Alacağın temliki geçerliliği ve icra inkar tazminatı hesabında hata
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/12 E. 2024/1442 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Alacağın devrinde, temlik sözleşmesinin TBK 184 uyarınca yazılı şekil şartını taşıması ve borçlunun temlikten (e-posta ile) haberdar edilmiş olması halinde, temlikin geçersizliğine ilişkin itirazlar kabul edilmez. Davacının dava dilekçesinde belirttiği dava değeri, hükme esas alınan hesaplama yönteminden farklı olsa da, bu hesaplama yöntemine karşı davacı tarafça bir itiraz ileri sürülmemişse, karşı tarafın kazanılmış hakkı ve taleple bağlılık kuralı gözetilerek yargılama giderleri ve karşı vekalet ücreti, davanın gerçek reddedilen miktarı esas alınarak belirlenmelidir. 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca faiz hesaplanırken, faizin işletildiği dönem başlangıcındaki (takip tarihindeki) oran esas alınmalı; asıl alacak dava tarihine göre belirlenmişse faiz de dava tarihinden itibaren işletilmeli, mükerrer faize yol açacak şekilde takip tarihinden itibaren faiz uygulanmamalıdır.
Ele alınan sorunlar
Temlik sözleşmesinin geçerliliği ve borçluya bildirimi → ret
İddia: Davalı, temlik sözleşmesinin geçmiş tarihli düzenlendiği, geçerliliğinin tereddütlü olduğu, kendisine temlik bildirimi yapılmadığı, borcunu temlik edene ifa ettiğini ileri sürerek temlike dayanılamayacağını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Gerekçe: TBK 183 uyarınca kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü kişiye devredebilir; TBK 184 temlik sözleşmesi için yazılı şekil şartı getirmiştir. Temlik sözleşmesi yazılı şekil şartını taşımaktadır. Temlik edenin sözleşme tarihi itibarıyla muaccel olan tüm alacaklarını ivazlı olarak temlik ettiği ve davalının takip öncesinde e-posta ile temlikten haberdar edildiği dikkate alındığında, temlikin geçersizliğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Alacağın miktarının ispatı ve ödemelerin tespiti → ret
İddia: Davalı, temlik eden firmanın defter ve kayıtlarının incelenerek gerçek alacak ve ödeme miktarının tespit edilmesi gerektiğini, bu hususta inceleme yapılmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bilirkişi tarafından temlik eden firmanın hesap ekstreleri ile davalının ticari defterleri incelenmiş, aradaki farkın defterlerin TL olarak tutulmasından kaynaklandığı, takip tarihi itibarıyla davacının bakiye alacağının tespit edildiği anlaşılmıştır. Davalı, kendi kayıtlarına yansımayan somut bir ödeme yaptığını iddia etmediği ve bu hususta delil sunmadığından, ödemelerin tespitine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Dava değerinin ve taleple bağlılığın belirlenmesi → kısmi kabul
İddia: Davacı, dava dilekçesinde takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin düşülmesi suretiyle güncellenmiş bakiye alacağı talep ettiğini, mahkemenin sanki takip talebindeki tam tutar istenmiş gibi kısmen kabul kararı verdiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının, dava açılmadan önce yapılan kısmi ödemeleri düşerek kalan bakiye üzerinden dava açtığı, TBK 100 uyarınca bu hesaplamanın yapılması gerektiği anlaşılmakla birlikte, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemine davacı tarafından bir itiraz bulunmadığından, karşı taraf lehine oluşan kazanılmış hak gözetilerek taleple bağlılık kuralı çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekmektedir. Davacı, dava dilekçesinde 09/11/2018 tarihli kapak hesabına dayanarak dava değerini göstermiş, ancak bu hesaba takip öncesi işlemiş faiz de dahil edilmiştir. Davacı işlemiş faiz alacağına hak kazanamadığından davanın reddedilen kısmı bu işlemiş faiz tutarı olan 1.007,88-USD'dir. Yargılama gideri ve karşı vekalet ücreti hesabında dava değeri olarak bu miktarın esas alınması gerekirken, ilk derece mahkemesinin daha yüksek bir dava değeri esas alarak karar vermesi hatalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Faiz başlangıç tarihi ve oranının hesaplanması → kısmi kabul
İddia: Davalı, asıl alacak ve faiz talepleri ile faize ilişkin oranların haksız olduğunu, alacak USD olmasına rağmen mahkemece yanlış faiz uygulandığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bilirkişi heyeti 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca faiz hesabı yaparken dava tarihindeki faiz oranını esas almış ise de faiz takip tarihinden itibaren işletildiğinden takip tarihinde geçerli olan oranın esas alınması gerekir. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda asıl alacak dava tarihine göre belirlendiğinden, asıl alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, mükerrer faize neden olacak şekilde takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru değildir. Bu nedenle takip tarihindeki geçerli faiz oranı esas alınarak, kısmi ödemelerin ilgili tarihlerde düşülmesi suretiyle yeniden faiz hesabı yapılmıştır.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
İcra inkar tazminatı miktarının yeniden hesaplanması → kısmi kabul
Gerekçe: Asıl alacak ve düzeltilmiş faiz tutarının toplamı üzerinden, takip tarihindeki kurdan TL karşılığı hesaplanarak %20 oranında icra inkar tazminatı belirlenmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Temlik sözleşmesinin yazılı şekil şartını taşıması ve borçlunun temlikten haberdar edilmesi durumunda geçerlilik itirazının reddedileceği ile, hükme esas alınan hesaplama yöntemine itiraz edilmemesi halinde taleple bağlılık kuralı çerçevesinde karşı tarafın kazanılmış hakkının gözetilmesi gerektiği ve 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca faizin takip tarihindeki oran üzerinden ve mükerrerliğe yol açmayacak şekilde hesaplanması gerektiği yönündeki tespitler bakımından emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alacağın temliki (devri)↗ temlik sözleşmesinin şekil şartı↗ taleple bağlılık kuralı↗ kazanılmış hak↗ itirazın iptali↗ icra inkar tazminatı↗ 3095 sayılı Kanun 4/A faizi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/12
KARAR NO 2024/1442
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 21/09/2021
NUMARASI 2018/1042 Esas 2021/516 Karar
DAVA
İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ 10/10/2024
Davanın kısmen kabul-kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı şirket ile dava dışı temlik eden ...AŞ arasındaki taşıma sözleşmesi kapsamında davalının taşıma işlerinin ... tarafından yapıldığını, anlaşma kapsamında temlik eden firma tarafından toplamda 23.964,46-USD bedelli 7 adet fatura kesildiğini, faturaların davalıya gönderildiğini, davalı şirketin bakiye 23.763,11-USD'yi ödemediğini, 20/12/2017 tarihinde alacağın ...A.Ş. tarafından müvekkili şirkete temlik edildiğini, söz konusu temliğin 17/01/2018 tarihinde davalıya bildirildiğini, ancak davalının ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin 02/04/2018 tarihli dilekçesi ile takibe itiraz ettiğini, davalının 03/05/2018 tarihinde 5.000-USD, 18/06/2018 tarihinde 2.500-USD ödeme yaptığını belirterek davalının itirazının iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı vekilinin dayandığı temlik sözleşmesinin dava dilekçesi ile birlikte tebliğ alındığını, daha önceden temlik sözleşmesinden haberdar olmadıklarını, sözleşmenin birinci sayfasında tarih olarak 20/12/2017 yazdığını, sözleşmenin 2.2.(a) maddesinde davacının devraldığı alacaklara karşılık temlik eden firmaya ilk ödemeyi 15/12/2017 tarihinde yapacağının kararlaştırıldığını, sözleşmede geçmiş tarihli ödeme kararlaştırılamayacağına göre sözleşmenin 20/12/2017 tarihinde imzalandığı ve geçerliliği konusunda tereddüt oluştuğunu, davacı ile ...A.Ş. arasında akdedilen geçerli bir temlik sözleşmesi bulunmadığını, geçerli bir sözleşme olsa dahi ...A.Ş.'nin davalıdan olan alacağını temlik ettiğine dair sözleşmede bir açıklama ya da sarih bir hüküm olmadığını, bununla birlikte gerek temlik eden gerekse temlik alacaklısı olduğunu iddia eden davacı tarafından müvekkili firmaya temlik bildirimi yapılmadığını, TBK'nın 186.
maddesi gereğince temlik eden firmaya borcunu ifa ettiğini belirterek davanın reddine, %40'dan az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacının davalıdan olan alacağın dayanağının, taşıma işleri nedeniyle düzenlenen faturalardan kaynaklandığı, bu alacağı davacının dava dışı şirketlerden alacağın devri sözleşmesi ile temlik aldığı, davacının takibe konu ettiği fatura alacağını ispat ile yükümlü olup bilirkişi raporuna göre takibe konu edilen faturaların temlik eden şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve dava dışı temlik eden şirketin davalıdan toplamda 16.263,11-USD asıl alacak ve 817,96-USD işlemiş faiz alacağı bulunduğu, davalı şirketin ticari defterlerinde davalı şirketin temlik eden şirkete 43.428,74-TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından takip tarihinden sonra dava dışı temlik eden şirkete 7.500-USD tutarında ödeme yapıldığı, bu tutar dışında davalı tarafın bakiye alacağı ödediğine dair bir delil sunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 16.263,11-USD asıl alacak ve 817,96-USD işlemiş faiz alacağı üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca faiz işletilerek devamına, fazla talebin reddine,alacağın %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili; icra takibi başlatıldıktan sonra davalının harici ödeme yaptığını, harici ödemeleri icra dosyasına bildirdiklerini ve tahsil harcının yatırıldığını, davanın gelen ödemeler düşülerek güncellenmiş hali ile açıldığını, dava dilekçesinde de alacak miktarının kısmi ödeme ile azaldığından bahsedildiğini, mahkemece ödemeler icra dairesine bildirilmemiş gibi kısmi red kararı verildiğini ve müvekkilinin aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini, müvekkilinin talebinin 23.514,98-USD olmadığı halde sanki bu kadar alacak talep etmiş gibi kısmen kabul kararı verildiğini, takiple kastedilen alacağın kısmi ödemeler sonrası kalan alacak olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2- Davalı vekili; davacının, davacı dışı alacaklının alacağını devrettiğine ilişkin bir sözleşme sunmadığını,alacaklı tarafından müvekkiline temlikle ilgili bir bildirim yapılmadığını, alacaklı firmanın defterlerinin getirtilerek dava dışı firmanın alacağının ve müvekkili firmanın ödemelerin tespit edilmesi gerekirken bu konuda inceleme yapılmadığını, asıl alacak ve faiz talepleri ile faize ilişkin oranların haksız olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini, alacak USD olmasına rağmen mahkemece Euro faizine hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, hava yolu taşımasından kaynaklanan alacağın temlik alan davacı tarafın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Alacağın devri (temliki) 6098 sayılı TBK'nın 183. vd maddelerinde düzenlenmiş olup, 183. maddenin birinci fıkrasında kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebileceği kabul edilmiştir. Kanun'un 184. maddesinde ise temlik sözleşmesi için yazılı şekil şartı getirilmiştir. 20/12/2017 tarihli temlik sözleşmesi ile 1.650.000-TL bedel karşılığında dava dışı ...A.Ş.'nin sözleşme tarihinde muaccel olan ve sözleşmenin ekinde belirtilen alacakları davacıya temlik edilmiştir.Temlik eden tarafından davalıya gönderilen 18/01/2018 tarihli e-posta ile 23.763,11-USD bakiyenin davacı firmaya devrolduğu belirtilerek bedelin davacı şirkete ödenmesi istenilmiştir.
Temlik eden ile davacı arasındaki temlik sözleşmesi yazılı şekil şartını taşımaktadır. Davacının,temlik edenin 20/12/2017 tarihi itibariyle muaccel olan tüm alacaklarını ivazlı olarak temlik aldığı, davalının takip öncesinde temlik edilen alacak yönünden e-posta ile haberdar edildiği dikkate alındığında davalının temlik sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Somut olayda; bilirkişi tarafından dava dışı temlik eden firmanın hesap ekstreleri ile davalının ticari defterlerinde inceleme yapılmış olup, hesap ekstreleri arasındaki farkın sadece ticari defterlerin TL olarak tutulma zorunluluğundan kaynaklandığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan bakiye 23.761,11-USD alacağı bulunduğu tespit edilmiştir.
Davalı, ödemelerin tespiti için temlik eden firmanın defter ve kayıtlarının incelenmesini talep etmiş ise de kendi kayıtlarına yansımayan somut bir ödeme yapıldığı iddia edilmediği gibi bu hususta delil de ibraz edilmemiştir.Davalı takipten sonra, davadan önce 03/05/2018 tarihinde 5.000-USD, 18/06/2018 tarihinde ise 2500-USD haricen ödeme yapmış olup, davacı alacaklı tarafından ödemeler icra dosyasına bildirilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 23.763,11-USD alacağa, takip tarihinden ilk ödemenin yapıldığı 03/05/2018 tarihine % 6 oranı üzerinden 277,34-USD faiz hesaplandığı, kalan 18.763,11-USD'ye 03/05/2018 tarihinden 18/06/2018 tarihine kadar 144,96-USD faiz hesaplandığı, kalan 16.263,11-USD'ye ise 18/06/2018 tarihinden dava tarihi olan 12/11/2018'a kadar 395,66-USD faiz hesaplandığı, mahkemece bu hesaba binaen 16.263,11-USD asıl alacak, 817,96-USD işlemiş faiz alacağı yönünden itirazın iptaline karar verilmıştır.Davacının;
davanın açıldığı 12/11/2018 tarihinden önce 09/11/2018 tarihinde yapılan kapak hesabına dayanması nedeniyle, TBK'nın 100. maddesi gereğince davanın ödemeler fer'ilerden düşülmek suretiyle kalan alacak bakiyesi yönünden dava açtığı anlaşılmakta ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda TBK'nın 100. maddesine uygun olmayan hesaplama yöntemi ile belirlenen alacak miktarına yönelik bir itirazı bulunmadığından, karşı taraf lehine oluşan kazanılmış hak gözetilerek taleple bağlılık kuralı çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekmektedir.Bununla birlikte bilirkişi heyeti tarafından 3095 Sayılı Kanun'un 4/a uyarınca faiz hesabı yapılırken dava tarihindeki faiz oranı esas alınmış ise de faiz takip tarihinden itibaren işletildiğinden takip tarihinde geçerli olan oranın esas alınması gerekir.
Takip tarihi olan 22/02/2018 tarihi itibariyle kamu bankalarınca 1 yıl süreli USD mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı % 4,75 olup bu orandan hesaplama yapıldığında;
23. 763,11-USD'ye takipten 03/05/2018 tarihine kadar 219,48-USD faiz işlemiştir.03/05/2018 tarihinde yapılan 5.000-USD kısmi ödemenin düşülmesi ile kalan 18.763,11-USD'ye bu tarihten 18/06/2018 tarihine kadar 111,41-USD faiz işlemiştir.18/06/2018 tarihinde yapılan 2.500-USD ödemenin düşülmesi ile kalan 16.263,11-USD'ye bu tarihten dava tarihine kadar 313,29-USD faiz işlemiştir.Davacının davalıdan 16.263,11-USD asıl ve takipten dava tarihine kadar 644,18-USD işlemiş faiz alacağı hesaplanmıştır.Diğer taraftan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda asıl alacak dava tarihine göre belirlendiğinden asıl alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken mükerrer faize neden olacak şekilde takipten itibaren faize hükmedilmesi de doğru değildir.Davacı, davayı açarken ödemeleri düşerek 09/11/2018 tarihli kapak hesabında belirtilen miktar olan 129.139,61-TL'yi dava değeri olarak gösterdiğini, davadaki taleplerinin takipte istenen tutarda olmadığını, bu nedenle takip talebindeki alacaklarının tamamı yönünden talepleri varmış gibi davanın kısmen kabulüne karar verilemeyeceğini belirtmiş, alacağın miktarına yönelik bir istinaf nedeni ileri sürmemiştir.
Davacı, dava dilekçesinde davadan önce yapılan 7.500-USD ödemeyi icra dosyasına bildirmiş olup, dava dilekçesinde de bu tahsilatların düşülmesinden sonra harca esas değerin mahkemece tespitini talep ettiğinden davacının dava değerini, takip talebinde yer alan miktar kadar göstermediği açıktır. Ancak davacı, davayı açarken dayanak gösterdiği 09/11/2018 tarihli kapak hesabında alacağa takip öncesi işlemiş 1.007,88-USD faizi de ilave edilmiştir. Davacı işlemiş faiz alacağına hak kazanamadığından davanın reddedilen kısmı 1.007,88-USD'dir. Mahkemece yargılama gideri ve karşı vekalet ücreti bakımından bu miktarın esas alınması gerekirken davanın değeri 24.770,99-USD kabul edilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yargılama gideri ve karşı vekalet ücreti hesabında reddine karar verilen 1.007,88-USD esas alınması gerekir.Açıklanan nedenlerle; davacının dava değerine, dolayısıyla yargılama gideri ve karşı vekalet ücretine yönelik istinaf nedenleri ile davalının faiz miktarı ve oranına yönelik istinaf nedenleri haklı olduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davalının itirazının 16.263,11-USD asıl alacak ve 644,18-USD işlemiş faiz üzerinden iptaline, fazla talebin reddine, hüküm altına alınan 16.907,29-USD alacağın takip tarihindeki kurdan karşılığı 64.196,98-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 12.839,39-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2021 Tarih 2018/1042 Esas - 2021/516 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına itirazının 16.263,11-USD asıl alacak ve 644,18-USD işlemiş faiz üzerinden kısmen iptali ile, takibin asıl alacak 16.263,11-USD'ye dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsinden uyguladığı en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faizi işletilerek devamına, fazla istemin reddine, Alacağın takip tarihindeki kurdan karşılığından %20 oranda hesaplanan 12.839,39-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;
"Alınması gereken 6.345,80-TL karar harcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 1.735,11-TL ve icra veznesine yatırılan 470,28-TL olmak üzere toplam 2.205,39-TLpeşin harcın mahsubu ile kalan 4.140,41-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 2.241,29-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 2.000-TL bilirkişi ücreti, 172,50-TL posta tebligat gideri olmak üzere toplam 2.172,50-TL üzerinden davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.050-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 5.537,79-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının(Davacı 59,30-TL davalı 1.111-TL ) istek halinde yatıran tarafa iadesine, Davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 20-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanınüzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 40-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 37-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
10/10/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/78958 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi