6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ayıpsız misli ile değişim tercihinde onarım/bedel indirimine ancak dönme halinde karar verilebilmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5576 E. 2022/2951 K. · · İlk derece: 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Alıcı ayıpsız misli ile değişim (TBK 227/1-4) hakkını kullandığında, sözleşmeden dönülmedikçe hâkim onarıma veya bedel indirimine hükmedemez; ayıbın giderilebilir olması tek başına misli ile değişimi engellemez ve önemli aksamda oluşan ayıpta onarım/indirim hakkaniyete aykırı olabilir. Kullanmakla ortaya çıkan gizli ayıpta hak düşürücü süre itirazı yerinde görülmez; ayıbın makul sürede ihbarı yeterlidir.

Ele alınan sorunlar

Ayıplı malda seçimlik hak: ayıpsız misli ile değişim → kabul

İddia: Davalılar, misli ile değişim yerine bedel indirimine karar verilebileceğini, aracın uzun süre kullanıldığını ve değer kaybı doğacağını savunmuştur.

Gerekçe: Alıcı TBK'nın 227/1-4 maddesi uyarınca ayıpsız benzeri (misli) ile değişim hakkını kullandığında, durum haklı göstermedikçe hâkim satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine ancak sözleşmeden dönme hakkının kullanılması halinde karar verebilir. Kaldı ki motorun komple değiştirilmesiyle arıza giderilebilecek olsa bile, aracın yaklaşık 1 yıl 2 ay ve ~30.000 km kullanılmış olması ve motorun aracın en önemli aksamı olması karşısında, misli ile değişim yerine onarım veya bedel indirimine hükmedilmesi hakkaniyete uygun olmaz; alıcının tercih ettiği misli ile değişim isabetlidir. (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi)

Kullanmakla ortaya çıkan gizli ayıpta ihbar süresi → kabul

İddia: Davalılar, davacının yasal sürede ayıp ihbarında bulunmadığını savunmuştur.

Gerekçe: Araçtaki ayıp kullanmakla ortaya çıkan gizli ayıp olduğundan davalıların hak düşürücü süre itirazı yerinde değildir; ayrıca arızadan sonraki belge ve beyanlara göre alıcı ayıbı makul süre içinde satıcılara bildirmiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Ayıplı malda misli ile değişim tercihinin bağlayıcılığı ve onarım/bedel indiriminin dönme koşuluna bağlı olması yönünden emsal değeri taşır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Kullanmakla ortaya çıkan gizli ayıpta satıcının hak düşürücü süre itirazı yerinde görülmez; ayıbın makul süre içinde ihbarı yeterlidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizli ayıp seçimlik haklar ayıpsız misli ile değişim hak düşürücü süre makul sürede ihbar

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 227/1-4TBK 227/4

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/5576 E.  ,  2022/2951 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUKDAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.12.2018 tarih ve 2017/512 E- 2018/901 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.05.2020 tarih ve 2019/652 E- 2020/463 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı Kosifler Oto Servis ve Tic. A.Ş. vekili Av. ... ile davalı Borusan Otom. Paz. ve Tic. A.Ş. vekili Av. ...

dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr.... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı Kosifler A.Ş.’den diğer davalının distribütörü olduğu 2015 model ... Vogue 3.0 TDV6 model araç satın aldığını, aracın trafiğe çıkış tarihi olan 03.12.2015 tarihinden çok kısa bir süre sonra radyatör arızası vermesi nedeniyle 15.12.2015 tarihinde araç 1.661 km iken radyatör değişiminin yapıldığını, daha sonra araçta ortaya çıkan sorunlar nedeniyle aracın 11.01.2017 tarihinde 30.007 km iken davalı Borusan A.Ş. yetkili servisine teslim edildiğini, yapılan inceleme sonucu aracın motorunda ciddi sorun olduğunun ve motorun tamamen değişmesi gerektiğinin bildirildiğini, bunun üzerine müvekkilinin 31.01.2017 tarihli ihtarname ile motorun değişimi yönünde talebi olmadığını, diğer seçimlik haklarını kullanmak istediğini davalılara bildirdiğini, ancak

ihtarnameye cevap dahi verilmediğini, ayıbın tespiti için mahkemeye yapılan başvuru sonucu yapılan inceleme ile de motorun tamamının değişmesi gerektiğinin tespit edildiğini, aracın gizli ayıplı olduğunu iddia ederek aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde ise araç bedeli olarak ödenen 262.800,00 Euro’nun fiili ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Kosifler A.Ş. vekili, davacının yasal sürede ayıp ihbarında bulunmadığını, araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını, motorda meydana gelen arızanın kullanıcı hatasından kaynaklandığını düşündüklerini, ayıbı kabul anlamına gelmemek kaydıyla bedel iadesi talebinin kabul edilemeyeceğini, motor arızasının motorun değişimi ile ortadan kalkacağını ve araçta değer kaybı olmayacağını, faiz talebinin de haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı Borusan A.Ş. vekili, müvekkili aracın satıcısı konumunda olmadığından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının yasal sürede ayıp ihbarında bulunmadığını, araçta üretim hatasından veya servis hizmetinden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını, aracın davacı tarafça 2 yıldır fiilen kullanılmakta olması nedeniyle davacının aracın bu süreçte kullanım hatası ve diğer dış etkenler nedeniyle arızalanmadığını ispat etmesi gerektiğini, davacının ayıp iddiasının haklı bulunması halinde ise araçta meydana gelen değer kaybının TBK’nın 229. maddesi uyarınca iadesi gerektiğini, ayrıca ayıpsız misli ile değişim veya bedel iadesi taleplerinin haksız olduğunu, ancak bedel indirimine karar verilebileceğini, araç iade edilmeden faiz işletilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi’nce, sonradan ortaya çıkan ayıp nedeniyle davacının tercih etmediği seçimlik hakkını kullanmaya zorlanamayacağı, bu arızanın davacının aracın yenisi ile değiştirilmesi talebi için haklı bir sebep olduğu, satıcının tercih edilen seçimlik hakkı yerine getirmek zorunda olduğu, davacı alıcı misli ile değiştirilmesi yönünde tercih hakkını kullandığından hak ve menfaatler arasındaki dengesini ve semen tenzilini öngörmenin yasanın amacına aykırı olduğu, öte yandan araçtaki ayıp kullanmakla ortaya çıkan gizli ayıp olduğundan davalı tarafın hak düşürücü süre itirazının yerinde görülmediği, kaldı ki arızadan itibaren gelen belge ve beyanlara göre davacının makul süre içinde bunu davalılara bildirdiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davaya konu aracın davalılara iadesi ile davalılarca ücretsiz olarak misli ile değiştirilmesine, tüm masrafların davalılar tarafından karşılanmasına, aracın temin edilememesi halinde İİK’nın 24.

maddesi gereğince işlem yapılmasına karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davacının TBK’nın 227/1-4 maddesi uyarınca ayıpsız benzeri ile değişim hakkını kullandığı, durum haklı göstermiyorsa hâkimin satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilmesinin ancak sözleşmeden dönme hakkının kullanılması halinde mümkün olacağı, kaldı ki aksi düşünülse bile, motorun komple değiştirilmesi ile arızanın giderilebileceği tespit edilmiş olmakla birlikte, aracın fiilen yaklaşık 1 yıl 2 ay kullanılmış, henüz 30.042 km’de bir araç olması ve aracın motorunun aracın en önemli aksamı olması dikkate alındığında, aracın ayıpsız benzeri ile değişimi yerine, TBK’nın 227/4 maddesi uyarınca yine satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verilmesinin hakkaniyet gereği doğru olmayacağı, İlk Derece Mahkemesi’nin aracın misli ile değişimi yönünde verdiği kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 35.975,31 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, 07/04/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde de "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh.

99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/766204800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/652 E. 2020/463 K.

Gizli ayıplı araçta misli ile değişim hakkının seçimlik hak önceliği

Gerekçe özeti

Tacirler arası satışta, açık veya olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılabilecek nitelikte olmayan gizli bir ayıp söz konusu olduğunda ayıp ihbar süresi TTK 23. madde yerine TBK 223 ve 225. maddelere göre belirlenir ve alıcının arızayı fark ettikten sonra yetkili servise başvurusu ayıp ihbarı niteliğinde kabul edilir. Alıcı TBK 227/1-4 uyarınca ayıpsız benzeri ile değiştirme seçimlik hakkını kullanmışsa, hâkimin onarım veya bedel indirimine karar verme yetkisi, TBK 227/4 gereği ancak sözleşmeden dönme hakkının kullanılması ve durumun bunu haklı göstermemesi halinde doğar; aksi halde alıcının tercih ettiği seçimlik hak yerine başka bir seçimlik hakka hükmedilemez.

Emsal değeri

Gizli ayıp hallerinde ayıp ihbar süresinin TBK 223/225 çerçevesinde değerlendirilmesi ve alıcının TBK 227/1-4 uyarınca kullandığı ayıpsız benzeri ile değiştirme talebinin, hâkim tarafından resen onarım veya bedel indirimine dönüştürülemeyeceği yönündeki tespitler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: gizli ayıp seçimlik haklar ayıpsız misli ile değişim ayıp ihbarı bedel indirimi ticari satım sözleşmesi husumet

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/652

KARAR NO 2020/463

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/12/2018

NUMARASI 2017/512 Esas-2018/901 Karar

DAVA

Ayıpsız Misli İle Değişim (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/05/2020

Davanın kabulüne yönelik hükmün davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... A.Ş.’den diğer davalının distribütörü olduğu 2015 model ... model araç satın aldığını, aracın trafiğe çıkış tarihi olan 03.12.2015 tarihinden çok kısa bir süre sonra radyatör arızası vermesi nedeniyle 15.12.2015 tarihinde araç 1.661 km iken radyatör değişiminin yapıldığını, daha sonra araçta ortaya çıkan sorunlar nedeniyle aracın 11.01.2017 tarihinde 30.007 km iken davalı ... A.Ş. yetkili servisine teslim edildiğini, yapılan inceleme sonucu aracın motorunda ciddi sorun olduğunun ve motorun tamamen değişmesi gerektiğinin bildirildiğini, bunun üzerine müvekkilinin 31.01.2017 tarihli ihtarname ile motorun değişimi yönünde talebi olmadığını diğer seçimlik haklarını kullanmak istediğini davalılara bildirdiğini, ancak ihtarnameye cevap dahi verilmediğini, ayıbın tespiti için mahkemeye yapılan başvuru sonucu yapılan inceleme ile de motorun tamamının değişmesi gerektiğinin tespit edildiğini, aracın gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde ise araç bedeli olarak ödenen 262.800-Euro’nun fiili ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... A.Ş. vekili, davacının yasal sürede ayıp ihbarında bulunmadığını, araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını, motorda meydana gelen arızanın kullanıcı hatasından kaynaklandığını düşündüklerini, ayıbı kabul anlamına gelmemek kaydıyla bedel iadesi talebinin kabul edilemeyeceğini, motor arızasının motorun değişimi ile ortadan kalkacağını ve araçta değer kaybı olmayacağını, faiz talebinin de haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.Davalı .... A.Ş. vekili, müvekkili aracın satıcısı konumunda olmadığından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının yasal sürede ayıp ihbarında bulunmadığını, araçta üretim hatasından veya servis hizmetinden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını, aracın davacı tarafça 2 yıldır fiilen kullanılmakta olması nedeniyle davacının aracın bu süreçte kullanım hatası ve diğer dış etkenler nedeniyle arızalanmadığını ispat etmesi gerektiğini, davacının ayıp iddiasının haklı bulunması halinde ise araçta meydana gelen değer kaybının TBK 229.m.

uyarınca iadesi gerektiğini, ayrıca ayıpsız misli ile değişim veya bedel iadesi taleplerinin haksız olduğunu, ancak bedel indirimine karar verilebileceğini, araç iade edilmeden faiz işletilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sonradan ortaya çıkan ayıp nedeniyle davacının tercih etmediği seçimlik hakkını kullanmaya zorlanamayacağı, bu arızanın davacının aracın yenisi ile değiştirilmesi talebi için haklı bir sebep olduğu, satıcının tercih edilen seçimlik hakkı yerine getirmek zorunda olduğu, davacı alıcı misli ile değiştirilmesi yönünde tercih hakkını kullandığından hak ve menfaatler arasındaki dengesini ve semen tenzilini öngörmenin yasanın amacına aykırı olduğu, öte yandan araçtaki ayıp kullanmakla ortaya çıkan gizli ayıp olduğundan davalı tarafın hak düşürücü süre itirazının yerinde görülmediği, kaldı ki arızadan itibaren gelen belge ve beyanlara göre davacının makul süre içinde bunu davalılara bildirdiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davaya konu aracın davalılara iadesi ile davalılarca ücretsiz olarak misli ile değiştirilmesine, tüm masrafların davalılarca tarafından karşılanmasına, aracın temin edilememesi halinde İ.İ.K nun 24.maddesi gereğince işlem yapılmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ...A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Müvekkiline yasal sürede ayıp ihbarında bulunulmadığını,2-Araçta üretimden kaynaklı bir ayıp bulunmadığını, hasarın kullanıcı hatasından kaynaklandığını, 3-Aracın misli ile değişimine karar verilmesinin yasalara ve hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu, bu kararın müvekkilinin hak ve menfaatler dengesini aşırı ölçüde bozacağını, mahkemenin ayıp oranında bedel indirimi seçimlik hakkını dikkate alarak bir karar verebileceğini belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. Davalı .... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Bilirkişi raporuna itirazlarını tekrarladıklarını, raporda arızanın sebebi tam olarak tespit edilememiş olup teknik hiçbir gerekçeye dayanmadan araçta üretim hatasından kaynaklanan bir ayıp olduğu sonucuna ulaşıldığını,2-Dava konusu arızanın %8 semen tenzili ile giderilebileceği yönündeki tespit görmezden gelinerek aracın misli ile değişimi yönünde karar verilmesinin usul ve yasaya, hakkaniyete aykırı olduğunu, motor değişiminin teknik olarak motorun kullanımı süresince ortaya çıkan yıpranmaların etkisini ortadan kaldırmakta olduğunu, ayrıca bu değişim ile aracın ömrünün uzatıldığını, Hazine Müsteşarlığı’nın 14.05.2015 tarihli Tebliği eki uyarınca da motor değişiminin araçta değer kaybına sebep olan parça değişimlerinden biri olarak yer almadığını belirterek hükmün kaldırılmasını ve yeni bir karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, ayıplı araç satışı nedeniyle aracın misli ile değişimi, mümkün olmaması halinde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Davalılar yasal sürede ayıp ihbarı yapılmadığını, araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp olmadığını, ayrıca misli ile değişim veya bedel iadesi taleplerinin hakkaniyete aykırı olduğunu savunmuşlar, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamında mevcut araca ait garanti belgesinde davalı ithalatçı .... A.Ş.’nin kaşe ve imzası bulunduğundan, bu davalıya da husumet yöneltilebileceği kabul edilmiştir. Yine dosya kapsamında mevcut yetkili servis raporları ve 02.05.2017 tarihli tespit bilirkişi raporu ile aracın motorunda arıza olduğu, motorun arızalı parçalarının değiştirilmesi gerektiği tespit edilmiş olup bu husus uyuşmazlık konusu da değildir.

02. 05.2017 tarihli tespit bilirkişi raporunda motorun parçaları yerine motorun komple değiştirilmesinin uygun olacağı belirtilmiş olmakla birlikte, arızanın nedenine ilişkin bir tespit yapılmamıştır. Araç üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi heyeti raporunda ise, motor krank mili yataklarının arızalı olduğu, krank mili yataklarının ömürlerinin motor ömrüne eşit olduğu, bu motor ömrünün aracına göre 400-500.000 km olabilmekte olduğu, 30.007 km gibi düşük bir km’de krank mili yataklarının arızalanmasının yataklardaki imalat kaynaklı ayıba işaret ettiği, bu arızanın basit bir arıza olmadığı, motorun çalışmasını direk etkilediği, bu arızanın fark edilmesi için motorun çalışması gerektiği, aracın satın alınması sırasında fark edilemeyeceği, yani gizli ayıplı olduğu, bu şekilde kullanılması halinde çok kısa sürede motor kullanılamaz hale geleceğinden bu ayıbın davacının araçtan beklediği yararlanmayı sürekli engellediği, motorun komple değiştirilmesi gerektiği, aracın yenisi ile değiştirilmesini gerektirecek önemli bir ayıp olup olmadığı hususunda değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu belirtilmiş olup, bilirkişi raporu özellikle ayıbın nedeninin tespiti yönünden denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte görülmüştür.

Tacirler arası satış sözleşmelerinde 6102 sayılı TTK’nun 23. maddesi ile, bu madde yollamasıyla 6098 sayılı TBK’nun satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Dava konusu araçta açık ayıp veya olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılabilecek bir ayıp değil, gizli ayıp yani kullanımla ortaya çıkan bir ayıp söz konusu olduğundan ayıp ihbar süreleri bakımından TTK’nun 23.maddesi hükmü değil, yine TBK’nun 223. ve 225.madderi hükümleri dikkate alınacaktır. 6098 sayılı TBK’nun 223/2.maddesi “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz.

Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda dava konusu aracın 30.11.2015 tarihinde satın alındığı, ilk tescil tarihinin 03.12.2015 olduğu, motora ilişkin arızanın fark edilmesinden sonra 11.01.2017 tarihinde yetkili servise başvurulduğu, yetkili servisçe yapılan incelemelerden sonra motorun değişimi gerektiğinin bildirilmesi üzerine davacının 31.01.2017 tarihli ihtarname ile ayıp nedeniyle taleplerini dile getirdiği görülmüş olup, davacının arızayı fark etmesinden sonra yetkili servise başvurusu dahi ayıp ihbarı niteliğinde olduğundan(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 04.04.2019 tarihli 2017/4068 E., 2019/2268 K.

sayılı emsal kararı), kaldı ki ayıbın yetkili servisçe davacıya bildirildiği tarih de belirsiz olduğundan, ihbarın süresinde olduğu kabul edilmiştir. Öte yandan, TBK’nun 227.maddesi “(1)Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:

1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.

2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.

3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.

4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.(2) Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.(3) Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. (4)Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. (5)Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. “ hükmünü haizdir. Somut olaya döndüğümüzde davacı TBK 227/1-4 m.

uyarınca ayıpsız benzeri ile değişim hakkını kullanmış olup, durum haklı göstermiyorsa hâkimin satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilmesi ise ancak sözleşmeden dönme hakkının kullanılması halinde mümkün olacaktır. Kaldı ki aksi düşünülse bile, motorun komple değiştirilmesi ile arızanın giderilebileceği tespit edilmiş olmakla birlikte, aracın fiilen yaklaşık 1 yıl 2 ay kullanılmış henüz 30.042 km’de bir araç olması ve aracın motorunun aracın en önemli aksamı olması dikkate alındığında, aracın ayıpsız benzeri ile değişimi yerine, TBK 227/4 m. uyarınca yine satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verilmesi hakkaniyet gereği doğru olmayacaktır.

O halde ilk derece mahkemesinin aracın misli ile değişimi yönünde verdiği kararında bir isabetsizlik görülmemiş olup, açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmluştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,Davalılardan alınması gereken toplam 71.951,08-TL istinaf karar harcından davalılarca peşin yatırılan toplam 35.975,54-TL harcın mahsubu ile bakiye 35.975,54-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

07/05/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.