Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6831 E. 2022/4037 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ikrah↗ icra takibinin durdurulması↗ takibin durdurulması↗ imzaya itiraz↗ hile↗ ikrar↗ ihtiyati tedbir↗ infaz↗ menfi tespit↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince,iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının savcılık aşamasında imzanın kendisine ait olduğu yönünde ikrarı bulunduğu, imzaya itiraz nedeni ile tehdit ve ikrah nedenine aynı anda dayanılması da yasa ve usul kurallarına aykırı olduğu, davacının tehdit iddiasının dinlenilmesinin mümkün olmadığı, hile yönünden ise davacıya delil listesindeki hangi delili ile hile olgusunu ispatlamak istediğinin açıklattırılması gerekmiş olup, bunu iddia eden davacının da bu iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, İİK 72/4 uyarınca davalıların, %40 tazminat istemlerinin kabulüne karar vermiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ilk derece mahkeme kararına karşı yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddi ile İİK 72/4. maddesi uyarınca davalıların %40 tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibini durdurulması (İİK.m.72,II) veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi (İİK m.72,III c.2) için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış- infaz edilmiş olması gerekir. (İİK m.72,IV c.2).
Somut olayda, davacı vekilinin talebi üzerine mahkemece 18.06.2010 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de, tedbir kararının uygulanması teminat yatırılması şartına bağlanmıştır. İzmir 14. İcra Dairesi'ne tedbir kararı üzerine takibin durdurulup durdurulmadığı sorulmuş, İcra Dairesi'nin 28.02.2020 tarihli cevabi yazısında, teminat miktarı ile ilgili mahkeme veznesinden gelen bir yazıya rastlanmadığından takibin durmadığı bildirilmiştir.
Bu durumda mahkemece, tedbir kararının uygulanmamış olduğu gözetildiğinde davalılar yararına tazminata hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bu yönüyle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3624 E. 2014/10659 K.
Ortak:ikrah · hile
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince,iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının savcılık aşamasında imzanın kendisine ait olduğu yönünde «ikrarı» bulunduğu, «imzaya itiraz» nedeni ile tehdit ve «ikrah» nedenine aynı anda dayanılması da yasa ve usul kurallarına aykırı olduğu, davacının tehdit iddiasının dinlenilmesinin mümkün olmadığı, «hile» yönünden ise davacıya delil listesindeki hangi delili ile hile olgusunu ispatlamak istediğinin açıklattırılması gerekmiş olup, bunu iddia eden davacının da bu iddi …
Benzer bu karardaF. hata, «hile», «ikrah» sebebiyle «geçersiz» olduğu aynı davada veya «feragatin» feshi için açılacak ayrı bir dava da ileri sürülebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · muvazaa · davadan feragat · feragat · geçersizlik
Benzer bu karardaDavacı vekili «feragatin» «geçersiz» olduğunu iddia ettiğinden davacının buna dair «delilleri toplanıp» davacının feragat beyanının hukuki sonuç doğurup doğurmayacağı tartışılarak karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «feragat» beyanının davayı sona erdiren unsurlardan olup, davacının 14/01/2013 tarihli duruşmasında «davadan feragat» ettiği gerekçesiyle, davacının davasının feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dava, tapunun «muvazaalı» olarak devredildiği iddiası ile icra dosyasındaki alacağın gayrimenkulün satışı ile tahsiline ilişkin olup, mahkemece davanın «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı vekili «feragatin» «geçersiz» olduğunu, zira davalılar tarafından müvekkilinin silahla tehdit edildiğini ayrıca müvekkiline çok sayıda Xanax hap içirildiğini ve iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8231 E. 2022/5170 K.
Ortak:hile
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince,iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının savcılık aşamasında imzanın kendisine ait olduğu yönünde «ikrarı» bulunduğu, «imzaya itiraz» nedeni ile tehdit ve «ikrah» nedenine aynı anda dayanılması da yasa ve usul kurallarına aykırı olduğu, davacının tehdit iddiasının dinlenilmesinin mümkün olmadığı, «hile» yönünden ise davacıya delil listesindeki hangi delili ile hile olgusunu ispatlamak istediğinin açıklattırılması gerekmiş olup, bunu iddia eden davacının da bu iddi …
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «senede karşı senetle ispat kuralı» geçerli ise de «hile» iddiası gözetilerek alınan «tanık beyanlarının» davacının iddiasını desteklemediği, savcılık soruşturmasında verilen «takipsizlik» kararının kesinleştiği, taraflar «ticari defter» tutmadıklarından «ticari defter incelemesi» yapılmadığı, kambiyo senetlerinin «ticari defterlere kayıt» zorunluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, «bononun» tehdit ve «hile» ile düzenlendiği ve «bedelsiz» kaldığı iddiasının davacı tarafça kanıtlanması gerektiği, bu konuda mahkemeye yazılı bir delil sunulmadığı, davaya konu bononun, hile yolu ile alındığı ileri sürülmüşse de, tanıkların anlatımlarının duyuma dayalı olduğu, davacının iddialarını desteklemediği, bononun tanzim anına ilişkin doğrudan bilgilerinin bulunmadığı, hilenin «kesin», net, inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:senetle ispat kuralı · senede karşı senetle ispat · senetle ispat · ticari defter incelemesi · tanık beyanı · takipsizlik kararı · ticari defter ve kayıtlar · bedelsizlik
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «senede karşı senetle ispat kuralı» geçerli ise de «hile» iddiası gözetilerek alınan «tanık beyanlarının» davacının iddiasını desteklemediği, savcılık soruşturmasında verilen «takipsizlik» kararının kesinleştiği, taraflar «ticari defter» tutmadıklarından «ticari defter incelemesi» yapılmadığı, kambiyo senetlerinin «ticari defterlere kayıt» zorunluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, «bononun» tehdit ve «hile» ile düzenlendiği ve «bedelsiz» kaldığı iddiasının davacı tarafça kanıtlanması gerektiği, bu konuda mahkemeye yazılı bir delil sunulmadığı, davaya konu bononun, hile yolu ile alındığı ileri sürülmüşse de, tanıkların anlatımlarının duyuma dayalı olduğu, davacının iddialarını desteklemediği, bononun tanzim anına ilişkin doğrudan bilgilerinin bulunmadığı, hilenin «kesin», net, inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1488 E. 2022/3759 K.
Ortak:ihtiyati tedbir · menfi tespit · teminat · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı vekilinin talebi üzerine mahkemece 18.06.2010 tarihinde «ihtiyati tedbir» kararı verilmiş ise de, tedbir kararının uygulanması «teminat» yatırılması şartına bağlanmıştır.
2- Dava, «menfi tespit» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddi ile İİK 72/4. maddesi uyarınca davalıların %40 tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu «icra takibini durdurulması» (İİK.m.72,II) veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi (İİK m.72,III c.2) için «ihtiyati tedbir» kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış- «infaz» edilmiş olması gerekir. (İİK m.72,IV c.2).
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre açılan dava «kıymetli evraka» dayalı «menfi tespit davası» olduğu, ispat yükümlülüğü davacı borçlu da olduğu, senedin, «teminat senedi» olduğunun yazılı delille kanıtlanması gerektiği bu hususun ispatlanamadığından açılan davanın reddine karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, İcra İflas Kanunu'nun 72/4. maddesi gereğince, mahkemece icra takibinden sonra açılan «menfi tespit davası» nedeniyle icra veznesine giren paranın davalıya ödenmemesi hususunda «ihtiyati tedbir» kararı verildiği anlaşılmakla, bu durumda davalı yanın alacağını geç almaktan doğan zararlarının davacı tarafça karşılanması amacıyla tazminat hükmedilmesi gerekirken, «kötüniyetin» ispat edilemediği gerekçesiyle davalının işbu talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · kıymetli evrak · menfi tespit davası · tespit davası · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre açılan dava «kıymetli evraka» dayalı «menfi tespit davası» olduğu, ispat yükümlülüğü davacı borçlu da olduğu, senedin, «teminat senedi» olduğunun yazılı delille kanıtlanması gerektiği bu hususun ispatlanamadığından açılan davanın reddine karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, İcra İflas Kanunu'nun 72/4. maddesi gereğince, mahkemece icra takibinden sonra açılan «menfi tespit davası» nedeniyle icra veznesine giren paranın davalıya ödenmemesi hususunda «ihtiyati tedbir» kararı verildiği anlaşılmakla, bu durumda davalı yanın alacağını geç almaktan doğan zararlarının davacı tarafça karşılanması amacıyla tazminat hükmedilmesi gerekirken, «kötüniyetin» ispat edilemediği gerekçesiyle davalının işbu talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6831 E. , 2022/4037 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.07.2019 tarih ve 2010/237 E. - 2019/839 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 28.02.2020 tarih ve 2019/3008 E. - 2020/249 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen17.05.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili aleyhinde İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2010/1773 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takip dayanağı senedin üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek, borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince,iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının savcılık aşamasında imzanın kendisine ait olduğu yönünde ikrarı bulunduğu, imzaya itiraz nedeni ile tehdit ve ikrah nedenine aynı anda dayanılması da yasa ve usul kurallarına aykırı olduğu, davacının tehdit iddiasının dinlenilmesinin mümkün olmadığı, hile yönünden ise davacıya delil listesindeki hangi delili ile hile olgusunu ispatlamak istediğinin açıklattırılması gerekmiş olup, bunu iddia eden davacının da bu iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, İİK 72/4 uyarınca davalıların, %40 tazminat istemlerinin kabulüne karar vermiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ilk derece mahkeme kararına karşı yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddi ile İİK 72/4. maddesi uyarınca davalıların %40 tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibini durdurulması (İİK.m.72,II) veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi (İİK m.72,III c.2) için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış- infaz edilmiş olması gerekir. (İİK m.72,IV c.2).
Somut olayda, davacı vekilinin talebi üzerine mahkemece 18.06.2010 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de, tedbir kararının uygulanması teminat yatırılması şartına bağlanmıştır. İzmir 14. İcra Dairesi'ne tedbir kararı üzerine takibin durdurulup durdurulmadığı sorulmuş, İcra Dairesi'nin 28.02.2020 tarihli cevabi yazısında, teminat miktarı ile ilgili mahkeme veznesinden gelen bir yazıya rastlanmadığından takibin durmadığı bildirilmiştir.
Bu durumda mahkemece, tedbir kararının uygulanmamış olduğu gözetildiğinde davalılar yararına tazminata hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bu yönüyle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25/05/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/792006400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz