Temerrüt faizi oranında TCMB bildirimi değil, fiilen uygulanan akdi faiz esas alınır
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/39 E. 2024/1487 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesi ve Kefalet ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Banka / kredi / finans
Gerekçe özeti
Genel kredi sözleşmesinde temerrüt faiz oranının, bankanın TCMB'ye bildirdiği en yüksek faiz oranı üzerinden değil, bankanın müşterisine fiilen uyguladığı ve belgelenen akdi faiz oranı esas alınarak belirlenmesi gerekir; TCMB'ye bildirilen ancak fiilen uygulanmayan oranlar temerrüt faizine esas alınamaz. Ayrıca, çek kanuni karşılık tutarından doğan ödeme yükümlülüğü esasen bankaya ait olduğundan, bu yükümlülüğün müteselsil kefilden talep edilebilmesi için genel kredi ve kefalet sözleşmesinde açık bir hüküm bulunması gerekir; açık hüküm yoksa kefilin bu tutardan sorumluluğu doğmaz.
Ele alınan sorunlar
Temerrüt faizi oranının belirlenmesi → ret
İddia: Davacı vekili, sözleşmenin 4.2. maddesinde temerrüt faiz oranının TCMB'ye bildirilen en yüksek kredi faiz oranının %100 fazlası olarak kararlaştırıldığını, bu doğrultuda uygulanması gereken oranın %57 olduğunu ve mahkemenin bu konudaki tespitinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 4.2 maddesinde temerrüt faizinin, bankanın TCMB'ye bildirdiği en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak uygulanacağı düzenlenmiştir. İcra takibinde davacı banka, TCMB'ye bildirilen %38 oranının %50 fazlası olan %57 oranında temerrüt faizi talep etmiştir. Ancak Yargıtay 11. ve kapatılan 19. Hukuk Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik uygulamaları gereğince, temerrüt faizine esas alınacak oran, TCMB'ye bildirilen oran değil, bankanın müşterisine fiilen uyguladığı ve belgelenen akdi faiz oranıdır. Bankalar tarafından TCMB'ye bildirilen ancak müşterilere fiilen uygulanmayan en yüksek faiz oranları, temerrüt faizinin belirlenmesine esas alınamaz. Somut olayda, davacının sunduğu belgede yıllık %21 emsal faiz oranı yazılı olup, dava konusu sözleşmeye dayalı kredi kullandırım ve geri ödeme belgelerinde ise asıl borçluya kullandırılan krediler bakımından en yüksek akdi faiz oranı aylık %1,85 (yıllık %22,2) olarak görülmektedir. Bu nedenle %22,2 olan akdi faiz oranının sözleşmenin 4.2 maddesi doğrultusunda %50 fazlasıyla yıllık %33,3 oranında temerrüt faizinin uygulanması gerekir. İlk derece mahkemesinin bu orana dayanan bilirkişi raporunu esas alarak karar vermesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
İhtarname masrafı talebi → ret
İddia: Davacı vekili, ihtarname masrafının dosyadaki delillerle ispatlandığını, ayrıca noterlikten masrafsız ihtarname keşide edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dayanak belge sunulmadığından ihtarname masrafı yönünden istemin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)
Çek kanuni karşılık tutarından kefilin sorumluluğu (gayri nakdi alacak talebi) → ret
İddia: Davacı vekili, mahkemenin davalının çek depo bedeli sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki tespitinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde yasal sorumluluk miktarına kadar ödeme yapmak, kısmen bulunması halinde kalan meblağı tamamlamakla yükümlüdür ve bu yükümlülük, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmündedir. Bu ödeme külfeti bankalara yükletildiğinden, bu yükümlülüğün borçlulardan (kefillerden) talep edilebilmesi için sözleşmede borçlular tarafından üstlenildiğine ilişkin açık hüküm bulunması gereklidir. Somut olayda genel kredi ve kefalet sözleşmesinde, çek kanuni karşılık tutarları nedeniyle kefilin sorumluluğunu kabul ettiğine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığından, davalı müteselsil kefil hakkındaki çek kanuni karşılık tutarına ilişkin depo talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararda, banka kredi sözleşmelerinde temerrüt faizi oranının TCMB'ye bildirilen oran değil, bankanın fiilen uyguladığı ve belgelenen akdi faiz oranı esas alınarak belirlenmesi gerektiği yönündeki yerleşik Yargıtay uygulaması benimsenmiş; ayrıca çek kanuni karşılık tutarından kefilin sorumlu tutulabilmesi için sözleşmede açık hüküm gerektiği ilkesi vurgulanmıştır. Bu tespitler benzer banka kredisi-kefalet uyuşmazlıklarında bölgesel olarak ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ müteselsil kefalet↗ temerrüt faizi↗ genel kredi sözleşmesi↗ akdi faiz oranı↗ TCMB bildirimi↗ çek kanuni karşılık tutarı↗ gayri nakdi kredi sözleşmesi↗ icra inkar tazminatı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/39
KARAR NO 2024/1487
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 14/09/2021
NUMARASI 2020/15 Esas - 2021/594 Karar
DAVA
İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/10/2024
Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkil banka ile dava dışı kredi lehtarı ...Paz. ve Tic. Ltd. Şti. arasında çerçeve kredi sözleşmesi akdedildiğini, işbu bu sözleşmeyi davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borçlunun kredi hesaplarının kat edilerek Beşiktaş ...Noterliğinin 08.07.2019 tarihli ihtarnamesinin tebliğ edildiğini, alacağın tahsili için İstanbul ... Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, müvekkilince TCMB'ye bildirilen en yüksek faiz oranının %38 olduğunu, temerrüt faiz oranının TCMB'ye bildirilen en yüksek ticari kredi faiz oranının %50 fazlasıyla uygulanacağını, davalıya yapılan ihtara rağmen ödenmemesi nedeniyle alacağın muaccel olduğunu, kefiller kendi temerrütlerinin sonuçlarından sorumlu olup, tesis edilen ipoteğin kefaletin teminatı olmadığını, bu nedenle davalı hakkında İstanbul ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını belirterek, davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas saylı dosyası ile yürütülen takibe itirazının iptali ile davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacı banka ile dava dışı şirket arasında 12/03/2017 tarihli 1.000.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşme tarihi itibariyle dava dışı şirketin yetkilisi davalının sözleşmeyi aynı limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefaletin TBK'nın 583. maddesi kapsamında geçerli olduğu, genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı kredi lehdarı şirkete krediler kullandırılarak çek karnesi verildiği, bu çeklerden bir kısmının kanuni karşılık tutarının ödendiği, taksitli ticari kredi taksitlerinin zamanında ödenmemesi nedeniyle hesabın 17/07/2019 tarihinde kat edildiği, 1 günlük mehil içeren kat ihtarının dava dışı asıl borçlu ve kefile 22/07/2019 tarihinde tebliğ edildiği, böylece asıl borçlu ve davalının 24/07/2019 tarihi itibariyle temerrüde düştükleri, incelenen İstanbul ...
İcra Dairesi takip dosyası ve dayanak ipotek senedi kapsamından, davalı kefilin kefaletten doğan borcunun bu ipotek ile teminat altına alınmadığı, davacının hem ayni ve hem de şahsi teminata eş zamanlı başvurabileceği, İİK'nın 45. maddesinin davalı kefil yönünden uygulanamayacağı, kök ve ek bilirkişi raporları ile takip tarihi itibariyle davacının dava dışı kredi lehdarından 812.361,05-TL asıl alacak, 54.388,51-TL işlemiş temerrüt faizi, 2.719,43-TL BSMV, 606-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, olmak üzere toplam 870.074,99-TL alacaklı olduğu, sözleşmenin 4.2.maddesinde temerrüt faiz oranı açıkça kararlaştırılmamış olup, banka tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen en yüksek kredi faiz oranına %100'ün ilavesi ile bulunacak oranın uygulanacağının kararlaştırıldığı, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları uyarınca, sözleşmede temerrüt faiz oranının açıkça kararlaştırılmamış olması halinde, lehdarın kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz oranı esas alınarak temerrüt faiz oranının belirlenmesi gerektiği, bilirkişi tarafından yapılan ek incelemede, davacı bankanın krediye fiilen uyguladığı en yüksek akdi faiz oranının (%22,20) %100 fazlası hesabı ile temerrüt faiz oranının %33,30 olarak tespit edildiği, takip ile istenilen %57 temerrüt faiz oranının yerinde olmadığı, ihtar masrafına yönelik belge sunulmadığı,sözleşmede kefillerin gayrinakdi çek taahhüt bedelinin depo edilmesinden sorumlu olduklarını gösteren açık bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle;
davanın kısmen kabulüne, nakit alacak bakımından itirazın (İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere) 812.361,05-TL asıl alacak, 54.388,51-TL işlemiş temerrüt faizi, 2.719,43-TL BSMV, 606-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 870.074,99-TL alacak yönünden iptali ile takibin 812.361,05-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %33,30 oranında işletilecek temerrüt faizi işletilerek devamına, fazla istemin reddine, gayrınakit alacak talebinin reddine, toplam nakit alacak 870.074,99-TL'nin %20'si oranında (174.015,00 TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, dava tarihinden sonra 25/02/2020 tarihinde yapılan 170.000-TL tahsilatın infazda dikkate alınmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; sözleşmenin 4.2. maddesinde temerrüt faiz oranı açıkça kararlaştırılmamış olup, müvekkili tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen en yüksek kredi faiz oranına %100'ünün ilavesi ile bulunacak oranın uygulanacağının kararlaştırıldığını, mahkemece temerrüt faizi oranına ilişkin tespitin yanlış yapıldığını, icra takibinde uygulanması gereken temerrüt faizi oranının %57 olduğunu, mahkemece ihtarname masrafına yönelik talebin ispatlanamadığı belirtilmişse de, dosyadaki deliller ile ihtarname masrafının ispatlandığını, kaldı ki noterlikten masrafsız olarak ihtarname keşide edilmesinin mümkün olmadığını, mahkemenin davalının çek depo bedeli sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki tespitinin de yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında 13.02.2017 tarihli 1.000.000-TL bedelli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeyi davalının da aynı tutarda kefalet limitiyle müteselsil kefil olarak imzaladığı, asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerden doğan borçların ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından hesabın kat edilerek asıl borçlu ve kefillere bu durumun 18.07.2019 tarihli kat ihtarnamesiyle ihtar edildiği, kat ihtarının davalı kefile 20.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 1 günlük ödeme süresi ile birlikte 22.07.2019 tarihinde temerrütün gerçekleştiği, borcun süresinde ödenmemesi üzerinde davalı hakkında İstanbul ...
İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatıldığı, davalının süresinde borca itirazı üzerine; Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; %33,30 oranında temerrüt faizi üzerinden hesaplama yapılan ek bilirkişi raporu doğrultusunda nakit alacak yönünden davanın kısmen kabulüne, gayri nakit alacak yönünden ise istemin reddine karar verilmiştir. Uygulanacak temerrüt faiz oranı, taraflarca imzalanan genel kredi sözleşmesinin 4.2 maddesinde, "Müşteri temerrütün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için banka tarafından TCMBna bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlenen oranda ve bu oranların değişmesi halinde değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul eder." şeklinde düzenlenmiştir.
İcra takibinde davacı banka tarafından, TCMB'ye bildirilmiş olan %38 akdi faiz oranının %50 fazlası olarak %57 oranında temerrüt faizi talep etmiştir. Ancak Yargıtay 11 ve kapatılan 19. Hukuk Daireleri ile HGK'nın yerleşik uygulamaları gereğince, temerrüt faizine esas alınacak faiz oranı, banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan faiz oranı olup, bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için TCMB'ye bildirilen oranın değil, belgelenmesi halinde bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranlarının esas alınması gerekmektedir. Bankalar tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen, ancak müşterilerine uygulamadıkları en yüksek faiz oranları, temerrüt faizinin belirlenmesine esas alınmamaktadır (Yargıtay 11.
HD'nin 2020/8317 Esas, 2022/3418 Karar sayılı ve 26.04.2022 tarihli ilamı da aynı yöndedir). Bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için, Merkez Bankasına bildirilen değil, fiilen uyguladığı akdi faiz oranlarını belgelemesi gerekmektedir. Bu hususta davacı bankaca sunulan emsal faiz oranına ilişkin belgede ise yıllık %21 oranı yazılıdır. İşbu dava konusu sözleşmeye dayalı olarak sunulan kredi kullandırım ve geri ödeme belgelerinde ise asıl borçlu şirkete kullandırılan krediler bakımından en yüksek akdi faiz oranı aylık %1,85 (yıllık 22,2) olarak yazılı olup, temerrüt faizi konusunda bir belirleme yoktur.Somut olayda %22,2 olan akdi faiz oranının sözleşmenin 4.2 maddesi hükmü doğrultusunda %50 fazlası olan yıllık %33,3 oranında temerrüt faizinin dikkate alınması gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da; belirlenen 812.361,05-TL asıl alacağın temerrüt-takip tarihi arası (24.07.2019-21.10.2019) %33,3 oranı üzerinden 66.702,63-TL temerrüt faizi ve 3.335,13-TL BSMV hesaplanarak, 21.10.2019 tarihinde yapılan 12.929,82-TL kısmi ödemenin TBK'nın 100. maddesi gereğince öncelikle ferilerden düşümü sonucunda işlemiş faiz 54.388,51-TL ve BSMV ise 2.719,43-TL olarak hesaplanmıştır.İlk derece mahkemesince %33,3 temerrüt faizi oranını esas alan ek bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinde,dayanak belge sunulmadığından ihtarname masrafı yönünden istemin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca; muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde yasal sorumluluk miktarına kadar ödeme yapmak;
çekin karşılığının kısmen bulunması durumunda ise, kalan meblağı tamamlamakla yükümlüdür. Aynı maddede ödeme yükümlülüğü ile ilgili bu hususun, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmünde olduğu açıklanmıştır. Bu ödeme külfeti bankalara yükletildiğinden, bu yükümlülüğün borçlulardan talep edilebilmesi için sözleşmede borçlular tarafından üstlenildiğine ilişkin açık hüküm bulunması gereklidir. Somut olayda genel kredi ve kefalet sözleşmesinde, çek kanuni karşılık tutarları nedeniyle kefilin sorumluluğu kabul ettiğine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığından, mahkemece davalı müteselsil kefil hakkındaki çek kanuni karşılık tutarına ilişkin depo talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/78142 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi