6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kredi sözleşmesinde eş rızası aranmayan kefalet ve temerrüt faizi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/176 E. 2024/1510 K. · · İlk derece: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kredi sözleşmesi öncesinde kefile ve borçluya bilgilendirme yapılıp sözleşme içeriğinin müzakere edilerek imzalandığı anlaşılıyorsa, sözleşmedeki genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler geçerlidir. Ticaret şirketinin ortağı veya yöneticisi tarafından şirketle ilgili olarak verilen kefaletlerde TBK 584/3 uyarınca eş rızası aranmaz. Temerrüt faizi oranının fahiş olup olmadığı değerlendirilirken esas alınacak oran, bankanın TCMB'ye bildirdiği değil, fiilen uygulandığı gösterilen akdi faiz oranıdır; sözleşmede kararlaştırılan oran bu esasa uygun olduğu takdirde fahiş sayılmaz.

Ele alınan sorunlar

Genel işlem koşulu niteliğindeki sözleşme hükümlerinin geçerliliği → ret

İddia: Sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğu, dürüstlük kuralına aykırı şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe yol açtığı ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Sözleşme öncesinde kefil ve asıl borçluya bilgilendirme yapılarak sözleşme içeriğini öğrenme imkânı sağlandığı, davalı kefilin de kefalete ilişkin hükümleri okuyarak bilgilendirildiğini, yükümlülüklerini anlayarak müzakere etmek suretiyle kabul ettiğini imzasıyla teyit ettiği anlaşıldığından, davalıların genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler bakımından yeterince bilgilendirildiği sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Eş rızası bulunmaması nedeniyle kefaletin geçersizliği → ret

İddia: Kefil eşinin rızasının alınmaması nedeniyle kefaletin ve takibin geçersiz olduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: TBK'nın 584/3. maddesi (28.3.2013 tarihli değişiklik) uyarınca, ticaret şirketinin ortağı ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eş rızası aranmaz. Davalı kefilin sözleşmenin imzalandığı tarihte şirketin ortağı ve yöneticisi olduğu anlaşıldığından kefaletin geçerliliği için eş rızasına gerek bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Akdi faiz oranının ve %27 temerrüt faizi oranının fahiş olup olmadığı → ret

İddia: %27 oranındaki temerrüt faizinin fahiş olduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Temerrüt faizi belirlenmesinde esas alınacak oranın, TCMB'ye bildirilen değil, banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan akdi faiz oranı olduğu kabul edilmektedir. Hesabın kat edildiği tarih itibariyle TCMB tarafından KMH ve kredi kartı alacakları için belirlenen %22,08 akdi faiz oranının bankalarca fiilen uygulandığı açıktır; bu oranın %30 fazlası %28,70'e tekabül etmektedir. Bu durumda bankaca talep edilen %27 oranındaki temerrüt faizi sözleşmeye uygun olup fahiş değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

BSMV ve KKDF'den sorumluluk ile kat ihtarnamesinin geçerliliği → ret

İddia: Müzakere yapılmadığından BSMV ve KKDF'den sorumlu tutulamayacağı, kat ihtarnamesinde hesap dökümünün, ödeme süresinin ve faiz açıklığının bulunmadığı, ihtarın geçersiz olduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin 9.1 maddesinde davalıların BSMV'den sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Davalılara gönderilen kat ihtarnamesinde borcun dökümüne açıkça yer verilmiş olup tereddüt yaratacak bir talep bulunmamaktadır. Ödeme planında davalılar KKDF'den muaf tutulmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Temerrüt faizi hesaplama yönteminde kapitalizasyon eksikliği → tartışılmadı

Gerekçe: Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın hesabında, hesap kat tarihine kadar ve kat tarihinden temerrüt tarihine kadar anaparaya akdi faiz yürütülüp kapitalize edildikten sonra bulunan asıl alacağa temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi hesaplanması gerekirken, somut olayda temerrüt tarihindeki alacak kapitalize edilmeden temerrüt faizi hesaplanmıştır. Bu hesaplama yöntemi hatalı olmakla birlikte davalıların lehine sonuç doğurduğundan ve davacı taraf kararı istinaf etmediğinden bu husus üzerinde durulmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ticaret şirketi ortağı/yöneticisi tarafından verilen kefaletlerde TBK 584/3 uyarınca eş rızasının aranmayacağı ve temerrüt faizinin fahiş olup olmadığının bankaca fiilen uygulanan akdi faiz oranı esas alınarak denetleneceği yönündeki gerekçeler bakımından bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali genel kredi ve teminat sözleşmesi müteselsil kefalet genel işlem koşulu eş rızası (TBK 584/3) temerrüt faizi hesap kat ihtarı BSMV KKDF icra inkar tazminatı kapitalizasyon

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 584/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/176

KARAR NO 2024/1510

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 07/12/2020

NUMARASI 2018/996 Esas - 2020/786 Karar

DAVA

İtirazın İptali

Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında "Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi" düzenlendiğini, davalı kefil ...'nın müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını,kullandırılan ticari kredilerin ödenmemesi üzerine Gebze ... Noterliği'nce 04.12.2017 tarihli ... yevmiye no'lu ihtarname düzenlenerek davalılara gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, akdi faiz oranının ve %27 temerrüt faizi oranının yasal olduğunu, davalı ...'nın genel kredi sözleşmesinde belirlenen 1.000.000-TL limit ile sınırlı olarak borçtan müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu,sözleşmenin 13/2/b maddesi gereğince banka defter ve kayıtlarının münhasır delil olduğunu belirterek davalıların itirazının iptaline, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar tarafından davaya cevap verilmemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacı banka ile davalı şirket arasında "Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi" imzalandığı, davalı kefil ...'nın müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, kefilin sorumlu olacağı azami tutarın, kefalet verilen tarihin ve müteselsil kefil olunduğunun davalı kefil tarafından kendi el yazısı ile yazıldığı, kefalet sözleşmesinin kanunda gösterilen geçerlilik şartlarının bulunduğu, sözleşme kapsamında asıl borçluya kullandırılan ticari kredi borçlarının ödenmediği, 04.12.2017 tarihli kat ihtarının 07.12.2017 tarihinde asıl borçlu ve davalı müteselsil kefile tebliğ edildiği, yapılan hesaplamalarla davacı banka alacağının 02.03.2018 takip tarihi itibariyle taksitli ticari krediden kaynaklı toplam 50.886,80-TL olduğu, taleple bağlılık ilkesi uyarınca 47.725,64-TL miktarın hükme esas alınması gerektiği, bu hali ile davalı borçlunun takibe haksız olarak itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların itirazının kısmen iptali ile takibin 44.333,40-TL asıl alacak, 3.042,51-TL işlemiş faiz, 152,12-TL BSMV, 362,24-TL masraf olmak üzere toplam 47.890,24-TL olmasına karşın dava değeri 47.725,67-TL üzerinden harç yatırıldığından bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %27 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalılar vekili;sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe yol açan hükümler bulunduğunu,%27 orandaki faizin fahiş olduğunu, müvekkilinin genel işlem koşullarına göre BSMV ve KKDF'den sorumlu tutulmasının kanuna aykırı olduğunu, bu hususta müvekkili ile müzakere yapılmadığından müvekkilinin bu kalemlerden de sorumlu olmayacağını, müvekkili ...'nın eş rızasının alınmaması nedeniyle takibin iptali gerektiğini, kat ihtarnamesinde hesabın ne kadarının hangi tarihte kat ettiğinin, borcun ne kadar sürede ödenmesi gerektiğinin belirtilmediğini, faiz ve ferilerle ilgili bir açıklık bulunmadığını,kat ihtarının geçersiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe davalı asıl borçlu ve müteselsil kefil tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı banka ile davalı asıl borçlu ...Ltd Şti arasında düzenlenen 14/11/2014 tarihli 1.000.000-TL tutarlı genel kredi sözleşmesinin davalı ... tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, asıl borçlu şirkete 21/12/2016 tarihinde 59.430-TL tutarında 24 ay vadeli taksitli ticari kredi kullandırıldığı, 20/08/2017, 20/09/2017, 20/10/2017, 20/11/2017 tarihli taksitlerin ödenmemesi üzerinde Gebze ... Noterliği'nin 30/11/2017 tarihli ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ile hesabın kat edilerek borçlu davalılara borcun ödenmesinin ihtar edildiği ,davalı asıl borçlu şirketin ve davalı kefilin 08/12/2017 tarihinde temerrüde düşürüldüğü, davacı bankanın davalılar ile dava dışı kefiller ...

ve ... hakkında 47.725,64-TL asıl alacak, 3.042,51-TL işlemiş faiz, 152,12-TL BSMV, 362,24-TL masraf olmak üzere toplam 51.282,51-TL alacak için icra takibi başlattığı, davalıların takibe süresinde itirazı üzerine icra takibinin durduğu, mahkemece davacının davalılardan 44.333,40-TL asıl alacak, 3.042,51-TL işlemiş faiz, 152,12-TL BSMV, 362,24-TL masraf olmak üzere toplam 47.890,24-TL alacağı olduğunu tespit etmekle birlikte davacının talebi ile bağlı kalınarak 47.725,67-TL üzerinden itirazın kısmen iptaline karar verildiği, karara karşı davalı tarafça istinaf başvurusu yapıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu genel kredi sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra imzalanmakla;

12/11/2014 tarihli belgeye göre sözleşme öncesinde kefil ve asıl borçluya bilgilendirme yapılarak sözleşme içeriğini öğrenme imkanı sağlandığı, davalı kefilin de sözleşmenin kefalete ilişkin hükümlerini okuyarak bilgilendirildiğini, yükümlülüklerini anlayarak müzakere etmek suretiyle kabul ettiğini imzasıyla teyit ettiği anlaşılmakla, davalıların sözleşme ve içeriğindeki genel işlem koşulu niteliğinde bulunan hükümler bakımından yeterince bilgilendirildiği sonucuna varılmaktadır. Kefalet sözleşmesinde eş rızasının bulunmadığı, bu nedenle kefaletin geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de TBK'nın 584/3.(28.3.2013 tarihli değişiklik)maddesinde ticaret şirketinin ortağı ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eş rızasının aranmayacağı düzenlenmiştir.

Davalı ...'nın sözleşmenin imzalandığı tarihte şirketin ortağı ve yöneticisi olduğu anlaşıldığından kefaletin geçerliliği için eş rızasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle davalılar vekilinin kefaletin ve sözleşmenin geçersizliğine dair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Akdi faiz oranı, 21.12.2016 tarihinde kullandırılan taksitli ticari krediye ait ödeme planında aylık % 1,50 (yıllık % 18) olarak belirlenmiştir. Uygulanacak temerrüt faizi oranının nasıl belirleneceği, genel kredi sözleşmenin 11/b. maddesinde "Müşteri temerrüt halinde ... borcun muaccel hale geldiği tarihten itibaren, bunları Banka'ya bu Sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihlere kadar geçecek günler için, kredilerin cins ve niteliğine bakılmaksızın kullandığı tüm kredilere, mevzuata farklı bir faiz oranının uygulanması zorunlu kılınmadıkça Banka'nın mevzuat gereğince TCMB'ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihinde yürürlükte otan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın % 30 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceğini ...

kabul beyan ve taahhüt eder." şeklinde kararlaştırılmıştır. Yerleşik yargı kararlarında temerrüt faizi belirlenmesinde esas alınacak oranın banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan oranlar olduğu kabul edilmiştir. Bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için Merkez Bankasına bildirilen değil, fiilen uygulanan akdi faiz oranlarının belgelenmesi gerekmektedir. Bankalar tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen en yüksek faiz oranları temerrüt faizi belirlenmesine esas alınmamaktadır (Yargıtay 11.HD'nin 2020/8317 Esas, 2022/3418 Karar sayılı ve 26.04.2022 tarihli ilamı). Hesabın kat edildiği tarih itibariyle TCMB tarafından KMH ve kredi kartı alacakları için belirlenen % 22,08 akdi faiz oranının bankalarca fiilen uygulandığı açıktır.

%22,08 faiz oranının %30 fazlası %28,70 oranına tekabül etmektedir. Bu durumda bankaca talep edilen %27 oranındaki temerrüt faiz oranı sözleşmeye uygun olup ,fahişde değildir. Sözleşmenin 9.1 maddesinde davalıların BSMV'den sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Davalılara gönderilen kat ihtarnamesinde, borcun dökümüne açıkça yer verilmiş olup, tereddüt yaratacak bir talep bulunmamaktadır. Ödeme planında davalılar KKDF'den muaf tutulmuştur. Bu nedenle davalılar vekilinin faiz oranı, BSMV, KKDF ve kat ihtarnamesi ile ilgili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 20/08/2017 tarihli kalan ana para borcu 44.333,40-TL'ye bu tarihten temerrüt tarihine kadar % 18 akdi faiz oranı üzerinden faiz işletilerek 2.438,34-TL işlemiş faiz, 121,92-TL BSMV hesaplandığı, temerrüt tarihi olan 08/12/2017 tarihinden takip tarihine kadar 44.333,40-TL ana para bakiyesine % 27 oranında faiz işletilerek 2.793-TL temerrüt faizi ve 139,65-TL BSMV hesaplanmıştır.Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın hesabında hesap kat tarihine kadar ve kat tarihinden temerrüt tarihine kadar anaparaya akdi faiz yürütülüp kapitalize edildikten sonra bulunan asıl alacağa, temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi hesaplaması yapılması gerekirken (Yargıtay 19 HD'nin 2017/1906 esas, 2019/290 karar sayılı ve 21/01/2019 tarihli emsal ilamı), somut olayda temerrüt tarihindeki alacak kapitalize edilmeden temerrüt faizi hesaplanması doğru değil ise de bu hesaplama yöntemi davalıların lehine olup davacı tarafın kararı istinaf etmediği gözetilerek üzerinde durulmamıştır.Açıklanan nedenlerle;karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmayan davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 3.260,14-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan ‬815,03‬-TL harcın mahsubu ile kalan ‬‬2.445,11‬-TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/10/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/78204 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.