6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Fatura konusu malın teslimi ispatlanamadığından itirazın iptali reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/137 E. 2024/1974 K. · · İlk derece: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, fatura konusu malın tesliminin ispat külfeti satıcı-davalıya aittir; ancak alıcı, kendisine sunulan faturaya itiraz etmeyip bu faturayı defterlerine işlemişse, teslimin gerçekleşmediği iddiasını ispatlayamamış sayılır ve davanın reddi gerekir. Ayrıca, arabuluculuğun ilk toplantısına mazeretsiz katılmayan tarafın yargılama gideri ve vekalet ücreti sorumluluğu, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan (usul hükmü niteliğindeki, derhal uygulanan) değişik kanun hükmüne göre belirlenmelidir.

Ele alınan sorunlar

Fatura konusu malın teslim edilip edilmediği ve ispat yükü → ret

İddia: Davacı vekili, fatura konusu mermerlerin teslimine ilişkin irsaliyede adı ve imzası bulunan kişinin müvekkili yetkilisi veya çalışanı olmadığını, malların teslim edilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü istemiştir.

Gerekçe: Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti satıcıya aittir; yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve satıcının defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz, dolayısıyla davalı-satıcı malın teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır ve bu iddiasını uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille ispat etmelidir. Somut olayda ticari ilişki taraflarca kabul edilmekte olup uyuşmazlık, fatura içeriği emtianın teslimine ilişkindir. Bilirkişi raporuna göre dava konusu faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, ödemenin de yapıldığı, aynı faturanın davalının defterlerinde de kayıtlı olduğu ve faturanın davacının BA, davalının BS formunda kayıtlı olduğu belirlenmiştir. Davacı, teslime ilişkin irsaliyede adı ve imzası bulunan kişinin şirket yetkilisi olmadığını iddia etmiş ise de, davalı tarafça düzenlenen faturaya itiraz etmeyip bu faturayı benimsemiş ve kendi defterlerine işlemiştir; bu durum, malın teslim edilmediği iddiasının ispatlanamadığı sonucunu doğurur. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Arabuluculuğa mazeretsiz katılmama nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücreti sorumluluğu → kabul

İddia: Davacı vekili, davalının arabuluculuk görüşmelerine mazeretsiz katılmamasına rağmen lehine vekalet ücretine ve müvekkili aleyhine yargılama gideri ile arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin 7036 sayılı Kanun'un 3/12. maddesine aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: 6325 sayılı HUAK'ın 18/A maddesinin 11. fıkrası, karar tarihi itibariyle, mazeretsiz katılmayan tarafın davada haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu olacağını ve lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini düzenlemekteydi. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin 2023/160 E., 2024/77 K. sayılı kararıyla bu fıkranın "...bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur" ibaresi ile "Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez" cümlesi iptal edilmiştir. Bu iptal kararı yürürlüğe girmeden önce 07/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle aynı fıkra değiştirilerek, mazeretsiz katılmayan tarafın karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulacağı ve lehine AAÜT'ye göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedileceği düzenlenmiştir. Bu değişiklik bir usul hükmü olduğundan derhal uygulanır ve Dairenin karar tarihinde yürürlükte bulunan değişik hüküm esas alınmalıdır. Buna göre mazeretsiz olarak arabuluculuk toplantısına katılmayan davalı, davacının ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu olacak ve lehine tarifeye göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilecektir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmuş, hata/eksikliğin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ilk derece kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kötüniyet tazminatı isteminin karara bağlanmamış olması → ret

İddia: Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesine rağmen kötüniyet tazminatı istemi hakkında hiçbir karar verilmediğini belirterek, müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Gerekçe: Davanın reddine rağmen mahkemece davalının kötüniyet tazminatı istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Davacının malların teslimi hususundaki iddiaları dikkate alındığında, takibin kötüniyetli olarak başlatıldığına dair delil bulunmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatı şartları bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Fatura konusu malın tesliminin ispat külfetinin satıcıda olduğu, ancak alıcının faturaya itiraz etmeksizin defterlerine işlemesinin teslimi kabul ettiği yönünde bir karine oluşturduğu tespiti ile arabuluculuğa mazeretsiz katılmama halinde uygulanacak usul hükmünün, karar tarihinde yürürlükte bulunan değişik metne göre derhal uygulanması gerektiği tespiti açısından bölgesel ikna edici emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ispat külfeti itirazın iptali ticari defter kayıtları fatura arabuluculuk kötüniyet tazminatı vekalet ücreti yargılama gideri

Atıf yapılan mevzuat: HUAK — HUAK 18/A/11 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 353(1)b-2HMK 362(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/137

KARAR NO 2024/1974

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 20/09/2021

NUMARASI 2020/87 Esas - 2021/607 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 30/12/2024

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında müvekkilinin davalıdan mermer döşeme kap ve mermer basamakları satın aldığını, davalıya 45.135-TL satım bedelini ödemesine rağmen malların teslim edilmediğini, davalıya ihtarname gönderildiğini, davalıyla yapılan görüşmeler kapsamında muhtemelen sonradan oluşturulan müvekkili temsilcisinin imzasını taşımayan 08/12/2018 tarihli bir taşıma irsaliyesiyle 08/12/2018 tarihli taşıyan tarafından imzalanmış faturanın verildiğini, müvekkilinin söz konusu irsaliyeyi kabul etmediğini, malı teslim alan kişinin müvekkilinin yetkilisi olmadığını, yetkilinin imza ve kaşesinin bulunmadığını; davalıya noterden gönderilmiş 26/12/2018 tarihli ihtara, davalının verdiği 02/01/2019 tarihli cevapta malların fatura tarihi olan 05/12/2018 tarihinde teslim ettiğini, ancak nedense davalının müvekkiline 08/12/2018 tarihli taşıma irsaliyesini gösterdiğini, davalının beyanlarının çelişkili olduğunu;

bunun sonucunda da satım bedeli olarak ödenen 45.135-TL'nin tahsili için davalı aleyhine İstanbul... İcra Dairesi'nin 2019/32758 esas sayılı takibinin başlatıldığını, fakat davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığını, davacının ilk olarak müvekkilinden 10/11/2018 tarihinde mermer basamak ve döşeme aldığını, bu malların teslim edildiğini ve ödemesinin de yapıldığını; sonrasında 05/12/2018 tarihinde yine mermer basamak ve döşeme aldığını, bunların da 08/12/2018 tarihinde teslim edildiğini, bedelinin tahsil edildiğini; mermerler hususunda davacı adına müvekkiliyle irtibata geçen kişinin dava dışı... olduğunu, bu şahsın müvekkiline davacının kaşesinin resmini gönderdiğini ve fatura kesildiğini, bu şekilde malların teslim edildiğini ve paranın alındığını belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, tarafların defter ve kayıtlarını incelendiği bilirkişi raporunda, davacının defterlerinde dava konusu olmayan 10/11/2018 tarihli 34.810-TL tutarındaki faturanın 14/12/2018 tarihinde, davaya konu 05/12/2018 tarihli 45.135-TL bedelli faturanın ise 17/12/2018 tarihinde ödendiği, ticari defter kayıtlarında davalı şirket bakiyesi bulunmadığı, davalının kayıtlarının da davacının defterleriyle uyumlu olduğu, faturaların davacının BA ve davalının da BS formlarında kayıtlı olduğunun belirlendiği; davacının malın teslim edilmediği iddiasını ispat edemediği ve yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7.460,63-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine ve 1.320-TL arabuluculuk giderinin, davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Davacı vekili, davalının arabuluculuk görüşmelerine katılmamasına rağmen lehine vekalet ücretine ve müvekkili aleyhine de yargılama gideri ile arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin 7036 s.k. 3/12'ye aykırı olduğunu; müvekkili şirketin ... isminde bir yetkilisi veya çalışanı olmadığını, malın en geç ödeme tarihine kadar tesliminin gerektiğini, teslim edilmemiş mallara ilişkin faturaların müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olduğundan bahisle davanın reddinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2- Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesine rağmen kötüniyet tazminatı talepleri hakkında hiç bir karar verilmediğini ve davacının haksız çıktığını belirterek, müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında satın alınan malların teslim edilmediğinden bahisle ödenen bedelin iadesi için başlatılmış icra takibine davalının itirazının iptali istemine ilişkindir.Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve satıcının defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davalı-satıcı, fatura konusu mal veya hizmetin davacıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davalı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır.Somut olayda, davacı-alıcı 05/12/2018 tarihli 160 m2 mermer döşeme kap. ve 100 m2 mermer basamağa ilişkin faturanın bedeli olan 45.135-TL'yi banka havalesiyle davalı satıcıya ödediğini, ancak söz konusu malların kendisine teslim edilmediğinden, ödenen bedel ve işlemiş faizinin tahsili istemiyle davalı aleyhine takip başlatıldığını, malların teslimine ilişkin davalının sunduğu irsaliyede imzası bulunan...'ın şirketle bir ilgisi olmadığını ileri sürmüştür.Davaya dayanak teşkil eden İstanbul ...

İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takibinde, davacının alacaklı, davalının ve dava dışı ...'ın borçlu olduğu, 45.135-TL asıl alacak ve 6.100,64-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 51.235,64-TL talep edildiği, takip dayanağı 05/12/2018 tarihli ... nolu 45.135-TL bedelli faturadır.Ticari ilişki taraflarca kabul edilmekte olup; uyuşmazlık, fatura içeriği emtianın davacıya teslim edilip edilmediğine ilişkindir. Bilirkişi raporunda, mermerlere ait 45.135-TL bedelli faturanın davacının defterlerinde 05/12/2021 ve yapılan ödemenin de 17/12/2018 tarihinde kayıt edildiği; aynı şekilde davalının defterlerinde faturanın ve ödemenin kayıtlı olduğu; yine faturanın davalının BS, davacının BA formunda kayıtlı olduğu belirlenmiştir.

Bu durumda davacı vekili her ne kadar fatura konusu mermerlerin teslimine ilişkin irsaliyede adı ve imzası bulunan ...'in müvekkili yetkilisi olmadığını iddia etmiş ise de, davacı, davalı tarafça düzenlenen faturaya itiraz etmeyerek benimsemiş ve defterlerine işlemiştir. Buna göre, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.6325 sayılı HUAK'ın karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 18/A maddesinin 11. fıkrası "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.

Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.";

13. fıkrası ise "Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. ... Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır." hükmünü içermektedir. Anayasa Mahkemesi'nin 2023/160 E., 2024/77 K. sayılı ve 14/03/2024 tarihli kararıyla, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 11. fıkrası kısmen iptal edilmiş ve fıkranın birinci cümlesinde yer alan "... bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur." ibaresi ile fıkranın "Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez." şeklindeki ikinci cümlesi Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve kararın RGde yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

Söz konusu iptal kararı 18/4/2024 tarihli ve 32521 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmıştır. Bu karar yürürlüğe girmeden önce 07/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 25. maddesinde 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 11. fıkrası, "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/25 md.) Ayrıca bu taraf lehine AAÜTne göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. (son cümlesinde değişiklik yapılmamıştır) Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." şeklinde değiştirilmiştir.Söz konusu değişiklik 14/11/2024 tarihli RG'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, bir usul hükmü olduğundan, derhal uygulanması gerekmektedir.

Bu nedenle Dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan değişik kanun hükmünün uygulanması gerekmektedir.Buna göre mazeretsiz olarak arabuluculuk toplantısına katılmayan davalı, davacının ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu olacak ve lehine tarifeye göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekmektedir.Öte yandan davanın reddine rağmen mahkemece davalının kötüniyet tazminatı istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Davacının malların teslimi hususundaki iddiaları dikkate alındığında, takibin kötüniyetli olarak başlatıldığına dair delil bulunmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatı şartları bulunmamaktadır Açıklanan nedenlerle;

davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf isteminin reddine; davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ise de mazeretsiz olarak arabuluculuk toplantısına katılmayan davalının, davacının kendisine ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinden sorumluluğu ve vekalet ücreti alacağının buna göre belirlenmesi gerektiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükümleri dikkate alınarak davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata/eksiklik tekrar yargılama yapılmasınıgerektirmediğinden, yeniden karar verilerek davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:1- Katılma yoluyla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/87 Esas - 2021/607 Karar sayılı 20/09/2021 tarihli kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Davanın reddine;Koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gerekli 427,60-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 514,62-TL peşin harç ve 120-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 634,62-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 207,02‬-TL'nin isteği halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına AAÜT'ne göre davalı lehine takdir edilen 7.460,63-TL vekalet ücretinin, 6325 sayılı Kanunun 18/A/11.

maddesi uyarınca yarısına karşılık gelen 3.730,32-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Yatırılan 59,30‬-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/75923 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.