6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Süresinden önce sona eren bayilikte intifa bedelinin kıstelyevm iadesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3829 E. 2022/3446 K. · · İlk derece: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Bir defaya mahsus inkişaf bedelinden farklı olarak intifa bedeli, sözleşmenin bedeli iktisap edenin kusuru dışında süresinden önce geçersizleşmesi hâlinde kıstelyevm usulüyle kullanılmayan süreye göre iade edilir. Faiz alacağı da KDVK 24/c uyarınca KDV matrahına dahil olduğundan hükmedilen alacağın faizine KDV eklenir. İntifa hakkının sona erme tarihi olarak vekaletname verilmesi değil, tapuda gerçekleşen terkin tarihi esas alınır.

Ele alınan sorunlar

İntifa bedelinin niteliği ve kullanılmayan süreye göre kısmi iadesi → kısmi kabul

İddia: Davacı, ödenen intifa bedelinin kalan süreye tekabül eden güncellenmiş değerinin iadesini istemiş; davalı, bedelin inkişaf/proje bedeli olduğunu ve iade edilemeyeceğini savunmuştur.

Gerekçe: Talep edilen bedel bir defaya mahsus inkişaf bedeli olmayıp intifa bedelidir. İyiniyetle, sözleşmenin sonuna kadar süreceği düşüncesiyle intifa bedelini iktisap eden davalı, kendi dışındaki nedenlerle sözleşmenin süresinden önce geçersizleşmesi hâlinde iyiniyetle elinde kalanı iade ile yükümlüdür; iyiniyet ve hakkaniyet gereği haklı sebeple uhdesinde tuttuğu bedelden semereler istenemez. Bu nedenle kıstelyevm usulüyle kullanılmayan süreye göre hesaplanan bakiye bedelin iadesi gerekir. Ana bedele ilişkin KDV davalının kazanımı olmayıp vergi olarak devlete ödendiğinden KDV istemi reddedilir; ayrıca faturaların bizzat davalının el ürünü olarak 'intifa bedeli' açıklamasıyla kesilmiş olması (HMK 205) karşısında sair temyiz itirazları yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi)

Hüküm altına alınan alacağın faizine KDV uygulanması → kabul

Gerekçe: 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 24/c maddesinde vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi gelirler matraha dahil unsurlar arasında gösterilmiştir. Bu hüküm uyarınca faiz alacağı da KDV matrahları arasında yer aldığından faize de KDV istenebilir; mahkemenin hüküm altına aldığı alacağın faizine KDV eklememesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Hesaba esas alınacak intifa terkin tarihinin belirlenmesi → kabul

Gerekçe: İntifa hakkının terkini için şirket yetkililerine vekaletname verilmesi yeterli olmayıp, intifa hakkının tapuda terkin ettirildiği tarihin esas alınması gerekir. Tapu takyidatına göre intifanın 02.12.2011 tarihinde terkin edildiği anlaşıldığından, hesaplamanın bu tarih nazara alınarak yapılması gerekirken 18.11.2011 tarihinin esas alınması doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Süresinden önce sona eren bayilikte intifa bedelinin kıstelyevm iadesi, faize KDV uygulanması ve iade hesabında tapu terkin tarihinin esas alınması yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
intifa bedeli inkişaf bedeli kıstelyevm iyiniyet haksız zenginleşme/iade KDV matrahı intifanın terkini bayilik sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu — 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu 24/c · HMK — HMK 205

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Bayilik sona erdiğinde intifa bedelinin kıstelyevm iadesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/329 E. 2023/7243 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Denkleştirme Tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4297 E. 2021/766 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/3829 E.  ,  2022/3446 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.12.2017 tarih ve 2014/887 E. - 2017/824 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.02.2019 tarih ve 2018/608 E- 2019/184 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla,

duruşma için belirlenen 15.02.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalı vekili Av. ... ile fer'i müdahil vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı ile davalı arasında 08.03.2005, 18.4.2008 ve en son 18.9.2010 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, son olarak imzalanan sözleşme bir yıl süreli olduğundan 18.9.2011 de bayilik ilişkisinin sona erdirildiğini, davalı tarafından maliki olduğu taşınmazlar üzerine 10.02.2004 tarihinde ilk sözleşme uyarınca davacı lehine 15 yıllığına intifa hakkı tesis edildiğini, intifa bedelinin ve proje bedelinin davalının kestiği fatura karşılığı ödendiğini Rekabet Kurumu kurul kararı uyarınca ilk sözleşme uyarınca kurulan intifa bedelinin kullanılmayan bakiye süre için güncellenmiş değerinin ve proje bedelinin ödenmesi istemli davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen ödenmediğini belirterek davalıya ödenen intifa ve proje bedeli olan 661.435,00+ KDV alacağının temerrüt tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı tarafın talebinin Rekabet Kurum kararı sonrası sözleşme ve intifa süresini 5 yıldan sonra uzatmak istemeyen bayi olması halinde geçerli olacağını, davalının tüm ihtarlarda sözleşme ilişkisini uzatmak istediğini beyan ettiğini, davacının intifa bedeli ödemediğini ayrıca proje bedelinide ödenmediğini zira ödenmiş olsa dahi iade talep hakkının olmadığını, davacının hesaplama yönteminin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, talep edilen inkişaf bedeli istasyonun faaliyete geçirilmesi için bir defaya mahsus olarak verilen bir bedel olup, sözleşmede fesih halinde bu bedelin iade edileceği açıkça düzenlenmedikçe iadenin istenemeyeceği, taraflar arasında yapılan 08/03/2005 tarihli bayilik sözleşmesinde emsal yargıtay kararları doğrultusunda bedelin iade edileceğine dair bir madde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge adliye mahkemesince, davacı vekili intifa bedeli olarak ödenen 450.000.-TL’nin kalan süreye tekabül eden bedeli güncelleştirerek iadesini talep etmekte ise de davalının iyiniyetli olarak sözleşme süresinin sonuna kadar devam edeceği düşüncesiyle iktisap ettiği intifa bedelinin kendi dahilinde olmayan nedenlerle sözleşmenin süresinden evvel geçersiz hale gelmesi nedeniyle iyiniyetle elinde kalanı vermekle sorumlu olduğu, iyiniyet ve hakkaniyet kuralı gereği haklı bir sebeble uhdesinde tuttuğu bir bedelden dolayı semerelerin istenilemeyeceği, bu sebeble kıstelyevm usulünce kullanılmayan süreye göre hesaplama yapılarak kalanı iade ile yükümlü olduğu, ilk alınan geri kalan işlememiş süreye tekabül eden miktarın intifa terkin tarihi olan 18.11.2011 tarihine kadar yapılan denetlenen hesaplamayada uygun olduğundan 250.912,58 TL olacağı, ve KDV’nin davalı kazanımı olmayıp vergi olarak devlete ödendiğinden (Yargıtay 19 HD 2016-5209 esas-2017-1885 karar sayılı ilamı) KDV isteminin reddi gerektiği,

Temerrüt tarihinin ise ancak dava tarihi olacağını zira davacı tarafça keşide edilen ihtarnamelerin erken açıldığı için İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde davacının davası reddedildiğinden bu davada esas alınmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusu intifa bedeline ilişkin kısma yönelik olup HMK 355(1) gereği istekle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde intifa bedelinin inkişaf bedeli olarak kabulüyle davanın reddine ilişkin hüküm yerinde olmadığından kaldırılarak davanın kısmen kabulune iadesi gereken bedele dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.

Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle bakiye süreye tekabül den intifa bedelinin tahsili istemlidir.

1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre ve özellikle HMK 205. madde gereği davalının bizzat kendi el ürünü olan faturaların intifa bedeli açıklaması ile kesilmiş olmasına göre taraf vekillerinin aşağıda yazılı bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Bölge adliye mahkemesince, asıl alacağı avans faizi ile tahsiline karar verilmiş ise de faizin KDV’si hakkında karar verilmemiştir. 3065 sayılı Katma Değeri Vergisi Kanunu'nun 24/c maddesinde matraha dahil unsurlar arasında “Vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler.” gösterilmiştir. Anılan Kanunu'nun 24/c maddesi uyarınca faiz alacağı da KDV matrahları arasında gösterildiğinden faize de KDV istenebilecektir. Bu nedenle mahkemece davacının hüküm altına alınan alacağın faizine KDV eklenmemesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.

3- Davacı tarafından davalı şirket yetkililerine intifa hakkının terkini hususunda vekaletname verilmesinin yeterli olmadığı, intifa hakkını tapuda terkin ettirildiği tarihin nazara alınması gerekmektedir. Dosyaya gelen tapu takyidatından 30.03.2005 tarihli intifanın 02.12.2011 tarihinde terkin edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda bu tarihin nazara alınarak hesaplama yapılması gerektiği halde yazılı şekilde 18.11.2011 tarihinin nazara alınması doğru olmamıştır.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin (3) no.lu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden taraflara iadesine, 26/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790118900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Kısmen onandı, kısmen bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/608 E. 2019/184 K.

Bayilik sözleşmesinin süresinden önce sona ermesinde intifa bedelinin kıstelyevm iadesi

Gerekçe özeti

Bayilik sözleşmesi kapsamında ödenen ve sözleşme süresince kullanılması öngörülen bir bedelin (intifa bedeli), sözleşmenin taraflardan kaynaklanmayan bir nedenle süresinden önce sona ermesi halinde, iyiniyet ve hakkaniyet kuralı gereği kullanılmayan süreye isabet eden kısmının kıstelyevm usulüyle sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iadesi gerekir; bu hesaplamada KDV tutarı dışarıda bırakılır ve önceden açılmış ancak erken açıldığından reddedilen bir dava nedeniyle önceki ihtarnameler temerrüde esas alınamayacağından faiz, eldeki davanın açıldığı tarihten itibaren işletilir.

Emsal değeri

Bayilik/intifa sözleşmesinin süresinden önce sona ermesi halinde ödenen bedelin işlememiş süreye isabet eden kısmının kıstelyevm usulüyle iadesi ve bu hesaplamada KDV'nin dışlanması yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: sebepsiz zenginleşme intifa bedeli kıstelyevm iyiniyet hakkaniyet temerrüt muacceliyet

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/608

KARAR NO 2019/184

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 07/12/2017

NUMARASI 2014/887 Esas 2017/824 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 14/02/2019

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, Rekabet Kurulunun resmi internet sitesinden 12.03.2009 tarihinde yayınlanan taraflar (Bayii-Malik-Dağıtım Şti.) arasında bayilik sözleşmesi ile bağlantılı kredi, ekipman sözleşmeleri, uzun süreli kira ya da intifa sözleşmeleri gibi şahsi ya da ayni haklarında rekabet yasağı kapsamında değerlendirileceği yönündeki bildirim nedeniyle 4054 sayılı rekabetin korunması hakkındaki kanunun 56. maddesi uyarınca geçersiz sayılan sözleşmeler sebebiyle; davalıya ödenen İntifa Bedeli ve proje bedeli olan 457.000+kdvnin güncellenmiş bedeli olan 661.435,00 TL+KDV alacağının temerrüt tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davalının bayilik sözleşmesinin uzatılması yönündeki ihtarnamelerine karşılık Davacının Rekabet Kurumun vermiş olduğu kararlara fırsat bilerek sözleşmeyi uzatmak yerine sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre intifa bedeli ile proje bedellerinin iadesini talep ettiğini, bu çerçevede hakkını kötüye kullanarak davalıdan güncelleme bedellerini almayı tercih ettiklerini, davacının Tapu resmi senedindeki intifa bedelini ödemediğini, talep edilen güncelleme bedelinin hesaplanıs yönteminin hatalı ve kabul edilebilir olmadığını, davacının Davalı bayinin taraflar arasındaki esas sözleşme kapsamında 15 yıl boyunca iyi niyetli çalışma istek ve arzularına mevcut mevzuat açısından yeni bir beş yıllık bayilik sözleşmesi imzalayabilecekken kötü niyetli açmış olduğu davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının proje bedelini isteyemeyeceği konusunda bilirkişinin rapor verdiği, inkişaf bedeli ile ilgili olarak Yargıtay 19. HD.nin 12/10/2017 tarih 2016/5430-2017/6901 sayılı kararında; talep edilen inkişaf bedeli istasyonun faaliyete geçirilmesi için bir defaya mahsus olarak verilen bir bedel olup, sözleşmede fesih halinde bu bedelin iade edileceği açıkça düzenlenmedikçe iadenin istenemeyeceğinin belirtildiğini, Taraflar arasında yapılan 08/03/2005 tarihli bayilik sözleşmesinde belirtilen Yargıtay kararı doğrultusunda proje bedelinin iade edileceğine dair bir sözleşme hükmü olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; müvekkili tarafından ödenen faturalara konu bedelin intifa bedeli olduğunun açıkça yazılı olduğu, bu hususun her iki tarafında kabulünde olduğunu,davalı şirket ile müvekkili şirketler arasında imzalanan intifa sözleşmesinin Rekabet Kurumu'nun grup muafiyeti tebliğlerinde öngörülen süreye aşan kısmının ifasının hukuken imkansız hale geldiğini, Rekabet Kurulu tarafından 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 56.maddesi gereğince aynı kanunun 4.maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle sayılmış olan anlaşmaların bu anlaşmalar gereğince birbirlerine verdikleri herşeyin BK 63 ve 64.maddeleri gereğince iadeye tabi olup, Yüksek Mahkeme tarafından ilgili davalarda verilmiş kararlarında bu doğrultuda olduğunu, müvekkilinin dava konusu intifa bedelini öderken hedeflediği ticari kazancın geri dönüşümünü sağlama imkanını kaybettiğini, belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne yahut kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Taraflar arasındaki 18.4.2008 tarihli bayilik sözleşmesinin sona ermesini müteakip imzalanan 18.9.2010 tarihli 1 yıl süreli bayilik ve işleticilik sözleşmesi 18.9.2011 tarihinde sona ermiştir.Sözleşme sona ermeden evvel davacı şirket tarafından keşide edilen 25 temmuz 2011 tarihli ihtarname ile 450.000-TL intifa bedeli ,7.600-TL proje bedelinin kdv leriyle birlikte bayiye ödendiği, sözleşmenin süresi 18.9.2011 tarihinde sona ereceğinden kullanılmayacak döneme isabet eden 263.264-TL +kdv nin ödemenin yapıldığı tarihten 18.9.2011 tarihine kadar senelik %24 faiz oranıyla güncellenerek 661.435-TL nin hesaplandığı bu miktarın 18.9.2011 tarihinden itibaren faiziyle ödenmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.

Davadışı ... adına kayıtlı bulunan istasyon üzerinde davacı lehine 10.2.2004 tarihinde 7.500.000-TL bedelle 15 yıl süre ile intifa hakkı tesis edildiği,yargılama sırasında incelenen taraf kayıtlarından ve sunulan banka hesap ekstrelerine göre dava dosyasında mevcut intifa senedinden hariç olarak davacının 19.4.2005 tarihinde 175.000-TL,6.6.2005 tarihinde 175.000-TL ,26.8.2005 tarihinde 100.000-TL ödemeyi davalıya yapmıştır. Davalı şirket 18.4.2005 tarihli" intifa bedeli" açıklaması ile kdv hariç 175.000-TL ,2.6.2005 tarihinde 175.000-TL ve 15.8.2005 tarihinde 100.000-TL bedelli faturaları davacı adına düzenlemiştir.İntifa resmi senedinde bedelin 7.500-TL olarak gösterilmesine karşın davalının aldığı ödemeler için "intifa bedeli" olarak fatura düzenlediği ,davacının da davalının düzenlediği faturaları maddi duran varlıklar hesabında 15 yıl süre amortisman ayırmak sureti ile giderleştirme yaptığı gözönüne alındığında 450.000-TL ödemenin intifaya ilişkin olduğunun kabulü gerekmektedir.İlk derece mahkemesinin istasyon yapım bedeli olarak ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği yolunda ki gerekçesi yerinde görülmemiştir.Kaldı ki davalı davadan evvel keşide ettiği ihtarnamede,talep olunan intifa bedeline karşın yeniden sözleşme yapma arzusunda olduklarını bildirmiştir.Davacı tarafından açılan İst.

40. ATM.nin 2011/387 esas sayılı dosyasında 18.9.2011 tarihinden sonra ki döneme tekabül eden intifa bedelinin güncelleştirilmiş değeri olan 661.435-TL+kdv nin avans faiziyle tahsili talep edilmiş,mahkemece dava tarihi itibariyle sözleşmesel ilişki devam ettiğinden erken açılan davanın reddine karar verilmiş,bu karar kesinleşmiştir.Davacı vekili ödenen 450.000-TL den kalan bedeli güncelleştirerek iadesini talep etmekte ise de davalının iyiniyetli olarak sözleşme süresinin sonuna kadar devam edeceği düşüncesiyle iktisap ettiği intifa bedelinin kendi dahilinde olmayan nedenlerle sözleşmenin süresinden evvel geçersiz hale gelmesi nedeniyle iyiniyetle elinde kalanı vermekle sorumlu olduğu, iyiniyet ve hakkaniyet kuralı gereği haklı bir sebeble uhdesinde tuttuğu bir bedelden dolayı semerelerin istenilemeyeceği, bu sebeble kıstelyevm usulünce kullanılmayan süreye göre hesaplama yapılarak kalanı iade ile yükümlüdür.

İlk alınan bilirkişi raporunda ; geri kalan işlememiş süreye tekabül eden miktarın intifa terkin tarihi olan 18.11.2011 tarihine kadar 250.912,58-TL olarak hesaplanmıştır. Mahallinde yapılan keşfen inceleme neticesinde bilirkişiler ; taşınmazın 6.6.2003 tarihinde İlhan Yurttakalan adına yapı ruhsatı alındığı,16.12.2005 tarihinde yapı kullanma izin belgesi verildiği 6.6.2003 tarihinde yapı ruhsatı alınmışken ,2005 yılında yapılan ödemelerin inşaat bedeli olarak kabul edilemeyeceğini, taşınmazın halen bir başka dağıtım firması bayiisi olarak faaliyet gösterdiğini , intifa terkin tarihine kadar kullanılmayan süreye isabet eden kısım 253.972-TL olarak hesaplanmış ise de her iki rapor arasında ki farkın hesaplamadaki(360-365) gün farklığından kaynaklandığı, ilk bilirkişi kurulunun hesaplama yönteminin doğru olduğu kullanılan gün sayısının 2424,kullanlımayan gün sayısının 3055 gün olduğu, denetlenen bu hesaplamaya göre 2424 gün sayısına göre hesaplama yapılan 20.8.2014 tarihli rapor hükme esas alınmak suretiyle davalının sebebsiz zenginleştiği tutarın iadesi gerekmektedir.İntifa ivaz bedeli hesabında kdv hariç toplam değerin gözönüne alınması gerekir çünkü katma değer vergisi davalı kazanımı olmayıp vergi olarak devlete ödendiğinden(Yargıtay 19 HD 2016-5209 esas-2017-1885 karar sayılı ilamı )kdv isteminin reddi gerekmektedir.Davacı tarafça keşide edilen ihtarnamelerin İst.

40. ATM.nde açılan davadan evvel keşide edildikleri ,15.9.2011 tarihinde açılan dava ise erken açıldığından bahisle reddedildiğine göre elde ki davada temerrüdün başlangıcına esas alınamayacağı ,zira temerrüt ihtarnamesinden sonra açılan davada alacağın muaccel olmadığı kabul edildiğinden hükmedilen bedele dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu intifa bedeline ilişkin kısma yönelik olup HMK 355(1) gereği istekle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde intifa bedelinin inkişaf bedeli olarak kabulüyle davanın reddine ilişkin hüküm yerinde olmadığından kaldırılarak davanın kısmen kabulune iadesi gereken bedele dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/887 Esas, 2017/824 Karar sayılı ve 07/12/2017 tarihli hükmünün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "250.912,58- TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, "İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 17.139,83-TL harçtan peşin yatırılan 9.822,35- TL harcın mahsubu ile bakiye 7.317,48 - TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından ödenen 9.846,80- TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Davacı tarafından ödenen 4.300- TL bilirkişi ücreti ile 618,50- TL talimat masrafı, teb.ve müz.giderinden ibaret 4.918,50-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.866- TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yargı gideri yapılmadığından karar verilmesine yer olmadığına, Davacı vekili için takdir olunan 21.004,75- TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı vekili için takdir olunan 30.370,90- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Davacı tarafından yatırılan 35,90- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,davacının74,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.14/02/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.