gazetesi kayıtlarına göre hissedar görünmediğini, davalı şirketlerdeki müvekkiline ait hisselerin devirleri geçersiz olduğunu, hisselerinin akıbeti, kime devredilmiş gibi göründüğünün bilinmediğini, ceza dava dosyasında ve pek çok yargı kararında muvazalı işlemlerin tesbit edildiğini ileri sürerek ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava; davacı şirket ortağının ortağı bulunduğu şirketlerde hisseleri devir edilmiş ise, iptaline; adına tesciline, 19 davalı şirket ve gerçek kişinin davalı gösterildiği, davacı murisi tarafından kurulan şirketlerin uğradığı zararların tesbitine ilişkindir.
Davanın açıldığı bu aşamada davacı şirket ortağı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, ancak ticaret sicil kayıtlarında ortak olarak görünmediği beyan edilmektedir. Davacının tüm iddialarının doğruluğunun tesbiti ancak yapılacak incelemeler sonucu tesbit edilebilecektir. Uzun bir zaman dilimine yayıldığı ileri sürülen haksız eylemlerin tesbiti, elde ki davada şirketlerin zararlarının tesbiti talep edildiğine göre davalı şirketlerin ve gerçek kişi davalıların malvarlığı iş bu davanın konusunu teşkil etmemektedir. Devam eden ceza davasında alınan bilirkişi raporunda ki tesbitler iş bu davada yaklaşık ispatın sağlandığını kabule; davalıların somut hangi eylemleriyle bu aşamada davacının şirket ortağı olduğu ve şirketleri zarara uğrattığı da tesbit edilebilecek durumda değildir.
Davanın esası bakımından yaklaşık ispatın sağlandığından söz edilemeyeceğinden ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının birincil talebi şirketlerde ortak olarak görünmediğini beyanla hisselerini devir ettiğine yönelik işlemlerin iptaline ve adına tesciline ilişkin davada duraksamadan delil değerlendirilmesi yapılamadığından istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/03/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/7983 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi