6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali davasından sonra açılan menfi tespit davasında hukuki yarar yoktur

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7668 E. 2022/4590 K. · · İlk derece: 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Aynı icra takibi nedeniyle alacaklı tarafından açılmış itirazın iptali davası derdestken, borçlunun sonradan açtığı menfi tespit davasında hukuki yarar yoktur; çünkü menfi tespitte ileri sürülebilecek tüm hususlar itirazın iptali davasında da ileri sürülebilir. Hukuki yarar resen gözetilen bir dava şartı olduğundan dava usulden reddedilir.

Ele alınan sorunlar

İtirazın iptali davası derdestken açılan menfi tespit davasında hukuki yarar (dava şartı) → ret

İddia: Davacı, kredi sözleşmesine dayalı takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı banka ise aynı takibe ilişkin daha önce itirazın iptali davası açtığını, aynı iddiaların o davada ileri sürülebileceğini, bu nedenle menfi tespit davasında hukuki yarar bulunmadığını savunmuştur.

Gerekçe: Aynı icra takibi nedeniyle alacaklı banka tarafından daha önce (06.12.2016) itirazın iptali davası açılmışken, borçlunun sonradan (20.02.2017) menfi tespit davası açmasında hukuki yararı yoktur; zira menfi tespit davasında ileri sürülebilecek hususlar itirazın iptali davasında da ileri sürülebilir. Hukuki yararın varlığı dava şartı olup mahkemece resen gözetilir; hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava usulden reddedilir. (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi)

Emsal değeri

Aynı takibe ilişkin itirazın iptali davası derdestken açılan menfi tespit davasında hukuki yarar bulunmadığı yönünden emsal değeri taşır (Yargıtay'ca onanan BAM holding'i).

Usul tespitleri

Dava şartı
hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası itirazın iptali davası hukuki yarar dava şartı derdestlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 114(1)-hHMK 115(2)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/7668 E.  ,  2022/4590 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.05.2018 tarih ve 2017/206 E. - 2018/487 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.09.2020 tarih ve 2018/2360 E. - 2020/756 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 07.06.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı bankanın kredi sözleşmesine dayalı müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, taraflar arasında 16.07.2012 tarihinde 900.000,00 TL bedelli çek karşılığında kredi kullanımı için sözleşme imzalandığını, ardından 575.000,00 TL bedelli ikinci kredinin kullanıldığını, 2012 ve 2014 tarihleri arasında hiçbir zaman toplamda 1.475.000,00 TL kredi kullanımının gerçekleşmediğini, 2012’de 600.000,00 TL'lik kredi kullanıldığını, kredi kullanan şirketin anonim şirkete dönüşmesi nedeniyle yeniden sözleşme yapılmasının talep edildiğini, 13.12.2014 tarihinde 1.500.000,00 TL bedelli yeni sözleşme imzalandığını, 16.07.2012 ve 20.12.2012 tarihli sözleşmelerin şirketin limited şirket durumunda iken yapılması nedeniyle 13.10.2014 tarihli sözleşmede ise davacının imzasının bulunmaması nedeniyle şirkete kullandırılan kredilerden kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığını iddia ederek müvekkilinin davalı bankanın yaptığı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, kötü niyetli takip tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı tarafın itirazı nedeniyle İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1301 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açtıklarını, davacının bu davadaki iddialarını itirazın iptali davasında da dile getirdiğini, davanın derdest olduğunu, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, esasa ilişkin iddialarının haklı olmadığını, sorumlu olduğu miktarın usul ve yasaya uygun olarak verilen kefalet limitlerinden kaynaklandığını, 13.10.2014 tarihli kredi sözleşmesinin davacı tarafından kefil sıfatıyla imzalanmamış olmasının davalının kefaletinin sona ermesi anlamına gelmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi’nce, borçlu davacının itirazın iptali davası açıldıktan sonra takip konusu borçla ilgili olarak menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle HMK’nın 114(1)/h maddesinin yollamasıyla 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi’nce, aynı icra takibi nedeniyle davalı banka tarafından 06.12.2016 tarihinde itirazın iptali davasının davacı aleyhine açıldığı, itirazın iptali davasının açılmasından sonra işbu menfi tespit davasının 20.02.2017 tarihinde açıldığı, menfi tespit davasının itirazın iptali davasından sonra açılmış olması nedeniyle davalının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı, zira menfi tespit davasında ileri sürülebilecek hususların itirazın iptali davasında da ileri sürülebileceği, hukuki yararın varlığı dava şartlarından olup, mahkemece bu hususun resen dikkate alınması gerektiği, İlk Derece Mahkemesi’nce davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 07/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/793051800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2360 E. 2020/756 K.

İtirazın iptali davası açıldıktan sonra menfi tespit davasında hukuki yarar yokluğu

Gerekçe özeti

Aynı borca ilişkin olarak alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılmışsa, bu dava açıldıktan sonra borçlu tarafından aynı borç nedeniyle açılan menfi tespit davasında hukuki yarar bulunmaz; zira menfi tespit davasında ileri sürülebilecek savunma sebepleri itirazın iptali davasında da ileri sürülebilir. Hukuki yarar dava şartı olduğundan mahkemece resen gözetilir ve noksanlığı halinde dava usulden reddedilir.

Emsal değeri

Aynı borca ilişkin itirazın iptali davası açıldıktan sonra açılan menfi tespit davasında hukuki yarar bulunmadığına ilişkin genel kural bakımından emsal değer taşımaktadır; ancak İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi kararı olarak bağlayıcı değil ikna edici niteliktedir.

Kavramlar: menfi tespit davası itirazın iptali davası hukuki yarar dava şartı resen inceleme

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2360

KARAR NO 2020/756

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/05/2018

NUMARASI 2017/206 Esas - 2018/487 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/09/2020

Hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı bankanın kredi sözleşmesine dayalı olarak davacı hakkında icra takibi yaptığını, taraflar arasında 16/07/2012 tarihinde 900.000-TL bedelli çek karşılığında kredi kullanımı için sözleşme imzalandığını, ardından 575.000-TL bedelli ikinci kredinin kullanıldığını, 2012 ve 2014 tarihleri arasında hiçbir zaman toplamda 1.475.000-TL kredi kullanımının gerçekleşmediğini, 2012 de 600.000-TL'lik kredi kullanıldığını, kredi kullanan şirketin anonim şirkete dönüşmesi nedeniyle yeniden sözleşme yapılmasının talep edildiğini, 13/12/2014 tarihinde 1.500.000-TL bedelli yeni sözleşme imzalandığını, 16/07/2012 ve 20/12/2012 tarihli sözleşmelerin şirketin limited şirket durumunda iken yapılması nedeniyle 13/10/2014 tarihli sözleşmede ise davacının imzasının bulunmaması nedeniyle şirkete kullandırılan kredilerden kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığını, davacının davalı bankanın yaptığı icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davalı tarafın kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı tarafın itirazı nedeniyle İst.Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1301 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açtıklarını, davacının bu davadaki iddialarını itirazın iptali davasında da dile getirdiğini, davanın derdest olduğunu bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının esasa ilişkin iddialarının haklı olmadığını, davacının sorumlu olduğu miktarın usul ve yasaya uygun olarak verilen kefalet limitlerinden kaynaklandığını, 13/10/2014 tarihli kredi sözleşmesinin davacı tarafından kefil sıfatıyla imzalanmamış olmasının davalının kefaletinin sona ermesi anlamına gelmeyeceğini, önceki sözleşmelerin imzalanmasının ileride kullandırılacak bütün kredilere kefalet limiti dahilinde kefil olunmuş sayılması gerektiğini bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, Yargıtay 19. HD nin 15/11/2017 tarih 2016/16979 esas ve 2017/3718 karar sayılı ilamında ve benzer ilamlarında da uygulandığı üzere hukuki yarar bir dava şartı olup, itirazın iptali davasının genel hükümlere göre görülen bir dava olması nedeniyle borçlunun takibe itirazında bildirdiği itiraz sebeplerine bağlı olmadan bütün savunma sebeplerini itirazın iptali davasında ileri sürebileceği göz önünde tutulduğunda borçlu davacının itirazın iptali davası açıldıktan sonra takip konusu borçla ilgili olarak menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı, gerekçesiyle HMK.nun 114(1)/h maddesinin yollamasıyla HMK.nun 115(2)maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; taraflar arasında itirazın iptali davasının derdest olması davacının menfi tespit davası açmasına engel olmadığını ,mahkemece davanın usulden reddine karar verildiği tarihte taraflar arasındaki itirazın iptali davasında nihai karara varıldığını, borç tehdidi altında bulunan borçlunun menfaatlerini korumak adına düzenlenen menfi tespit davasının görülmekte olan itirazın iptali davası nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırı sonuçlara sebebiyet verdiğini, müvekkili ...'nün kefil sıfatı ile imzalamış olduğu sözleşmelerin tamamı borçlu şirketin limited şirket sıfatına haiz iken imza altına alındığından şirketin tür değişikliğinden sonraki dönem için müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bu hususlar itirazın iptali davasında değerlendirmeye alınmadığından menfi tespit davası ile ayrıntılı ve özenli incelemeye konu edilmesi gerektiğini bildirerek,kararın bozularak kaldırılmasına, öncelikle talep ettikleri ve toplanması zorunlu delillerin toplanarak bilirkişi marifeti ile değerlendirmeye alınmasına ve müvekkili davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibi dosyasıyla aleyhine başlatılan takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava konusu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasında davalı/alacaklı banka tarafından davacı ve dava dışı borçlular aleyhine Genel Ticari Kredi Sözleşmelerine dayanan alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, borçluların borca itirazları üzerine davalı banka tarafından davacı ve diğer borçluların itirazlarının iptali istemi ile İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1301 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı, işbu menfi tespit davası açıldığında taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının derdest olduğu ve yapılan yargılama sonunda 21/03/2018 tarihinde davanın kabulü ile, davalıların icra takip dosyasına yaptıkları itirazların iptali ile takibin 1.943.335,88-TL asıl alacak, 12.091,87-TL işlemiş faiz, 863,01-TL %5 BSMV, 332,59-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 1.956.613,35-TL alacak yönünden devamına, ancak davacı ...'nün sorumluluğunun takibe konu miktarlardan asıl alacak için 1.475.000-TL kefalet miktarı ile 9.177,78-TL işlemiş faiz ve 458,89-TL %5 BSMV miktarları ile sınırlı olmasına karar verildiği tespit edilmiştir.

İİK.nun 72/1.maddesi uyarınca “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” Görüldüğü gibi menfi tespit davası icra takibinden önce açılabileceği gibi takip sırasında da açılabilir. Uygulama da ilamsız icra takibine itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamak amacıyla itirazın iptali davası açılmış ise böyle bir dava açıldıktan sonra, aynı borç ile ilgili menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmektedir. HMK'nun Dava Şartları Başlıklı 114-(1) h maddesinde "Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması" dava şartı olarak gösterilmiştir.Aynı Kanun'un 115- (1) maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.

Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme dava şartı noksanlığını tesbit ederse davanın usulden reddine karar verir..." hükmüne amirdir. Somut olayda; Aynı icra takibi nedeniyle davalı banka tarafından 06/12/2016 tarihinde itirazın iptali davası davacı aleyhine açılmış olup, itirazın iptali davasının açılmasından sonra işbu menfi tespit davası 20/02/2017 tarihinde açılmıştır. Menfi tespit davasının itirazın iptali davasından sonra açılmış olması nedeniyle davalının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira menfi tespit davasında ileri sürülebilecek hususlar itirazın iptali davasında da ileri sürülebilecektir. Hukuki yararın varlığı dava şartlarından olup, mahkemece bu hususun resen dikkate alınması gerekmektedir.

Bu itibarla, Mahkemece davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.İlk derece Mahkemesince bu yönde verilen karar hukuka uygun olduğu, istinaf sebepleri yerinde olmadığından,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.03/09/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.