6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kefilin el yazısıyla azami miktar ve tarih belirtmemesi kefaleti geçersiz kılar

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/351 E. 2024/1297 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan Cari Hesap Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kefalet sözleşmesinde, müteselsil kefil olacak kişinin sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısıyla belirtilmemesi halinde, matbu olarak düzenlenmiş kefalet hükmü TBK 583 uyarınca öngörülen şekil şartını taşımadığından geçersizdir ve kefil hakkında açılan dava reddedilir. Hüküm fıkrasında bilirkişi raporundaki alacak miktarına aykırı düşen maddi hata niteliğindeki yazım farklılığı, HMK 304(1) uyarınca her zaman düzeltilebileceğinden kararın kaldırılmasını gerektiren bir sebep oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Ödeme protokolündeki kefaletin geçerliliği → ret

İddia: Davacı vekili, kefilin şirketin genel müdürü olduğunu, ödeme protokolündeki kefalet kısmında kefilin sorumluluk miktarının, bilgilerinin ve vade tarihlerinin açıkça yazıldığını, kefalete itirazın olmadığını, TTK 7. madde ve devamı uyarınca ticari borca kefil olunduğunun değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü istemiştir.

Gerekçe: Sözleşme tarihi itibariyle TBK 583. maddeye göre kefaletin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesi ve müteselsil kefalet halinde bu ibarenin kefilin el yazısı ile yazılması zorunludur. Dayanılan ödeme protokolünde kefalet başlığı altında matbu düzenleme yapılmış olup kefilin el yazısı ile azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmemiş, sadece protokol altına imza alınmıştır. Bu haliyle kefalet yasanın aradığı şekil şartlarını taşımamaktadır ve kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Hüküm fıkrasındaki asıl alacak miktarının maddi hata ile yazılması → ret

İddia: Davacı vekili, kök bilirkişi raporunda alacağın 76.878,89-TL olduğu belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında maddi hata ile 76.877,17-TL olarak yazıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Protokol içeriği ve gerekçeli raporda benimsendiği bildirilen bilirkişi raporuna göre asıl alacak miktarının 76.878,89-TL olduğu hesaplanmıştır. Hüküm fıkrasında asıl alacağın 76.878,89-TL yerine 76.877,17-TL olarak gösterilmesi maddi hatadan ibarettir ve HMK 304(1) maddesi uyarınca her zaman talep üzerine düzeltilebileceğinden bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ödeme protokolü içeriğinde matbu şekilde düzenlenmiş kefalet hükmünün, kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihini kendi el yazısıyla belirtmemesi halinde TBK 583 kapsamındaki şekil şartını taşımayacağı ve bu nedenle kefaletin geçersiz sayılacağı yönündeki tespit bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet kefaletin şekil şartı el yazısı ile belirtme zorunluluğu maddi hata itirazın iptali icra inkar tazminatı cari hesap

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 583 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 304(1)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/351

KARAR NO 2024/1297

TÜRK MİLLETİ ADINA — İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/12/2021

NUMARASI 2019/49 Esas 2021/999 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/09/2024

Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı şirketin cari hesap ilişkisi içerisinde satın aldığı ürünlerin teslim edilmesine rağmen borcun ödenmediğini, davalı ile cari borcun 76.878,89 -TL olduğunda mutabık kalınarak ödeme protokolü düzenlendiğini, diğer davalının protokole kefil olduğunu, ödeme yapılmaması üzerine icra takibi yapıldığını, davalının bildirdiği çeklerin cari hesaba ilişkin bir kısım alacağın karşılığı olup çeklerden sonra da firmadan mal ve hizmet alımına devam edildiğini ileri sürerek İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazların iptali ile alacaklı müvekkili lehine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, alınan mal ve hizmetlerin bedellerinin ödendiğini, vade farkı faturasını kendilerine tebliğ etmediğini, borcun ikrar edildiğine ilişkin somut delil bulunmadığını, borçların ödenmesi konusunda temerrüde düşürülmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece kefilin ödeme protokolünde kendi el yazısı ile sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğunu belirtmediğinden kefaletin geçersiz olduğunu, bilirkişi raporu ile taraf defterlerinden alacağın saptandığını, son vade tarihinden faiz işletilmesinin doğru olduğuna dayanılarak davanın kısmen kabulü ile , davalı ... A.Ş 'nin İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 76.877,17- TL asıl alacak ve 2.998,28- TL işlemiş faiz üzerinden aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, davalı ... yönünden açılan davanın reddine, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı...

A.Ş den tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; kök raporda alacağın 76.878,89 -TL olduğu belirtilmesine rağmen maddi hata ile sonuç bölümünde 76.877,17- TL olarak yazıldığı, kefil ..davalı şirketin genel müdürü olup borçtan şahsi mal varlığı ile sorumlu olduğunu, ödeme prokolündeki kefalet kısmında kefilin sorumluluk miktarının belirlendiği, kefilin bilgilerinin açıkça yazıldığı, vade tarihlerinin yazıldığı, borcun kefil adına muacceliyet kesbedeceği durumun belirtildiğini kefalete itirazın olmadığı, TTK nın 7.madde ve devamı uyarınca ticari borçlara kefil olunduğu değerlendirilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu bildirerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, cari hesap alacağı nedeniyle düzenlenen ödeme protokolüne dayalı alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.Davacı ile davalı arasında düzenlenen tarihsiz Ödeme Protokolünde 21.10 2018 tarihi itibari ile borcun KDV dahil 64.083,89- TL olduğu, borcunu ileri tarihte ödeyeceğini taahhüt ettiğinden KDV dahil toplam 12.795- TL vade farkı faturası kesileceği, toplam alacağın 76.878,89- TL olduğu yönünde mutabık kalındığı,borcun 30/1-2-3/ 2019 tarihlerinde ayrı ayrı 19.000- TL, 30.4.2019 tarihinde 19.878,89 TL vade tarihlerinde taksitler halinde ödeneceğinin kabul edildiği, ayrıca borçlu şirketin imzaya yetkili temsilcisi ... 'in 76.878,80- TL borca şahsen kefil olduğu, borcun ödenmemesi durumunda icra takibine geçileceğinin kararlaştırıldığı, tarafların imzaya itirazlarının olmadığı sabittir.

Sözleşme tarihi itibariyle TBK'nın 583. maddesine göre kefaletin geçerli olması için; yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesi, müteselsil kefalet halinde bu ibarenin kefilin el yazısı ile yazılması zorunludur. Dayanılan ödeme Protokolünde Kefalet başlığı altında matbu olarak düzenlemenin yapıldığı ancak kefilin el yazısı ile azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmediği sadece protokol altına imzasının alındığı, hal böyle olunca kefaletin yasanın aradığı şekil şartlarını taşımadığı ve davalı ...'in kefaletinin geçersiz olduğu, bu nedenle davalı müteselsil kefil hakkında ki davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Protokol içeriği ve gerekçeli raporda benimsendiği bildirilen bilirkişi raporuna göre de ,asıl alacak miktarı 76.878,89- TL olduğu hesaplandığı, hüküm fıkrasında asıl alacağın 76.878,89 -TL yerine 76.877,17- TL olarak gösterilmesinin maddi hatadan ibaret olup ,HMk nın304(1) maddesi uyarınca her zaman talep üzerine düzeltilebileceği gözetilerek kaldırma sebebi yapılmamıştır.Açıklanan nedenlerle; dolayı davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70‬-TL harcın mahsubu ile kalan 346,9‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/09/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/78759 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.