6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tek başına temsile yetkisiz kişinin imzaladığı sözleşmenin şirketi bağlamaması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5727 E. 2022/2914 K. · · İlk derece: 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Şirket adına imzalanan sözleşme, imzalayan kişi tek başına temsil ve ilzama yetkili değilse şirketi bağlamaz. Cari hesap farkında ispat yükü, kaydı karşı tarafça tutulmayan faturayı/alacağı ileri süren taraftadır; sevkiyat veya sipariş yapıldığını kanıtlayamayan tarafın düzenlediği cezai şart faturası geçerli sayılmaz.

Ele alınan sorunlar

Tek başına temsil ve ilzama yetkisiz kişinin imzaladığı çerçeve sözleşmenin bağlayıcılığı → kısmi kabul

İddia: Davalı, taraflar arasındaki çerçeve sözleşmesi ve buna dayalı cezai şart faturası nedeniyle davacıya borcu bulunmadığını savunmuştur.

Gerekçe: Davalı tarafça sunulan sözleşmeyi davacı adına imzalayan kişi tek başına temsil ve ilzama yetkili olmadığından, bu sözleşme davacıyı bağlamaz. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Sevkiyat/sipariş ispatlanamayan cezai şart faturasının geçerliliği ve cari hesap bakiyesi → kısmi kabul

İddia: Davalı, cari hesap farkının, davacının yapamadığı sevkiyatlara ilişkin düzenlediği ceza faturasından kaynaklandığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraf defter kayıtları arasındaki farkın bir kısmı, davalı defterinde kayıtlı olduğu hâlde davacı defterinde bulunmayan faturalardan kaynaklanmakta olup, davalı devreden alacağını fatura ve ek belgeleriyle kanıtlayamamıştır. Davacının davalıya belirli aylarda gönderdiği mal tespit edilmiş, davalı bunun dışında mal siparişi verdiğini kanıtlayamadığından, davalının davacıya kestiği cezai şart faturası kabul edilemez; davalının diğer faturayı ve muhteviyatı malı davacıya tebliğ ettiğini de kanıtlayamadığı, davacının da bir kısım alacağını ispatlayamadığı gözetildiğinde davacının belirlenen tutarda bakiye alacağı bulunduğundan davanın kısmen kabulü gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Tek başına temsile yetkisiz kişinin imzaladığı sözleşmenin şirketi bağlamayacağı ve sevkiyat/siparişi ispatlanamayan cezai şart faturasının kabul edilemeyeceği yönünden emsal niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temsil ve ilzam yetkisi cari hesap cezai şart faturası ispat yükü ticari defter kayıtları

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/5727 E.  ,  2022/2914 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.03.2018 tarih ve 2016/927 E- 2018/315 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 06.02.2020 tarih ve 2018/1095 E- 2020/156 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan temlik alan vekili Av. ...ile davalı vekili Av....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Temlik eden vekili, müvekkili tarafından davalıya siparişlerine uygun olarak değişik tarihlerde ürün satış ve teslimi yapılmış olup bu nedenle müvekkilinin 406.486,20-TL alacaklı olduğunu, davalının ödemeden imtina ettiğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu, müvekkilince imzalanan bir çerçeve sözleşmesi bulunmadığını, davalı tarafça sözü edilen sözleşmede imzası bulunan kişilerin temsil ve ilzama yetkili olmadıklarını, davalının ceza faturalarının yasal dayanağının bulunmadığını, sevkiyatta gecikme olmadığı gibi davalının bugüne kadar bu yönde bir ihtarının da olmadığını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı-temlik alan vekili 13/02/2018 tarihli dilekçesinde, dava konusu alacağın müvekkiline temlik edildiğini bildirmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, cari hesap kayıtları arasındaki farkın öncelikle müvekkilince düzenlenen 252.500-TL tutarlı davacının yapamadığı sevkiyatlara ilişkin ceza faturasından kaynaklandığını ve taraflar arasında akdedilen Çerçeve Sözleşmesinin 8.m. uyarınca düzenlendiğini, davacının kötüniyetli olarak bu faturayı kayıtlarına almadığını, 107.548,87 TL tutarındaki devir farkı ve faturaların ise müvekkili kayıtlarında olmadığını ve kabul edilemeyeceğini, ayrıca davacının müvekkilince düzenlenen 42.305,99 TL bedelli faturayı kayıtlarına girmediğini, yine davacının 4.130,34 TL bedelli faturalarının müvekkili kayıtlarında olmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, davalı tarafça sunulan sözleşmeyi davacı adına imzalayan şahsın tek başına temsil ve ilzama yetkili olmaması nedeniyle bu sözleşmenin davacıyı bağlamayacağı, davacı kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle bakiye 406.486,20 TL alacağının kaldığı, davalı kayıtlarında ise davalının davacıya borçlu olmadığı, her iki taraf defter kayıtları arasındaki 406.486,20 TL tutarında farkın 373.565,45 TL'lik tutarının davalı şirket defterinde kayıtlı olduğu halde davacı şirket defterinde kayıtlı olmayan faturalardan kaynaklandığı, bu faturaların da 89.935,21 TL'lik kısmının 2014 yılından 2015 yılına devreden davalı alacağından kaynaklandığı, davalının devreden bu alacağı fatura ve ek belgeleri ile kanıtlayamadığı, 283.630,24 TL tutarın ise davalı tarafından Ekim ve Kasım aylarında mal gönderilmemesi nedeniyle düzenlenen 242.500,20 TL tutarlı ceza faturası ve 31.130,04 TL davalının davacıya kestiği muhtelif iade ve ürün teslim faturalarından kaynaklandığı, davacının incelenen ticari defter kayıtlarına göre davalı şirkete Ekim ve Kasım aylarında toplam 3.076,838 TL tutarlı mal gönderdiği, davalının bunun dışında davacıya mal siparişi verdiği hususunu kanıtlayamadığı, bu nedenle davalının davacı şirkete kestiği 242.500,20 TL'lik cezai şart faturasının kabul edilemeyeceği, diğer taraftan davalının 31.130,04 TL tutarlı fatura muhteviyatı malı ve faturayı davacıya tebliğ ettiğini de kanıtlayamadığı, farkın 32.920,75 TL'lik kısmının da davacı defterinde olup da davalı defter kayıtlarında bulunmayan faturalardan kaynaklandığı ve davacının da bu tutardaki alacağını kanıtlayamadığı, bu durumda davacının 373.565,45 TL bakiye alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine itirazının kısmen iptali ile takibin 373.565,45 TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa faiz işletilmek suretiyle devamına, %20 icra inkar tazminatına, fazla istemin reddine karar verilmiş;

bu karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 19.138,72 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 07/04/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde de "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh.

99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/760975200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1095 E. 2020/156 K.

Yetkisiz kişi imzalı sözleşmenin geçersizliği ve sevkiyat cezasının ispatı

Gerekçe özeti

Bir tarafın imzaladığı çerçeve sözleşmeye dayanarak cezai şart talep edebilmesi için, sözleşmeyi imzalayan kişinin diğer tarafı temsil ve ilzama yetkili olduğunun ispatlanması gerekir; şirket sicil kaydına göre tek başına yetkili olmayan kişinin imzaladığı sözleşme, o tarafı bağlamaz. Ayrıca sonradan sunulan ve yargılama sırasında aslı ibraz edilmeyen, karşı tarafça kabul edilmeyen bir sözleşme fotokopisi de delil olarak değerlendirmeye alınamaz. Sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi, sevkiyat yapılmadığına dayalı cezai şart talep eden taraf, siparişin varlığını ve karşılanmadığını ispatla yükümlüdür; bu ispat yükü, karşı tarafa tebliğ edilmemiş tek taraflı düzenlenmiş ekstre kayıtları ile veya dava dışı üçüncü kişilerle yapılan yazışmalarla yerine getirilemez.

Emsal değeri

Tüzel kişi adına imzalanan sözleşmenin bağlayıcılığı için imzalayan kişinin ticaret sicil kaydına göre münferit temsil yetkisine sahip olması gerektiği ve tek taraflı düzenlenmiş, karşı tarafa tebliği ispatlanamayan belgelerin ile dava dışı üçüncü kişi yazışmalarının sevkiyat/sipariş ispatına yeterli olmayacağı yönündeki değerlendirmeler açısından emsal niteliktedir; BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici emsal değeri taşır.

Kavramlar: temsil ve ilzam yetkisi çerçeve sözleşmesi cezai şart ispat yükü itirazın iptali ticari defter kaydı cari hesap

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1095

KARAR NO 2020/156

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 21/03/2018

NUMARASI 2016/927 Esas- 2018/315 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/02/2020

Davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Temlik eden vekili, müvekkili tarafından davalıya siparişlerine uygun olarak değişik tarihlerde ürün satış ve teslimi yapılmış olup bu nedenle müvekkilinin 406.486,20-TL alacaklı olduğunu, davalının ödemeden imtina ettiğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu, müvekkilince imzalanan bir çerçeve sözleşmesi bulunmadığını, davalı tarafça sözü edilen sözleşmede imzası bulunan kişilerin temsil ve ilzama yetkili olmadıklarını, davalının ceza faturalarının yasal dayanağının bulunmadığını, sevkiyatta gecikme olmadığı gibi davalının bugüne kadar bu yönde bir ihtarının da olmadığını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı-temlik alan vekili 13/02/2018 tarihli dilekçesinde, dava konusu alacağın müvekkiline temlik edildiğini bildirmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, cari hesap kayıtları arasındaki farkın öncelikle müvekkilince düzenlenen 252.500-TL tutarlı davacının yapamadığı sevkiyatlara ilişkin ceza faturasından kaynaklandığını ve taraflar arasında akdedilen Çerçeve Sözleşmesinin 8.m. uyarınca düzenlendiğini, davacının kötüniyetli olarak bu faturayı kayıtlarına almadığını, 107.548,87-TL tutarındaki devir farkı ve faturaların ise müvekkili kayıtlarında olmadığını ve kabul edilemeyeceğini, ayrıca davacının müvekkilince düzenlenen 42.305,99-TL bedelli faturayı kayıtlarına girmediğini, yine davacının 4.130,34-TL bedelli faturalarının müvekkili kayıtlarında olmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı tarafça sunulan sözleşmeyi davacı adına imzalayan şahsın tek başına temsil ve ilzama yetkili olmaması nedeniyle bu sözleşmenin davacıyı bağlamayacağı, davacı kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle bakiye 406.486,20- TL alacağının kaldığı, davalı kayıtlarında ise davalının davacıya borçlu olmadığı, her iki taraf defter kayıtları arasındaki 406.486,20- TL tutarında farkın 373.565,45- TL'lik tutarının davalı şirket defterinde kayıtlı olduğu halde davacı şirket defterinde kayıtlı olmayan faturalardan kaynaklandığı, bu faturaların da 89.935,21- TL'lik kısmının 2014 yılından 2015 yılına devreden davalı alacağından kaynaklandığı, davalının devreden bu alacağı fatura ve ek belgeleri ile kanıtlayamadığı, 283.630,24- TL tutarın ise davalı tarafından Ekim ve Kasım aylarında mal gönderilmemesi nedeniyle düzenlenen 242.500,20- TL tutarlı ceza faturası ve 31.130,04-TL davalının davacıya kestiği muhtelif iade ve ürün teslim faturalarından kaynaklandığı, davacının incelenen ticari defter kayıtlarına göre davalı şirkete Ekim ve Kasım aylarında toplam 3.076,838- TL tutarlı mal gönderdiği, davalının bunun dışında davacıya mal siparişi verdiği hususunu kanıtlayamadığı, bu nedenle davalının davacı şirkete kestiği 242.500,20- TL'lik cezai şart faturasının kabul edilemeyeceği, diğer taraftan davalının 31.130,04- TL tutarlı fatura muhteviyatı malı ve faturayı davacıya tebliğ ettiğini de kanıtlayamadığı, farkın 32.920,75 -TL'lik kısmının da davacı defterinde olup da davalı defter kayıtlarında bulunmayan faturalardan kaynaklandığı ve davacının da bu tutardaki alacağını kanıtlayamadığı, bu durumda davacının 373.565,45- TL bakiye alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine itirazının kısmen iptali ile takibin 373.565,45-TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa faiz işletilmek suretiyle devamına, %20 icra inkar tazminatına, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Davacı unvanı ....Ltd. Şti. iken imzalanan sözleşmenin davacının münferit imza yetkilisi ve müdürü olan ... tarafından imzalandığını, daha sonra davacı şirketin nevi değiştirdiğini, bundan sonra tekrar sözleşme akdedilmek istendiğini ve bu doğrultuda davacı şirket bölge müdürü olarak tanıtılan .... ile sözleşme imzalandığını, bu sözleşmenin önceki sözleşmenin devamı niteliğinde olduğunu ve aynı hükümleri içerdiğini, ....A.Ş. ile yapılan sözleşmenin geçersizliğine karar verilse dahi ...Ltd. Şti ile imzalanan sözleşme çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiğini, 2-Taraflar arasındaki sevkiyatın yapılamadığına dair mail yazışmalarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin davacının mal temin ettiği ...

ile gerçekleştirdiği mail yazışmalarından davacının sevkiyatlarını gerçekleştirmede sıkıntı yaşamakta olduğunun anlaşıldığını, 06.10.2015,07.10.2015 ve 16.10.2015 tarihinde Marmarabirlik tarafından müvekkiline gönderilen maillerde bu durumun açıkça bildirildiğini, cezai şart işleminin sözleşmenin 8.maddesine uygun olduğunu, ayrıca sözleşmenin 10.m. ile davacının kesilen cezai şart faturalarını her şart altında kabul ettiğini, kaldı ki yargılama sırasında müvekkilince verilen siparişlere ilişkin ekstrelerin sunulduğunu, ancak bilirkişi tarafından bu belgelerin incelenmediğini, bu belgelerin ekte de sunulmakta olduğunu belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, cari hesaptan doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davacı kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle 406.486,20-TL alacaklı olduğu, davalı kayıtlarına göre davalının borcunun olmadığı, aradaki farkın davalı kayıtlarında olup davacı kayıtlarında olmayan 89.935,21- TL devir farkı, 252.500,20- TL tutarlı sevkiyatsızlık faturası ve 31.130,04- TL tutarındaki muhtelif faturalardan, ayrıca davacı kayıtlarında olup davalı kayıtlarında olmayan 27.326,25- TL devir farkı ve 5.594,50- TL tutarlı muhtelif faturalardan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Ne var ki gerek tarafların kayıtlarındaki devir farklarının gerekse davalının kayıtlarındaki 31.130,04-TL ve davacının kayıtlarındaki 5.594,50-TL tutarındaki muhtelif faturaların dayanakları sunulmamış olup, bu kayıtlara konu alacak ispat edilememiş, ayrıca istinaf konusu da edilmemiştir.Bu aşamada davalı tarafça istinaf konusu edilen taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı kayıtlarında yer alıp davacı kayıtlarında yer almayan 252.500,20- TL tutarlı sevkiyatsızlık ceza faturalarından kaynaklanmaktadır.

Davalı bu ceza faturalarının taraflar arasında akdedilen bila tarihli Çerçeve Sözleşmesi uyarınca düzenlendiğini savunmuştur, aslı da sunulduğu anlaşılan bu sözleşme incelendiğinde davalı ile davacı(davacının .....A.Ş. unvanlı kaşesi ile) adına ... Mağazalar Müdürü ... tarafından imzalandığı görülmüştür. Davacı, kayıtlarında böyle bir sözleşme olmadığını, sözleşmeyi imzalayan şahsın tek başına şirketi temsil ve ilzama yetkili de olmadığını bildirmiş, sözleşme bila tarihli olmakla birlikte davacının o tarihteki unvanı dikkate alınarak davacı şirket sicil kaydı incelendiğinde bu şahsın davacı şirket adına sözleşme imzalamaya tek başına yetkili olmadığı görülmüş olup, sözleşmenin somut olayda dikkate alınması mümkün görülmemiştir.

Öte yandan davalı tarafça bu sözleşmeden sonra dosyaya yine bila tarihli bu kez davacının .....Ltd. Şti. unvanlı kaşesi ve tek imza ile imzalanan benzer içerikli bir sözleşme fotokopisi daha sunulmuş, davalı tarafça ilişkinin 2009 yılına dayandığı bildirilmiş, ancak bu sözleşmenin tam olarak hangi tarihte imzalandığı bildirilmemiştir. Davacı kendilerince imzalanan böyle bir sözleşme de olmadığını bildirmiş, davalı tarafça yargılama sırasında bu sözleşmenin aslı sunulmamıştır. O halde yeni sözleşme bulunduğunun ileri sürülmesi nedeniyle esasen delil olarak dayanılmayan, davacı tarafın kabulünde olmayan ve buna rağmen aslı sunulmayan bila tarihli bu sözleşmenin de somut olayda uygulama yeri bulunmadığının kabulü gerekmiştir.Bununla birlikte sunulan sözleşmelerin davacıyı bağlayacağı kabul edilse dahi, davalının ayrıca Ekim-Kasım aylarında siparişlerinin karşılanmadığını, yeterli sevkiyat yapılmadığını ispat etmesi gerekmekte olup, bilirkişi incelemesi sonucu davacının davalıya Ekim ve Kasım aylarında toplam 3.076.838-TL tutarlı mal gönderdiği, davalının bunun dışında siparişi olduğunu ve sevkiyat yapılmadığını kanıtlayamadığı tespit edilmiştir.

Davalı istinaf aşamasında siparişlerini gösteren ekstre kayıtlarının bilirkişi tarafından incelenmediğini belirterek CD içinde bu kayıtları sunmuş ise de, rapora itiraz dilekçesinde bu yönde bir itirazda bulunmadığı gibi bu kayıtlardan da söz etmemiştir. Kaldı ki söz konusu kayıtlar davalı tarafça tek taraflı olarak düzenlenmiş olup, ekstrelerin davacıya tebliğine dair belge de sunulmadığından davalı savunmasını ispata yeterli görülmemiştir. Davalı bunun dışında delil olarak davacının mal tedarik ettiğini ileri sürdüğü dava dışı firma ile olan e-posta yazışmalarına dayanmış ise de, dava dışı firma beyanlarının da bu iddiayı ispat için yeterli olmayacağı açıktır. Bu durumda gerekli mal sevkiyatı yapılmadığına dair ihtar vs dahi düzenlememiş olan ve cezai şart faturalarının dayanağını ispat edemeyen davalının, 252.500,20-TL tutarındaki alacak talebinde haklı olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

O halde ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönünde verdiği kararında bir isabetsizlik görülmemiş olup, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 25.518,30- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 6.379,57- TL harcın mahsubu ile bakiye 19.138,73-TL’nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 42,35- TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

06/02/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.