Bayilik sözleşmesinin erken feshi ve teminat mektubunun tazmini
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/212 E. 2024/1691 K. · · İlk derece: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Bayilik sözleşmesi - teminat mektubu tazmin bedeli mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
bayilik (acente-kıyas)
Gerekçe özeti
Bayilik sözleşmesinde yıllık asgari alım taahhüdü kararlaştırılmışsa, bayinin sözleşme süresi dolmadan toplam taahhüt edilen miktarı satın almış olması, kendisine sözleşmeyi tek taraflı ve haklı olarak feshetme hakkı vermez; böyle bir fesih hakkı sözleşmede açıkça düzenlenmedikçe erken fesih haksız sayılır. Ancak sözleşmede haksız fesih için ayrıca bir cezai şart hükmü öngörülmemişse ve bayi sözleşme süresince taahhüt ettiği toplam miktarı zaten satın almışsa, kalan sürede eksik alım nedeniyle cezai şart talep edilemez. Buna karşılık, sözleşme feshi sonrasında bayi uhdesinde kalan ve iade edilmeyen ariyet/demirbaşların bedeli, amortisman düşülerek dava tarihi rayiç değeri üzerinden hesaplanabilir ve bu alacak, teminat mektubunun tazminine karşı süresinde ileri sürülen takas mahsup defi yoluyla teminat mektubu tazmininin haksızlığı iddiasını bertaraf edebilir.
Ele alınan sorunlar
Bayilik sözleşmesinin davacı bayi tarafça erken feshinin haklı olup olmadığı → ret
İddia: Davacı, davalının teminat tutarını artırmak için baskı uyguladığını ve kar paylaşımı bakımından sözleşmeye aykırı davrandığını, ayrıca sözleşme süresince taahhüt edilen asgari alım miktarını fesih tarihinden önce tamamladığını, bu nedenle feshin haklı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı tarafça fesih ihtarında herhangi bir fesih nedeni bildirilmemiş, dava dilekçesinde ileri sürülen fesih sebepleri (teminat artırma baskısı, kar paylaşımına aykırılık) bakımından herhangi bir delil ibraz edilmemiş, sözleşme devamında da davalıya yönelik bir ihtar bulunmamaktadır. Asgari alım taahhüdü yıl bazında verilmiş olup, davacının fesih tarihine kadar toplam taahhüt edilen miktarı (5 yıllık) tamamlamış olması, taahhüdün süresinden önce tamamlanması halinde bayiye sözleşmeyi haklı olarak feshetme hakkı vermeyecektir; sözleşmede de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının sözleşmeyi fesihte haksız olduğu kabul edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Erken fesih nedeniyle cezai şart talep edilip edilemeyeceği → ret
İddia: Davalı, davacının sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle sözleşme süresince taahhüt edilen miktar üzerinden cezai şart alacağı doğduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bayilik protokolünün 3. maddesi ile bayilik sözleşmesinin 8. maddesinin b ve c bentleri incelendiğinde, sözleşmede haksız fesih hali için ayrıca bir cezai şart hükmü kararlaştırılmadığı görülmüştür. Sözleşme süresince taahhüt edilen 3.000 metreküp beyaz ürün miktarı, süre dolmadan fiilen satın alınmış durumdadır. Bu nedenle sözleşmenin erken feshi haklı sayılmasa da, davacı sözleşme süresince taahhüt ettiği miktarı satın aldığından, kalan sürede eksik alım taahhüdü nedeniyle cezai şart talep edilemez. İlk derece mahkemesinin bilirkişi raporuna dayanarak eksik alım miktarı üzerinden cezai şart hesaplaması bu yönüyle yerinde görülmemiş, cezai şart talep koşulunun oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Ariyet/demirbaş bedeli alacağının varlığı ve takas mahsup defi → kabul
Gerekçe: Protokolün 4. maddesi ile bayilik sözleşmesinin 10. maddesinde davalı tarafından davacıya kurumsal kimlik, otomasyon, jeneratör, akaryakıt pompaları ve hava-su saatinin ariyet olarak verildiği, sözleşmenin sona ermesi halinde bayinin bunları sökerek teslim etmesi gerektiği düzenlenmiştir. Fesih sonrasında bu demirbaş ve ariyetlerin davacı bayi uhdesinde kaldığı sabittir; davalı tarafça teslim ihtar edilmiş, yetkili servis şirketince düzenlenen tutanakla davacının söküme izin vermediği kayıt altına alınmıştır. Bu nedenle davalının ariyet ve demirbaş bedeli talep koşulları oluşmuştur. İadesi gereken ariyet bedelinin tespitinde, defter değerleri gözetilerek dava tarihi itibarıyla rayiç değer üzerinden, beş yıllık kullanım süresine karşılık gelen amortisman bedelleri düşülmek suretiyle hesaplama yapılması gerekir. Bilirkişi kurulunca hesaplanan tutara davacı tarafça itiraz edilmemiş ve bu husus istinaf konusu edilmemiştir; bu nedenle davalının davacıdan bu tutarda demirbaş ve ariyet bedeli alacağı bulunduğu kabul edilmiştir. Davalı tarafça bu alacak süresinde takas mahsup defi olarak ileri sürülmüş olup, davalının teminat mektubunu tazmin ettiği bedeli aşan bu alacağı nedeniyle teminat mektubunun tazmininde haksız olmadığı sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Bayilik sözleşmelerinde yıllık bazda öngörülen asgari alım taahhüdünün süre dolmadan toplam olarak tamamlanmasının bayiye erken ve haksız fesih hakkı vermeyeceği ile sözleşmede haksız fesih için ayrıca cezai şart hükmü bulunmadığı durumda kalan süre için eksik alım cezai şartının talep edilemeyeceği yönündeki değerlendirmeler bakımından bölgesel ve ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi↗ erken fesih↗ asgari alım taahhüdü↗ cezai şart↗ teminat mektubunun nakde çevrilmesi (tazmini)↗ ariyet/demirbaş bedeli↗ amortisman↗ takas mahsup defi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/212
KARAR NO 2024/1691
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 22/10/2021
NUMARASI 2018/686 Esas - 2021/799 Karar
DAVA
Alacak
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında 26/04/2014 tarihinde akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesi ve protokolü imzalandığını, bayilik sözleşmesi kapsamında müvekkili şirketin davalıya 100.000-TL bedelli banka mektubunu teminat olarak verdiği, yıllık 600 metreküp beyaz ürün (motorin ve benzin) satmayı ve ürün ödemelerini de anlaşmalı bankalardan yapmayı taahhüt ettiğini,müvekkili şirketin bayi olarak 25.05.2017 tarihine kadar sözleşme ile bağlı kalarak belirlenen ve elde edilmesi gereken ürün satışından çok daha fazlası olarak yaklaşık 4500 metreküp ürün sattığını, ancak davalı şirketin müvekkiline yeterli kar bırakmadığını, müvekkili şirketin işletmenin karını da düşünerek bayilik sözleşmesini 25.05.2017 tarihli ihtarname ile feshettiğini, davalı şirketin ise 31/05/2017 tarihli cevabi yazısında, anılan fesih sebebi ile 34.500-ABD Doları kazanç kaybı yaşadıklarını, bu bedelin ödenmesi ile birlikte ekipmanlarının da iade edilmesi gerektiğini müvekkiline bildirdiğini,08/06/2017 tarihinde teminat mektubunun nakde çevrilmesini talep edip 100.000-TL'yi tahsil ettiğini, davalının düzenlediği 31.05.2017 tarihli cezai şart faturasının müvekkilince davalıya iade edildiğini, davalının teminat mektubu nedeniyle haksız kazanç sağladığını, sözleşme ve protokolde cezai şart hükmü bulunmadığını, sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini belirterek, davalı şirketin haksız tahsil ettiği 100.000-TLnin temerrüt tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacının iddia ettiğinin aksine gerek protokolde gerekse de sözleşmede kararlaştırılan 600 metreküp tutarındaki beyaz akaryakıt ürünü asgari satım taahhüdünün her yıl bazında ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, bayinin 3 yıllık periyotta 5 yıllık asgari satış rakamlarına ulaşması, bayiye de toplam 5 yıllık sözleşme süresini beklemeden sözleşmeyi 3. yılında tek taraflı olarak feshi için haklı bir neden oluşturmayacağını, zira sözleşme ve eki niteliğindeki protokol hükümleri 2 yıl boyunca 26.04.2019 tarihine dek devam etmesi gerekirken, davacı tarafından tek taraflı feshedildiğini, bayilik sözleşmesinin 2.9 ve 10. maddelerine göre bayinin sözleşmenin sona ermesi halinde demirbaş ve ariyetleri iade etmeyi taahhüt ettiğini, ariyet malların toplam değerinin 88.612,44-TL olduğunu, sözleşme ve protokol hükümlerine göre davacının ariyetleri uhdesinde tutmakta haklı sebebinin bulunmadığını, 31.05.2017 tarihli ihtarname ile erken fesih nedeniyle bayilik sözleşmesinin 8.
maddesinde belirtilen kazanç kaybı karşılığı 34.500-USD'nin ödenmesi ve demirbaşların iadesinin talep edildiğini ve cezai şart bedeline ilişkin aynı tarihli 100.000-TL tutarlı faturanın düzenlendiğini, faturanın kabul edilmemesi üzerine cezai şart bedelinin davacının verdiği teminat mektubu bozdurularak tahsil edildiğini, davacının sözleşmeyi erken feshi nedeniyle müvekkilinin uğradığı kısmi cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağının 34.500-USD hesaplandığını, akabinde ariyetlerin sökümü için 01.06.2017 tarihinde istasyona gidildiğinde davacı şirketçe söküme izin verilmemesi nedeniyle durumun tutanak altına alındığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; taraflar arasında 26.04.2014 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiği, sözleşme uyarınca davacının 5 yıl süreyle ve protokol kapsamında belirlenen asgari yıllık 600 metreküp akaryakıt ürünlerinin satışını taahhüt ettiği, 600 metreküp ürün alım taahhüdünün yıl bazında tayin edilmiş olup,5 yıl boyunca uyulması gerektiği, protokol'ün 3. maddesinin 4. paragrafında, bayinin yıllık 600 metreküp beyaz ürün satmayı taahhüt ettiğinin, satamadığı ürün için metreküp başına 30-USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin davacı tarafından keşide edilen Üsküdar ... Noterliğinin 25.05.2017 tarihli ihbarnamesi ile haklı bir neden gösterilmeden feshedildiği, sözleşme süresinde 600 x 5=3.000 metreküp ürün satma taahhüdü olduğu, fesih tarihine kadarki süreçte toplam 4.500 metreküp ürün sattığı, dolayısıyla satım taahhüdünü fazlasıyla yerine getirdiği, sözleşmenin davacı bayi tarafından haksız olarak feshedildiği, davacının sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi üzerine, davalı şirket tarafından 31.05.2017 tarihinde 100.000-TL bedelli bedelli cezai şart tutarını içeren fatura düzenlenerek davacıya gönderildiği, davacının faturaya itiraz ederek fatura bedelini ödememesi üzerine, davalı tarafından davacının 100.000-TL bedelli teminat mektubu 08.06.2017 tarihinde paraya çevrilerek 100.000-TL'lik cezai şart alacağının buradan tahsil edildiği, bunun üzerine davacı bayi tarafından işbu davanın açıldığı, taraflar arasında mevcut sözleşme ya da protokol kapsamında, yıllık 600 metreküp üzerinden akaryakıt ürün satış taahhüdünün 5.
yıldan önce tamamlanması halinde, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davacı bayi tarafından feshedilebileceğine yönelik bir hüküm bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen protokolün 4 ve bayilik sözleşmesinin 10. maddesinde, davalı tarafından davacıya kurumsal kimlik, otomasyon, 1 adet jeneratör, 3 adet akaryakıt pompası ve 1 adet hava-su saati ariyet olarak verilmiş olup, davacı şirket tarafından keşide edilen 20.06.2017 tarihli ihtarnamede, teminat mektubunun iade edilmesi halinde kendisine ariyeten teslim edilen demirbaşların fiyatının tespiti yapılarak bu bedel üzerinden ödeme yapmaya razı olduğunu belirtilerek, ariyet konusu ekipmanın tamamının kendi uhdesinde olduğunun kabul edildiği, bilirkişi raporu ile;
davacının 25.04.2017-25.05.2017 tarihi aralığında 119.382 litre (119 m3) akaryakıt alımı yaptığı anlaşılmakla, sözleşmenin 4. dönemindeki 600 m3'lük asgari alım tutarından kalan 600 - 119 = 481 m3 eksik alım ile 5. ve son dönem için 600 m3 olmak üzere, cezai şart hesaplamasına esas alınacak eksik alım miktarı toplamının 1.081 m3 olarak belirlendiği, bu durumda davacının talep edebileceği eksik ürün alım cezai şart tutarının 1.081 x 30-USD=32.430-USD olarak hesaplandığı ve yine davacıya teslim edilen ve uhdesinde bulunan ariyetlerin alım faturalarına göre; hava saati 1.170-TL, jeneratör 11.144,12-TL, otomasyon kurulum bedeli 12.609-TL, demirbaş (pompa) 21.270-TL, kurumsal kimlik 42.419,32-TL olmak üzere ariyet konusu teçhizatın toplam değerinin sözleşme tarihinde 88.612,44-TL (41.601,08 USD) olduğu, sözleşmenin davacı tarafından feshedildiği 25.05.2017 tarihi itibariyle 148.103,12-TL olup jeneratör, pompa ve hava saati makinaların 3 yıllık kullanımı göz önüne alındığında, 25.05.2017 itibarıyla toplam bedelin 136.873,02 TL olduğunun bildirildiği, davacı bayinin sözleşmeleri normal süresi sona ermeden önce haksız olarak feshetmesi nedeniyle, davalı tarafın protokol'ün 3.
maddesi hükmü uyarınca cezai şart alacağına hak kazandığı, davalının hak kazandığı cezai şartın tutarının ise bilirkişi raporu ile 32.430-USD olarak hesaplandığı, davalının bu cezai şart tutarını davacıya fatura ettiği 31.05.2017 tarihinde cezai şartın TL karşılığının 114.795,71-TL olduğu, ancak davalı cezai şart tutarını 100.000-TL olarak fatura ettiği için bu talebi ile bağlı kalınarak, davalı tarafça cezai şart alacağının haklı olarak teminat mektubu paraya çevrilerek tahsil edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; sözleşmenin müvekkilince, davalının teminat miktarını artırması yönündeki baskıları ve sözleşmede belirlenen kar dağılımının sözleşmeye aykırı olarak paylaşılması suretiyle davalının haksız kazanç elde etmesi nedeniyle haklı olarak feshedildiğini, ancak bilirkişiler ve mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmadığını, sözleşmedeki alım taahhüdünün dağıtıcı firmanın zarara uğramaması için konulduğunu, müvekkilinin ise asgari miktarın üzerinde satış yaparak davalıyı olduğundan fazla kara geçirdiğini, ancak davalının sözleşmeye aykırı davranarak müvekkilinin karını da kendi uhdesinde bıraktığını, bu nedenle davalının teminat mektubunu bozdurmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının sözlemenin feshedildiği yılın sonunu beklemeden cezai şart bedelini 31.05.2017 tarihinde fatura ettiğini ve teminat mektubunu haksız olarak bozdurduğunu, sözleşme süresince taahhüt edilen alım miktarının müvekkilince tamamlandığını, buna rağmen cezai şart bedeli hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin 8.c maddesinde kar kaybı düzenlenmiş olup, buna göre davalının ancak müvekkilince taahhüt edilen ve fesihten sonra satılamayan asgari miktar üzerinden davalının elde edebileceği karın hesaplanabileceğini, ancak bilirkişi raporunda bu hususun irdelenmediğini, bu konuda tarafların ticari defter kayıtları incelenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca bilirkişilerin müvekkilinin 3 yıl boyunca mevcut duruma itirazının olmadığı tespitine katılmadıklarını, davanın açılma sebebinin davalının yaptığı usulsüz istekler olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, bayilik sözleşmesi kapsamında verilmiş olan teminat mektubunun davalı tarafça haksız olarak tazmin edildiği iddiasına dayalı olarak, tazmin edilen teminat mektubu bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 26.04.2014 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiği, sözleşme ve protokolün davacı bayi tarafından 25.05.2017 tarihli ihtarname ile süresinden önce sebep bildirilmeden tek taraflı olarak feshedildiği, davalı tarafından keşide edilen 31.05.2017 tarihli cevabi ihtarname ile erken fesih nedeniyle uğranılan 34.500-USD kazanç kaybının 5 gün içinde ödenmesinin, istasyonda bulunan ekipmanların ise sağlam ve çalışır vaziyette derhal iadesinin talep edildiği, davalı tarafından 31.05.2017 tarihinde düzenlenen kısmi cezai şart bedeli açıklamalı 100.000-TL tutarlı faturaya davacı tarafından itiraz edilerek faturanın iade edildiği, bunun üzerine davalı tarafça davacının sözleşme gereği verdiği 100.000-TL tutarlı teminat mektubu tazmin edilerek bedelinin 08.06.2017 tarihinde tahsil edildiği, davalının teminat mektubunu haksız olarak tazmin ettiği iddiasıyla mektup bedelinin tahsili istemiyle davacı bayi tarafından işbu davanın açıldığı, davalı tarafça ise sözleşmenin davacı tarafça haksız feshi nedeniyle oluşan cezai şart alacağı ve ayrıca iade edilmeyen ariyetler nedeniyle oluşan ariyet bedeli alacağı nedeniyle davacının alacağının bulunmadığının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça fesih ihtarında herhangi bir feshi nedeni bildirilmemiş olup, dava dilekçesinde ise fesih gerekçesi olarak davalının teminat tutarını artırmak için baskı uygulaması ve kar paylaşımı bakımından bayi aleyhine sözleşmeye aykırı uygulamaları gösterilmiştir. Ancak ileri sürülen bu fesih sebepleri bakımından davacı tarafça herhangi bir delil ibraz edilmemiş olup, sözleşmenin devamı sırasında da davalının haksız olduğu iddia edilen uygulamaları bakımından davacının davalıya yönelik herhangi bir ihtarı bulunmamaktadır. Bayilik protokolünün 3. maddesinde; bayinin yıllık 600 metreküp beyaz ürün satmayı taahhüt ettiği, satamadığı ürün için metreküp başına 30-USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği yazılıdır.
Davacı tarafça, fesih tarihine kadar 5 yıl için taahhüt edilen 3.000 metreküp beyaz ürün alımının yapıldığı ve bu suretle 5 yıl için öngörülen asgari alım tutarının fesih tarihine kadar tamamlandığı, bu nedenle feshin haklı olduğu ileri sürülmüştür. Ancak düzenlenen asgari alım taahhüdü yıl bazında verilmiş olup, davacının fesih tarihine kadar asgari ürün alım taahhüdünü yerine getirmiş olması, davacı bayiye sözleşmeyi haklı sebeple feshetme hakkı vermeyecektir. Davacının asgari alım taahhüdünü 5 yıldan önce tamamlaması halinde sözleşmeyi haklı olarak feshedebileceğine dair sözleşmede de bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davacının sözleşmeyi fesihte haksız olduğunun kabulü yerindedir.
Davalı tarafça, haksız fesih sonucunda cezai şart alacağının doğduğu ileri sürülmüştür. Bayilik protokolünün 3. maddesinde; bayinin yıllık 600 metreküp beyaz ürün satmayı taahhüt ettiği, satamadığı ürün için metreküp başına 30-USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği belirtilmiştir. Bayilik sözleşmesinin 8. maddesinin b bendinde; sözleşmenin ... tarafından fesih hakkının doğduğu durumlarda, bayinin ...'a cezai şart olarak taahhütte bulunması halinde sözleşme süresince satışını taahhüt ettiği miktar üzerinden hesaplanacak ceza bedelini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, c bendinde ise; ...'ın bayinin feshe sebebiyet vermesinden dolayı maruz kaldığı zararı ve satış kaybından dolayı mahrum kaldığı karı da bayiden talep edebileceği, mahrum kalınan karın, sözleşme süresince taahhüt edilen ürün miktarından, bayi tarafından satılan ürün miktarı düşüldükten sonra bulunacak miktar üzerinden hesaplanacağı hüküm altına alınmıştır.
Görüldüğü üzere sözleşmede,haksız fesih halinde bir cezai şart hükmü kararlaştırılmamıştır.Sözleşme süresince 3000 metreküp beyaz ürün alınacağı taahhüt edilmiş olup bu miktarda süre dolmadan satın alınmış durumdadır.Bu nedenle sözleşmenin erken feshi haklı sayılmazsa da kalan sürede eksik alım taahhüdü nedeniyle cezai şart talep edilemez.Davacı netice olarak sözleşme süresince taahhüt ettiği miktarı satın almıştır. Protokolün 4. maddesi ile bayilik sözleşmesinin 10. maddesinde, davalı tarafından davacı bayiye kurumsal kimlik, otomasyon, 1 adet jeneratör, 3 adet akaryakıt pompası ve 1 adet hava-su saatinin ariyet olarak verildiği, bayilik sözleşmesinin sona ermesi halinde bayinin demirbaşları sökerek teslim edeceği belirtilmiş olup, sözleşmenin davacı tarafça feshi sonrasında söz konusu demirbaş ve ariyetlerin davacı bayinin uhdesinde bulunduğu sabittir.
Davalı tarafça ariyetlerin teslimi davacıya 31.05.2017 ve 13.06.2017 tarihli ihtarnamelerle ihtar edilmiş olup, yetkili servis şirketince düzenlenen 01.06.2017 tarihli tutanak ile de davacı bayinin söküm için gönderilen ekibe izin vermediği kayıt altına alınmıştır. Bu nedenle davalı tarafça ariyet ve demirbaş bedelinin talep koşulları oluşmuştur. İadesi gereken ariyet bedelinin tespitinde, defter değerleri de gözetilerek dava tarihi itibariyle rayiç değeri üzerinden, beş yıllık kullanım süresine karşılık gelen amortisman bedelleri düşülmek suretiyle hesaplama yapılması gerekmektedir. Bilirkişi kurulunca demirbaş ve ariyet bedeli amortisman düşülerek fesih tarihi itibariyle toplam 136.873,02-TL olarak hesaplanmış olup, davacı tarafça hesaplama yöntemine ve miktarına itiraz edilmemiş ve bu husus istinaf konusu da edilmemiştir.
Bu nedenle mahkemece davalının davacıdan 136.873,02-TL demirbaş ve ariyet bedeli alacağı bulunduğunun kabulü yerindedir. Davalı tarafça da bu husus süresinde takas mahsup defi olarak ileri sürülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davalının davacıdan 136.873,02-TL demirbaş ve ariyet bedeli talep edebileceği sabit olup, davalı tarafça ariyet bedelleri için süresinde ileri sürülen takas mahsup defii yerinde olduğundan davalının teminat mektubunu tazminde haksız olmadığı ancak gerekçede cezai şart talep etme koşulu yerinde bulunmuşsa da sonucu itibariyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/11/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/76271 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi