Markanın Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7153 E. 2022/1990 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerekçenin düzeltilmesi↗ istinaf incelemesi↗ yargılama gideri↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ terkin↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın dayanağı olan KHK 'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin, 06.01.2017 tarih ve 29940 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 14.12.2016 tarih ve 2016/148 Esas, 2016/189 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesi davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olmasına karşın, hükmün verildiği tarih itibariyle yürürlükte olmadığından uygulama olanağı bulunmadığı, ayrıca davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olduğuna dayanarak uygulanması gerektiği düşünülse bile, davalı adına tescilli markanın kullanımının KHK m.14 f.2 uyarınca "Tescilli markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden markanın farklı unsurlarla kullanılması" olduğu bu kullanımın eğitim ve öğretim hizmetleri üzerinde kullanım zorunluluğunun bulunduğu dönemde yapıldığı ve davalının kullanımını ispat etmesi nedeniyle iptal edilen hüküm gereğince de kısmi iptal koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
İstinaf mahkemesince, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kullanmama nedenine dayalı olarak davalı adına tescilli 2004/35536 numaralı ile Arel markasının 41. sınıftaki "Eğitim ve Öğretim hizmetleri" açısından iptal ve terkin istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın yasal dayanağının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilemeyeceği, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve yargılama giderlerinin tarafların haklılık durumuna göre belirlenmesi gerektiği, davanın yasal dayanağının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle mahkemece konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekli ise de, yargılama giderlerinin tarafların haklılık durumuna göre belirlendiği ve davacı taraf üzerinde bırakıldığından, bu hususun sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Başka bir anlatımla istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi, kararın gerekçesinde hata edildiğine karar vermiş ve bu sebeple ilk derece mahkemesi kararının gerekçesini düzeltmiştir.
Oysa HMK’nun 353. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nolu alt bendi hükmüne göre; “…Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” uyarınca istinaf incelemesini yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce bu hüküm gözetilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak bu gerekçeyle kendisi tarafından bozma ilamına uygun bir şekilde hüküm kurulması gerekirken, usul hukuku hükümlerine uyulmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5708 E. 2023/5755 K.
Ortak:gerekçenin düzeltilmesi · istinaf incelemesi · yargılama gideri · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… kemesince, davanın yasal dayanağının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilemeyeceği, konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi ve «yargılama giderlerinin» tarafların haklılık durumuna göre belirlenmesi gerektiği, davanın yasal dayanağının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle mahkemece konusu kalmayan …
Başka bir anlatımla «istinaf incelemesini» yapan Bölge Adliye Mahkemesi, kararın gerekçesinde hata edildiğine karar vermiş ve bu sebeple ilk derece mahkemesi kararının «gerekçesini düzeltmiştir».
Oysa HMK’nun 353. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nolu alt bendi hükmüne göre; “…Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” uyarınca «istinaf incelemesini» yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11.
Benzer bu kararda… 08 E. ve 2020/759 K. sayılı kararıyla; davanın yasal dayanağının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekli iken ret kararı verilmiş ise de «yargılama giderlerinin» tarafların haklılık durumuna göre belirlendiği, «yargılama giderleri» davacı taraf üzerinde bırakıldığı için bu durumun sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… dair 556 Sayılı KHK'nin 14 üncü maddesinin iptaline karar verildiği, dava tarihinden sonra davanın yasal dayanağı kalmadığı için konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davadaki haklılık durumuna göre de «yargılama giderlerine» hükmetmek gerektiği, ancak mahkemece karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmek yerine davanın reddine karar verilip davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmiş olması davadaki haklılık durumuna uygun olduğu, sonucu itibariyle doğru olduğu için karar «kaldırılıp yeniden» hüküm kurulması yoluna gidilmese de bozmaya uyulmakla «usuli kazanılmış hak» oluştuğu, dava tarihinden sonra davanın dayanağı olan hüküm Anayasa Mahkemesince iptal edildiği için dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, dos …
Dairemizin 16.03.2022 tarih, 2020/7153 E. ve 2022/1990 K. sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararının «gerekçesi düzeltildiği» için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin 1 fıkrasının (b) bendinin (2) no.lu alt bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırarak hüküm kurması gerektiğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · yargılama giderleri · kazanılmış hak · iptal davası · kaldırma ve yeniden hüküm
Benzer bu kararda… dair 556 Sayılı KHK'nin 14 üncü maddesinin iptaline karar verildiği, dava tarihinden sonra davanın yasal dayanağı kalmadığı için konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davadaki haklılık durumuna göre de «yargılama giderlerine» hükmetmek gerektiği, ancak mahkemece karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmek yerine davanın reddine karar verilip davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmiş olması davadaki haklılık durumuna uygun olduğu, sonucu itibariyle doğru olduğu için karar «kaldırılıp yeniden» hüküm kurulması yoluna gidilmese de bozmaya uyulmakla «usuli kazanılmış hak» oluştuğu, dava tarihinden sonra davanın dayanağı olan hüküm Anayasa Mahkemesince iptal edildiği için dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, dos …
… 08 E. ve 2020/759 K. sayılı kararıyla; davanın yasal dayanağının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekli iken ret kararı verilmiş ise de «yargılama giderlerinin» tarafların haklılık durumuna göre belirlendiği, «yargılama giderleri» davacı taraf üzerinde bırakıldığı için bu durumun sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… ğını kanıtlayan herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığını, davalı kullanımlarının markasal kullanım olmadığını, 10.01.2017 tarihinden sonraki kullanmama nedeniyle «iptal davalarının» akıbeti ve 10.01.2017 tarihinden önce tescil edilmiş markaların kullanılması zorunluluğun ancak 2022 yılından itibaren öne sürülebileceğini, yasal boşluğun uluslar …
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7153 E. , 2022/1990 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Burhaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 31.03.2017 tarih ve 2014/356 E- 2017/176 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 21.09.2020 tarih ve 2017/2208 E- 2020/759 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının marka başvurularının resmi markalar bülteninde ilan edildiğini, davalı şirket tarafından Arel markası mesnet alınarak 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesine dayanarak itiraz edildiğini, davalı şirket veya onun izni ile üçüncü kişiler tarafından Arel markası adı altında 5 yılı aşkın bir süredir eğitim ve öğretim hizmetleri verilmediğini öğrendiğini, davalı şirketin Arel ibaresini markasal olarak eğitim ve öğretim hizmetleri için kullanmamakta olduğunu ve davalının kullandığını ispatlaması gerektiğini, KHK 14 ve 42 /C maddelerine göre, bir markanın 5 yıl süre ile kullanılmaması durumunda, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli Arel markasının emtia listesinde 41.
sınıfta yer alan “Eğitim ve Öğretim Hizmetleri” bakımından 5 yılı aşkın bir süredir kullanılmamasına istinaden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı şirketin yasal zorunluluk olarak isminde açıklıkla yer verdiği eğitim hizmetinde uzun yıllardır faaliyetini sürdürdüğünü ve halen sürdürmekte olduğunu, davacının haricen araştırma savı ile eğitim sektöründe 5 yıldır hizmet vermediği iddiasının gerçeklikle bağdaşmadığını, davalı şirketin hali hazırda eğitim hizmetine devam ettiği ve hizmetine hiçbir zaman ara vermediğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın dayanağı olan KHK 'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin, 06.01.2017 tarih ve 29940 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 14.12.2016 tarih ve 2016/148 Esas, 2016/189 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesi davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olmasına karşın, hükmün verildiği tarih itibariyle yürürlükte olmadığından uygulama olanağı bulunmadığı, ayrıca davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olduğuna dayanarak uygulanması gerektiği düşünülse bile, davalı adına tescilli markanın kullanımının KHK m.14 f.2 uyarınca "Tescilli markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden markanın farklı unsurlarla kullanılması" olduğu bu kullanımın eğitim ve öğretim hizmetleri üzerinde kullanım zorunluluğunun bulunduğu dönemde yapıldığı ve davalının kullanımını ispat etmesi nedeniyle iptal edilen hüküm gereğince de kısmi iptal koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
İstinaf mahkemesince, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kullanmama nedenine dayalı olarak davalı adına tescilli 2004/35536 numaralı ile Arel markasının 41. sınıftaki "Eğitim ve Öğretim hizmetleri" açısından iptal ve terkin istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın yasal dayanağının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilemeyeceği, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve yargılama giderlerinin tarafların haklılık durumuna göre belirlenmesi gerektiği, davanın yasal dayanağının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle mahkemece konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekli ise de, yargılama giderlerinin tarafların haklılık durumuna göre belirlendiği ve davacı taraf üzerinde bırakıldığından, bu hususun sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Başka bir anlatımla istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi, kararın gerekçesinde hata edildiğine karar vermiş ve bu sebeple ilk derece mahkemesi kararının gerekçesini düzeltmiştir.
Oysa HMK’nun 353. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nolu alt bendi hükmüne göre; “…Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” uyarınca istinaf incelemesini yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce bu hüküm gözetilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak bu gerekçeyle kendisi tarafından bozma ilamına uygun bir şekilde hüküm kurulması gerekirken, usul hukuku hükümlerine uyulmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/761003800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz