Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1900 E. 2022/3971 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resmi şekil↗ geçersiz sözleşme↗ istirdat davası↗ ciranta↗ menfi tespit davası↗ tespit davası↗ ciro↗ ihtiyati tedbir↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ istirdat↗ geçersizlik↗ çek↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu çekin davalı tarafından dava dışı ...'e ciro edildiği, çek bedelinin dava tarihinden sonra dava dışı ... tarafından tahsil edildiği, bu nedenle menfi tespit davası olarak açılan davaya istirdat davası olarak devam edilmesi gerektiğinin kabul edildiği, dava konusu çekin taşınmaz satışına ilişkin verildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasında tapuda kayıtlı taşınmazın alım satımı konusunda sözlü anlaşma yapıldığı, tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışının resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağı, taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebileceği, geçersiz sözleşmelerde herkes aldığını iade etmekle yükümlü olduğu, bu nedenle çek sebebi ile ödenen 10.000,00 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacının dava dilekçesindeki talebi çekten dolayı borçlu olmadığının tespitidir. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 2018/805 esas ve 2019/1963 karar ve 25.03.2019 tarihli düzeltilerek onama kararında, "Sonuç olarak davacı tarafından açılan menfi tespit davası ödemeyle birlikte istirdat davasına dönüşmüştür." cümlesinin bu yönde bir delil olmadığından ve husus dava konusu olmadığından gerekçeden çıkarılarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Borçlunun menfi tespit davası açmış olması halinde menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı verilmez ve borç icra dosyasına ödenirse menfi tespit davası İİK'nın 72/6. maddesine göre kendiliğinden istirdat davasına dönüşür. Somut olayda davacı, çeklerin ibrazı üzerine dava dışı ciranta hamile ödemede bulunmuştur. Dolayısıyla davacının aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle icra dosyasına ödediği bir bedel olmadığından menfi tespit davası kendiliğinden istirdat davasına dönüşmeyecektir. Davacının dava dilekçesinde alacak talebi de bulunmadığından, mahkemece davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespitine yönelik karar verilmesi gerekirken, HMK'nın 24. maddesine aykırı olacak şekilde talep edilmeyen husus hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/16 E. 2022/4716 K.
Ortak:istirdat
İncelediğiniz karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu çekin davalı tarafından dava dışı ...'e «ciro» edildiği, «çek» bedelinin dava tarihinden sonra dava dışı ... tarafından tahsil edildiği, bu nedenle «menfi tespit davası» olarak açılan davaya «istirdat davası» olarak devam edilmesi gerektiğinin kabul edildiği, dava konusu çekin taşınmaz satışına ilişkin verildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasında tapuda kayıtlı taşınmazın alım satımı konusunda sözlü anlaşma yapıldığı, tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışının «resmi şekilde» yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağı, taraflar verdiklerini «sebepsiz zenginleşme» kurallarına göre geri isteyebileceği, «geçersiz sözleşmelerde» herkes aldığını iade etmekle yükümlü olduğu, bu nedenle çek «sebebi» ile ödenen 10.000,00 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000,00 TL'nin da …
Hukuk Dairesinin 2018/805 esas ve 2019/1963 karar ve 25.03.2019 tarihli düzeltilerek onama kararında, "Sonuç olarak davacı tarafından açılan «menfi tespit davası» ödemeyle birlikte «istirdat» davasına dönüşmüştür." cümlesinin bu yönde bir delil olmadığından ve husus dava konusu olmadığından gerekçeden çıkarılarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Borçlunun «menfi tespit davası» açmış olması halinde menfi tespit davasında «ihtiyati tedbir» kararı verilmez ve borç icra dosyasına ödenirse menfi tespit davası İİK'nın 72/6. maddesine göre kendiliğinden «istirdat» davasına dönüşür.
Benzer bu karardaBöylece tahsilat nedeniyle dava «istirdat» davasına dönüşmüş ise de, davanın ilk açılış şekli göz önüne alındığında, davacının «muvazaaya» dayandığı ve dava dilekçesinin içeriği itibariyle de istemini şirket adına yaptığı anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında dava «istirdat» davasına dönüşmekle tahsil edilecek meblağın şirket adına istendiğinin kabulü gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · hükümsüzlüğün tespiti · aktif husumet yokluğu · aktif husumet ehliyeti · muvazaa · aktif husumet · husumet ehliyeti · husumet yokluğu
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince, davacının davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, ancak «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… esince, dava konusu takibin muhatabı ve borçlusunun şirket olduğu, davacının talebinin ise takibin, kendi ortaklık hissesi yönünden iptaline ilişkin olduğu, zararın «dolaylı zarar» olması halinde de şirket ortağı tarafından açılan davada talebin şirket adına olmasının gerektiği, ancak şirket ortağı davacının açtığı bu davada kendi hissesi yönünden hükümsüzlük ile iptal talep ettiği, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarına ilişkin 114/1-h bendinde ifade edilen "Davacının, dava açmakta «hukuki yararının» bulunması" kuralına aykırı surette açıldığı, davanın şirket adına ve onun yararına açılması gerekmesine rağmen davacının kendi adına olarak dava açmasında her hang …
Dava, icra takibinin dayanağı belgenin «hükümsüzlüğünün tespiti» ve takibin iptali istemine ilişkindir.
Böylece tahsilat nedeniyle dava «istirdat» davasına dönüşmüş ise de, davanın ilk açılış şekli göz önüne alındığında, davacının «muvazaaya» dayandığı ve dava dilekçesinin içeriği itibariyle de istemini şirket adına yaptığı anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1900 E. , 2022/3971 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05.11.2020 tarih ve 2019/178 E. - 2020/105 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların davalının maliki olduğu taşınmazı satın almak üzere anlaştıklarını, davacının 10.000,00 TL bedelli çeki davalıya peşinat olarak verdiğini, ancak davacı ile davalı arasında taşınmaz alım satımının yapılmadığını, davalının çeki iade etmesi gerektiği halde çeki kötü niyetli olarak iade etmediğini ve çeki tahsil edeceğini ifade ettiğini ileri sürerek, davacının çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazıyla birlikte, tarafların taşınmaz satımı konusunda anlaştıklarını, söz konusu çekin peşinat olarak değil, sözlü olarak kurulan satış sözleşmesine istinaden davacı tarafından verilen ve davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde davalının menfaatlerini korumaya yönelik cezai şart olduğunu, çeke ilişkin olarak icra takibi yapılmadığını ve çekin vadesinden sonra davanın açıldığı bu nedenle davacının hukuki manfaatinin de bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu çekin davalı tarafından dava dışı ...'e ciro edildiği, çek bedelinin dava tarihinden sonra dava dışı ... tarafından tahsil edildiği, bu nedenle menfi tespit davası olarak açılan davaya istirdat davası olarak devam edilmesi gerektiğinin kabul edildiği, dava konusu çekin taşınmaz satışına ilişkin verildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasında tapuda kayıtlı taşınmazın alım satımı konusunda sözlü anlaşma yapıldığı, tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışının resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağı, taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebileceği, geçersiz sözleşmelerde herkes aldığını iade etmekle yükümlü olduğu, bu nedenle çek sebebi ile ödenen 10.000,00 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacının dava dilekçesindeki talebi çekten dolayı borçlu olmadığının tespitidir. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 2018/805 esas ve 2019/1963 karar ve 25.03.2019 tarihli düzeltilerek onama kararında, "Sonuç olarak davacı tarafından açılan menfi tespit davası ödemeyle birlikte istirdat davasına dönüşmüştür." cümlesinin bu yönde bir delil olmadığından ve husus dava konusu olmadığından gerekçeden çıkarılarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Borçlunun menfi tespit davası açmış olması halinde menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı verilmez ve borç icra dosyasına ödenirse menfi tespit davası İİK'nın 72/6. maddesine göre kendiliğinden istirdat davasına dönüşür. Somut olayda davacı, çeklerin ibrazı üzerine dava dışı ciranta hamile ödemede bulunmuştur.
Dolayısıyla davacının aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle icra dosyasına ödediği bir bedel olmadığından menfi tespit davası kendiliğinden istirdat davasına dönüşmeyecektir. Davacının dava dilekçesinde alacak talebi de bulunmadığından, mahkemece davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespitine yönelik karar verilmesi gerekirken, HMK'nın 24. maddesine aykırı olacak şekilde talep edilmeyen husus hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 24/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/792910700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz