Hisse devrinde şirketten olan kişisel alacak devredilmiş sayılmaz
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/597 E. 2024/1824 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ EmsalZamanaşımıDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Ticari ödünç (karz) alacağının tahsili mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Bir şirket ortağının hisse devir sözleşmesiyle şirketteki paylarını devretmesi, sözleşmede açık bir irade beyanı bulunmadıkça, ortağın şirketten olan kişisel (hisseye bağlı olmayan) alacağının da devredildiği ya da bu alacaktan feragat edildiği anlamına gelmez; söz konusu alacak hisseye bağlı olmadığından devreden ortağın alacaklı sıfatı ve aktif husumeti devam eder. Ayrıca TBK'nın 389. maddesindeki 6 aylık zamanaşımı süresi yalnızca ödünç konusunun tesliminde uygulanabilir; ödüncün iadesine ilişkin talepler bakımından genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık süre uygulanır.
Ele alınan sorunlar
Zamanaşımı itirazı - TBK 389 uygulanabilirliği → ret
İddia: Davalı, hisse devrinin 22/11/2016 tarihinde yapıldığını, TBK'nın 389. maddesindeki 6 aylık zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK'nın 389. maddesinde düzenlenen 6 aylık zamanaşımı, ödünç konusunun ödünç alana ödünç veren tarafından teslimine ve ödünç alan tarafından teslim alınmasına ilişkin taleplere ilişkindir; ödüncün iadesine ilişkin talepler bakımından bu madde uygulanmaz, genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık süre uygulanır. Bu nedenle davalının zamanaşımına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Hisse devri nedeniyle aktif husumet yokluğu itirazı → ret
İddia: Davalı, davacının şirketteki hissesini tüm aktif ve pasifiyle devrettiğini, talep edilen alacağın da şirketin pasifini oluşturduğunu, bu nedenle davacının aktif husumetinin bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Hisse devir sözleşmesinde davacının hisseyi devralana sadece şirket hisselerini devrettiği, sözleşmede davalı şirketten olan alacağını da devrettiğine ya da alacaktan vazgeçtiğine ilişkin bir irade beyanında bulunmadığı görülmektedir. Davacının davalı şirketten olan alacağı hisseye bağlı bir alacak olmayıp, davacı alacaklı sıfatına sahiptir ve davayı açmak için aktif husumeti bulunmaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kuruluş sermayesinden kaynaklanan mahsup talebi (16.650-TL ve 112.500-TL) → ret
İddia: Davalı, 16.650-TL kuruluş sermayesi ile şirket ortaklığından ayrılan ...'dan davacıya düşen 112.500-TL hissenin de ödemelerden mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı şirketin defterlerinde davacının davalı şirkete kuruluş sermayesinden kaynaklı bir borç kaydı tespit edilememiştir. Ayrılan ortağa davalı şirket tarafından ayrılma yedek akçesi verildiği anlaşılmakta ise de hisse bedelinin şirket tarafından davacı adına ödendiği hususunda bir delil bulunmamaktadır. Davalı şirket tarafından ödenen yedek akçe ile ilgili şirket ortaklarına yönelik bir borçlandırıcı kayıt oluşturulmadığından bu ödemenin mahsubu mümkün görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Sermayeye mahsup edilen tutarın miktarına ilişkin itiraz → ret
İddia: Davalı, davacının dava dilekçesinde alacaktan mahsup ettiği esas sermaye tutarının 487.500-TL olduğunu belirttiği halde sermaye olarak 358.350-TL'nin mahsubunun hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının iki defa yapılan sermaye artırımı nedeniyle şirkete ödediği tutarlar 358.350-TL olarak şirket kayıtları ile de sabittir; davacının esas sermaye ödemesini gerektirir başkaca bir sermaye artırımı yapılmamıştır. Dava dilekçesinde mahsup edilen sermaye tutarının yüksek belirtilmiş olması, aynı zamanda şirkete yapılan nakit destek tutarının da yüksek gösterilmesi karşısında ve ödenen sermaye tutarının şirket kayıtlarında belirlendiği dikkate alındığında, davacı aleyhine değerlendirilmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Şirket ortağının hisse devrinin, ortağın şirketten olan kişisel alacağını kapsamadığı ve TBK 389'daki zamanaşımı süresinin sadece ödüncün tesliminde uygulanacağı, iadesinde genel zamanaşımının geçerli olacağı yönündeki tespitler, benzer ticari ödünç ve hisse devri uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Ödünç konusunun teslimine ilişkin taleplerde TBK'nın 389. maddesi uyarınca 6 aylık zamanaşımı süresi uygulanır; ancak ödüncün iadesine ilişkin taleplerde bu madde uygulanmaz, genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık süre uygulanır.
- Dava şartı
- aktif husumet
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüketim ödüncü (karz)↗ sözleşmenin nispiliği ilkesi↗ aktif husumet↗ zamanaşımı↗ hisse devir sözleşmesi↗ sermaye artırımı↗ mahsup↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/597
KARAR NO 2024/1824
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/01/2022
NUMARASI 2020/790 Esas - 2022/12 Karar
DAVA
Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/12/2024
Davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 11/01/2011 tarihinde kurulan, davalı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, 16/10/2016 tarihinde şirket bünyesinde bulunan 4875 adet payını Kadıköy ... Noterliği'nin ... sayılı pay devri sözleşmesi neticesinde ...'na devrederek davalı şirket ortaklığından ayrıldığını, ancak, müvekkilinin şirket ortaklığından ayrılmadan önce, şirket esas sermayesine mahsup edilen tutarlar haricinde, davalı şirkete verdiği borçların bulunduğunu, davalıdan borç olarak verilen tutarların ödenmesinin istenmesine rağmen davalı tarafça müvekkiline olan borcun inkar edilerek ödenmediğini, müvekkili tarafından, davalı şirkete toplam 772.650-TL ve 50.575-Euro tutarlarında nakit desteği sağlandığını, müvekkili tarafından gönderilen 487.500-TL'nin şirket sermayesine mahsup edildiğini, esas sermayeye mahsup edilen tutar haricinde 285.150-TL ve 50.575-Euro ticari ödüncün müvekkiline iadesi gerektiğini, ihtardan itibaren 6 haftalık sürenin geçtiğini, alacağın muaccel olduğunu belirterek davalıya verilen ticari ödünçlerin faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacının 11 Ekim 2016 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davalı şirketteki 4875 payını tüm aktif ve pasifiyle ...'na devrettiğini, davacının iddia ettiği alacağın TBK'nın 389. madde kapsamında zamanaşımına uğradığını, ... lehine pay devrinin gerçekleşmesiyle birlikte alacağının istenemez hale geldiğini, hisse devrinin tescili 22.11.2016 tarihi olup, kanunda öngörülen temerrüt süresinin dolduğunu,davacının husumetinin bulunmadığını, davacının müvekkili şirkete ödünç vermediğini, davacının iddia ettiği olası ödemelerin, diğer şirket ortaklarıyla birlikte aynı anda yapılan şirket esas sermayesine yönelik ödeme olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacı ile dava dışı ... arasında yapılan 11.10.2016 tarihli hisse devir sözleşmesinde “… ünvanlı şirket ortaklarından ben devreden ... adı geçen şirketteki ... payımın tamamını şirketin aktifine ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçlarıyla birlikte ... isimli kişiye 487.500- TL bedel karşılığında devir ettim…” denildiği, hisse devir sözleşmesine davalı şirketin taraf olmaması, sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereği bu sözleşmenin, sözleşmenin tarafı olmayan şirket tarafından ileri sürülmesinin olanaklı olmadığı, yapılan sözleşmenin hisse devrine ilişkin olduğu, sözleşmede davacının şirketten olan şahsi alacaklarından feragat ettiğine ilişkin bir ibare bulunmadığı, bu nedenle davacının davalı şirketteki hisselerini devretmesinin davalı şirket ticari defterlerinde gözüken alacağını da devrettiği anlamına gelmediği, dolayısıyla sermaye ödemesi karşılığı yapılmayan ve bilirkişi raporunda davalı şirketin ticari defterlerinden tespit edilen 419.287,31-TL tutarın davalı şirkete ödünç olarak verildiği ve ödünç verilen paranın davalının temerrüdünden itibaren 6 aylık zamanaşımı süresi içerisinde istendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 419.287,31-TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili;mahkemenin zamanaşımı itirazını reddetmesinin hatalı olduğunu, hisse devrinin 22/11/2016 tarihinde yapıldığını TBK'nın 389. maddesindeki 6 aylık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının şirketteki hissesinin aktif ve pasifi ile ...'na devrettiğini, davacının iddia ettiği alacağın şirketin pasifini oluşturduğundan davacının husumeti bulunmadığını, davacının şirket hesabına yaptığı ödemelerin kabul anlamına gelmemek kaydıyla sermaye ödemesi olduğunu, tüketim ödüncü kabul edilemeyeceği, hisse devir sözleşmesinin doğrudan müvekkili şirketi ilgilendirdiğini, sözleşmenin nisbiliği ilkesinin somut olayda uygulanamayacağı, şirket ana sözleşmesinde şirket hissedarlarının şirketteki alacakları ve şirketteki borçlarının devri hususunda da temlik yasağı bulunmadığını, şirket ana sözleşmesi incelenmeden düzenlenen bilirkişi raporunun doğru olmadığını,bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının müvekkili şirketten Euro alacağı bulunmadığını, kaldı ki davacının dava dilekçesinde alacaktan mahsup ettiği esas sermaye ödemesi tutarının 487.500-TL olduğunu belirttiğini, şirket ortağı ...'nın şirket ortaklığından ayrıldığında şirketteki paylarının tüm ortaklara paylaştırıldığını, davacının payına 112.500-TL düştüğünü, bu hususun da dikkate alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 436.467,13+16.650+112.510-TL olmak üzere toplam 565.617,13-TL'nin mahsubu ile davacının en fazla 290.137,31-TL talepte bulunabileceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, şirketin eski ortağının şirketten olan alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı şirketin eski ortağı olan müvekkilinin şirkete toplamda 772.650-TL ve 50.575-Euro nakit desteği sağladığını, esas sermayeye mahsup edilen tutarın düşülmesi ile müvekkilinin şirketten 285.150-TL ve 50.575-Euro alacağının bulunduğunu belirterek davalı şirketten olan alacağının faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı ise davacı tarafından yapılan ödemelerin esas sermaye için yapıldığını,davacının şirketteki hissesini devrettiğinden bu davayı açamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
11/01/2011 tarihinde kurulan davalı şirkette, davacının 11.10.2016 tarihine kadar ortak olduğu, davalı şirketteki hisselerini Kadıköy ... Noterliği’nin 11/10/2016 tarihli ... sayılı hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ...’na devrettiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davacının davalı şirkete Euro karşılığı ve TL olmak üzere toplamda 855.754,44-TL verdiği, bu paranın 358.350-TL'nin sermaye artırımında kullanıldığı, 78.117,13-TL'nin davacıya iade edildiği, davacının davalı şirketten 419.287,31-TL alacağı bulunduğu tespit edilmiş, mahkemece de bu bedele hükmedilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 386. maddesinde tüketim ödüncü "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır.
TBK'nın 392 maddesi gereğince ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. Somut olayda, davacı tarafından 16/09/2020 tarihli ihtarnamenin 18/09/2020 tarihinde tebliğ edildiği, taraflar aksini kararlaştırmadığından 6 haftalık sürenin bittiği 30/10/2020 tarihi itibariyle alacağın muaccel olduğu, davanın ise 04/11/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafça davanın TBK'nın 389. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı iddia edilmiştir. TBK'nın 389. Maddesinde "Ödünç alanın, ödünç konusunun teslimine ve ödünç verenin de bu şeyin teslim alınmasına ilişkin istemleri, diğer tarafın bu konuda temerrüde düşmesinden başlayarak altı ayın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." şeklinde zamanaşımı düzenlemesine yer verilmiştir.
Ancak maddede düzenlenen husus ödünç konusunun ödünç alana ödünç veren tarafından teslimine ve ödünç alan tarafından teslim alınmasına ilişkin taleplere ilişkindir. Ödüncün iadesine ilişkin talepler bakımından genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacağından davalının zamanaşımına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, davacının şirketteki hissesini tüm aktif ve pasifiyle devrettiğini, davacının talep ettiği alacağın da şirketin pasifini oluşturduğunu, bu nedenle davacının aktif husumetinin bulunmadığını iddia etmekte ise de hisse devir sözleşmesinde davacının hisseyi devralan ...'na sadece şirket hisselerini devrettiği, sözleşmede davalı şirketten olan alacağını da devrettiğine ya da alacaktan vazgeçtiğine ilişkin bir irade beyanında bulunmadığı, davacının davalı şirketten olan alacağının hisseye bağlı bir alacak olmadığı dikkate alındığında davacının alacaklı sıfatına sahip olduğu, davayı açmak için aktif husumeti bulunduğu açıktır.Davalı tarafça, 16.650-TL kuruluş sermayesi ile şirket ortaklığından ayrılan ...'dan davacıya düşen 112.500-TL hissenin de ödemelerden mahsubu gerektiği ileri sürülmüştür.
Ancak davalı şirketin defterlerinde davacının davalı şirkete kuruluş sermayesinden kaynaklı bir borç kaydı tespit edilememiştir. Yine ortaklıktan ayrılan ...'nın, tüm hisselerini 01/12/2011 tarihinde davacı da dahil tüm ortaklarla ayrı ayrı yaptığı hisse devir sözleşmeleri ile ortaklara ayrı ayrı devretmiş, davacıya da bu kapsamda 112.500 hissenin devri yapılmıştır. Ayrılan ortağa davalı şirket tarafından ayrılma yedek akçesi verildiği anlaşılmakta ise de hisse bedelinin şirket tarafından davacı adına ödendiği hususunda bir delil bulunmamaktadır. Davalı şirket tarafından ödenen yedek akçe ile ilgili şirket ortaklarına yönelik bir borçlandırıcı kayıt oluşturulmadığından bu ödemenin mahsubu mümkün görülmemiştir.Bunun dışında davalı, davacının dava dilekçesinde alacaktan mahsup ettiği esas sermaye tutarının 487.500-TL olduğunu belirttiği halde sermaye olarak 358.350-TL'nin mahsubunun hatalı olduğunu ileri sürmekte ise de davacının iki defa yapılan sermaye artırımı nedeniyle şirkete ödediği tutarlar 358.350-TL olarak şirket kayıtları ile de sabittir.
Davacının esas sermaye ödemesini gerektirir başkaca bir sermaye artırımı yapılmamıştır. Ayrıca dava dilekçesinde davacı tarafından şirkete ödendiği iddia edilen miktar 772.650-TL ve 50.575-Euro olarak gösterilmiştir. Dava dilekçesinde mahsup edilen sermaye tutarı yüksek belirtilmiş ise de aynı zamanda şirkete yapılan nakit destek tutarının da yüksek gösterilmesi karşısında, ödenen sermaye tutarının davalın şirketin kayıtlarında belirlendiği dikkate alındığında dava dilekçesinde mahsup edilen sermaye tutarının daha yüksek belirtilmesi davacı aleyhine değerlendirilmemiştir.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 28.641,51-TL istinaf karar harcından yatırılan 7.160,38-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 21.481,13-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan 13-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.
12/12/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/76123 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi