6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Temyiz kesinlik sınırı altında kalan hükümde temyiz isteminin miktar yönünden reddi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3409 E. 2022/4461 K. · · İlk derece: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

Temyiz istemi usulden reddedildiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Karar tarihindeki temyiz kesinlik sınırının altında kalan alacak hükmü HMK 362/1-a uyarınca kesindir ve temyiz edilemez; kesin kararların temyiz istemleri hakkında HMK 366 delaletiyle 346/2 gereğince Yargıtay da ret kararı verebilir.

Ele alınan sorunlar

Temyiz kesinlik sınırı altında kalan hükmün kesinliği → ret

Gerekçe: Karar tarihi itibarıyla Bölge Adliye Mahkemesi temyiz kesinlik sınırı 107.090,00 TL olup, reddedilen 100,00 TL bu sınırın altında kaldığından hüküm HMK 362/1-a uyarınca kesindir; dava dilekçesi ve dosya kapsamında davacının alacağının temyiz sınırı üstünde olduğuna dair bir bilgi bulunmamaktadır. HMK 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanan 346/2 uyarınca kesin kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince karar verilmesi gerekmekle birlikte Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden, temyiz istemi miktar yönünden reddedilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kesinlik sınırı altında kalan hükümde temyiz isteminin Yargıtayca miktar yönünden reddedilebileceği açısından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz kesinlik sınırı hükmün kesinliği denkleştirme tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı HMK — 6100 sayılı HMK 362/1-a6100 sayılı HMK 3666100 sayılı HMK 346/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/3409 E.  ,  2022/4461 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.11.2021 tarih ve 2021/326 E- 2021/719 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.02.2022 tarih ve 2022/218 E- 2022/219 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenilmekle 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

Dava, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 100,00 TL denkleştirme tazminatı alacağı talebine ilişkindir. Karar tarihi olan 17.02.2022 itibariyle Bölge Adliye Mahkemesi temyiz kesinlik sınırı 107.090,00 TL olup bu meblağın altında kalan hükümlerin 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi uyarınca kesin nitelikte olduğu, mahkemece reddine karar verildiği, davacı yönünden reddedilen 100,00 TL’nin temyiz kesinlik sınırı altında kaldığı, ayrıca gerek dava dilekçesinden gerek dosya içindeki belgelerden davacının alacağının temyiz sınırı üstünde olduğuna dair bir bilginin olmadığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydı ile 100.00 TL denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi'nce, 04.11.2021 tarihli ilk oturumda hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş,

Davacı vekilinin vaki istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan red edilmiş,

Temyiz kanun yolu istemi de tazminat istemi miktar itibariyle temyiz kesinlik sınırı altında kaldığı gerekçesiyle oyçokluğu ile red edilmiştir.

Tazminatı istemi yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin olduğuna ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Tazminat davası, HMK 109/1 maddesinde ifade edildiği şekilde kısmi dava olarak açılmış olup, temyiz edilemeyen kararlar başlıklı HMK 362/2 maddesinde kısmi davada kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği düzenlenmiştir.

Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir.

Somut uyuşmazlıkta, davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarı üzerinden bir inceleme ve tespit yapılmaksızın davanın reddi cihetine gidilmiştir.

Kısmi davada gösterilen dava değerinin temyiz incelemesinde kesinlik sınırı yönünden esas alınamayacağı HMK 362/2 maddesi hükmü gereği olup, talep edilebilecek tüm alacak miktarının henüz hesaplanmamış ve belirlenmemiş bulunmasına göre maddi tazminat davası yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi kabildir.

Açıklanan nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile temyiz isteminin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/793087600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Temyiz istemi usulden reddedildi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/218 E. 2022/219 K.

Sigorta acentesi denkleştirme tazminatında TTK 122/4 süresi hak düşürücüdür

Gerekçe özeti

Sigorta acentelerine TTK'nın acenteler hakkındaki hükümleri (5684 sayılı Kanun m.23/18 atfıyla) uygulanır. TTK 122/4 uyarınca denkleştirme tazminatı istemi, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içinde ileri sürülmelidir; bu süre, denkleştirme hakkının bağımlı ve kurucu yenilik doğuran bir hak olması nedeniyle hak düşürücü süredir. Bu süre içinde dava açılmaması halinde denkleştirme istemi hak düşürücü süre nedeniyle reddedilir.

Emsal değeri

Kararda, TTK 122/4'teki 1 yıllık denkleştirme tazminatı süresinin hukuki niteliği (hak düşürücü süre mi, zamanaşımı süresi mi) hakkında öğretide görüş birliği bulunmadığı belirtilerek, bu sürenin denkleştirme isteminin kurucu yenilik doğuran hak niteliği nedeniyle hak düşürücü süre olduğu sonucuna varılmıştır. Bu tespit, sigorta acenteliği ilişkilerinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı davalarında süre itirazlarının değerlendirilmesi açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: denkleştirme tazminatı hak düşürücü süre zamanaşımı kurucu yenilik doğuran hak acentelik sözleşmesi sigorta acentesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/218

KARAR NO 2022/219

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/11/2021

NUMARASI 2021/326 Esas 2021/719 Karar

DAVA

Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/02/2022

Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirketin 19/04/2011 - 28/12/2017 tarihleri arasında davalı sigorta şirketinin yetkili acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, üzerine düşen görevi layığıyla yerine getiren müvekkil şirkete davalının, acentelik sözleşmesini bildirimsiz olarak feshettiğini, gerekçe olarak da herhangi bir sebep gösterilmediğini, işbu feshin Beyoğlu ... Noterliği’nin 29/12/2017 Tarihli, ... yevmiye no’lu ihtarnamesi gönderilerek yapıldığını ve azilname çekildiğini, ayrıca haksız ve mesnetsiz iddialar ile acentelik sözleşmesini hukuka aykırı şekilde fesheden ve 3 aylık süreye uymayan davalının müvekkilde meydan gelen kazanç kayıplarından da sorumlu olduğunu belirterek, HMK'nın 107.maddesi uyarınca fazlaya ilişkin talep, artırım, dava ve tazminat hakkı saklı kalmak kaydıyla, 100-TL (5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi ve T.T.K.

122. mad. gereğince) denkleştirme tazminatı ile haksız fesih nedeniyle 100-TL. (T.T.K. 121 ve B.K. 112 gereğince) 3 aylık kazanç kaybından oluşan maddi tazminatın 28/12/2017 haksız fesih tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

TEFRİK

İlk derece mahkemesinin 4.11.2021 tarihli oturumda verilen ara kararı ile davacının kazanç kaybı isteği yönünden dava tefrik edilerek ayrı bir esasa kayıt edilmiş denkleştirme tazminatı istemi eldeki esasda görülmüştür.

CEVAP

Davalı vekili;acentelik sözleşmesinin 29.12.2017 tarihinde feshedildiğini, davacının 1 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açmadığını,TTK 122. madde uyarınca, denkleştirme tazminat ödenebilmesi için aranan koşullar oluşmadığından davanın reddi gerektiğini, acentenin yıllardır başka sigorta şirketlerinin de poliçelerini düzenlediğini, bu halde münhasır bir acente olmayan davacı acentenin portföyündeki müşterilerinin poliçesini diğer sigorta şirketlerinden yenilemesi pek tabi ki mümkün olup herhangi bir kar kaybının olmasının da mümkün olmadığını belirterek, davacının haksız ve hukuka aykırı olarak ikame ettiği huzurdaki davasının hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı için usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, 6102 sayılı TTK'nun 122/4. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürede talep edilebileceği, davacı ile davalı arasındaki acente sözleşmesinin tarafların kabulünde olan Beyoğlu ... Noterliği'nin 29/12/2017 tarihli ... yevmiye numaralı fesiname/azilname ile sonlandırıldığını, davanın ise 09/04/2020 tarihinde açılmış olmakla 6102 sayılı TTK'nun 122/4. Maddesinde 1 yıllık hak düşürücü süre dava tarihi itibariyle geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davanın temeli her ne kadar TTK 122.maddeye dayanmakta ise de aradaki acentelik sözleşmesinin 5684 sayılı yasanın TBK 147.maddeye atfı nedeniyle 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, müvekkili ile sigorta şirketi arasında tek satıcılık ilişkisi bulunmadığından TTK 122/4.maddesinde yer alan 1 yıllık hak düşürücü süreye işbu dosyada uygulama alanı bulmadığını, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava sigorta acentesi davacının TTK 122.madde uyarınca denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir. 5684 sayılı kanunun 23/18.bendinde TTK nun acenteler hakkındaki hükümlerinin sigorta acentelerine de uygulanacağı düzenlenmiştir. TTK 122/4 maddesi uyarınca denkleştirme isteminin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerekir.Bu sürenin niteliği hususunda öğretide görüşbirliği olmadığı,hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi olup olmadığının yasal düzenlemede açıklanmadığı ;maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği yazılıdır. Acentenin denkleştirme istemini ileri sürmesi bir irade beyanıyla gerçekleşecek olup bu beyanda bulunulmaması halinde acenteTTK 122.madde de doğan hakkını kaybetmektedir.Dolayısıyla denkleştirme miktarı kadar alacak hakkı kazanmanın ön koşulu , irade beyanının yöneltilmesidir.Bu kurgu göstermektedir ki denkleştirme istemi hakkı tipik bir bağımlı ve kurucu yenilik doğuran haktır.Yenilik doğuran haklar için öngörülen süreler hak düşürücü süre niteliğindedir.(Burak Sak-Denkleştirme İstemi Sorunları, Yüksek Lisans tezi s.181) Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi Beyoğlu ...

Noterliği'nin 29/12/2017 tarihli fesihname/azilname ile sonlandırıldığı, davanın ise 09/04/2020 tarihinde açıldığı 1 yıllık hak düşürücü süre içinde denkleştirme isteminin ileri sürülmediği anlaşılmakla davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin kararda isabetsizlik yoktur.Davacı vekilinin hak düşürücü süre öngörülmediğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 59,30- TL harcın mahsubu ile bakiye 21,40-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 40-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

17/02/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.