6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haciz sırasında verilen bono - korkutma (TBK 38) iddiasının ispatlanamaması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/306 E. 2024/1863 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Bono

Davacının nitelemesi: İstirdat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Hukuka uygun şekilde icra edilen haciz ve muhafaza tedbiri sırasında üçüncü kişinin verdiği kambiyo taahhüdü, TBK 38/2 uyarınca takip alacaklısına aşırı menfaat sağladığı ve TBK 38/1 uyarınca korkutma altında verildiği ispatlanmadıkça geçerlidir; teminat karşılığı haczi engelleme veya istihkak davası gibi yasal yollara başvurmadan senet verilmesi, korkutma iddiasının ispatını zayıflatır. Ayrıca üçüncü kişinin bu şekilde verdiği bağımsız borç taahhüdü, asıl borçlunun imzaya itirazının kabul edilmiş olmasından etkilenmez.

Ele alınan sorunlar

Protokol ve bononun haciz/muhafaza baskısı altında imzalandığı, bu nedenle geçersiz olduğu iddiası → ret

İddia: Davacılar, protokol ve bononun dava dışı şirketin haczedilen mallarına yönelik muhafaza tehdidi ve üçüncü kişilerin baskısı altında imzalandığını, bu nedenle borçlu olmadıklarının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Hukuka uygun surette icra edilen haciz ve muhafaza tedbiri sırasında üçüncü kişinin kambiyo taahhüdünde bulunması halinde, TBK 38/2 uyarınca bu taahhüdün takip alacaklısı bakımından aşırı bir menfaat teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda dava dışı şirketin imza inkarında bulunduğu tarihten sonra uygulanan haciz sırasında taraflar anlaşarak dava konusu senedin davacılar tarafından davalıya verildiği, haczedilen malların yediemin olarak davacıya bırakıldığı, yasal yolların (teminat karşılığı haczin engellenmesi, istihkak davası) kullanılmadığı anlaşılmaktadır. TBK 38/1 uyarınca korkutmanın varlığı için kişinin kendisinin veya yakınlarının kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesine haklı olarak inanması gerekir. Davacılar, üçüncü şahısların mallarının haczi nedeniyle baskı altında senet verdiklerini ve davalı alacaklının bu suretle aşırı menfaat elde ettiğini ispatlayamamıştır. Bu nedenle korkutmanın gerçekleştiği kanıtlanamamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacıların borç üstlenmesinin ve bono imzalamasının asıl senedin (dava dışı şirket borcunun) geçerliliğine bağlı olup olmadığı → ret

İddia: Davacılar, asıl borçlu şirketin imzaya itiraz davalarının kabul edilmesi ve çeklerin sahte olduğunun tespiti nedeniyle kendi borçlarının da bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacıların borcu üstlenme ve kambiyo senedi imzalamaları, asıl senedin geçerliliği şartına bağlı olmayıp bağımsız bir borç ilişkisi doğurmaktadır. Asıl borçlunun imzaya itiraz davalarının kabul edilmesi, davaya konu bonoyu hükümsüz kılmaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Haciz sırasında üçüncü kişiden alınan kambiyo taahhüdünün geçerliliğinin TBK 38 kapsamında korkutma unsuru yönünden değerlendirilmesi ve bu taahhüdün asıl borçlunun imzaya itirazının kabulünden bağımsızlığı konusunda BAM'ın kendi muhakemesiyle oluşturduğu bir değerlendirme içermektedir; bölgesel ikna edici emsal niteliği taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası korkutma (TBK 38) kambiyo senedi haciz ve muhafaza tedbiri bağımsız borç üstlenimi istihkak davası imzaya itiraz

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 38TBK 38/1TBK 38/2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 362(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/306

KARAR NO 2024/1863

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/11/2021

NUMARASI 2021/73 Esas - 2021/861 Karar

DAVA

Menfi Tespit- İstirdat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/12/2024

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili, müvekkili ...'nın dava dışı ... A.Ş. yetkilisi ...'ın kardeşi olduğunu, müvekkili ...'un şirket çalışanı olduğunu; davalı bankanın ... A.Ş. hakkında İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... ve ... esas sayılı dosyaları ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlattığını, bu kapsamda haciz ve muhafaza için şirket adresine gelinip inşaatın yürütülmesi için gerekli olan üçüncü kişilere ait alet ve edavatın haczedilmesi sırasında üçüncü şahısların haciz nedeniyle müvekkillerine baskı yaptığını, bu baskı nedeniyle müvekkillerin, davalı avukatının hazırladığı protokolü ve 22/08/2019 düzenleme 11/09/2019 vade tarihli 130.650-TL bedelli bonoyu imzalayarak davalı avukatına verdiklerini, kambiyo senetlerine imzaya itiraz eden şirketin itirazının kabul edilip kararın kesinleştiğini, müvekkillerinin davalı bankadan şirketin sahte senetleri nedeniyle verilen bononun iadesinin istenildiğini verilmediği gibi bononun tahsili için İstanbul ...

İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında takibe koyduğunu ileri sürerek müvekkillerinin haciz ve muhafaza baskısı altında davalıya verdiği senet nedeniyle borcu olmadığının tespitine,davacılar yararına kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 15/03/2021 tarihli dilekçesiyle,senede karşılık ödenen 155.000-TL'nin davalıdan istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacıların serbest iradeleriyle imzaladıkları protokolle borcun üstlenildiğini ve protokolün ödeme aracının bono olduğunu, mükerrer tahsilat bulunmadığını, davaya konu takibinin diğer takipler açısından tahsilde tekerrür olmamak üzere başlatıldığını,davacıların dosya borcuna kefil olup ödeme taahhüdünde bulunduklarını;imza itirazının ... şirketinin ... esasa sayılı takip için verildiğini, davalıların sadece bu şirketin borcunu değil tüm dosya borcunu üstlendiklerini belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, taraflar arasındaki protokolde İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas ve ... esas sayılı icra takiplerinden kaynaklanan dosya borcuna karşılık olarak dava konusu senedin verildiği, protokol ile tüm dosya borcunun üstlenildiği, sadece dava dışı Karabeyi şirketin borcunun üstlenilmediği, protokolle davacıların anılan şirketin borcundan bağımsız bir borç ödeme taahhüdünde bulunduğu, dava konusu bononun söz konusu iki icra dosyasının borcuna karşılık ödeme aracı olarak verildiği, teminat olarak verilmediği, bu durumda asıl borcun geçersizliğine ilişkin defilerin davalılara karşı ileri sürülemeyeceği; ayrıca ... A.Ş.'nin ... esas sayılı takip için imzaya itiraz başvurusunun İstanbul 6.

İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/538 esas sayılı dosyasında 16/07/2019 tarihinde; ... esas sayılı takip için imzaya itiraz başvurusunun aynı mahkemeye 2019/537 esas sayılı dosyasında 16/07/2019 tarihinde yapıldığı,-; protokolün ve bononun düzenlendiği tarihin 22/08/2019 tarihi olduğu, davacı ...'nın ... A.Ş yetkilisinin kardeşi olduğu ve davacı ...'un da aynı şirketin çalışanı olduğu, haciz ve muhafaza işleminin ... A.Ş.'nin adresinde yapıldığı dikkate alındığında davacıların protokol ve bono düzenlendiği tarihte şirketin imza itirazında bulunduğunu bildiği, imza itirazına rağmen ihtirazı kayıt konulmadan protokol imzalandığı ve bono verildiği,protokol ile bağımsız bir borç ödeme taahhüdünde bulunulması, bu taahhüdün şirketin borcuna karşılık verildiği veya teminat olarak verildiğinin protokolde belirtilmemesi, aksine diğer iki takibin borçlarına karşılık ödeme aracı olarak verilmesi dikkate alınarak davacıların şirkete ait defileri ileri süremeyeceği ve davacıların protokolle tüm dosyaların borcunu üstlendiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili, dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek, protokolün ve bononun haciz baskısı ile dava dışı 3. kişilerin mallarının muhafaza altına alınacak olması karşısında imzalandığını; ... A.Ş.'nin borçlu olduğu takip dosyalarındaki çeklerdeki imza ve kaşelerin sahte olduğunu, müvekkillerinin haciz baskısı altında 190.000-TL'ye yakın ödeme yapmak zorunda kaldığını belirterek,kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, bonoya dayalı başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davaya konu İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibin İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... ve ... esas sayılı dosyalarından tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tahsili istenildiği;İstanbul 14. İcra Mahkemesi'nin 2019/878 esas, 2020/117 karar sayılı ve 21/01/2020 tarihli kararıyla, itirazın kabulüne, takibin durdurulmasına karar verildiği; alacaklının istinaf başvurusu üzerine İstanbul BAM 21. HD'nin 202/1907 E., 2020/3134 K. sayılı ve 29/12/2020 tarihli ilamıyla,mahkemece protokol içeriğine göre vadenin gelmediği kabul edilmiş ise de protokolde ödeme taksitlerinden birinin ödenmemesi halinde diğer taksitlerin muaccel olacağı yer aldığından bu kabule göre de vade açısından takip koşulunun oluştuğu, protokolde senedin teminat senedi olarak verildiğine ilişkin açıklama bulunmayıp, ...

esas sayılı dosyada İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/538 esas sayılı dosyasında teminatla takibin durdurulmasına karar verildiği,yatırılan teminatın da icra dosyasının tahsil edildiği sonucunu doğurmadığı belirtilerek kararın kaldırılmasına ve itirazın reddine karar verilmiştir. Alacaklı-davalı banka vekili takip talebi ekinde bono ve tarihsiz protokolü sunmuştur. Protokolde, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... ve ... esas sayılı dosyalarına ilişkin düzenlendiği, dosyaların ödenmesine ilişkin söz konusu 130.650-TL bedelli bononun keşide edildiği, 11/09/2019 tarihinde 43.550-TL, 30/09/2019 tarihinde 43.550-TL ve 24/10/2019 tarihinde 43.550-TL ödenmek suretiyle bono borcunun ödeneceği, yazılı vadede ödeme yapılmazsa tüm alacağın muaccel olacağı , bononun teminat senedi olmadığı, borç ödeme aracı olduğu ve borcun yenilenmesi anlamına gelmediği belirtilmiştir.

Protokole konu İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyada, takip tarihinin 26/06/2019, borçluların dava dışı ... A.Ş. ve 4 kişi daha olduğu, 42.900-TL asıl alacak, ferileriyle toplam 48.038,01-TL'nin tahsilinin istenildiği; keşide tarihinin 20/05/2019 olduğu; borçlu şirketin itirazı üzerine İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/537 esas, 2020/115 karar sayılı ve 15/01/2020 tarihli kararıyla alacaklının imza incelemesi için masrafı yatırmadığından ispat külfetini yerine getirmediği gerekçesiyle imzaya itirazın kabulüne karar verilmiş, davalı bankanın istinaf başvurusu, gerekçeli istinaf dilekçesi verilmediğinden kararda kamu düzenine aykırılık olmadığından reddine karar verilmiştir.

İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyada, takip tarihinin 26/06/2019, borçluların dava dışı ... A.Ş. ve 2 kişi daha olduğu, takibe dayanak çekin 03/05/2019 tarihli olduğu; borçlu şirketin itirazı üzerine İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/538 esas, 2020/139 karar sayılı ve 26/01/2020 tarihli kararıyla çekteki şirkete ait imzanın şirket yetkililerine ait olmadığı bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Dosyaya sunulan haciz tutanaklarına göre; İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında talimat yoluyla 22/08/2019 tarihinde takip borçlusu ... şirketinin ... Mah. Büyükçekmece adresindeki haciz işleminde,davacı Ertuğrul'un hazır olduğu, bir kısım menkulün haczedildiği, alacaklı vekilinin eşyaların muhafazasını talep ettiği;

o sırada üçüncü şahıs şirket yetkililerinin bir kısım menkul için, istihkak iddiasında bulunduğu; alacaklı vekilinin, istihkak iddiasını kabul etmediği eşyaların nakliye aracına yüklendiği,haciz mahallinde bulunan davacı ...'nın alacaklı vekili ile anlaştığı ,menkullerin yediemin olarak ...'ya bırakıldığı tutanak altına alınmıştır. Davanın yasal dayanağı TBK nın 38 vd maddeleri olup protokol ve bononun haciz baskısı altında imzalandığından bahisle geçerli olmadığı iddiasına dayalıdır.Kural olarak hukuka uygun surette icra edilen haciz ve muhafaza tedbiri halinde üçüncü kişinin kambiyo taahhüdünde bulunması halinde TBK nın 38/2maddesi uyarınca üçüncü kişiden elde edilen taahhüdün takip alacaklısı bakımından aşırı bir menfaat teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekir.

Somut olayda ;dava dışı şirketin imza inkarında bulunduğu tarihden sonra uygulanan haciz sırasında tarafların anlaşarak dava konusu senedin davacılar tarafından davalıya verildiği, haczedilen malların yediemin olarak davacı İsa'ya bırakıldığı; yasal yolların kullanılmadığı ,teminat karşılığı haciz engellenebileceği gibi, istihkak yoluna gidilmediği anlaşılmaktadır. TBK'nın 38/1 maddesi uyarınca korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına yada malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır. Bu halde; üçüncü şahısların mallarının haczi nedeniyle baskı altında verildiğini ve davalı alacaklının bu suretle aşırı menfaat elde ettiğini ispatlayamadıklarının kabulü gerekir.

Açıklanan nedenlerle, haciz mahallinde düzenlenen protokol ile birlikte verilen kambiyo senedinin haciz başkısı altında verildiği, bu suretle korkutmanın gerçekleştiğinin kanıtlanamadığı, davacıların borcu üstlenme ve kambiyo senedi imzalamaları asıl senedin geçerliliği, şartına bağlı olmayıp bağımsız bir borç ilişkisi doğduğu, asıl borçlunun imzaya itiraz davalarının kabul edilmesinin davaya konu bonoyu hükümsüz kılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davacılar vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiş başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 346,90-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/76483 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.