Müteselsil kefaletin TBK 598/3 uyarınca 10 yılda kendiliğinden sona ermesi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/319 E. 2024/1296 K. · · İlk derece: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ EmsalHak düşürücü süreZamanaşımı
Davacının nitelemesi: Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Gerçek kişi tarafından verilen müteselsil kefalet, TBK 598/3-4 uyarınca sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer ve kefil bu süre doluncaya kadar takip edilebilir; 6101 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca bu süre başlangıç itibariyle dolmuşsa hak sahibine yürürlük tarihinden itibaren 1 yıllık ek süre tanınır. Bu başvuru süresi hak düşürücü süre niteliğinde olup mahkemece resen nazara alınabilir. Ayrıca, TMSF tarafından devralınmamış tasfiye halindeki bir bankanın alacakları Fon alacağı sayılmaz; 5411 sayılı Kanun'un geçici 13. maddesindeki atıf hükümleri arasında 141. madde (20 yıllık zamanaşımı) yer almadığından bu bankalardan temlik alınan alacaklarda genel 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
Ele alınan sorunlar
Müteselsil kefaletin TBK 598/3-4 uyarınca kendiliğinden sona ermesi → ret
Gerekçe: TBK'nın 598/3. maddesi uyarınca gerçek kişi tarafından verilen her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; 598/4. maddeye göre de kefil ancak bu 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. 6101 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kefaletin sona ermesine TBK hükümleri uygulanır; aynı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca TBK ile ilk defa öngörülen hak düşürücü/zamanaşımı sürelerinde, başlangıç itibariyle süre dolmuşsa hak sahiplerine TBK'nın yürürlük tarihinden itibaren bir yıllık ek süre tanınır; bu ek süre TBK'daki süreden uzun olamaz. Somut olayda genel kredi sözleşmesi 6.7.1998 tarihinde akdedilmiş, hesap 31.12.1998 tarihinde kat edilmiştir. TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce müteselsil kefile başvuru süresi olan 10 yıllık süre dolmuş, 01.07.2013 tarihi itibariyle de bir yıllık ek süre dolmuştur. İcra takip tarihi olan 7.3.2018'den çok önce kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, müteselsil kefilin sorumluluğunun sona erdiği, bu başvuru süresinin hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan resen nazara alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
20 yıllık Fon alacağı zamanaşımının (5411 sayılı Kanun m.141) uygulanabilirliği → ret
İddia: Davacı vekili, alacağın Fon bankası niteliğindeki bir bankadan temlik alındığını, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesi ve 4389 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 5 uyarınca 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, bu sürenin dolmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: 5411 sayılı Kanun'un 132/8. maddesi gereğince TMSF tarafından devralınmayan Fon bankalarının alacakları Fon alacağı niteliğinde değildir. Temlik eden Tasfiye Halinde banka, TMSF tarafından devralınmadığından Fon bankası niteliğinde değildir. 5411 sayılı Kanun'un geçici 13. maddesinde sayılan bankalara (Tasfiye Halindeki banka dahil) uygulanacak hükümler arasında 123, 134, 136, 137, 138, 140, 142 ve 165. maddeler sayılmış olup, Fon alacaklarında 20 yıllık zamanaşımını düzenleyen 141. maddeye atıf yapılmamıştır. Bu nedenle davacı banka/fon, geçici 13. maddede sayılan ayrıcalıklardan yararlanabilecek olsa da, 141. maddeye açık atıf bulunmadığından genel dava zamanaşımı süresi olan 10 yıllık süre uygulanacaktır. Kaldı ki TBK'nın 598/3. maddesi gereği kefaletin kendiliğinden sona ermesi hali gerçekleştiğinden, uygulanacak zamanaşımı süresinin incelenmesine gerek bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Gerçek kişi kefaletlerinde TBK 598/3-4 uyarınca 10 yıllık sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve resen gözetilmesi gerektiği ile TMSF'ce devralınmamış tasfiye halindeki bankaların Fon alacağı sayılamayacağı ve 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesindeki 20 yıllık zamanaşımından yararlanılamayacağı yönündeki tespitler açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Fon alacağı niteliğinde olmayan bankalardan temlik alınan genel kredi sözleşmesi alacaklarında, 5411 sayılı Kanun'un geçici 13. maddesinde 141. maddeye atıf yapılmadığından, 20 yıllık zamanaşımı süresi yerine genel 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
- Hak düşürücü süre
- Gerçek kişi tarafından verilen müteselsil kefalette, TBK 598/3-4 uyarınca sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yıl içinde kefile başvurulmaması halinde kefalet kendiliğinden sona erer; bu 10 yıllık başvuru süresi hak düşürücü süre niteliğindedir ve mahkemece resen nazara alınır. TBK'nın yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu süre dolmuşsa, 6101 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca hak sahibine yürürlük tarihinden itibaren 1 yıllık ek süre tanınır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet↗ kefaletin kendiliğinden sona ermesi↗ hak düşürücü süre↗ 6101 sayılı Kanun geçiş hükümleri↗ Fon alacağı↗ zamanaşımı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/319
KARAR NO 2024/1296
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/11/2021
NUMARASI 2020/283 Esas 2021/891 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/09/2024
Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, ... A.Ş. tarafından 08.01.2019 tarihinde müvekkiline temlik edilen alacağın genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, davalıların müteselsil kefil olduğunu, asıl borçlunun dava dışı ...A.Ş. olduğunu, 31.12.1998 tarihli ihtarname ile hesabın kat edildiğini, 06.01.1999 tarihinde tebliğ edildiğini, ödenmemesi üzerine İstanbul .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davalıların zamanaşımı ve alacağa ilişkin itirazda bulunduğunu ancak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141.maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu, davalılar ile aralarında imzalı sözleşmeler olup faiz oranının mevzuata ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
CEVA
Davalı vekili, bankaya hiçbir borçları olmadığını, icra takibinde, dayanak kredi sözleşmelerinin sunulmadığını, ...'nin kredi sözleşmesi imzalamadığını, sunulması halinde imzayı kabul etmediklerini, ...'nin ise ticari hayattan elini çekeli yaklaşık 25 yıl olduğunu, böyle bir borcun varlığından haberdar olmadığını, olsa bile zamanaşımının dolduğunu, talep edilen faizin haksız şart hükmünde olup, hakimin müdahalesini gerektirdiğini bildirerek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.Davalı ... yargılama sırasında vefat etmiş ,mirasçıları mirası red ettiklerinden terekeye temsilci atanmıştır.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece ; takip tarihinden önce hesap kat tarihinden itibaren 10 yıldan fazla sürenin geçtiği, TBK'nın 598/3. Maddesi uyarınca kefaletin 10 yıl ile sınırlandırıldığı , bu sürenin zaman aşımı değil kefaletin düşüm süresi olduğu, 6101 sayılı yasanın 5/2. Maddesi uyarınca "süre aşımına uğrayan konularda ilk defa TBK ile düzenlenme getirilmiş ise hak sahibine 1 yıllık ek süre tanındığı," 6098 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıllık sürenin de geçtiği, her ne kadar 818 sayılı yasada kefalet süresine ilişkin düzenleme yapılmamış ise de, 6098 sayılı yasa ile getirilen düzenlemenin 6101 sayılı yasanın 5/2. Maddesi uyarınca geçmişe yürüdüğü, bu haliyle davalıların kefaletinin sona erdiği, zaman aşımı definin yerinde olduğu, Yargıtay 11.
HDnin 2020/2427 Esas 3905 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi, ... Bankası'nın tasfiyeye girdiği, ...'a devredilmiş bir banka olmadığı, 5020 sayılı Yasa ile 4389 sayılı Yasaya eklenen Ek 5.madde gereği davacının 20 yıllık süreden yararlanma imkanı var iken bu maddenin Anayasa Mahkemesi'nce 2009 yılında iptal edildiği, böylece 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulama yeri bulunmadığı, BK'nın 125. ve TBK'nın 146. maddesi gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğuna dayanılarak davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davaya konu alacağın ... Bankası A.Ş.'den temlik alınmış olup 20 yıllık zamanaşımına tâbi olduğunu, 5020 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 27.maddesi ile 4389 sayılı Bankacılık Kanunu'na eklenen EK MADDE 5. Md uyarınca vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş krediler hakkında Fon ve Hazine alacaklarına ilişkin tedbir, takip ve tahsil hükümlerinin uygulanacağını, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141.maddesi uyarınca Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu, hesap kat ihtarının davalılara 06.01.1999 tarihinde tebliğ edildiğini, icra takip tarihi 22.02.2018 olup 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, ayrıca temlik eden banka tarafından hem asıl borçlu hem de kefiller hakkında işlemlerde bulunulmuş olup zamanaşımının kesildiğini, asıl borçlu tarafından ...
Bankası A.Ş.'ne 22.02.1999 tarihli borç ödeme önerisi sunulduğunu, TBKnın154/1 maddesi uyarınca zaman aşımının kesildiğini, asıl borçlu ve kefiller hakkında İstanbul ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, fiili hacze gidildiğini, menkul haczi yapıldığını, davalılar hakkında yedieminlik görevini yerine getirmediklerinden, İcra Ceza Mahkemesine şikayette bulunulduğunu, TBKnın 154 maddesi uyarınca zamanaşımının kesildiğini, ... hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulduğundan İdare Mahkemesinde 2006 yılında yürütmenin durdurulmasının istendiğini, 20 yıl olan zamanaşımı süresinin dolmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı müteselsil kefil hakkında başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK'nın 598/3. maddesi''Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.'' 598/4. Maddesinde ise ''Kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.'' şeklinde hükmünü haizdir.6101 sayılı kanunun 1. maddesinin son cümlesinde ''.....TBK'nın yürürlüğe girmesinden sonra bu fiili ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye TBK hükümlerine tabidir.'' denilmiştir.
Aynı yasanın 5/2. maddesinde ''TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuş ise, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, TBK'da öngörülen süreden daha uzun olamaz.'' şeklinde, 6. maddesinde ise ''Bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'da öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır.Tüm bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinde; kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinin ...Bankası AŞ ile davadışı şirket ve davalı müteselsil kefil tarafından 6.7.1998 tarihinde akdedildiği, hesabın 31.12.1998 tarihinde kat edildiği, İstanbul ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, buna göre TBK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce müteselsil kefile başvuru süresi olan 10 yıllık sürenin dolduğu, 01.07.2013 tarihi itibariyle de 1 yıllık ek sürenin dolduğu, buna göre icra takip tarihi olan 7.3.2018 tarihinden çok önce kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, müteselsil kefil olan davalının sorumluluğunun sona erdiği, başvuru süresi olarak öngörülen 10 yıllık süre hak düşürücü süre olduğundan,bu sürenin resen nazara alınarak davanın süre aşımından reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.5411 sayılı kanunun 132/8 maddesi gereğince TMSF tarafından devralınmayan Fon bankalarının alacakları Fon alacağı niteliğinde değildir.
Temlik eden Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. bu kapsamda TMSF tarafından devralınmadığından Fon bankası değildir.5411 sayılı kanunun geçici 13.maddesi ile “Sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda (Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. dahil) 26.12.2003 tarihinden önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yeterli teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya.... hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere fon alacaklarının tahsiline ilişkin 123,134,136,137,138,140,142 ve 165’inci madde hükümleri, tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası şartı aranmaması, dahil bankalarınca uygulanır.” denilmiştir.
Söz konusu maddede Fon alacaklarında zamanaşımının 20 yıl olduğunu düzenleyen 141. maddeye atıf yapılmamıştır. Buna göre davacı banka fonun maddede yazılan ayrıcalıklardan yararlanacak ise de 141.maddeye açık atıf olmadığından genel dava zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Esasen, TBK’nın 598/3. maddesi gereği kefaletin kendiliğinden sona ermesi hali gerçekleştiğinden uygulanacak zamanaşımı süresinin de incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Davacı vekilinin; alacağın ... Bankasından temlik alındığından zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesinin müteselsil kefaletin sona erdiğine ilişkin gerekçesinde ve kararında isabetsizlik bulunmayıp, istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.19/09/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/78675 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi