Römorkaj hizmetinde zarar gören halat bedelinin vekalet gideri kapsamında tazmini
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/723 E. 2024/1879 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Römorkaj hizmeti bedelinin tazmini mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Taraflar arasındaki uygulamaya özgü römorkaj hizmeti sözleşmesi, kanunlarda düzenlenmediğinden vekalet sözleşmesi kapsamında değerlendirilmelidir. Vekilin, vekil edenin menfaati için bilerek risk üstlenmesi sonucunda kendi ekipmanının zarar görmesi, TBK'nın 510. maddesi bağlamında zarar değil, vekaletin gereği gibi ifası için yapılan bir gider (masraf) niteliğindedir; vekalet veren bu giderleri, kusursuzluğunu ispatlasa da ödemekle yükümlüdür. Sözleşmede tarafların üçüncü kişilere veya araçlara verecekleri zararın ödenmesini öngören hükümler, sorumsuzluk kaydı değil sorumluluk anlaşması niteliğinde olduğundan, bu tür vekalet ilişkilerinde TBK'nın 115. maddesindeki sorumluluğu ağırlaştıran sözleşme hükümlerinin geçersizliğine ilişkin düzenleme uygulanamaz. Zarar miktarının tam olarak ispatlanamadığı hallerde, TBK'nın 50/2. maddesi uyarınca hâkim, olayın koşullarını (örneğin kullanılmış ekipmanın yeni fiyat üzerinden değerlendirilmiş olması) göz önünde bulundurarak hakkaniyete uygun bir indirim yaparak zararı belirler.
Ele alınan sorunlar
Römorkaj sözleşmesinin hukuki niteliği ve uygulanacak hükümler → kabul
İddia: Davacı, uyuşmazlığın Birleşik Krallık Yedekleme ve Diğer Hizmetler için Standart Koşullar tip sözleşmesi ve taraflar arasındaki Deniz Vasıtaları Kiralama Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde, kiralama ilişkisi esas alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, sadece TBK hükümlerine göre değerlendirme yapılmasının yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar arasındaki iş görme sözleşmesi TBK ve TTK'da düzenlenmemiştir; TBK'nın 502/2. maddesine göre hukuki işlem yahut hukuki işlem benzeri bir işlemle birlikte fiili işlem yapılması, yani maddi anlamda bir işin görülmesi de vekaletin konusunu oluşturabileceğinden, römorkaj sözleşmesi kural olarak vekalet sözleşmesi kapsamında değerlendirilmelidir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Sözleşmedeki sorumluluk hükmünün TBK 115 kapsamında geçersiz sayılıp sayılmayacağı → kabul
Gerekçe: Sözleşmenin 7. maddesi, kiracının kiralanan deniz vasıtasının kullanılması sırasında üçüncü şahıslara ve araçlara verdiği zarar ile kiralanan vasıtanın uğradığı hasar ve zarar bedelini ödemeyi kabul ettiğine ilişkin bir hükümdür. Bu hüküm sorumsuzluk değil, sorumluluk anlaşması niteliğindedir; vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta TBK'nın 115. maddesi hükmüne dayalı olarak sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Vekilin ifa sırasında uğradığı zararın masraf (gider) niteliğinde olup olmadığı ve davalının sorumluluğu → kabul
Gerekçe: TBK'nın 510. maddesine göre vekalet verenin, vekaletin ifası için vekilin yaptığı giderleri ödeme yükümlülüğü ile vekilin ifa sırasında uğradığı zararın tazmini yükümlülüğü birbirinden farklı esaslara bağlıdır; vekalet veren zarardan, kusuru bulunmadığını ispatlayarak kurtulabilirken, masrafları ödemekten kusursuzluğunu ispatlayarak kaçınamaz. Masraf, malvarlığında istenilerek meydana getirilen bir eksilme olduğu halde, zarar iradeye karşı veya rızasız ortaya çıkan bir azalmadır; vekil, vekil edenin menfaati için kişisel ve parasal varlığını bilerek bir tehlikeye koyar ve bu tehlikenin gerçekleşmesiyle malvarlığında meydana gelen eksilme zarar değil, masraf (gider) olarak nitelendirilmelidir. Somut olayda bilirkişi incelemesine göre halat kopması deniz şartlarından kaynaklanmış olup tarafların kusuru bulunmamakta, kopan halatlar kurtarılan römorku çekebilecek yeterliliğe sahiptir. Davacı, davalının acenteliğini yaptığı firmaya ait römorku kurtarmak amacıyla davalının menfaatine olacak şekilde risk üstlenmiş olup, deniz tehlikesi altında kullandığı kendisine ait ekipmanların zarar görmesi vekaletin gereği gibi ifası için yapılan gider niteliğindedir. Bu nedenle davalı kusursuz da olsa bu giderleri davacıya ödemekle yükümlüdür; bu tür masrafların çeki ücreti içinde değerlendirilmesi mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Zarar miktarının belirlenmesi (halat bedelinden indirim) → kısmi kabul
Gerekçe: Bilirkişi raporunda davacı tarafından talep edilen halat bedelinin kadri maruf olduğu belirtilmiş ise de, davacının talep ettiği bedel, kullanılmamış halat bedeli üzerinden hesaplanmıştır; halatların dava konusu işlemde ilk defa kullanıldığına dair delil veya iddia bulunmamaktadır. TBK'nın 50/2. maddesi gereğince zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararı hakkaniyete uygun olarak belirler. Halatların kullanılmış olduğu dikkate alınarak halat bedelinden %20 oranında indirim yapılması somut olayın koşullarına uygundur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Karar, kanunda düzenlenmemiş römorkaj sözleşmelerinin vekalet sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve vekilin ifa sırasında bilerek risk üstlenerek uğradığı ekipman zararının TBK 510 bağlamında 'zarar' değil 'masraf/gider' olarak nitelendirilmesi gerektiğini; bu nedenle vekalet verenin kusursuzluğunu ispat etse de bu giderleri ödemekten kaçınamayacağını ortaya koyması yönüyle emsal değer taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekalet sözleşmesi↗ römorkaj hizmeti↗ masraf-zarar ayrımı↗ sorumluluk anlaşması↗ sorumsuzluk kaydı↗ TBK 115↗ TBK 510↗ TBK 50/2 hakkaniyete uygun tazminat↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/723
KARAR NO 2024/1879
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 01/02/2022
NUMARASI 2020/391Esas - 2022/30 Karar
DAVA
Alacak
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; ...Ltd. Şti.ne ait ve acenteliğini davalı ...Ltd. Şti'nin yaptığı Türk bayraklı ... isimli römorkörün (IMO NO:...) 21.02.2020 tarihinde yedeğinde ... isimli duba olduğu halde, İstanbul Boğazından geçiş yaptığı sırada, ... isimli dubanın halatının koparak sürüklenmesi üzerine, müvekkili kuruluş tarafından dubaya halat verilerek dubanın ... gemisine teslim edildiğini, verilen hizmet sırasında müvekkiline ait ... isimli römorkörün kusuru olmaksızın 40 mm.lik 30 metre, 60mm.lik 30 metre ve 20 metre boyutlarındaki kopma dayanımı yüksek halatların koparak zayi olduğunu, durumun 22.02.2020 tarihinde gemi kaptanına ve acenteye protesto mektubu çekilerek ihbar edildiğini, ... firmasından alınan fiyat teklifinden, müvekkilinin zararının 60.000-TL+ KDV olduğunu, halat bedelinin ödenmesi için 26.02.2020 tarihli yazı ile davalı acenteye başvurulmasına rağmen ödeme yapılmadığını, Kılavuzluk ve Römorkaj Hizmet Tarifesinin 1.4.3, Deniz Vasıtaları Kiralama Sözleşmesinin Özel Şartlar başlığı altındaki 7.maddesi gereğince hizmet süresince römorkörde veya römorkörce hizmet verilen gemi veya 3.kişilere verilen tüm hasarlardan davalının sorumlu olduğunu belirterek 64.800-TL'nin olay tarihi olan 21/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacının sunduğu sözleşmede imzasının bulunmadığını, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmenin hasarın oluştuğu hizmete ait olmadığını, davacının müvekkili tarafından talep edilen işi yaparken zarara uğramadığını, müvekkilinin davacıdan ...demir sahasında bulunan dubayı yedekleyerek Büyükdere'ye getirmesi yönünde hiçbir talebinin bulunmadığını, ... Römorkörünün ... dubasını İstanbul Boğazından, kuzey-güney yönlü geçişine refakat edilmesi amacıyla davacı ile matbu olan sözleşmeyi 19.02.2020 tarihinde imzaladığını, bu sözleşmenin planlanan refakat hizmetine ilişkin olduğunu, davacıdan talep edilen hizmetin, acentesi olduğu Römorkörün yine acentesi olduğu dubayı, İstanbul Boğazından çekişi sırasında, davacıya ait römorkörün refakati ile sınırlı olduğunu, davacının verdiği hizmeti uygun ekipmanla yapmadığını, halatların bedelinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacının hizmeti veren vekil, davalının ise hizmeti alan müvekkil konumunda olduğu, davaya konu zararın oluşumunda davalının herhangi bir kusuru bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi raporlarında sonuç olarak davalının sorumlu olduğundan bahsedilmişse de bu konuda hukuki yorumun mahkemeye ait olduğu, bilirkişi raporunun teknik açıklamaları doğrultusunda halat kopması hadisesinde, davalının kusuru bulunmadığı tespitleri bakımından esas alındığı, davacının zarar nedeniyle, her halde davalının sorumlu olduğunu aralarındaki sorumluluk anlaşmasına dayandırdığı, davaya konu olayda; davacının römorkaj hizmetini resmi makamlar tarafından kendisine verilen izin ile yapması nedeniyle TBK'nın 115.
maddesi gereğince davalının halat kopması nedeni ile sorumluluğunu ağırlaştıran, kusursuz sorumluluk öngören sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğu, davalının halat kopmasında kusuru bulunmaması nedeniyle hasar nedeniyle sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; bilirkişi heyeti tarafından halat hasarının oluşmasında müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığı, müvekkilinin zararının davalı tarafça tazmin edilmesi gereğinin açıkça ortaya konulduğunu, somut olayın Birleşik Krallık Yedekleme ve Diğer Hizmetler için Standart Koşullar tip sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmediğini, sadece TBK'daki düzenlemelere göre değerlendirme yapılmasının yetersiz olduğunu, denizcilik alanındaki uygulamalarda genel kabul gören Birleşik Krallık Yedekleme ve Diğer Hizmetler için Standart Koşullar tip sözleşmesine göre römorkajın, römorkör sahibinin römorkörünü, personeli ile birlikte kiralaması şeklinde gerçekleştiğinin kabul edildiğini, Birleşik Krallık Yedekleme ve Diğer Hizmetler için Standart Koşullar tip sözleşmesinin bu kabul esas alınarak hazırlandığını, KHK'ya dayalı olarak hazırlanıp yürürlüğe konulan Kılavuzluk Römorkaj ve Diğer Hizmetler Tarifesinde yer alan esaslarda uluslararası temayül de dikkate alınarak römorkör tahsisinin hukuki anlamda bir kiralama ilişkisi olduğu dikkate alınarak hazırlandığını, Tarifede römorkör için "kiralanan deniz vasıtası" tanımı kullanıldığını, römorkör hizmetinin de “kiralanan deniz vasıtalarının kiralayana tahsis edilmesi" şeklinde ifade edildiğini, müvekkili ile davalı arasındaki ilişkinin kiralama ilişkisi olduğunu, müvekkilinin ekipmanlarını personelle birlikte talep edenlere kiraladığını, kiralayan donatanın kiraladığı römorkör ve personeline emretme, yönlendirme, talimat verme yetkisine sahip olduğunu, bu nedenle de tip sözleşmede yer alan sorumsuzluğa ilişkin maddelerin "sorumsuzluk kaydı" niteliğinde olmadığını, sözü geçen kuralların kiralama ilişkisinin doğal sonucu olduğunu, davaya konu edilen olayda müvekkili Kuruluş tarafından yönetilen bir operasyon veya verilen bir hizmet ameliyesi mevcut olmadığını, müvekkilinin Römorkaja ilişkin herhangi bir yönlendirme yetkileri ve görevleri bulunmadığını, müvekkili Kuruluşun sorumluluğunu sonuçlayabilecek istisnai hallerin davaya konu olayda gerçekleşmediği hususunun bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, Birleşik Krallık Yedekleme ve Diğer Hizmetler için Standart Koşullar ve Deniz Vasıtaları Kiralama Sözleşmesinin Özel Şartlar başlığı altındaki 7.maddesi gereğince hizmet süresince römorkörde veya römorkörce hizmet verilen gemi veya 3.kişilere verilen tüm hasarlardan talep sahihinin sorumlu olduğunu, sözleşmedeki mevcut kayıtlar çerçevesinde davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, Römorkaj hizmeti veren davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı römorkaj hizmeti veren davalı ise hizmeti alandır. Davacının hizmeti verdiği sırada kullandığı halat zarar görmüş ve kullanılamaz duruma gelmiştir. Uyuşmazlık davalının davacının halat zararından sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki iş görme sözleşmesi, TBK ve TTK'nda düzenlenmemiştir. Bu nedenle öncelikle sözleşmenin hukuki niteliğinin saptanması gerekir.Türk hukukunda TBK'nin 502/2. maddesine göre, hukuki işlem yahut hukuki işlem benzeri yapılması ile birlikte fiili işlem yapılması, yani maddi anlamda bir işin görülmesi de vekaletin konusunu teşkil edebilir. Böylece Türk hukukunda, römorkaj sözleşmesini de, kural olarak vekalet sözleşmesi kapsamında değerlendirmek gerekir.
Taraflar arasında 19/02/2020 tarihinde akdedilen Kılavuzluk, Römorkör ve Diğer Hizmetler Tarifesi Deniz Vasıtaları Kiralama Sözleşmesi kapsamında davalının müvekkili konumundaki ... adlı gemiye römorkör hizmet verilmesinin şartları düzenlenmiştir. Sözleşmenin 7. maddesinde "...kiracı, kiralanan deniz vasıtasının kullanılması sırasında üçüncü şahıslara ve araçlara yapacağı her türlü zarar ve ziyanın keza kiralanan deniz vasıtalarının uğrayacakları ve kuruluşça tespit edilecek hasar ve zarar bedeli ile kiralanan vasıtanın tamamının kaybı veya bir daha işe yaralamayacak derecede yıpranması veya bunların tamiratı süresince çalışamayacağı halde kalmaları sebebiyle, kuruluşun bunları hizmete tahsis edememekten doğacak zararı ve araçların batması halinde deniz vasıtasının kuruluşça tespit ve takdir olunacak tam kıymetini protesto keşidesine veya hüküm alınmasına lüzum kalmaksızın ...
ödemeyi kabul eder..." şeklinde hükme yer verilmiştir. Mahkemece, davalının sorumluluğunu ağırlaştıran, kusursuz sorumluluk öngören bu sözleşme hükmünün TBK'nın 115. maddesi gereğince geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de sözleşmenin bahsi geçen maddesi sorumsuzluk değil, sorumluluk anlaşması hükmünde olup vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta TBK'nın 115. maddesi hükmüne dayalı olarak sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Vekalet verenin borçlarının düzenlendiği TBK'nın 510. maddesinde; "Vekâlet veren, vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle birlikte ödemek ve yüklendiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür.
Vekil, vekâletin ifası sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini vekâlet verenden isteyebilir. Ancak vekâlet veren, kusuru bulunmadığını ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir." şeklinde vekaletin yerine getirilmesi için yapılan masraflarla, vekilin vekaletin yerine getirilmesi sırasında uğradığı zararların tazmini noktasında vekalet verenin sorumluluğu düzenlenmiştir. Bahsi geçen düzenlemeye göre vekilin vekaletin yerine getirilmesi için yapılan masraflarla, vekilinin vekaletin ifası sırasında uğradığı zararla ilgili sorumluluk birbirinden farklı şekilde düzenlenmiştir. Vekalet verenin, kusuru olmadığını ispat ederek zararın tazmininden kurtulabildiği halde, kusursuzluğunu ispatlayarak vekilin yaptığı masrafları ödemekten kaçınması mümkün değildir.
Masraf, malvarlığında istenilerek meydana getirilen bir eksilme niteliği taşıdığı halde, zarar malvarlığı sahibinin iradesine karşı veya rızası olmaksızın ortaya çıkan bir azalmadır. Bununla birlikte vekil, kişisel ve parasal varlıklarını, vekil edenin menfaati için bilerek bir tehlikeye koyar ve tehlikenin gerçekleşmesi sonunda mal varlığında bir eksilme meydana gelirse bu sonucun gerçekleşmesi göze alındığından buradaki eksilme zarar değil, masraf (gider) olarak nitelendirilmelidir (Turgut Uygur, Açıklamalı - İçtihatlı Borçlar Kanunu Sorumluluk ve Tazminat Hukuku, Cilt 7, 3. Baskı, Ankara 2010, s.8816). Somut olayda; bilirkişi tarafından yapılan incelemede halat kopmasının deniz şartlarından kaynaklandığı, tarafların halatın kopmasında bir kusurunun bulunmadığı, yine kopan halatların kurtarılan römorku çekebilecek yeterliliğe sahip olduğu tespit edilmiştir.
Davacının, davalının acenteliğini yaptığı firmaya ait römorku kurtarmak amacıyla davalının menfaatine olacak şekilde risk üstlendiği açık olup, deniz tehlikesi altında kullandığı kendisine ait ekipmanların zarar görmesi halinde bunların "vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı gider" olarak kabulü gerekir. Buna göre, davacının kurtarma işlemleri sırasında kopan halatların vekaletin gereği gibi yerine getirilmesi için yapılan gider kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden davalı kusursuz da olsa bu giderleri davacıya ödemekle yükümlüdür. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere bu tür masrafların çeki ücreti içinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacının halat masrafının davalıdan tahsiline hükmedilmesi gerekir.
Bilirkişi raporunda, davacı tarafından talep edilen halat bedelinin kadri marufunda olduğu belirtilmiş ise de davacı talep ettiği halat bedeli, ... firması tarafından alınan kullanılmamış halat bedeli üzerinden hesaplanmıştır. Ancak bahsi geçen halatların ilk defa dava konusu işlem sırasında kullanıldığına dair bir delil bulunmadığı gibi davacının bu yönde bir iddiası da bulunmamaktadır. TBK'nın 50/2 maddesi gereğince uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Bu durumda halatların kullanılmış olduğu da dikkate alınarak halat bedelinden % 20 oranında indirim yapılması somut olayın koşullarına uygun olacağından davacının davalıdan kopan halatlar nedeniyle 51.840-TL talep edebileceği sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davanın kısmen kabulüne, 51.840-TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/02/2022 Tarih 2020/391 Esas - 2022/30 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne;
51. 840-TL'nin 21.02/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, İlk derece mahkemesine ilişkin olarak ;Alınması gereken 3.541,19-TL harçtan 1.106,63-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 2.434,56-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 1.161,03-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 4.500-TL bilirkişi ücreti ve 250-TL posta masrafı olmak üzere toplam 4.750-TL yargılama giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.800-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 900-TL bilirkişi ücreti ve 24,20-TL posta masrafı olmak üzere toplam 924,20-TL yargılama giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 185-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,Davacı lehine takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 12.960-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranı göz önünde bulundurularak 264-TL'sinin davacıdan, 1.056-TL davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"Yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan 50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 40-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan 19,50-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 4-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
20/12/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/76494 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi