Cezai Şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/538 E. 2022/2527 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ifaya ekli cezai şart↗ asgari alım taahhüdü↗ ifaya ekli ceza↗ alım taahhüdü↗ akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ haklı fesih↗ ayıplı mal↗ kar mahrumiyeti↗ ihtirazi kayıt↗ akdi faiz↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ cezai şart↗ fesih↗ taahhütname↗ ihtarname↗ eksik inceleme↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 19.06.2010- 2015 tarihleri arasında geçerli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ile 19.06.2010 tarihli taahhütname imzalandığı, taahhütnamenin 9. maddesine göre davalının davacı şirketten yıllık 1000 metreküp beyaz ürün ve 5 ton madeni yağ satın almayı taahhüt ettiği, aynı maddeye göre taahhüde aykırılık halinde davalının cezai şart ödemesinin kararlaştırıldığı, taahhütnamenin davalı tarafından imzalandığı, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin ... 7. Noterliği'nin 02.03.2012 tarih ve 05899 yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı tarafça tek taraflı olarak feshedildiği, davacı defterlerine göre davalının sözlşemenin feshedildiği tarihe kadar yıllık alım taahhüdüne uymadığı sabit olduğundan davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğu gerekçesiyle 3.532,96 TL kâr mahrumiyeti bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek aylık %7 akdi faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 20.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek aylık %7 akdi faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bayilik sözleşmesinde öngörülen asgari alım taahhüdünün yerine getirilmesi nedeniyle oluşan kâr mahrumiyeti zararı ile cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de davalı savunmasında, davacının ayıplı ürün verdiğini, fazla tahsilat yaptığını, bedeli ödenen çekleri iade etmediği gibi jeneratörün de geri getirilmediğini ileri sürüp bu hususların çekilen ihtarnameye rağmen de dikkate alınmadığını dolayısıyla sözleşmeyi haklı sebeplerle feshettiğini ileri sürmüş, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 2016/13711 – 2017/7790 sayılı ve 06/12/2017 tarihli ilamı ile belirtildiği üzere Mahkemece öncelikle taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesi ve eki taahhütname uyarınca sözleşmenin davalı yanca haklı olarak fesih edilip edilmediğinin tespit edilmesi gerektiği, feshin haksız olduğunun tespiti halinde ise taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 25. maddesindeki hüküm uyarınca davacının, sözleşmenin feshine ilişkin çekilen ihtarname tarihinden itibaren kar mahrumiyeti isteminde bulunabileceği, ihtarname tarihinden önce ise davacının herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ürün vermeye devam etmesi nedeniyle talepte bulunamayacağı, yine taraflar arasında düzenlenen 19.06.2010 tarihli taahhütnamenin 2. maddesinde belirtilen cezai şartın ise ifaya ekli cezai şart olmadığı, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle talep edilebileceği gözetilerek yapılacak inceleme sonucu bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiş olup, mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen davalının feshinin haklı veya haksız olup olmadığı yönünde yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre yapılması gereken tarafların iddia ve savunmalarının her biri üzerinde durulup davacının ayıplı mal verip vermediğinin tanık beyanları da değerlendirilerek ve davacının fazla tahsilat yapıp yapmadığı, çekleri iade edip etmediği hususları taraf defterleri incelenerek toplanacak tüm delillere göre feshin haklı olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2799 E. 2023/6263 K.
Ortak:asgari alım taahhüdü · ifaya ekli ceza · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · ihtirazi kayıt · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart
İncelediğiniz karardaDava, «bayilik sözleşmesinde» öngörülen «asgari alım taahhüdünün» yerine getirilmesi nedeniyle oluşan kâr «mahrumiyeti» zararı ile «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de davalı savunmasında, davacının ayıplı ürün verdiğini, fazla tahsilat yaptığını, bedeli ödenen çekleri iade etmediği gibi jeneratörün de geri getirilmediğini ileri sürüp bu hususların çekilen «ihtarnameye» rağmen de dikkate alınmadığını dolayısıyla sözleşmeyi haklı sebeplerle feshettiğini ileri sürmüş, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Yargıtay (ka …
Hukuk Dairesi’nin 2016/13711 – 2017/7790 sayılı ve 06/12/2017 tarihli ilamı ile belirtildiği üzere Mahkemece öncelikle taraflar arasında düzenlenen «bayilik sözleşmesi» ve eki «taahhütname» uyarınca sözleşmenin davalı yanca haklı olarak «fesih» edilip edilmediğinin tespit edilmesi gerektiği, feshin haksız olduğunun tespiti halinde ise taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 25. maddesindeki hüküm uyarınca davacının, «sözleşmenin feshine» ilişkin çekilen «ihtarname» tarihinden itibaren «kar mahrumiyeti» isteminde bulunabileceği, ihtarname tarihinden önce ise davacının herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmeksizin ürün vermeye devam etmesi nedeniyle talepte bulunamayacağı, yine taraflar arasında düzenlenen 19.06.2010 tarihli taahhütnamenin 2. maddesinde belirtilen «cezai şartın» ise «ifaya ekli cezai şart» olmadığı, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle talep edilebileceği gözetilerek yapılacak inceleme sonucu bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiş olup, mahkemece bozmaya …
… yularak yapılan yargılama sonunda, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 19.06.2010- 2015 tarihleri arasında geçerli 5 yıl süreli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ile 19.06.2010 tarihli «taahhütname» imzalandığı, taahhütnamenin 9. maddesine göre davalının davacı şirketten yıllık 1000 metreküp beyaz ürün ve 5 ton madeni yağ satın almayı taahhüt ettiği, aynı maddeye göre taahhüde aykırılık halinde davalının «cezai şart» ödemesinin kararlaştırıldığı, taahhütnamenin davalı tarafından imzalandığı, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin ...
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «akaryakıt bayilik sözleşmelerinde» (veya sözleşme eki «taahhütnamelerde») yer alan "yıllık «asgari alım taahhüdüne» uymama halinde öngörülen «ceza koşulu» («cezai şart») hükümlerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin ikinci fıkrası) «ifaya ekli ceza» koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğu, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebileceği, 6098 sayılı Kanun'un borcun belirlenen zamanda veya yerde «ifa» edilmemesi hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, «ifaya eklenen ceza koşulu» niteliğinde olacağına dair bir «karine» koyduğu, bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasının uygulanacağı, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü «emredici» yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan tarafların, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabileceği, eğer alacaklı ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse veya alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya «sözleşmeden doğan» edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu istemeyeceği, taahhütnamenin 2 nci maddesinde kâr «mahrumiyetinden» söz edilmiş ise de içerdiği yaptırımlar itibari ile asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin özel cezai şart düzenlemesi olduğu, somut olayda davalı şirketin başka bir şirketten petrol ürünü aldığı ileri sürülmemiş olması ve ayrıca sair bir ihlal vakıası gerçekleştirdiği ispat edilmemiş olmasına göre 2 nci maddede belirtilen ve hesap yöntemi de açıkça gösterilen cezai şartın istenebileceği gözetilerek davacının sözleşmenin ilk iki yılı içinde herhangi bir «ihtirazi kayıt» koymaksızın mal «teslim» etmek suretiyle davalıda haklı bir güven oluşturarak sözleşmeyi fiili durumda devam etme iradesini ortaya koyduğu, yine «son» dönemde de (2015) ayrıca bir «ihtar» çekmeksizin mal teslimine devam ettiği görülerek mevcut delil durumuna göre davanın tamamen reddine karar verilmesi yerinde görülmüş ise de davayı nitelendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı, davalılardan gerçek kişi «kefil» yönünden 15.07.2013 tarihli «kefaletnamenin» 6093 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi hükmünde belirtilen «müteselsil kefalet» ibaresinin el yazısıyla yazılmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi hükmü gereğince de eş «muvafakati» alınmadığı, geçerli bir «kefalet sözleşmesinden» bahsedilemeyeceğinden bahisle reddine karar verilmesi doğru ise de dava konusu olayda davacının talebi cezai şart alacağının tahsiline ilişkin olup koşullarının oluşmadığının kabulü ile davalı şirket yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken, mahkemece gerekçe kısmında davacının talebinin kâr mahrumiyeti olduğu şeklinde nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği, davalılar vekilinin vekâlet ücreti yönünden istinaf istemlerine gelince; davalı şirket aleyhine açılan davanın cezai şart talep edilemeyeceği sözleşmede belirlenen koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, diğer davalı aleyhine açılan davanın ise kefalet akdinin geçerli olmaması gerekçesiyle reddedilmişken karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) 3/2 maddesi gereği hakkındaki dava ret edilen davalı şirket yararına ayrı, diğer davalı gerçek kişi yararına ayrı «vekalet ücreti takdiri» gerekirken tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kald …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «akaryakıt bayilik sözleşmesinde» (sözleşme eki «asgari alım taahhüdünde») öngörülen yıllık asgari «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» alacağı istemine ilişkindir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen ek «taahhütname» gereği, «asgari alım taahhüdünü» yerine getirmediğini, kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan alacağa karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, diğer davalının da «kefaletinin» geçerli bulunduğunu, «kefalet limitinin» belli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtirazi kayıt/çekince · ifaya eklenen ceza koşulu · ürün alım taahhütnamesi · ceza koşulu · müteselsil kefalet · kefalet limiti · kefalet sözleşmesi · karine
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «akaryakıt bayilik sözleşmelerinde» (veya sözleşme eki «taahhütnamelerde») yer alan "yıllık «asgari alım taahhüdüne» uymama halinde öngörülen «ceza koşulu» («cezai şart») hükümlerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin ikinci fıkrası) «ifaya ekli ceza» koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğu, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebileceği, 6098 sayılı Kanun'un borcun belirlenen zamanda veya yerde «ifa» edilmemesi hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, «ifaya eklenen ceza koşulu» niteliğinde olacağına dair bir «karine» koyduğu, bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasının uygulanacağı, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü «emredici» yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan tarafların, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabileceği, eğer alacaklı ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse veya alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya «sözleşmeden doğan» edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu istemeyeceği, taahhütnamenin 2 nci maddesinde kâr «mahrumiyetinden» söz edilmiş ise de içerdiği yaptırımlar itibari ile asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin özel cezai şart düzenlemesi olduğu, somut olayda davalı şirketin başka bir şirketten petrol ürünü aldığı ileri sürülmemiş olması ve ayrıca sair bir ihlal vakıası gerçekleştirdiği ispat edilmemiş olmasına göre 2 nci maddede belirtilen ve hesap yöntemi de açıkça gösterilen cezai şartın istenebileceği gözetilerek davacının sözleşmenin ilk iki yılı içinde herhangi bir «ihtirazi kayıt» koymaksızın mal «teslim» etmek suretiyle davalıda haklı bir güven oluşturarak sözleşmeyi fiili durumda devam etme iradesini ortaya koyduğu, yine «son» dönemde de (2015) ayrıca bir «ihtar» çekmeksizin mal teslimine devam ettiği görülerek mevcut delil durumuna göre davanın tamamen reddine karar verilmesi yerinde görülmüş ise de davayı nitelendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesini doğru olmadığı, davalılardan gerçek kişi «kefil» yönünden 15.07.2013 tarihli «kefaletnamenin» 6093 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi hükmünde belirtilen «müteselsil kefalet» ibaresinin el yazısıyla yazılmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi hükmü gereğince de eş «muvafakati» alınmadığı, geçerli bir «kefalet sözleşmesinden» bahsedilemeyeceğinden bahisle reddine karar verilmesi doğru ise de dava konusu olayda davacının talebi cezai şart alacağının tahsiline ilişkin olup koşullarının oluşmadığının kabulü ile davalı şirket yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken, mahkemece gerekçe kısmında davacının talebinin kâr mahrumiyeti olduğu şeklinde nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği, davalılar vekilinin vekâlet ücreti yönünden istinaf istemlerine gelince; davalı şirket aleyhine açılan davanın cezai şart talep edilemeyeceği sözleşmede belirlenen koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, diğer davalı aleyhine açılan davanın ise kefalet akdinin geçerli olmaması gerekçesiyle reddedilmişken karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) 3/2 maddesi gereği hakkındaki dava ret edilen davalı şirket yararına ayrı, diğer davalı gerçek kişi yararına ayrı «vekalet ücreti takdiri» gerekirken tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kald …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen ek «taahhütname» gereği, «asgari alım taahhüdünü» yerine getirmediğini, kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan alacağa karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, diğer davalının da «kefaletinin» geçerli bulunduğunu, «kefalet limitinin» belli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket imzalamış olduğu «taahhütnamenin» ikinci maddesi uyarınca yıllık 525 ton beyaz ürün satın almayı taahhüt etmiş olmasına rağmen, sözleşmenin imzalanmasından sonra dosyada mevcut bilirkişi raporlarında saptandığı üzere yıllık alması gereken miktarda ürün almadığını, kâr «mahrumiyetine» ilişkin taleplerinde borcun gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğunu, davadaki taleplerinin kâr mahrumiyeti olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesi kararında «cezai şart» olarak değerlendirilmesinin yerinde olmadığını, müvekkili şirketin sözleşme süresi içerisinde davalı tarafa eksik ürün alımı sebebiyle «ihtarname» göndererek, eş değer ifade ile «ihtirazı kayıt (çekince») öne sürerek ürün vermeye devam ettiğini, ihtirazı kayıt (çekince) yükümlülüğünü de yerine getiren davacı müvekkilinin eksik alımlardan kaynaklı kâr mahrumiyetinin, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşme tarihinden dava tarihine kadar ödenmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi tarafından dava tarihi itibarı ile 3 yıllık sürenin dolmadığı bu nedenle taahhütte belirtilen şekilde kâr «kaybının» talep edilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesininde usul ve kanuna aykırı olduğunu, diğer davalının «kefaletinin» de geçerli olduğunu, davanın reddini kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın reddine karar verilmesi halinde davalılar vekili lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «akaryakıt bayilik sözleşmesinde» (sözleşme eki «asgari alım taahhüdünde») öngörülen yıllık asgari «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» alacağı istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5079 E. 2022/2571 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · cezai şart · Cezai Şart
İncelediğiniz karardaNoterliği'nin 02.03.2012 tarih ve 05899 yevmiye nolu «ihtarnamesi» ile davalı tarafça tek taraflı olarak feshedildiği, davacı «defterlerine» göre davalının sözlşemenin feshedildiği tarihe kadar yıllık «alım taahhüdüne» uymadığı sabit olduğundan davalının «sözleşmeyi feshinin» haksız olduğu gerekçesiyle 3.532,96 TL kâr «mahrumiyeti» bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek aylık %7 «akdi faiz» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 20.000,00 TL «cezai şart» alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek aylık %7 akdi faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, «bayilik sözleşmesinde» öngörülen «asgari alım taahhüdünün» yerine getirilmesi nedeniyle oluşan kâr «mahrumiyeti» zararı ile «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de davalı savunmasında, davacının ayıplı ürün verdiğini, fazla tahsilat yaptığını, bedeli ödenen çekleri iade etmediği gibi jeneratörün de geri getirilmediğini ileri sürüp bu hususların çekilen «ihtarnameye» rağmen de dikkate alınmadığını dolayısıyla sözleşmeyi haklı sebeplerle feshettiğini ileri sürmüş, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Yargıtay (ka …
Hukuk Dairesi’nin 2016/13711 – 2017/7790 sayılı ve 06/12/2017 tarihli ilamı ile belirtildiği üzere Mahkemece öncelikle taraflar arasında düzenlenen «bayilik sözleşmesi» ve eki «taahhütname» uyarınca sözleşmenin davalı yanca haklı olarak «fesih» edilip edilmediğinin tespit edilmesi gerektiği, feshin haksız olduğunun tespiti halinde ise taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 25. maddesindeki hüküm uyarınca davacının, «sözleşmenin feshine» ilişkin çekilen «ihtarname» tarihinden itibaren «kar mahrumiyeti» isteminde bulunabileceği, ihtarname tarihinden önce ise davacının herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmeksizin ürün vermeye devam etmesi nedeniyle talepte bulunamayacağı, yine taraflar arasında düzenlenen 19.06.2010 tarihli taahhütnamenin 2. maddesinde belirtilen «cezai şartın» ise «ifaya ekli cezai şart» olmadığı, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle talep edilebileceği gözetilerek yapılacak inceleme sonucu bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiş olup, mahkemece bozmaya …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin davalı tarafça haklı olarak feshedildiği, davacının sözleşmeye dayalı ve haksız feshe dayalı olarak «cezai şart» ve kâr «mahrumiyeti» talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/538 E. , 2022/2527 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.10.2020 tarih ve 2018/97 E. - 2020/469 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile 19.06.2010 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ile satış taahhütnamesi akdedildiğini, davalının taahhütlerini yerine getirmeyerek eksik ürün aldığını, sözleşmeyi süresinden önce haksız olarak feshettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yıllık asgari alım taahhüdüne aykırı davranılması nedeniyle 5.000,00 TL cezai şart alacağı ile haksız fesih nedeniyle 20.000,00 TL kâr mahrumiyetinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, satış taahhütnamesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, taahhütnamenin ağır koşullar içerdiğini, sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini, davacı tarafından gönderilen ürünlerin ayıplı olduğunu, fazla tahsilat yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 19.06.2010- 2015 tarihleri arasında geçerli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ile 19.06.2010 tarihli taahhütname imzalandığı, taahhütnamenin 9. maddesine göre davalının davacı şirketten yıllık 1000 metreküp beyaz ürün ve 5 ton madeni yağ satın almayı taahhüt ettiği, aynı maddeye göre taahhüde aykırılık halinde davalının cezai şart ödemesinin kararlaştırıldığı, taahhütnamenin davalı tarafından imzalandığı, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin ...
7. Noterliği'nin 02.03.2012 tarih ve 05899 yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı tarafça tek taraflı olarak feshedildiği, davacı defterlerine göre davalının sözlşemenin feshedildiği tarihe kadar yıllık alım taahhüdüne uymadığı sabit olduğundan davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğu gerekçesiyle 3.532,96 TL kâr mahrumiyeti bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek aylık %7 akdi faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 20.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek aylık %7 akdi faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bayilik sözleşmesinde öngörülen asgari alım taahhüdünün yerine getirilmesi nedeniyle oluşan kâr mahrumiyeti zararı ile cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de davalı savunmasında, davacının ayıplı ürün verdiğini, fazla tahsilat yaptığını, bedeli ödenen çekleri iade etmediği gibi jeneratörün de geri getirilmediğini ileri sürüp bu hususların çekilen ihtarnameye rağmen de dikkate alınmadığını dolayısıyla sözleşmeyi haklı sebeplerle feshettiğini ileri sürmüş, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 2016/13711 – 2017/7790 sayılı ve 06/12/2017 tarihli ilamı ile belirtildiği üzere Mahkemece öncelikle taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesi ve eki taahhütname uyarınca sözleşmenin davalı yanca haklı olarak fesih edilip edilmediğinin tespit edilmesi gerektiği, feshin haksız olduğunun tespiti halinde ise taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 25.
maddesindeki hüküm uyarınca davacının, sözleşmenin feshine ilişkin çekilen ihtarname tarihinden itibaren kar mahrumiyeti isteminde bulunabileceği, ihtarname tarihinden önce ise davacının herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ürün vermeye devam etmesi nedeniyle talepte bulunamayacağı, yine taraflar arasında düzenlenen 19.06.2010 tarihli taahhütnamenin 2. maddesinde belirtilen cezai şartın ise ifaya ekli cezai şart olmadığı, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle talep edilebileceği gözetilerek yapılacak inceleme sonucu bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiş olup, mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen davalının feshinin haklı veya haksız olup olmadığı yönünde yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre yapılması gereken tarafların iddia ve savunmalarının her biri üzerinde durulup davacının ayıplı mal verip vermediğinin tanık beyanları da değerlendirilerek ve davacının fazla tahsilat yapıp yapmadığı, çekleri iade edip etmediği hususları taraf defterleri incelenerek toplanacak tüm delillere göre feshin haklı olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790116700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz