Süresinden önce sona eren bayilikte intifa bedelinin kıstelyevm iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3829 E. 2022/3446 K. · · İlk derece: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bir defaya mahsus inkişaf bedelinden farklı olarak intifa bedeli, sözleşmenin bedeli iktisap edenin kusuru dışında süresinden önce geçersizleşmesi hâlinde kıstelyevm usulüyle kullanılmayan süreye göre iade edilir. Faiz alacağı da KDVK 24/c uyarınca KDV matrahına dahil olduğundan hükmedilen alacağın faizine KDV eklenir. İntifa hakkının sona erme tarihi olarak vekaletname verilmesi değil, tapuda gerçekleşen terkin tarihi esas alınır.
Ele alınan sorunlar
İntifa bedelinin niteliği ve kullanılmayan süreye göre kısmi iadesi → kısmi kabul
İddia: Davacı, ödenen intifa bedelinin kalan süreye tekabül eden güncellenmiş değerinin iadesini istemiş; davalı, bedelin inkişaf/proje bedeli olduğunu ve iade edilemeyeceğini savunmuştur.
Gerekçe: Talep edilen bedel bir defaya mahsus inkişaf bedeli olmayıp intifa bedelidir. İyiniyetle, sözleşmenin sonuna kadar süreceği düşüncesiyle intifa bedelini iktisap eden davalı, kendi dışındaki nedenlerle sözleşmenin süresinden önce geçersizleşmesi hâlinde iyiniyetle elinde kalanı iade ile yükümlüdür; iyiniyet ve hakkaniyet gereği haklı sebeple uhdesinde tuttuğu bedelden semereler istenemez. Bu nedenle kıstelyevm usulüyle kullanılmayan süreye göre hesaplanan bakiye bedelin iadesi gerekir. Ana bedele ilişkin KDV davalının kazanımı olmayıp vergi olarak devlete ödendiğinden KDV istemi reddedilir; ayrıca faturaların bizzat davalının el ürünü olarak 'intifa bedeli' açıklamasıyla kesilmiş olması (HMK 205) karşısında sair temyiz itirazları yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi)
Hüküm altına alınan alacağın faizine KDV uygulanması → kabul
Gerekçe: 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 24/c maddesinde vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi gelirler matraha dahil unsurlar arasında gösterilmiştir. Bu hüküm uyarınca faiz alacağı da KDV matrahları arasında yer aldığından faize de KDV istenebilir; mahkemenin hüküm altına aldığı alacağın faizine KDV eklememesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Hesaba esas alınacak intifa terkin tarihinin belirlenmesi → kabul
Gerekçe: İntifa hakkının terkini için şirket yetkililerine vekaletname verilmesi yeterli olmayıp, intifa hakkının tapuda terkin ettirildiği tarihin esas alınması gerekir. Tapu takyidatına göre intifanın 02.12.2011 tarihinde terkin edildiği anlaşıldığından, hesaplamanın bu tarih nazara alınarak yapılması gerekirken 18.11.2011 tarihinin esas alınması doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Süresinden önce sona eren bayilikte intifa bedelinin kıstelyevm iadesi, faize KDV uygulanması ve iade hesabında tapu terkin tarihinin esas alınması yönünden emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
intifa bedeli↗ inkişaf bedeli↗ kıstelyevm↗ iyiniyet↗ haksız zenginleşme/iade↗ KDV matrahı↗ intifanın terkini↗ bayilik sözleşmesi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Bayilik sona erdiğinde intifa bedelinin kıstelyevm iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/329 E. 2023/7243 K.
Ortak:bayilik sözleşmesi · kıstelyevm
İncelediğiniz kararda… ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, talep edilen inkişaf bedeli istasyonun faaliyete geçirilmesi için bir defaya mahsus olarak verilen bir bedel olup, sözleşmede «fesih» halinde bu «bedelin iade» edileceği açıkça düzenlenmedikçe iadenin istenemeyeceği, taraflar arasında yapılan 08/03/2005 tarihli «bayilik sözleşmesinde» emsal yargıtay kararları doğrultusunda bedelin iade edileceğine dair bir madde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ye mahkemesince, davacı vekili intifa bedeli olarak ödenen 450.000.-TL’nin kalan süreye tekabül eden bedeli güncelleştirerek iadesini talep etmekte ise de davalının «iyiniyetli» olarak sözleşme süresinin sonuna kadar devam edeceği düşüncesiyle iktisap ettiği intifa bedelinin kendi dahilinde olmayan nedenlerle sözleşmenin süresinden evvel «geçersiz» hale gelmesi nedeniyle iyiniyetle elinde kalanı vermekle sorumlu olduğu, iyiniyet ve «hakkaniyet» kuralı gereği haklı bir sebeble uhdesinde tuttuğu bir bedelden dolayı semerelerin istenilemeyeceği, bu sebeble «kıstelyevm» usulünce kullanılmayan süreye göre hesaplama yapılarak kalanı iade ile yükümlü olduğu, ilk alınan geri kalan işlememiş süreye tekabül eden miktarın intifa «terkin» tarihi olan 18.11.2011 tarihine kadar yapılan denetlenen hesaplamayada uygun olduğundan 250.912,58 TL olacağı, ve KDV’nin davalı kazanımı olmayıp vergi olarak devlete ödendiğinden (Yargıtay 19 HD 2016-5209 esas-2017-1885 karar sayılı ilamı) KDV isteminin reddi gerektiği, Temerrüt tarihinin ise ancak dava tarihi olacağını zira davacı tarafça keşide edilen «ihtarnamelerin» erken açıldığı için İstanbul 40.
Dava, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» sona ermesi nedeniyle bakiye süreye tekabül den intifa bedelinin tahsili istemlidir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında 08.03.2005, 18.04.2008 ve en «son» 18.09.2010 tarihinde «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, son olarak imzalanan sözleşme bir yıl süreli olduğundan 18.09.2011'de bayilik ilişkisinin sona erdirildiğini, davalı tarafından maliki olduğu taşınmazlar üzerine 10.02.2004 tarihinde ilk sözleşme uyarınca davacı lehine 15 yıllığına «intifa hakkı» tesis edildiğini, intifa bedelinin ve proje bedelinin davalının kestiği «fatura» karşılığı ödendiğini Rekabet Kurumu Kurul Kararı uyarınca ilk sözleşme uyarınca kurulan intifa bedelinin kullanılmayan bakiye süre için güncellenmiş değerinin ve proje bedelinin ödenmesi istemli davalıya «ihtarname» gönderilmesine rağmen ödenmediğini belirterek davalıya ödenen intifa ve proje bedeli olan 661.435,00+ KDV alacağının «temerrüt» tarihten itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
… 87 E. ve 2017/824 K. sayılı kararıyla; talep edilen inkişaf bedeli istasyonun faaliyete geçirilmesi için bir defaya mahsus olarak verilen bir bedel olup, sözleşmede «fesih» halinde bu «bedelin iade» edileceği açıkça düzenlenmedikçe iadenin istenemeyeceği, taraflar arasında yapılan 08.03.2005 tarihli «bayilik sözleşmesinde» emsal Yargıtay kararları doğrultusunda bedelin iade edileceğine dair bir madde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… li olarak sözleşme süresinin sonuna kadar devam edeceği düşüncesiyle iktisap ettiği intifa bedelinin kendi dahilinde olmayan nedenlerle sözleşmenin süresinden evvel «geçersiz» hale gelmesi nedeniyle iyi niyetle elinde kalanı vermekle sorumlu olduğu, iyi niyet ve «hakkaniyet» kuralı gereği haklı bir sebeble uhdesinde tuttuğu bir bedelden dolayı semerelerin istenilemeyeceği, bu sebeble «kıstelyevm» usulünce kullanılmayan süreye göre hesaplama yapılarak kalanı iade ile yükümlü olduğu, ilk alınan geri kalan işlememiş süreye tekabül eden miktarın intifa «terkin» tarihi olan 18.11.2011 tarihine kadar yapılan denetlenen hesaplamayada uygun olduğundan 250.912,58 TL olacağı, ve KDV’nin davalı kazanımı olmayıp vergi olarak devl …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:intifa hakkı · taleple bağlılık
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında 08.03.2005, 18.04.2008 ve en «son» 18.09.2010 tarihinde «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, son olarak imzalanan sözleşme bir yıl süreli olduğundan 18.09.2011'de bayilik ilişkisinin sona erdirildiğini, davalı tarafından maliki olduğu taşınmazlar üzerine 10.02.2004 tarihinde ilk sözleşme uyarınca davacı lehine 15 yıllığına «intifa hakkı» tesis edildiğini, intifa bedelinin ve proje bedelinin davalının kestiği «fatura» karşılığı ödendiğini Rekabet Kurumu Kurul Kararı uyarınca ilk sözleşme uyarınca kurulan intifa bedelinin kullanılmayan bakiye süre için güncellenmiş değerinin ve proje bedelinin ödenmesi istemli davalıya «ihtarname» gönderilmesine rağmen ödenmediğini belirterek davalıya ödenen intifa ve proje bedeli olan 661.435,00+ KDV alacağının «temerrüt» tarihten itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
… tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde asıl alacağa işletilecek («avans) faizine»+kdv işletilmesine ilişkin bir talebi bulunmadığını, Yargıtay bozma ilamına uyulması halinde «taleple bağlılık kuralı» ihlal edilmiş olacağından bozma ilamının 2 no.lu bendine uyulmamasına, yerinde olan (3) no.lu bendine uyularak 02.12.2014 intifa «terkin» tarihine göre 14 ... kullanılmış ...+2424 ... sayısına ilave edilerek 2438 ... kullanıldığı, kullanılmayan ... sayısından düşülerek (kullanılmayan 3055-14=3041 ... …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4297 E. 2021/766 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · intifa hakkı · usulden reddi · terkin
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama neticesinde, «intifa hakkının» süreden önce sona ermesi sebebiyle kullanılmayan döneme ilişkin bedelin talep edilebilmesi için intifa hakkının «terkin» edilmesinin ön koşul olduğu, tapu kayıtlarına göre halen davacı adına taşınmaz üzerinde takhidat devam ettiğinden gerekçesiyle «erken açılan» davanın «usulden reddine» dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce karar bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3829 E. , 2022/3446 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.12.2017 tarih ve 2014/887 E. - 2017/824 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.02.2019 tarih ve 2018/608 E- 2019/184 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla,
duruşma için belirlenen 15.02.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalı vekili Av. ... ile fer'i müdahil vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında 08.03.2005, 18.4.2008 ve en son 18.9.2010 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, son olarak imzalanan sözleşme bir yıl süreli olduğundan 18.9.2011 de bayilik ilişkisinin sona erdirildiğini, davalı tarafından maliki olduğu taşınmazlar üzerine 10.02.2004 tarihinde ilk sözleşme uyarınca davacı lehine 15 yıllığına intifa hakkı tesis edildiğini, intifa bedelinin ve proje bedelinin davalının kestiği fatura karşılığı ödendiğini Rekabet Kurumu kurul kararı uyarınca ilk sözleşme uyarınca kurulan intifa bedelinin kullanılmayan bakiye süre için güncellenmiş değerinin ve proje bedelinin ödenmesi istemli davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen ödenmediğini belirterek davalıya ödenen intifa ve proje bedeli olan 661.435,00+ KDV alacağının temerrüt tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın talebinin Rekabet Kurum kararı sonrası sözleşme ve intifa süresini 5 yıldan sonra uzatmak istemeyen bayi olması halinde geçerli olacağını, davalının tüm ihtarlarda sözleşme ilişkisini uzatmak istediğini beyan ettiğini, davacının intifa bedeli ödemediğini ayrıca proje bedelinide ödenmediğini zira ödenmiş olsa dahi iade talep hakkının olmadığını, davacının hesaplama yönteminin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, talep edilen inkişaf bedeli istasyonun faaliyete geçirilmesi için bir defaya mahsus olarak verilen bir bedel olup, sözleşmede fesih halinde bu bedelin iade edileceği açıkça düzenlenmedikçe iadenin istenemeyeceği, taraflar arasında yapılan 08/03/2005 tarihli bayilik sözleşmesinde emsal yargıtay kararları doğrultusunda bedelin iade edileceğine dair bir madde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacı vekili intifa bedeli olarak ödenen 450.000.-TL’nin kalan süreye tekabül eden bedeli güncelleştirerek iadesini talep etmekte ise de davalının iyiniyetli olarak sözleşme süresinin sonuna kadar devam edeceği düşüncesiyle iktisap ettiği intifa bedelinin kendi dahilinde olmayan nedenlerle sözleşmenin süresinden evvel geçersiz hale gelmesi nedeniyle iyiniyetle elinde kalanı vermekle sorumlu olduğu, iyiniyet ve hakkaniyet kuralı gereği haklı bir sebeble uhdesinde tuttuğu bir bedelden dolayı semerelerin istenilemeyeceği, bu sebeble kıstelyevm usulünce kullanılmayan süreye göre hesaplama yapılarak kalanı iade ile yükümlü olduğu, ilk alınan geri kalan işlememiş süreye tekabül eden miktarın intifa terkin tarihi olan 18.11.2011 tarihine kadar yapılan denetlenen hesaplamayada uygun olduğundan 250.912,58 TL olacağı, ve KDV’nin davalı kazanımı olmayıp vergi olarak devlete ödendiğinden (Yargıtay 19 HD 2016-5209 esas-2017-1885 karar sayılı ilamı) KDV isteminin reddi gerektiği,
Temerrüt tarihinin ise ancak dava tarihi olacağını zira davacı tarafça keşide edilen ihtarnamelerin erken açıldığı için İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde davacının davası reddedildiğinden bu davada esas alınmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusu intifa bedeline ilişkin kısma yönelik olup HMK 355(1) gereği istekle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde intifa bedelinin inkişaf bedeli olarak kabulüyle davanın reddine ilişkin hüküm yerinde olmadığından kaldırılarak davanın kısmen kabulune iadesi gereken bedele dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle bakiye süreye tekabül den intifa bedelinin tahsili istemlidir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre ve özellikle HMK 205. madde gereği davalının bizzat kendi el ürünü olan faturaların intifa bedeli açıklaması ile kesilmiş olmasına göre taraf vekillerinin aşağıda yazılı bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Bölge adliye mahkemesince, asıl alacağı avans faizi ile tahsiline karar verilmiş ise de faizin KDV’si hakkında karar verilmemiştir. 3065 sayılı Katma Değeri Vergisi Kanunu'nun 24/c maddesinde matraha dahil unsurlar arasında “Vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler.” gösterilmiştir. Anılan Kanunu'nun 24/c maddesi uyarınca faiz alacağı da KDV matrahları arasında gösterildiğinden faize de KDV istenebilecektir. Bu nedenle mahkemece davacının hüküm altına alınan alacağın faizine KDV eklenmemesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Davacı tarafından davalı şirket yetkililerine intifa hakkının terkini hususunda vekaletname verilmesinin yeterli olmadığı, intifa hakkını tapuda terkin ettirildiği tarihin nazara alınması gerekmektedir. Dosyaya gelen tapu takyidatından 30.03.2005 tarihli intifanın 02.12.2011 tarihinde terkin edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda bu tarihin nazara alınarak hesaplama yapılması gerektiği halde yazılı şekilde 18.11.2011 tarihinin nazara alınması doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin (3) no.lu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden taraflara iadesine, 26/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790118900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz