6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ödemenin taliki şarta bağlandığı satımda muacceliyetin dava şartı olarak değerlendirilmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7627 E. 2022/2647 K. · · İlk derece: 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Satım kural olarak ani edimlidir ve para borcu malın teslimiyle muaccel olur; ancak süregelen ticari ilişkide ödemenin, davalının akreditif alacağının davacıya temliki yoluyla yapılageldiği ve proforma faturalarda da bu ödeme biçiminin öngörüldüğü hâllerde satım vadeli sayılır ve ödeme taliki şarta bağlanır. Takip tarihi itibarıyla muaccel olmayan alacak bakımından muacceliyet dava şartı (hukuki yarar) olarak değerlendirilir ve dava şartı yokluğundan reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Ödemenin taliki şarta bağlandığı satımda takip tarihi itibarıyla alacağın muaccel olup olmadığı → ret

İddia: Davacı, taraflar arasında yazılı ya da sözlü temlik sözleşmesi bulunmadığını, bankaya verilen talimatın ödeme olarak kabul edilemeyeceğini ve alacağın muaccel olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK'nın 207. maddesi gereğince satım kural olarak ani edimli olup, alıcının para borcu malın teslimi ile muaccel olur; ancak taraflar arasındaki süregelen ticari ilişkide daha önce de teslim edilen emtia bedelinin, davalının akreditif hesabına gelecek paraların davacıya temliki suretiyle ödenmiş olması ve dava konusu faturaya esas proforma faturalarda da ödemenin temlik yoluyla yapılmasının talep edilmesi karşısında, satım sözleşmesinin vadeli yapıldığı ve ödemenin taliki şarta bağlandığı anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında akreditif alacağının hesaba geçmesi üzerine borcun tamamının ödenmesiyle davalı edimini sözleşmeye uygun yerine getirmiş olup, takip tarihi itibarıyla davacı alacağı muaccel hâle gelmemiştir; muacceliyet HMK'nın 114/2 ve 115. maddesi gereğince dava şartı olarak kabul edildiğinden, takip tarihinde dava şartı gerçekleşmemiş olması nedeniyle davanın reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Süregelen ticari ilişkide temlik yoluyla ödemenin vadeli satım sayılması ve takip tarihinde muaccel olmayan alacakta muacceliyetin dava şartı olarak değerlendirilerek davanın reddedilmesi yönünden emsal niteliğindedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Alacağın takip/dava tarihi itibarıyla muaccel olması (muacceliyetin dava şartı olarak değerlendirilmesi)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muacceliyet taliki şart vadeli satım alacağın temliki akreditif dava şartı

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 207TBK 191 · HMK — HMK 114/2HMK 115

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/7627 E.  ,  2022/2647 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.07.2018 tarih ve 2017/603 E. - 2018/868 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.09.2020 tarih ve 2018/1772 E. - 2020/825 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı aleyhine faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının takibe itirazının haksız olduğunu, müvekkili şirketin davalıya mal sattığını, borçlunun aradan geçen yaklaşık 16 aya rağmen borcunu ödemediğini, davalı borçlunun itirazında temlik suretiyle taraflarına bu borcun ödendiğini iddia ettiklerini, borçlunun bu iddialarının dayanaksız olduğunu, taraflar arasında yapılmış yazılı ya da sözlü bir temlik sözleşmesi bulunmadığını, müvekkiline yalnızca akreditif olarak davalı/borçlunun hesabına geçecek tutarın ödenmesi konusunda bankaya talimat verildiğini, ancak müvekkiline bugüne kadar bir ödeme yapılmadığını, bu anlamda söz konusu bankaya verilen talimat ya da taraf olmadıkları iddia edilen temlik belgesi gereğince taraflar arasında bu hususun ödeme olarak kabul edileceği yönünde bir anlaşma da bulunmadığını, davalı tarafın temlik yolu ile ödeme yapıldığı iddialarını kabul etmediklerini ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; müvekkili şirket ile davacı şirket ticari ilişki içinde olduğunu, ilk 2015 yılı Ağustos ayında görüşülmeye başlandığını ve tarafların şartlarda ve ödeme şeklinde anlaşmaya vardıklarını, bu anlaşmaya göre davacı şirketten alınacak ürünlerin ödemesi, müvekkil şirketin Arap-Türk Bankası A.Ş.'de olan akreditif alacağına, davacı şirket lehine temlik konulması şeklinde olacağı hususunda anlaşıldığını, taraflar arasında ödemelerin temlik yolu ile yapılacağına dair anlaşma ve uygulamanın mevcut olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre,taraflar arasında, satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, sözleşme konusu emtianın davalıya teslim edildiği sabit olup, uyuşmazlık satımın vadeli şekilde yapılıp yapılmadığı, ödemenin taliki şarta bağlanıp/ bağlanmadığı bu kapsamda takip tarihi itibari ile davacı alacağının muaccel olup olmadığı noktasında toplandığı, TBK.'nın 207. maddesi gereğince satım akdi kural olarak ani edimli olup, satıcı ve alıcının borçlarına aynı anda ifa etmeleri gerektiği, madde metninden anlaşılacağı üzere kural olarak alıcının para borcu malın teslimi ile muaccel olacağı,ancak, taraflar arasında süre gelen ticari ilişkide daha önce de davacı tarafından teslim edilen emtia bedelinin, davalının akredetif hesabına gelecek paraların davacıya temliki sureti ile ödenmiş olması ve davacı tarafından düzenlenen sözleşme konusu faturaya esas icap niteliğindeki 3 adet proforma faturada da önceki ticari ilişkide olduğu gibi ödemenin akredetif hesabından temlik yolu ile ödenmesinin talep edilmesi karşısında taraflar arasındaki satım sözleşmesinin vadeli şekilde yapıldığı ve ödemenin taliki şarta bağlandığının anlaşıldığı, yargılama sırasında, davalının akredetif alacağının hesaba geçmesi üzerine 17.04.2018 ve 25.04.2018 tarihlerinde fatura konusu borcun tamamının ödenmiş olması karşısında davalının edimini sözleşmeye uygun şekilde yerine getirdiği, dosya kapsamındaki belgelerden takip tarihi itibari ile davacı alacağının muaccel hale gelmediğinin anlaşıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta edim dengeleri dikkate alındığında muacceliyet mahkememizce HMK.'nın 114/2 ve 115.

maddesi gereğince dava şartı olarak kabul edilmiş olup, dava ve takip tarihi itibari ile de dava şartının gerçekleşmemiş olması nedeni ile davanın bu yönden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, takip tarihi itibari ile davacının muaccel bir alacağının bulunmaması nedeni ile davanın HMK.nın 114/2 ve 115. maddesi yönünden reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından, davalı adına düzenlenen 11/02/2016, 02/02/2016 ve 02/02/2016 tarihli 3 adet proforma faturalarda ödemelerin temlik(L/C) yolu ile ödeneceği yazılı olduğunun görüldüğü, davacı tarafça, sözleşme konusu alacak akredetif bankası nezdinde davacıya temlik edilmiş olup, bankaca bu hususun davacıya bildirildiği, cevap dilekçesi ekinde sunulan 17/02/2016 tarihli e-posta yazışmasında da temlik belgelerinin davacıya ulaştığının kabul edildiği,taraflar arasında dava konusu faturalardan önce düzenlenen 05/11/2015 tarihli davacıya ait proforma fatura ile diğer faturaların da ödeme kısmında satım bedelinin akreditif bankasındaki alacaktan temlik yolu ile tahsil edileceği ibaresi yazılı olup, uyuşmazlık tarihinden evvel yapılan diğer ödemeler de temlik yolu ile davacı tarafından tahsil edildiği,somut olayda;

taraflar arasındaki uyuşmazlık satımın vadeli şekilde yapılıp yapılmadığı, ödemenin taliki şarta bağlanıp/ bağlanmadığı bu kapsamda takip tarihi itibari ile davacı alacağının muaccel olup olmadığı noktasında toplandığı, TBK.'nın 207. maddesi gereğince satım akdi kural olarak ani edimli olup, satıcı ve alıcının borçlarına aynı anda ifa etmeleri gerektiği, madde metninden anlaşılacağı üzere kural olarak alıcının para borcu malın teslimi ile muaccel olacağı,ancak, taraflar arasında süre gelen ticari ilişkide daha önce de davacı tarafından teslim edilen emtia bedelinin, davalının akreditif hesabına gelecek paraların davacıya temliki sureti ile ödenmiş olması (T.B.K. m. 191) ve davacı tarafından düzenlenen sözleşme konusu faturaya esas icap niteliğindeki 3 adet proforma faturada da önceki ticari ilişkide olduğu gibi ödemenin akredetif hesabından temlik yolu ile ödenmesinin talep edilmesi karşısında taraflar arasındaki satım sözleşmesinin vadeli şekilde yapıldığı ve ödemenin taliki şarta bağlandığının anlaşıldığı, yargılama sırasında, davalının akreditif alacağının hesaba geçmesi üzerine 17/04/2018 ve 25/04/2018 tarihlerinde fatura konusu borcun tamamının ödenmiş olması karşısında davalının edimini sözleşmeye uygun şekilde yerine getirdiği, dosya kapsamındaki belgelerden takip tarihi itibari ile davacı alacağının muaccel hale gelmediğinin anlaşıldığı,takip tarihi itibari ile de alacağın muaccel olmadığının kabulü ile davanın reddine ve yargı giderinin davacı üzerinde bırakılmasında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 31/03/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/766170300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1772 E. 2020/825 K.

Vadeli satımda akreditif temliki ile ödeme kararlaştırılmışsa alacağın muacceliyeti

Gerekçe özeti

Taraflar arasındaki süregelen ticari ilişkide, satım bedelinin alıcının akreditif hesabına gelecek paranın satıcıya temliki yoluyla ödeneceğinin daha önceki uygulamalarla ve dava konusu faturaya esas proforma faturalarla kararlaştırılmış olması halinde, satım sözleşmesi vadeli sayılır ve ödeme taliki şarta bağlanmış kabul edilir; bu durumda akreditif alacağı ilgili hesaba geçmeden alacağın muaccel hale geldiği söylenemez ve muaccel olmayan alacak için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebi reddedilir.

Emsal değeri

Kararın taşıyıcı gerekçesi, tarafların önceki ticari uygulamaları ve fatura/proforma fatura üzerindeki temlik ibareleri yoluyla, kural olarak ani edimli olan satım sözleşmesinin fiilen vadeli hale getirilebileceğini ve buna bağlı olarak muacceliyetin ne zaman gerçekleştiğini belirleme yöntemini ortaya koyması yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: muacceliyet taliki şart temlik akreditif vadeli satım ani edimli sözleşme itirazın iptali

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1772

KARAR NO 2020/825

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/07/2018

NUMARASI 2017/603 Esas - 2018/868 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/09/2020

Davanının reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında davalı adına düzenlenen fatura borcunun uzun süre ödenmemesi üzerine Büyükçekmece ...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı,davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğunu, taraflar arasında yazılı ya da sözlü bir temlik sözleşmesi bulunmadığını, sadece akredetif olarak davalı hesabına geçecek paranın müvekkiline ödenmesi konusunda bankaya talimat verildiğini, buna rağmen şimdiye kadar ödeme yapılmadığını, davacının talimatın tarafı olmaması nedeni ile iddia edilen temlik belgesinin taraflar arasında ödeme olarak kabul edildiğine ilişkin bir anlaşma bulunmadığını ileri sürerek vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; taraflar arasında 2015 yılı Ağustos ayından itibaren süren ticari ilişkide ödemelerin ne şekilde yapılacağı konusunda anlaşmaya varıldığını, buna göre davacı şirketten alınacak ürünlerin ödemesi, müvekkil şirketin ... Bankası A.Ş.'de olan akreditif alacağına, davacı şirket lehine temlik konulması şeklinde ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, anlaşma gereğince müvekkilinin davalıdan aldığı, ilk faturanın ödeme kısmında da temlik edilecek (LC) ibaresinin bulunduğunu, daha sonra düzenlenen faturaların da aynı şekilde düzenlenerek ödemelerin akreditif hesabından temlik yolu ile ödendiğini, dava konusu edilen 18/02/2016 tarihli ... faturaya esas olmak üzere davacı tarafından hazırlanıp gönderilen 3 adet proforma faturada ödeme şeklinin önceki faturalar gibi L/C temlik edilecek beyanı ile düzenlendiğini, bu faturalara istinaden müvekkilinin de anlaşma gereğince fatura düzenleyerek ...

Bankası İstanbul Merkez şubesindeki akreditif hesabı üzerine davalı lehine temlik edildiğini, temlik beyanının bankaca davalı şirkete tebliğ edildiğini, daha sonra 15/02/2016 tarihli temlik yazısı ile bakiye alacak yönünden de davacı lehine verilen temliğin bankaca davacıya bildirildiğini, davacı çalışanı tarafından gönderilen 17/02/2017 tarihli mailde de temlik belgelerini şirkete ulaştığını kabul edildiğini, taraflar arasındaki anlaşma ve davacı şirketin kabulü ile ödemenin belirtilen hesaptan temlik yolu ile ödenmesi konusunda anlaşma bulunmasına rağmen başlatılan takibin haksız olduğunu, bu durumun gerek anlaşma gerekse de taraflar arasındaki ticari tehammüle aykırı olduğunu, müvekkilinin yurt dışına yapmış olduğu ihracat karşılığı akreditif işlemi yaptığını, ancak Libya'daki bankacılık sisteminden kaynaklanan sorunlar nedeni ile temlik ödemesinin henüz yapılamadığını, bu durumun sorumlusunun da müvekkilinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; dosya kapsamındaki belgelerden takip tarihi itibari ile davacı alacağının muaccel hale gelmediği, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta edim dengeleri dikkate alındığında muacceliyet HMK.'nın 114/2 ve 115. Maddesi gereğince dava şartı olarak kabul edilmiş olup, dava ve takip tarihi itibari ile de dava şartının gerçekleşmemiş olması gerekçesi ile davanın reddine, red şekline göre davacının icra inkar tazminat talebinin reddine, takibin kötü niyetli olmadığı anlaşıldığından kötü niyet tazminat talebinin reddine, davanın usulden reddi nedeni ile yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına, davalı lehine maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; taraflar arasında hukuken geçerli bir temlik sözleşmesi akdedilmediğini, söz konusu borcun fatura alacağından kaynaklandığını, davalı tarafın ''temlik yolu ile ödeme'' iddiasının hukuken geçerli olmadığını, 6098 sayılı T.B.K 184. Maddesi uyarınca alacağın temliki yazılı şekil şartına tabi olup taraflar arasında yapılmış yazılı temlik anlaşması bulunmadığı gibi, davalı tarafın dosyaya ibraz etmiş olduğu herhangi bir yazılı temlik akdi de bulunmadığını, dosya kapsamında yer alan ... Bankası kayıtlarında yer alan belgelerden de anlaşılacağı üzere davalı şirket akreditif alacağının müvekkiline ödenmesi yönünde talimat verdiğini, davalı takip konusu faturayı tebellüğ etmiş, faturaya karşı herhangi bir itirazda da bulunmamış ve aradan geçen 16 aylık süreçte borç da ödenmediğinden müvekkilinin söz konusu alacağı ne şekilde tahsil edeceği konusunun muallak olduğunu, şayet akreditif hesabına ödeme hiçbir şekilde gelmese ve temlik işleminin varlığı kabul edildiğinde temlik verenin borçlusuna başvurması için gerekli hiç bir bilgi ve belgeye sahip olmayan müvekkilinin tahsil hakkının tamamen elinden alınmış olacağını, bu durumun dürüstlük ve hakkaniyetle bağdaşmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

İstinafa konu uyuşmazlık; ticari satımdan kaynaklı bakiye fatura alacağının tahsili amacı ile başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafından, davalı adına düzenlenen 11/02/2016, 02/02/2016 ve 02/02/2016 tarihli 3 adet proforma faturalarda ödemelerin temlik(L/C) yolu ile ödeneceği yazılı olduğu görülmüştür. Davacı tarafça, sözleşme konusu alacak akredetif bankası nezdinde davacıya temlik edilmiş olup, bankaca bu husus davacıya bildirilmiştir. Cevap dilekçesi ekinde sunulan 17/02/2016 tarihli e-posta yazışmasında da temlik belgelerinin davacıya ulaştığı kabul edilmiştir. Taraflar arasında dava konusu faturalardan önce düzenlenen 05/11/2015 tarihli davacıya ait proforma fatura ile diğer faturalarında ödeme kısmında satım bedelinin akreditif bankasındaki alacaktan temlik yolu ile tahsil edileceği ibaresi yazılı olup, uyuşmazlık tarihinde evvel yapılan diğer ödemelerde temlik yolu ile davacı tarafından tahsil edilmiştir.

Somut olayda; taraflar arasında ki uyuşmazlık satımın vadeli şekilde yapılıp yapılmadığı, ödemenin taliki şarta bağlanıp/ bağlanmadığı bu kapsamda takip tarihi itibari ile davacı alacağının muaccel olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. TBK.'nın 207. Maddesi gereğince satım akdi kural olarak ani edimli olup, satıcı ve alıcının borçlarına aynı anda ifa etmeleri gerekmektedir. Madde metninden anlaşılacağı üzere kural olarak alıcının para borcu malın teslimi ile muaccel olur. Ancak, taraflar arasında süre gelen ticari ilişkide daha önce de davacı tarafından teslim edilen emtia bedelinin, davalının akreditif hesabına gelecek paraların davacıya temliki sureti ile ödenmiş olması (T.B.K. M. 191) ve davacı tarafından düzenlenen sözleşme konusu faturaya esas icap niteliğindeki 3 adet proforma faturada da önceki ticari ilişkide olduğu gibi ödemenin akredetif hesabından temlik yolu ile ödenmesinin talep edilmesi karşısında taraflar arasındaki satım sözleşmesinin vadeli şekilde yapıldığı ve ödemenin taliki şarta bağlandığı anlaşılmıştır.

Yargılama sırasında, davalının akreditif alacağının hesaba geçmesi üzerine 17/04/2018 ve 25/04/2018 tarihlerinde fatura konusu borcun tamamının ödenmiş olması karşısında davalının edimini sözleşmeye uygun şekilde yerine getirdiği, dosya kapsamındaki belgelerden takip tarihi itibari ile davacı alacağının muaccel hale gelmediği anlaşılmıştır.Takip tarihi itibari ile de alacağın muaccel olmadığının kabulü ile davanın reddine ve yargı giderinin davacı üzerinde bırakılmasında isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı gider avansından karşılanan 28,35-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.17/09/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.