6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İcra tehdidiyle yapılan fazla ödemenin istirdadı davası

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/238 E. 2024/1726 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Alacak miktarı dava açıldığı tarihte hesaplanabilir nitelikteyse belirsiz alacak davası koşulları oluşmaz; ancak bu durum davanın niteliğini değiştirmez ve kısmi dava olarak değerlendirilir. İcra takibi harici yapılan ödemelerin fazla ödeme oluşturup oluşturmadığı belirlenirken, ödemeler TBK 100 uyarınca öncelikle ferilerden düşülür ve ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru esas alınarak hesaplama yapılır; icra vekalet ücreti ise değişkenliği önlemek amacıyla takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanır. Taraflar arasında borcun mutabakatla tasfiye edildiği iddiası, bu yönde yazışma bulunsa da sonrasında yeni bir icra takibi başlatılmışsa ispatlanmış sayılmaz. İcra dairesince yapılan kapak hesabının kesinleşmesi, mahkemece yapılan bağımsız faiz ve alacak hesaplamasının sonucuna etkili değildir.

Ele alınan sorunlar

Belirsiz alacak davası şartlarının bulunmaması → ret

İddia: Davalı vekili, alacak tutarı belli olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: HMK 107/1 uyarınca belirsiz alacak davası, davanın açıldığı tarihte alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da bunun imkânsız olduğu hâllerde açılabilir. Eldeki davada talep hesaplanabilir nitelikte olduğundan belirsiz alacak davası koşulları oluşmamıştır. Bu durum davanın niteliğini değiştirmez; dava kısmi dava niteliğindedir ve davacının belirsiz alacak davası olduğunu belirtmesi sonucu etkilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ödemelerin mutabakat kapsamında yapıldığı iddiası → ret

İddia: Davalı vekili, davacı şirket yetkilisi ile şikayetlerden vazgeçme karşılığında dosya borçlarının ödenmesi konusunda mutabakata varıldığını, ödemelerin bu mutabakat doğrultusunda yapıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı aleyhine kesinleşen takip ve icra ceza dava dosyaları nedeniyle yapılan ödemelerin mutabakat kapsamında yapıldığı kanıtlanamamıştır. 14.01.2019 tarihli son ödeme, davalı tarafça gönderilen mail doğrultusunda dava konusu dosya ile birlikte başka bir icra dosyası ve iki icra ceza dosyasına ilişkin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine mahsuben yapılmış olup hesaplanan fazla ödemeden düşülmüştür. Mail ile bildirilen dosyalara ödeme yapılması, tek başına tarafların ilişkinin tasfiyesi konusunda anlaştıklarını kabule yeterli değildir; bu yazışma sonrasında davacının davalı aleyhine başka bir alacak için yeni icra takibi başlatması bunu doğrulamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

İcra vekalet ücreti hesabında esas alınacak kur tarihi → ret

İddia: Davalı vekili, icra vekalet ücretinin tahsil günü olan 14.01.2019 tarihindeki kur karşılığı üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Hükme esas alınan bilirkişi raporunda icra vekalet ücreti hesabında takip tarihindeki kur karşılığının esas alınması yerindedir; aksinin kabulü, kura göre hesaplanacak vekalet ücretinin sürekli değişikliğe uğraması sonucunu doğurur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tahsil harcının eksik hesaplandığı iddiası → ret

İddia: Davalı vekili, tahsil harcının 27.491,66-TL olmasına rağmen eksik hesaplandığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda hesaplanan 27.491,66-TL tahsil harcı tutarı icra dosyasında ödenen tutardır; masrafların iade edilen kısmı icra dosyasında mevcut olduğundan eksik hesaplama bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sonraki takipte tahsil edilen bedelin dikkate alınması gerektiği iddiası → ret

İddia: Davalı vekili, davacının sonraki bir takipte tahsil ettiği 3.770,10-USD tutarının hesaplamada dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının son ödemesi sonrasında fatura alacağına dayalı olarak başlattığı takip, işbu dava konusu takip ve ödemelerden sonra başlatılmış olup önceki ilişkiden kaynaklanan işbu dava kapsamında dikkate alınması mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Faiz hesabına ve kapak hesabı kesinleşmesine yönelik itirazlar → ret

İddia: Davalı vekili, kapak hesabının kesinleşmiş olmasına rağmen hatalı faiz hesabı yapıldığını ve faiz hesabına yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bilirkişi tarafından yapılan faiz hesabı 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine uygundur; harici ödeme nedeniyle icra dairesince yapılan kapak hesabının kesinleşmesi sonuca etkili değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Alacağın hesaplanabilir nitelikte olması halinde belirsiz alacak davası koşullarının oluşmayacağı ve bunun davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesine yol açacağı; icra vekalet ücretinin döviz kuru üzerinden hesabında takip tarihindeki kurun esas alınması gerektiği ve icra dairesindeki kapak hesabı kesinleşmesinin mahkemece yapılan bağımsız hesaplamaya etkili olmayacağı yönündeki tespitler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat belirsiz alacak davası kısmi dava icra vekalet ücreti kapak hesabı ticari faiz mahsup TBK 100

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 107/1HMK 353(1)b-1HMK 362(1)-a · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 100 · 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun — 3095 sayılı kanun 4/a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/238

KARAR NO 2024/1726

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/09/2021

NUMARASI 2019/171Esas - 2021/670 Karar

DAVA

İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili tarafından ticari ilişkinden kaynaklanan borç sebebi ile davalıya 11.02.2018 keşide tarihli 100.696,68-USD bedelli çekin verildiğini, çek bedelinin tahsili için davalı tarafından Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 13.03.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığını, icra tehdidi altında olan müvekkili tarafından davalının hesabına haricen ödemeler yapıldığını, bu ödemelerin ödeme günündeki TCMB efektif satış kurlarına göre karşılığının toplam 133.244,58-USD olduğunu, ancak davalının ödemenin yapıldığı günki Merkez Bankası tarafından belirlenen efektif satış kurunu esas alması gerekirken, fazla talepte bulunduğunu,hatalı hesaplamalar sonucunda müvekkilinin icra tehdidi altında fazla ödeme yapmak zorunda kaldığını belirterek, şimdilik 1.000-TL belirsiz alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH Davacı 14.01.2021 tarihli dilekçesiyle, dava değerini 15.564,45-TL'ye çıkarmıştır.

CEVAP

Davalı vekili; alacak tutarı belli olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, ödemelerin icra kapak hesaplarına istinaden yapıldığını, kapak hesaplarına süresinde memur işlemini şikayet yoluna gidilmediği gibi ödemeler yapılırken de ihtirazi kayıt konmadığını, davacının işbu davadan önce aynı ticari ilişki kapsamında açtığı ve iade faturası olması nedeniyle ödenen ... esas sayılı icra takibinde fazlaya dair haklarını saklı tutmadığını, müvekkilince dosya borcunun ödendiğini, bu nedenle davacının fazla ödeme nedeniyle bir alacağı bulunmadığını, temerrüt oluşmadığından davacının faiz talep edemeyeceğini, davacı tarafın açılmasına sebebiyet verdiği davalar sebebiyle, kesinleşen kapak hesapları gereği detayları mevcut ödemeleri yaptığını,davacının müvekkiline yaptığı 5.380-TL ve 7.000-TL tutarlı ödeme bulunmadığını,tüm ödemeler öncelikle işlemiş faizden düşülerek hesaplandığında, müvekkilinin halen alacaklı olduğunun tespit edileceğini, davacı şirket yetkilisi ile bakiye alacak ödenerek dosyaların kapatılması hususunda görüşmeler yapılarak 10.01.2019 tarihinde alacakların mail ile bildirildiğini,mutabık kalınan ödemelerin yapıldığını,davacının ödemelerin sadece icra dosyasına yönelik olmayıp icra ceza dosyalarına istinaden de yapıldığını, yapılan ilk 4 ödemenin İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına mahsup edildiğini, 14.01.2019 tarihli ödemenin ise bu dosya ile birlikte ... esas sayılı icra dosyası ve iki adet icra ceza mahkemesi dosyasına mahsup edildiğini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davalı tarafından 11/02/2018 keşide tarihli 100.696,68-USD bedelli çekin,Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında takibe konulduğu, takip miktarının 100.696,68-USD çek bedeli, 540,73-USD işlemiş faiz, 10.069,67-USD çek tazminatı, 302,09-USD komisyon bedeli olmak üzere toplam 111.609,17-USD olduğu, icra dosyasının haricen tahsille kapatıldığı, davacı tarafından 31/05/2018 tarihinde 10.000-TL, 19/09/2018 tarihinde 20.000-TL, 02/10/2018 tarihinde 76.000-TL 31/12/2018 tarihinde 61.000-TL ve 14/01/2019 tarihinde 559.107,37-TL ödeme yapıldığı, toplam ödemenin 726.107,37-TL olduğu, yapılan ödemeleri TBK nın 100 maddesi gereği öncelikle ferilerden düşülmek ve ödemelerde ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı hesaplama yapılarak, ödeme tarihleri arasında kalan borca 3095 sayılı kanunun 4.a maddesi uyarınca hesaplama yapan bilirkişi ek raporuna göre, davacının 15.564,45-TL fazla ödemenin istirdadını talep edebileceği, alacağa 14/01/2019 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.564,45-TL'nin 14/01/2019 tarihinden itibaren ticari faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını,davacıya karşı başlatılan icra takipleri ve icra ceza mahkemesinde açılan davalar nedeniyle, davacı şirket yetkilisi ile şikayetlerinden vazgeçme karşılığında dosya borçların ödenmesi konusunda mutabakata varıldığını, ödemelerin de mutabakat doğrultusunda yapıldığını,icra tehdidi altında ödeme yapıldığının kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, icra vekalet ücretinin tahsil günü olan 14.01.2019 tarihindeki kur karşılığı üzerinden hesaplanması gerektiğini,tahsil harcı 27.491,66-TL olmasına rağmen eksik hesaplandığını, davacının iade edilen mallar nedeniyle müvekkili aleyhine başlattığı takipte tahsil ettiği 3.770,10-USDnin dikkate alınmadığını, faiz hesabına yönelik itirazların dikkate alınmadığını,kapak hesabı kesinleşmesine rağmen hatalı faiz hesabı yapıldığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, icra takibinde haricen fazla ödenen paranın istirdadı istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 107/1 maddesi gereğince; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukuki ilişki ile asgari bir miktar ya da değer belirterek alacak davası açabilmesi, belirsiz alacak davası ile mümkündür.Söz konusu hüküm ile alacak miktarının belirsiz olduğu halde davacıya dilerse belirsiz alacak davası, dilerse de kısmi dava açabilme imkanı getirilmiştir. Elde ki davada ki talep hesaplanabilir nitelikte olup, belirsiz alacak davası koşullarını taşımamaktadır.Bu nedenle kısmi dava niteliğinde olup, belirsiz alacak davası olduğunun belirtilmesi davanın niteliğini değiştirmez.Davalı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.

Davacı tarafından 22.09.2017 tarihinde 5.380-TL, 18.01.2018 tarihinde 7.000-TL, 31.05.2018 tarihinde 10.000-TL, 19.09.2018 tarihinde 20.000-TL, 02.10.2018 tarihinde 76.000-TL, 31.12.2018 tarihinde 61.000-TL ve 14.01.2019 tarihinde 559.107,37-TL ödeme yapılmış,kesinleşen icra takibi harici tahsil beyanıyla kapatılmıştır. İkinci bilirkişi kök raporunda; davacının yaptığı 5.380-TL tutarlı ödeme takip konusu çek keşide tarihi öncesine ait olduğundan ve 7.000-TL ödeme ise banka dekontuna göre başka bir çek bedeline ilişkin olduğundan 2018/7789 esas sayılı icra dosya alacağından düşülemeyeceği, toplam tutarı 726.107,37-TL olan diğer ödemeler konusunda ise taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, takip alacağı 111.609,17-USD olup takip miktarına davacının itirazı olmadığı, TBK'nın 100.

maddesi gereği ödemelerin öncelikle ferilerden düşülmesi gerektiği, icra vekalet ücretinin takip tarihindeki kurdan 31.038,26-TL, son ödeme tarihindeki kurdan 38.245,98-TL olarak hesaplandığı,icra masraflarının 4.222,05-TL olduğu, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince yapılan faiz hesaplamasında, davacının 12.636,23-TL fazla ödeme yaptığı, tarafların bu suretle ilişkiyi tasfiye ettikleri istirdada konu olacak tutar kalmadığı bildirilmiştir. Hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda ise; icra vekalet ücretinin takip tarihi esas alındığında 31.038,26-TL olduğu,tahsil harcı tutarının 27.491,66-TL olduğu,masrafların iade edilen kısmının icra dosyasında mevcut olması nedeniyle eksik hesaplama bulunmadığı, icra takip tutarı 111.609,17-USD'nin kur karşılığının 427.206,42-TL,icra vekalet ücretinin 31.038,26-TL,icra masraflarının 4.222,05-TL olduğu, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faiz işletilerek ödemelerin TBKnın 100 maddesi gereği öncelikle ferilerden mahsubu sonucunda icra dosyasına yapılan ödemelerden 19.936,26-TL kaldığı, son ödemenin mail yazışmasında belirtilen dosyalardan doğan alacakların toplam 4.371,81-TL olduğu,bu miktarın düşülmesi sonucunda davacının 15.536,45-TL fazla ödeme bulunduğu hesaplanmıştır.Davacı aleyhine kesinleşen takip ve icra ceza dava dosyaları nedeniyle yapılan ödemelerin mutabakat kapsamında yapıldığı kanıtlanamamıştır14.01.2019 tarihli son ödeme, davalı tarafça davacıya gönderilen mail doğrultusunda bu dosya ile birlikte ...

esas sayılı icra dosyası ile iki adet icra ceza mahkemesi dosyasına ilişkin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine mahsuben yapıldığından hesaplanan fazla ödemeden düşülmüştür.Mail ile bildirilen icra ve icra ceza dosyalarına ödeme yapılması, tek başına tarafların ilişkinin tasfiyesi konusunda anlaştıklarını kabul yeterli değildir.Nitekim bu yazışma sonrasında davacı tarafça davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyasında başka bir alacak için icra takibi başlatılması bunu doğrulamaktadır.Davalı vekilinin,mutabakat bulunduğuna yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda icra vekalet ücreti hesabında takip tarihindeki kur karşılığının esas alınması yerinde olup, aksinin kabulü kura göre hesaplanacak vekalet ücretinin sürekli değişikliğe uğraması sonucunu doğuracaktır.

Hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda hesaplanan 27.491,66-TL tahsil harcı tutarı icra dosyasında ödenen tutardır.Bilirkişi tarafından yapılan faiz hesabı 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine uygun olup,harici ödeme nedeniyle icra dairesince yapılan kapak hesabının kesinleşmesi sonuca etkili değildir. Ayrıca davalı vekilince; davacının son ödemesi sonrasında fatura alacağına dayalı olarak İstanbul Anadolu 4. İcra Dairesinin 2019/6404 esas sayılı dosyasında davalı aleyhine başlattığı takip borcunun davalı tarafından ödendiği ve bu tutarın da işbu davada dikkate alınması gerektiği ileri sürülmüştür. Ancak söz konusu takip, işbu dava konusu takip ve mahkeme dosyaları ile ödemelerden sonra başlatılmış olup, önceki ilişkiden kaynaklanan işbu dava kapsamında dikkate alınması mümkün değildir.

Bu nedenle mahkemece ek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle,istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 1.063,21-TL istinaf karar harcından yatırılan 265,80-TL harcın mahsubu ile kalan 797,41-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 37-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nin 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/11/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/77304 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.