6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kısa süreli ortaklıkta haklı neden ispatlanamazsa çıkma reddedilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/548 E. 2022/4673 K. · · İlk derece: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

İddia edilen usulsüzlükler ispatlanamayan ve fiilen çok kısa süreli (3 ay) ortaklıkta haklı nedenle çıkma koşulları oluşmaz; şirket müdürü ortak her zaman istifa edebileceğinden kendi açtığı davayla müdürlükten azlini istemekte, eda davası mümkünken de çıkma payının tespitini istemekte hukuki yararı yoktur.

Ele alınan sorunlar

Haklı nedenle ortaklıktan çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davacı, şirket hesaplarında usulsüzlük ve fiktif işlemler yapılarak güven ilişkisinin zedelendiğini ileri sürerek haklı nedenle ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Davacının, şirket hesaplarında geçmişe yönelik usulsüz değişiklik yapıldığı ve mesnetsiz faturalarla şirketin borçlandırıldığı iddiaları ispata yarar delille kanıtlanamamış; aksine şirket kayıtlarının muhasebe ilkelerine uygun tutulduğu tespit edilmiştir. Davacı şirkette fiilen yalnızca 3 ay bulunmuş olup, bu kadar kısa sürede ortaklıktan ayrılmayı gerektiren, ortaklık ilişkisinin devamını imkânsız kılan başkaca haklı bir sebebin varlığı da ileri sürülüp kanıtlanamadığından, haklı nedenle ortaklıktan çıkma koşulları oluşmamıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Ortağın kendi açtığı davayla müdürlük sıfatının sona erdirilmesini istemesi → ret

İddia: Davacı, müdürlük sıfatının sona erdirilmesini de talep etmiştir.

Gerekçe: Şirket müdürü olan ortak her zaman müdürlük görevinden istifa edebileceğinden, kendi açtığı dava ile haklı nedenle kendisinin müdürlük görevinden azlini istemesi mümkün değildir; bu istem bakımından davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Çıkma payının tespitinde hukuki yarar bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davacı, ortaklık akçesi ile ortaklıktan doğan haklarının (çıkma payının) tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Tespit davası açanın, tespit davası açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerekir; eda davası ile elde edilebilecek bir menfaat tespit davasına konu olamaz. Bu nedenle davacının çıkma payının tespitinde hukuki yararı bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Kısa süreli ortaklıkta haklı nedenin ispatlanamaması, ortağın kendi açtığı davayla müdürlükten azlini istemesinde ve eda davası mümkünken çıkma payının tespitini istemesinde hukuki yarar bulunmaması yönünden emsaldir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Hukuki yarar (müdürlükten azil istemi ve çıkma payının tespiti taleplerinde)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı nedenle ortaklıktan çıkma müdürlük sıfatı hukuki yarar tespit davası eda davası

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/548 E.  ,  2022/4673 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 30.05.2018 tarih ve 2014/879 E- 2018/598 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.11.2020 tarih ve 2018/2351 E- 2020/1153 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin %50'ye karşılık gelen 25.000- TL bedelli hisselerini Ocak 2013 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ...'dan aldığını, hisselerin devralınmasından sonraki 2 aylık süreçte müvekkilinin şirket işleri ile ilgilendiğini ve birtakım işlere katkıda bulunduğunu ancak daha sonra şirketin hesaplarında bazı usulsüzlüklerin bulunduğunu fark ettiğini, davalının dava dışı MEA Grup Kanalet Sistemleri A.Ş.'den olan sipariş alacağının silinmesi amacıyla usule aykırı muhasebe kayıtları oluşturduğunu, bu nedenle ortaklık ilişkilerinin zedelendiğini, dava dışı şirketin davalı şirket ortaklarından ...'ın aile şirketi olduğunu, güveni zedelenen müvekkilinin ortaklıktan çıkma kararı aldığını, müvekkilinin Mart 2013 sonu itibariyle davalı şirket ile fiilen tüm bağlarını kopardığını ileri sürerek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkmasına, müdürlük sıfatının sonra erdirilmesine, ortaklık akçesi ile ortaklıktan doğan haklarının tespiti ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; müvekkili şirket ortaklarından ...'ın dava konusu hisseleri 25.000.-TL bedelle davacıya devretmeyi kabul ettiğini, devir karşılığında ise davacının ...'a 12.000.-TL ödeme yaptığını, ancak kalan kısmı ödemediğini, bu arada hisselerin tamamının davacı tarafından devralındığını, davacının şirket işleriyle ilgilendiği iddiasının asılsız olduğunu, davacının diğer ortaklara taahhütte bulunduğu hiçbir işi yapmadığını, davacının şirkete ait tahsilatları iki kez kendi adına EFT yapıp çektiğini ve bu durumun ortaklar arasında huzursuzluk meydana getirdiğini, davacının usulsüzlük iddialarının da tamamen asılsız olduğunu, davacının iş bu dava ile şirket borçlarından ve sorumluluklarından kurtulmaya çalıştığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ortaklar arasında ilişkinin dürüstlük kuralı çerçevesinde devam ettirilmesini imkansız hale getiren mali güvensizliklerin yaşandığı, olaylara bağlı olarak güven ilişkisinin kırılması sonucu davacının ortaklığa devam etmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacının ortaklıktan çıkma isteminde haklı olduğu, müdürlük sıfatının da son bulması gerektiği, tespit davası açanın tespit davası açmakta hukuken korunmaya değer güncel yararının bulunması gerektiği, eda davası ile elde edilebilecek bir menfaatin tespit davasına konu olamayacağı, davacının çıkma payının tespitinde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle ortaklıktan çıkma ve müdürlük görevinden ayrılma istemlerinin kabulüne, çıkma payının tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafça şirket hesaplarında geçmişe yönelik usulsüz değişiklik yapıldığı, şirketin diğer ortağı ...'ın aile şirketi olan Mea Grup unvanlı şirketlerden mesnetsiz fatura kesilerek şirketin borçlandırıldığı iddia edilmişse de bu iddiaları ispata yarar delil sunulmadığı, fiktif işlemler yapılarak şirket zararına hareket edildiği iddiasına yönelik delil bulunmadığı gibi, aksine şirket kayıtlarının muhasebe ilkelerine uygun tutulduğunun tespit edildiği, davacının davalı şirkette fiilen 3 ay bulunduğu, bu kadar kısa bir süre içerisinde ortaklıktan ayrılmayı gerektiren, ortaklık ilişkisinin devamını imkansız kılan başkaca herhangi bir haklı sebebin varlığının da ileri sürülüp kanıtlanamadığı, davacı bakımından haklı nedenle ortaklıktan çıkma koşullarının oluşmadığı, davacı şirket müdürlüğü görevinin sona erdirilmesi yönünden de şirket müdürü olan ortağın her zaman müdürlük görevinden istifa etmesinin olanaklı olduğu, şirket müdürü olan davacının, kendi açtığı dava ile haklı nedenle kendisinin müdürlük görevinden azlini istemesinin mümkün olmadığı, bu istem bakımından hukuki yararı bulunmadığı, davanın tüm talepler yönünden reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 99,30 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 09/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/793034600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2351 E. 2020/1153 K.

Limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkmada haklı sebep ispatı

Gerekçe özeti

Limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma davasında, davacının ileri sürdüğü usulsüzlük ve mesnetsiz faturalandırma iddialarının ispatlanamaması ve ortaklıkta fiilen çok kısa süre (üç ay) bulunulmuş olması halinde haklı nedenle çıkma koşulları oluşmaz. Ayrıca şirket müdürü sıfatını taşıyan bir ortağın, kendi açtığı davada kendisinin müdürlük görevinden haklı nedenle azlini talep etmesinde hukuki yararı bulunmaz; bu talep ancak istifa yoluyla veya ortaklar kurulu/mahkeme kararıyla üçüncü kişi tarafından ileri sürülebilir.

Emsal değeri

Kararın iki temel tespiti emsal değeri taşımaktadır: (i) limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkmada, iddia edilen usulsüzlük/kötü niyetli işlemlerin delille ispatlanmaması ve ortaklık ilişkisinin çok kısa sürmüş olması halinde haklı neden koşullarının oluşmayacağı; (ii) şirket müdürü olan ortağın, kendi açtığı davada kendi müdürlük görevinin haklı nedenle sona erdirilmesini istemesinde hukuki yararının bulunmadığı.

Kavramlar: haklı nedenle çıkma limited şirket müdürlük görevinden azil hukuki yarar ispat yükü TTK 638/2 TTK 630

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2351

KARAR NO 2020/1153

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/05/2018

NUMARASI 2014/879 Esas-2018/598 Karar

DAVA

Ticari Şirket Ortaklığından Çıkma

İSTİNAF KARAR TARİHİ 10/11/2020

Davanın kısmen kabulüne-kısmen reddine yönelik hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin %50'ye karşılık gelen 25.000- TL bedelli hisselerini ortaklar kurulu kararı ile ...'dan aldığını, hisselerin devralınmasından sonraki 2 aylık süreçte müvekkilinin şirket işleri ile ilgilendiğini ve birtakım işlere katkıda bulunduğunu ancak daha sonra şirketin hesaplarında bazı usulsüzlüklerin bulunduğunu fark ettiğini, davalının dava dışı ... A.Ş'den olan sipariş alacağının silinmesi amacıyla usule aykırı muhasebe kayıtları oluşturduğunu, bu nedenle ortaklık ilişkilerinin zedelendiğini, dava dışı şirketin davalı şirket ortaklarından ...'ın aile şirketi olduğunu, güveni zedelenen müvekkilinin ortaklıktan çıkma kararı aldığını ve bu kararın şifahen tüm ortaklarca kabul gördüğünü, müvekkilinin Mart 2013 sonu itibariyle davalı şirket ile fiilen tüm bağlarını kopardığını belirterek, müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkmasına, müdürlük sıfatının sonra erdirilmesine, ortaklık akçesi ile ortaklıktan doğan haklarının tespiti ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 12.03.2018 tarihli dilekçesinde, müvekkilinin ortaklıktan çıkması halinde müvekkiline verilmesi gereken çıkma payı ve haklarının tespitini istediklerini beyan etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili şirket ortaklarından ...'ın dava konusu hisseleri 25.000- TL bedelle davacıya devretmeyi kabul ettiğini, devir karşılığında ise davacının ...'a 12.000 TL ödeme yaptığını, ancak kalan kısmı ödemediğini, bu arada hisselerin tamamının davacı tarafından devralındığını, davacının şirket işleriyle ilgilendiği iddiasının asılsız olduğunu, davacının diğer ortaklara taahhütte bulunduğu hiçbir işi yapmadığını, davacının şirkete ait tahsilatları iki kez kendi adına EFT yapıp çektiğini ve bu durumun ortaklar arasında huzursuzluk meydana getirdiğini, davacının usulsüzlük iddialarının da tamamen asılsız olduğunu, müvekkilinin mal aldığı firmalara halen borcunun bulunduğunu, ticari kayıtların bir kısmının da davacının elinde olduğunu, müvekkili şirketle fiili bağını Mart 2013 ayında kopardığını söyleyen davacının halen şirket kayıt ve defterlerini elinde bulundurduğunu, davacının iş bu dava ile şirket borçlarından ve sorumluluklarından kurtulmaya çalıştığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; ortaklar arasında ilişkinin dürüstlük kuralı çerçevesinde devam ettirilmesini imkansız hale getiren mali güvensizliklerin yaşandığı, olaylara bağlı olarak güven ilişkisinin kırılması sonucu davacının ortaklığa devam etmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacının ortaklıktan çıkma isteminde haklı olduğu, müdürlük sıfatının da son bulması gerektiği, tespit davası açanın tespit davası açmakta hukuken korunmaya değer güncel yararının bulunması gerektiği, eda davası ile elde edilebilecek bir menfaatin tespit davasına konu olamayacağı, bu nedenle davacının çıkma payının tespitinde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, ortaklıktan çıkma ve müdürlük görevinden ayrılma istemlerinin kabulüne, çıkma payının tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili; davacının çıkma istemini haklı sebebe ilişkin delil bulunmadığını, iddialarını kanıtlayamadığını, davacının pay devri bedelinin 12.000-TL dışındaki kısmını ödemediğini, davacının şirket ortaklarına taahhütte bulunduğu işleri yapmadığı gibi, şirkete ait tahsilatları iki kez kendi adına EFT yapıp çektiğini, davacının şirket paylarını devraldığı tarihten ayrıldığı tarihe kadar geçen sürenin yalnızca üç ay olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava; limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma, müdürlük görevinden azline ve çıkma payının tespiti istemine ilişkindir. TTK’nın 638/2. maddesine göre "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.” Anılan düzenleme ile ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma davası açabilme olanağı tanınmıştır. Ancak “haklı sebeplerin” nelerden ibaret olduğu belirtilmemiştir. Bu nedenle çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkeme değerlendirecektir. Bu durumda şirket kavramının doğuşu ve şirketlerin kuruluş gayesi dikkate alınarak; aynı amaç için birlikte sermaye koyup emek vererek çalışma, dayanışma ve karşılıklı güven ortamının sağlanması gayelerine aykırı düşen;

şirketin çalışmasını, devamını, ortaklarına kazanç sağlamasını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getiren davranışların haklı neden olarak kabulü gerekmektedir. Kuşkusuz haklı nedenler sınırlı olmayıp, iddia edilen eylemlerin haklı neden oluşturup oluşturmadığı her somut olayın özelliğine ve koşullarına göre değerlendirilmelidir. Yine TTK'nın 630. maddesine göre "Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur." Somut olayda;

davacının, davalı şirket ortaklarından ...'ın 33.000-TL'lik sermaye payının 25.000-TL kısmını 28.12.2012 tarihli hisse devri sözleşmesiyle devralarak davalı şirkete ortak olduğu, 29.12.2012 tarihli ortaklar kurulu kararıyla davacının da diğer ortak ... ile birlikte şirketi münferiden temsil etmek üzere şirket müdürü olarak seçilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından dava dilekçesi ve yargılama sırasında sunulan dilekçelerde şirket hesaplarında geçmişe yönelik usulsüz değişiklik yapıldığı, şirketin diğer ortağı ...'ın aile şirketi olan ... ünvanlı şirketlerden mesnetsiz fatura kesilerek şirketin borçlandırıldığı iddia edilmiştir. Ancak bu iddiaları ispata yarar delil sunulmamıştır.Bilirkişi raporlarıyla da tespit edildiği üzere davalı şirketin bu şirketlerle ticari ilişkisi mevcuttur.

Ancak fiktif işlemler yapılarak şirket zararına hareket edildiği iddiasına yönelik delil bulunmadığı gibi, aksine şirket kayıtlarının muhasebe ilkelerine uygun tutulduğu tespit edilmiştir. Ayrıca dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere davacı, davalı şirkette fiilen 3 ay bulunmuş, sonrasında şirketle bağını fiilen koparmıştır. Bu kadar kısa bir süre içerisinde ortaklıktan ayrılmayı gerektiren, ortaklık ilişkisinin devamını imkansız kılan başkaca herhangi bir haklı sebebin varlığı da ileri sürülüp kanıtlanamamıştır. Bu nedenle davacı bakımından haklı nedenle ortaklıktan çıkma koşulları oluşmamıştır. İlk derece mahkemesince ortaklıktan çıkma isteminin reddine karar verilmesi gerekirken ,haklı nedenin gerçekleştiğini kabul ile çıkmaya izin verilmesi yerinde olmamıştır.

Öte yandan davacı şirket müdürlüğü görevinin sona erdirilmesini de istemiş, mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere TTK'nın 630. maddesine göre limited şirket müdürünün azline, ortaklar kurulu kararı veya haklı nedenlerin varlığında mahkemece karar verilebilir. Şirket müdürü olan ortağın her zaman müdürlük görevinden istifa etmesi ise olanaklıdır. Ancak şirket müdürü olan davacının, kendi açtığı dava ile haklı nedenle kendisinin müdürlük görevinden azlini istemesi mümkün olmayıp, davacının bu istem bakımından hukuki yararı yoktur. Sonuç olarak davanın tüm talepler yönünden reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, bu hata ve eksiklikler yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/879 Esas-2018/598 Karar sayılı ve 30/05/2018 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın REDDİNE" İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "Alınması gerekli 54,40-TL harcın; davacı tarafından peşin yatırılan 170,80-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 116,4‬0-TL'nin isteği halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 1200-TL bilirkişi ücreti, 141-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.341-TL'nin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," Davalı vekili için takdir olunan 3.400-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalıya ödenmesine, İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 35,90-TLpeşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Hükümden sonra davalı tarafından yapılan 67-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 10/11/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.