Noter senedindeki bedel ikrarının aksinin ispatı ve dava dışı kişiye ödemenin geçersiz ifası
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/348 E. 2024/1653 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Araç Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım
Gerekçe özeti
Noter aracılığıyla yapılan araç satış sözleşmesinde satış bedelinin ödendiği beyan edilmişse, satıcının bu beyanın aksini (bedelin ödenmediğini) ileri sürmesi halinde bu iddiasını eş değer delillerle ispat etmesi gerekir; üçüncü bir kişinin soruşturma aşamasında verdiği ve bedelin başka bir kişi/kuruma ödendiğine ilişkin beyanı, sözleşmedeki ödeme ikrarını çürüten kesin delil niteliğinde değildir ve bu beyan aynı zamanda ikrar olarak da kabul edilemez; ayrıca davacı adına hareket eden vekilin sözleşmedeki beyanı, müvekkilini bağlar.
Ele alınan sorunlar
Noter senedinde bedelin ödendiğinin yazılı olması ve aksinin ispatı → ret
İddia: Davacı vekili, araç satış bedelinin müvekkiline ödenmediğini, davalı şirket yetkilisinin savcılık ifadesinin bu hususta ikrar niteliğinde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: Noter vasıtasıyla yapılan araç satış sözleşmesinde satıcı bedelini tamamen aldığını ve aracı teslim ettiğini beyan ettikten sonra satış bedelini almadığını ileri sürmesi halinde bu iddiasını eş değer delillerle ispat etmesi gerekir. Davacı, delil olarak davalı şirket yetkilisinin kollukta verdiği ifadeye dayanmaktadır; ancak bu ifadede araç satış bedelinin ödenmediğine yönelik bir beyan bulunmayıp, bedelin davacının vekilinin çalıştığı firmaya ödendiği ileri sürülmektedir. Noter sözleşmesinde bedelin ödendiği kabul edildiğine göre, dava dışı firmaya yapılan ödemenin geçersiz ifa olduğunu ispat yükü davacıya aittir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalı şirket yetkilisinin kolluk ifadesinin ikrar niteliğinde olup olmadığı → ret
İddia: Davacı vekili, davalı şirket yetkilisinin savcılık/kolluk beyanının resmi mercii önünde verilmiş ikrar niteliğinde olduğunu ve mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının, davacının vekil olarak tayin ettiği kişiyle birlikte davacının zararına hareket ettiklerine ilişkin bir delil bulunmadığı gibi, aynı olayla ilgili güveni kötüye kullanma suçundan yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Davacıya vekalet eden vekilin, araç satış bedelinin ödendiğine ilişkin sözleşmedeki beyanı davacıyı bağlayıcı nitelikte olduğundan, davalı şirket yetkilisinin soruşturma aşamasında verdiği ifadesindeki beyanların ikrar olarak kabulü mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Noter senedinde satış bedelinin ödendiğinin yazılı olması halinde bu beyanın aksinin ancak eş değer delille ispatlanabileceği ve üçüncü kişinin soruşturmadaki ifadesinin, sözleşmedeki ödeme beyanını çürütmeye yeterli olmadığı ile vekilin sözleşmedeki beyanının müvekkilini bağladığı hususlarında emsal değeri taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ resmi senet↗ ikrar↗ eşdeğer delil↗ geçersiz ifa↗ vekilin beyanının müvekkili bağlaması↗ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/348
KARAR NO 2024/1653
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 26/11/2021
NUMARASI 2020/657 Esas - 2021/928 Karar
DAVA
İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ 14/11/2024
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirkete ait olan ... plakalı aracın satılması için ... isimli kişiye vekaletname verildiğini, vekil ...'ün, müvekkili şirket tarafından kendisine verilen vekaletnameye istinaden davalı şirkete Kartal ... Noterliği'nin 26.12.2008 tarihli ... yev nolu satış sözleşmesi ile ... plakalı aracın satış işlemlerini gerçekleştirdiğini, ancak aracın bugüne kadar bedelinin ödenmediğini, müvekkili şirket tarafından düzenlenen 30.12.2008 tarihli 70.465-TL bedelli faturanın ödenmesi için davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, davalının cevaben gönderdiği ihtarnamede araç bedelinin nakit olarak ödendiğinin bildirildiğini, ancak herhangi bir ödeme belgesi ibraz edilemediğini, alacağın tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhine İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesi'nin ... esas (Yeni esas ...) sayılı takibinin başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, ... isimli kişinin, satış işleminin gerçekleştirildiği dönemde davalı şirketin veya davalı şirket ile iş ilişkisi olan başka bir şirketin çalışanı olma ihtimalinin yüksek olduğunu, davalı şirketin herhangi bir bedel ödemeksizin kendi adına aracın devrini yaptırdığını, satışın gerçek bir satış olmayıp muvazaalı ve kötü niyetli bir satış olduğunu, vekil ... ve davalı şirket yetkilileri aleyhine İstanbul Anadolu CBS'nin 2019/201569 sor. nolu dosyası üzerinden şikâyet gerçekleştirildiğini, soruşturmanın halen devam ettiğini belirterek davalının itirazın iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, müvekkili şirket tarafından alacaklı firmadan satın alınan ... plakalı, 2006 model, ... Marka çekicinin ödemesi olan, KDV dahil 70.465-TL'nin alacaklı firmaya araç satış sözleşmesinin yapıldığı tarihte noterde nakit olarak ödendiğini, noter satış sözleşmesinin 4. maddesinde bu durumun açıkça belirtilerek taraflarca imzalandığını, aracın faturasının da aracın satış tarihinden 4 gün sonra 30.12.2008 tarihinde kesildiğini, davacının resmi satış senedi hükmünde olan noterlik belgesinin aksini eşdeğer bir belgeyle ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddine, davacının %20 oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen araç satış sözleşmesine göre davacı tarafa ait ... plaka sayılı aracın davalıya satıldığı, bedelinin ödendiği hususunun noter senedinde yazılı olduğu, resmi senet niteliğinde olan araç satış sözleşmesinin aksinin ancak kesin delil ile kanıtlanabileceği, davacı tarafın bu yönde dosyaya kesin delil niteliğinde herhangi bir delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacının takipte kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davalının cevap dilekçesini süresinde sunmadığını, araç satış bedelinin müvekkili şirkete ödenmediğinin davalı şirket yetkilisinin savcılık beyanı ile sabit olduğunu, davalı şirket yetkilisinin savcılıktaki ifadesinde aracın bedelini müvekkiline değil, ...'e ödendiğine dair beyanda bulunduğunu, davalı şirket yetkilisinin resmi merciler önündeki beyanının ikrar niteliğinde olduğunu, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, ayrıca müvekkiline vekaleten hareket eden ...'ün paranın ödenip ödenmediği ile ilgili bir bilgisi olmadığını ifade ettiğini, davanın kabulü gerekirken, reddinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, araç satış sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacıya ait ... plaka sayılı aracın Kartal ... Noterliği'nin 26.12.2008 tarih ... yev. no.lu araç satış sözleşmesi ile davalı şirkete satıldığı, araç satış sözleşmesinin davacı şirket adına (Kartal ... Noterliği'nin 24/12/2008 tahli ... yev. nolu vekaletnamesine dayalı olarak) dava dışı ... tarafından imzalandığı, 70.465-TL satış bedelinin satıcıya ödendiğinin sözleşmede yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili, müvekkili şirkete satış bedelinin ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmış ise de noter vasıtasıyla yapılan araç satış sözleşmesinde satıcı ” bedelini tamamen aldığını ve aracı teslim ettiğini” beyan ettikten sonra satış bedelini almadığını ileri sürmesi halinde bu iddiasını eş değer delillerle ispat etmesi gerekir.
Davacı delil olarak davalı şirket yetkilisi ...'ın kollukta verdiği ifadeye dayanmaktadır. Davalı şirket yetkilisi ... İstanbul Anadolu C Başsavcılığı'nın 2019/201569 soruşturma nolu dosyası kapsamında 09/03/2020 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde; "... San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisiyim. Müşteki şirket ile benim ve şirketimin bir ilgi ve alakası yoktur. Müşteki şirketi tanımam. Bahsi geçen ... plakalı aracı ... isimli oto alım-satım yapan yapan iş yeri yetkilisi ... isimli şahıstan devir aldım ve aracın parasını ... isimli iş yerine ödedim. Bahsi geçen şikayetçi firmanın hesabına parayı gönderecektim fakat hesaplarının hacizli olduğu ve bu yüzden parayı ... yetkilisi ... isimli şahsa verdim.
Müşteki firmanın hesaplarında bloke olduğunu bana ... isimli şahıs söyledi. Bende bunun üzerine parayı ... isimli şahsa elden verdim..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı, davalı şirket yetkilisinin bu beyanların ikrar mahiyetinde olduğunu ileri sürmektedir. Ancak davalı şirket yetkilisinin bahsi geçen beyanında araç satış bedelini ödemediğine yönelik bir beyanı bulunmamakta olup satış bedelini davacının vekili olan ...'ün çalıştığı firmaya ödediğini ileri sürmektedir. Noter sözleşmesinde araç satış bedelinin ödendiği kabul edildiğine göre dava dışı firmaya yapılan ödemenin geçersiz ifa olduğunu davacının ispatlaması gerekir. Diğer taraftan davalının, davacının vekil olarak tayin ettiği ...
ile birlikte davacının zararına olarak hareket ettiklerine ilişkin bir delil bulunmadığı gibi aynı olayla ilgili ..., davalı şirket yetkilisi ..., ... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan dolayı yürütülen soruşturmada 10/09/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Bu durumda davacıya vekalet eden vekilinin, araç satış bedelinin ödendiğine ilişkin sözleşmedeki beyanı, davacıyı bağlayıcı nitelikte olduğundan davalı şirket yetkilisinin soruşturma aşamasında verdiği ifadesindeki beyanların ikrar olarak kabulü mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 346,90-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/11/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/76643 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi