Fatura vadesinin dolmasıyla borç muaccel olur, temerrüt ihtarı şart değildir
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1000 E. 2024/1947 K. · · İlk derece: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan Cari Hesap Alacağı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım
Gerekçe özeti
Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmasa da, satış faturalarında belirtilen ödeme süresinin dolmasıyla alacak muaccel hale gelir; muacceliyet ile temerrüt farklı olgulardır ve muacceliyetin oluşması için alacaklının borçluyu ayrıca temerrüde düşürmesi (ihtar göndermesi) gerekmez. Faturaya dayalı ve muaccel hale gelmiş alacak likit nitelikte olduğundan, bu alacağa ilişkin başlatılan takibe yapılan itirazın haksız bulunması halinde icra inkar tazminatına hükmedilebilir.
Ele alınan sorunlar
Alacağın muaccel olup olmadığı ve temerrüt ihtarının gerekliliği → ret
İddia: Davalı vekili; taraflar arasında yazılı sözleşme ve kararlaştırılmış vade bulunmadığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle alacağın muaccel hale gelmediğini ve takibin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmamakla birlikte, davacı tarafça düzenlenen satış faturalarında ödeme süresinin 90 gün olduğu yazılıdır. Davacının son satış faturası 16.03.2020 tarihli olup, 90 günlük ödeme süresi bitimi olan 17.06.2020 tarihi itibarıyla bu fatura konusu alacak muaccel hale gelmiş, doğal olarak önceki tarihli tüm faturalar da muaccel haldedir. İcra takibi, tüm borç muaccel olduktan sonra 07.08.2020 tarihinde başlatılmıştır. Borcun muaccel olması ödeme zamanının, yani vadesinin gelmesidir; temerrüt ise muaccel hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikme olup, kural olarak borçlu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Muacceliyet ile temerrüt birbirinden farklı olgular olup, borcun muaccel olması için temerrüt ihtarına gerek yoktur. Dayanak faturalardaki vadelere göre icra takip tarihi itibarıyla tüm alacağın muaccel olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Alacağın likit olup olmadığı ve icra inkar tazminatı → ret
İddia: Davalı vekili; alacağın likit olmadığından icra inkar tazminatı istenemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Takip konusu alacak faturalara dayalı olup likit niteliktedir. Davalı da itirazında haksız bulunmakla, mahkemece davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Yazılı sözleşme bulunmayan ticari ilişkilerde, faturada belirtilen ödeme süresinin muacceliyet tarihini belirleyeceği ve muacceliyetin temerrüt ihtarına bağlı olmadığı yönündeki değerlendirme, benzer cari hesap/fatura alacaklarına ilişkin itirazın iptali davalarında emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muacceliyet↗ temerrüt↗ itirazın iptali↗ likit alacak↗ icra inkar tazminatı↗ cari hesap alacağı↗ ticari defter incelemesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1000
KARAR NO 2024/1947
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 18/01/2022
NUMARASI 2020/672 Esas 2022/29 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 30/12/2024
Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalının müvekkiline olan borcu nedeniyle İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız olarak borca itiraz ettiğini, davalının müvekkilinden farklı tarihlerde mal aldığını, ancak malların bedelinin bir kısmını ödemediğini, ticari ilişkiden kaynaklı olarak müvekkilinin davalıdan 244.906,28-TL alacağının olduğunu, davalının itirazının yasal dayanağının bulunmadığını belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişki herhangi bir yazılı sözleşmeye dayanmadığı gibi taraflar arasında belirlenen bir vade de bulunmadığını, müvekkilinin davacıdan aldığı hizmetlerin bedelini ara ödemeler ile gerçekleştirdiğini, davacının da bu ara ödemeleri kabul etmesiyle taraflar arasında örtülü bir ödeme ilişkisi kurulduğunu, davacının muaccel olmayan alacak için takip başlattığını, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, davacının bir ihtarda bulunmadan takibe girişmesinin kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafın düzenlemiş olduğu faturalara karşı davalı tarafın itirazda bulunmadığı, takip tarihi itibarıyla davacının 244.906,28-TL cari hesap alacağı bulunduğunun tespit edildiği, davalı taraf borcun muaccel olmadığını, kendilerine ihtarat yapılmadığını beyan etmiş ise de, raporda BA-BS formlarında belirtildiği üzere 244.906,28-TL borç muaccel olup, takip tarihi itibarıyla istenebilir iken davacının doğrudan takip yoluna gitmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak davacının davalıya karşı herhangi bir ihtaratı olmadığından takipten önceki dönem için işlemiş faiz talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 244.906,28-TL asıl alacak bakımından iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 ve değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, hüküm altına alınan 244.906,28-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili; davacının muaccel olmayan bir alacak için kötü niyetli olarak takip başlattığını, zira müvekkilinin davacıdan aldığı hizmetlerin bedelini ara ödemeler ile gerçekleştirdiğini, davacının da bu ara ödemeleri kabul etmesiyle taraflar arasında örtülü bir ödeme ilişkisi kurulduğunu, bu ilişki kapsamında davacının müvekkilinden ödeme talebinde bulunmadığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle alacağın muaccel hale gelmediğini, bu nedenle takibe itirazın haklı olduğunu ve davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, takip tarihi öncesinde müvekkilince davacıya ödemeler yapıldığını, davacının müvekkiline ödeme talepli ihtarname keşide etmiş olması halinde bakiye borcun ödenebileceğini, bu nedenle davacının alacak için yargı mercilerine başvurma zorunluluğunun bulunmadığını, ayrıca alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı istenemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, cari hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda; davacı tarafından düzenlenen satış faturalarının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların taraf şirketlerce vergi dairesine bildirilmiş olduğu, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 244.906,28-TL alacaklı olup, davalının ticari defterlerinin de cari hesap bakiyesinde davacı defterleri ile mutabık olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekilince; taraflar arasındaki ilişkinin bir sözleşmeye dayanmadığı, kararlaştırılmış bir vade tarihinin bulunmadığı, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden alacağın muaccel olmadığı ileri sürülmüştür.
Somut olayda taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmamaktadır. Ancak davacı tarafça düzenlenen satış faturalarında, ödeme süresinin 90 gün olduğu yazılıdır. Davacının son satış faturası 16.03.2020 tarihli olup, 90 günlük ödeme süresi bitimi olan 17.06.2020 tarihi itibariyle bu fatura konusu alacak muaccel hale gelmiş olup, doğal olarak davacının önceki tarihli tüm faturaları da muaccel haldedir. İcra takibi ise tüm borç muaccel olduktan sonra 07.08.2020 tarihinde başlatılmıştır. Davalı vekilince, ayrıca müvekkili temerrüde düşürülmediğinden dolayı da alacağın muaccel olmadığı ileri sürülmüştür. Ancak borcun muaccel olması, ödeme zamanının, yani vadesinin gelmesidir. Temerrüt ise muaccel hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak bu tür bir borcun borçlusu, ancak alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer.
Dolayısıyla alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgular olup, borcun muaccel olması için temerrüt ihtarına gerek yoktur. Bu durumda dayanak faturalarda belirlenen vadelere göre icra takip tarihi itibariyle tüm alacağın muaccel olduğu anlaşılmakta olup, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer yandan takip konusu alacak faturalara dayalı olup likit niteliktedir. Davalı da itirazında haksız bulunmakla, mahkemece davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerindedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 16.729,55-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 4.182,39-TL harcın mahsubu ile kalan 12.547,16-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 13-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/12/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/75888 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi